KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1044 - 2025/641
- Esas no
- 2024/1044
- Karar no
- 2025/641
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29.03.2024
- Numarası
- 2023/114 Esas 2024/218 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 20.05.2025
Karar Metni
1.839 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04.09.2015 tarihinde, davacılar desteği ...’ın sevk ve idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı traktörün tek taraflı kaza yapması sonucu destek ...’ın vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları ve munzam zarardan kaynaklanan hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş ... için 10.000 TL, davacı çocuk ... için 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsü desteğin tam kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacıların tazminat talep edemeyeceğini, kazanın meydana geldiği yerin karayolu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazanın meydana geldiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de.
“Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakıldığı,
dava dışı sürücü/muris ...'ın adına kayıtlı bulunan ve davalı sigorta şirketine zorunlu malî mesuliyet sigortalı olan araç ile kendi kusuru ile gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiği, bu itibarla dava dışı sürücü/muris ... yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince üçüncü kişi olmadığı,
dolayısıyla davacı mirasçıların da üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin de muris’in hak sahipleri olan davacılara karşı sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddi gerektiği, aksi düşünülse dahi, eldeki davada kazanın gerçekleştiği yerin keşif neticesi düzenlenen bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere Karayolu niteliğinde bulunmadığı, 2918 sayılı KTK’nın 2.maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı açıklanmış ve aynı maddenin (a) ve (b) bentlerinde tadadi olarak sayılan yerlerde de bu kanun hükümlerinin uygulanacağının belirtilmiş olduğu,
o halde, motorlu aracın Karayolu olmayan veya karayolu sayılan yerlerden olmayan herhangi bir yerde oluşturduğu rizikolar sonucu oluşan zararlardan işletenin sorumluluğu KTK’nın 85/1.maddesi hükmüne tabi olmayacağı gibi 2918 sayılı kanun gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi uyarınca işletenin 3.kişilere karşı vermiş olduğu zararlar nedeni ile sorumluluk üstlenen sigorta şirketinin de sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana geldiği yerin karayolunda gerçekleştiğini, orman yolu olduğunu, kamuya açık bir alan olduğunu, orman yollarının karayolu kapsamında olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 04.09.2015 tarihinde, davacılar desteği ...’ın sevk ve idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı traktörün tek taraflı kaza yapması sonucu destek ...’ın vefat ettiğini belirterek davacı eş ... müteveffanın kızı ... için destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nın 77/1 maddesi "Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır." hükmünü içermektedir.
HMK'nın 114/1 maddesinde dava şartları düzenlenmiş, maddenin (d) fıkrası ile "tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması"; (e) fıkrası ile "dava takip yetkisine sahip olunması", (f) fıkrası ile de "vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması" gerektiği belirtilmiştir.
HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder" düzenlemesi yer almaktadır.
HMK'nın 355.maddesine göre, istinaf incelemesi istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılır ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun re'sen gözetilmesi gerekir.
Somut olayda, dava dilekçesinin davacılar ... ve ... vekili olarak Av.... tarafından sunulduğu, ekinde davacı ...’ın kendi adına, çocuğu ... adına velayeten verdiği vekaletnamenin bulunduğu görülmüşse de, davacı ...’ın 01.02.2003 doğumlu olduğu ve davanın açıldığı 15.02.2023 tarihinde reşit olduğu, davacı ... tarafından Av....’ya verilmiş bir vekaletnamenin dosyada bulunmadığı, davacı ...’ın, yetkisiz vekil tarafından yapılan yargısal işlemlere muvafakat ettiğine dair dosyada bir beyanı bulunmadığı gibi Dairemizce, davacı ...’a, davacılar vekili sıfatıyla istinaf başvurusunda bulunan Av....’nın istinaf başvuru dilekçesine muvafakat edip etmediğini bildirmesi yönünden çıkarılan ihtarlı davetiyenin davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından dosyaya bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Davacılar vekili olarak istinaf başvuru dilekçesi sunan Av...., istinaf aşamasında sunduğu 24.07.2024 tarihli dilekçesinde, davacı ...’ın reşit olduktan sonra kendisine vekalet vermediğini, sadece davacı ... yönünden vekaletnamesinin bulunduğunu bildirmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı ... yönünden açılan davanın, yetkisiz vekil tarafından açıldığı, davacı tarafından yetkisiz vekil tarafından yapılan yargısal işlemlere muvafakat edilmediği anlaşıldığından davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken anılan davacı yönünden de davanın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesine göre sigortalının ... olduğu, poliçenin 20.01.2015-20.01.2016 tarihleri arasında geçerli olduğu görülmüştür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir Genel şartlar ile yapılan değişiklerin uygulanma zamanı. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.1. Amaç" başlıklı maddesinin. 2. fıkrasının son cümlesinde. "Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür.
Bu Genel Şartlar ve sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır," düzenlemesi 02.02.2016 tarihindeki değişiklik ile "Bu Genel Şartlar" kaza tarihi itibariyle uygulanır ibaresi çıkarılıp sadece " sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır" olarak değiştirilmiş, C.11. maddesinde ise "Bu genel şartların yürürlük tarihinden sonraki akdedilmiş sözleşmelerde uygulanacağı" düzenlemesi yapılmıştır.
Dava konusu olayda davalı tarafından düzenlenen zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 20.01.2015 tarihinde düzenlendiğinden, poliçenin düzenleme tarihinden sonra 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartların uygulanması mümkün görülmediğinden, davalının sorumluluğunun kapsamı Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunun haksız fiile ilişkin hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiği 07.03.2015 tarihi itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarih 2017/17-1089 E- 2019/294 K. sayılı ilamı ve 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere.
Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile,
destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiş olduğundan davacıların talebinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, bağlantı sağlayan tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir.
Somut olayda, davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerin, orman yoluna yakın mesafede tomruk taşıma alanı olduğu, burada bulunan tomrukların traktöre yüklenerek taşındığı, dolayısıyla orman yolu ve karayolu ile bağlantısının bulunduğu anlaşılmaktadır. 2918 sayılı KTK'nun 2. maddesi gereğince, kazanın meydana geldiği yerin karayolu bağlantısı olduğundan karayolu sayılan yerlerdendir. Bu nedenle, davacıların zararının poliçe teminatı kapsamında olduğu anlaşıldığından aksi yönde gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/11142 Esas 2019/461 Karar, 2016/8717 Esas 2019/4077 Karar, 2016/5344 Esas 2019/2560 Karar, 2015/3899 Esas 2017/9550 Karar sayılı kararları).
Bu durumda mahkemece davanın esasına girilerek taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmediğinden HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/1044, K. 2025/641, 9 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama