İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/14 K.2024/352

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Esas2024/14Karar2024/352Tarih14 Mart 2024Okuma11 dk · 2.172 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
14 Mart 2024
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/14 - 2024/352
Esas no
2024/14
Karar no
2024/352
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/11/2023
Numarası
2023/213 Esas 2023/746 Karar
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
—
Davanın konusu
İtirazın İptali
Yazılma tarihi
05/04/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.172 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, davacı sigorta şirketi tarafından 15/09/2018-15/09/2019 tarihleri arasında geçerli olarak davalı ... adına kayıtlı ... plakalı araç için zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, 05.10.2018 tarihinde sigortalı aracın dava dışı ...'ün idaresindeyken sebebiyet verdiği kazada ... plakalı aracın hasara uğradığını ve ekspertiz incelemesi yapılarak 52.524.74 TL hasar tespit edildiğini, hasarın aracın kasko sigortacısı HDI Sigorta AŞ tarafından giderildiğini ve hasara sebebiyet veren ... plakalı aracın sorumluluk sigortacısı olan davacı sigorta şirketine rücu edildiğini,

davacı sigorta şirketi tarafından sigorta poliçesi teminat limiti dahilinde HDI Sigorta AŞ’ye 36.000,00 TL ödeme yapıldığını, kazada sigortalı ... plakalı aracın sürücüsü ... alkollü olup direksiyon hakimiyetini kaybederek kazanın meydana gelmesinde tam kusur olduğunu, alkollü araç kullanımının Türk Ceza Kanunu'nun 179. maddesi kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunu oluşturduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar’ın B.4 maddesi uyarınca rücu hakkı doğduğunu,

davalıya oluşan hasarla ilgili gönderilen rücu ihtarına rağmen ödeme yapılmaması üzerine İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek borçlunun İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davaya bakmaya asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, davalının araç kiralama işi yapmakta olduğunu ve adına kayıtlı bir çok aracı kiraya verdiğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, icra takibinin yapılan itiraz üzerine durduğunu, ekte sunulan arabuluculuk tutanağından anlaşılacağı üzere taraflar arasında itirazın iptali davası açılmadan önce gerçekleştirilmesi gereken arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ve anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk bitiş tarihine göre davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını,

davalının maliki olduğu aracı 03/10/2018 tarihinde 14 aylığına uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile teslim ettiğini, sözleşmenin ayrıca Emniyet Müdürlüğünün ilgili birimine bildirildiğini ve davalının işleten sıfatını kaybettiğini, maddi ya da manevi hiçbir zarardan sorumlu tutulamayacağını, benzer nedenlerle açılan davaların reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ... plakalı aracın kasko sigortacısına ödenen hasar bedelinin sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle davalıdan rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 36.000,00TL asıl alacak ve 4.686,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.686,90TL'nin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluya örnek 7 ödeme emrinin tebliğ edildiği,

davalı borçlunun borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce 01.02.2021 tarihinde arabuluculuğu başvuru yapıldığı, 17.02.2021 tarihinde sürecin anlaşamama ile sonuçlandığı ve son tutanağın düzenlendiği, Tüketici Mahkemesinde davanın 28.10.2022 tarihinde açıldığı,

İİK'nun 67/1. maddesi gereğince takip talebine itiraz eden alacaklı itirazın tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali davası açabileceği, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 sayılı dosyasında itirazın davacıya tebliğ edildiğine dair belge bulunmamakla birlikte davacı tarafından arabuluculuğa başvuru tarihi olan 01.02.2021 tarihinde itirazın öğrenildiği anlaşılmış olup arabuluculuk sürecinde süreler işlemediğinden son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde İİK'nun 67/1. maddesi gereğince itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açılması gerekirken davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.10.2022

tarihinde açıldığı gerekçeleriyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvurusunda, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, İİK’nin 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davası açabilmek için öngörülen zamanaşımı süresinin ancak itirazın tebliği ile işlemeye başlayacağını, Kanun'un bu hükmünün emredici nitelikte olup yoruma açık olmadığını, emredici nitelikteki hükme aykırı olarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuk başvurusu yapılmış olması nedeniyle öğrenildiği yorumuyla zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddinin hatalı olduğunu, davaya konu ödeme emrine itirazın davacı şirkete tebliğ edilmediğini,

tebliğ edilmeden itirazdan haberi olmasının mümkün olmadığını, davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Davacı vekili, 05/10/2018 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı kişiye ait ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle bu aracın kasko sigortacısına davacı sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olması nedeniyle Genel Şartlar'ın B.4 maddesi uyarınca rücuen tahsili talebiyle davalı sigortalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın 2004 sayılı İİK'nin 67/1. maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

2004 sayılı İİK'nin İtiraz süresi ve şekli başlıklı 62. maddesinde "İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.

Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir." hükümlerine yer verilmiş, Kanun'un itirazın hükmü başlıklı 66/1. maddesinde ise "Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder.

Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur." düzenlemesine yer verilmiştir.

İtirazın iptaline ilişkin davaların dayanağını oluşturan İİK'nun 67.maddesinin birinci fıkrasında; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir " hükmü yer almaktadır.

Hak düşürücü süreler, hak sahibinin hakkın korunması için kanun veya sözleşme ile belirlenen süre içerisinde belirlenen eylem veya işlemleri yapmaması nedeniyle hakkın sona ermesi sonucunu doğuran sürelerdir ve kanunla düzenlenmeleri asıldır. Bu nitelikte süreler geçtiyse hak kendiliğinden son bulur (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 5. Bası, C.

2, İstanbul, 1985-1988, s. 1385 vd., Reisoğlu, S.: Genel Hükümler, 15. Bası, İstanbul 2002, s. 348). Uyuşmazlığa konu dava itirazın iptali istemine ilişkin olup, bu davalar yönünden hak düşürücü sürenin başlangıcı, aşağıda ayrıntılarına değinileceği üzere, kanun lafzına göre ödeme emrine itirazın alacaklı veya vekiline “tebliğ”idir. Bu noktada tebliğ kavramının hukuki anlam ve mahiyetinin irdelenmesi yerinde olacaktır.

Tebligat, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usullere uygun bir biçimde yazı veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemidir (Yılmaz, E. /Çağlar, T.: Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 39). Tebligatın iki boyutu vardır. İlk olarak tebligat ile ilgili kimse bir hukukî işlem hakkında bilgilendirilir. Ancak, bilgilendirme işleminin tebligat olarak nitelendirilmesi için belgelendirilmesi gerekmektedir.

Belgelendirme, diğer bir ifade ile tevsik, tebligatın ikinci boyutunu teşkil eder (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s. 168. Kuru, B./Yılmaz, E./Arslan, R.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2013, s.725).

Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, kişilerin kendileriyle ilgili hukuki bir prosedür hakkında bilgi sahibi olmalarını gerektir ve bu gereklilik ilgiliye yapılacak tebligatla sağlanacağından tebliğ işlemlerinin adil yargılanma hakkının gerçekleştirilmesi bakımından büyük önem taşıdığı açıktır (Konca, N. K.: Türk Hukukunda Tebligata İlişkin Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri, TBB Dergisi, sayı: 2014-114, s. 240).

Tebligat ile ilgili yasal düzenlemeler tamamen şekli olduğundan, gerek tebliğ işlemi, gerekse tebliğ tarihi kural olarak ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin bu konuda etkili önlemler almış olmasının amacı, tebligatın bir an evvel muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır.

İcra hukukunda da tebligat yapılmasına ilişkin pek çok yasal düzenleme mevcuttur ve icra dairelerince yapılacak tebliğ işlemleri kural olarak Tebligat Kanunu hükümlerine göre yürütülür.

Bu yönde İİK’da bulunan düzenlemelerden bir kısmı, somut olayla sınırlı olarak inceleme yapmak gerekirse, genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde borçlunun ödeme emrine itirazının hükümden düşürülmesine ilişkin maddeler (m.67, 68) içerisinde yer almaktadır. Anılan düzenlemelere göre, süresi içinde yapılan geçerli bir itiraz ile veya gecikmiş itiraz nedeninin icra mahkemesince kabulü üzerine duran icra takibine devam edebilmek için alacaklının başvurusu ile itirazın hükümden düşürülmesi lazımdır ve bunu temin gayesiyle alacaklının ya itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir.

Bu doğrultuda; takip konusu alacak İİK’nın 68, 68-a maddelerindeki belgelerden birine dayanmaktaysa, alacaklı dilerse icra mahkemesinde itirazın kaldırılması, dilerse mahkemede itirazın iptali davası açma (m.67) yoluna gidebilir. Ancak yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, alacaklı seçim hakkını mahkemede dava açmak suretiyle kullanmışsa, bu defa dava derdest iken bunu olduğu gibi bırakarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz.

Hatta evvelce icra mahkemesine başvuran alacaklı, sonra mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmışsa, bu davanın derdest olduğu sırada, tekrar icra mahkemesine dönerek ilk müracaatını yineleyemez. Bununla beraber önce itirazın kaldırılmasını talep eden alacaklı, bu yolu bırakarak itirazın mahkemede iptalini isteyebilecektir (Değnekli, A.: İtirazın İptali Davası, Ankara 2013, s.79).

Hem itirazın iptali davası, hem de itirazın kaldırılmasında kanun koyucu hak düşürücü süreler öngörmüş olup, bu süre itirazın kaldırılması için altı ay (m.68, 68-a), itirazın iptali davası için bir yıldır (m. 67). Her ikisinde de süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve tebliğ yukarıda açıklandığı üzere Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır. Yerleşik uygulamada da bu sebeple ödeme emrine itiraz Tebligat Kanunu’nun düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı).

Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır.Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde,

tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir (Yargıtay HGK, 28/02/2019 tarihli, 2018/13-602 Esas, 2019/218 Karar sayılı kararı).

Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 Esas sayılı dosyasında davacı sigorta şirketi tarafından davalı sigortalı ... ve dava dışı ... hakkında 36.000,00 TL asıl alacak ve 4.686,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.686,90 TL için ... plakalı araca verilen hasara ilişkin ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalı ... vekilinin 15/06/2020 tarihli itiraz dilekçesi üzerine 17/06/2020 tarihli karar tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına karar verildiği,

davacı vekili tarafından 01/02/2021 tarihli başvuru ile davacı sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın tahsiline yönelik İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2020/9880 Esas sayılı icra takibine konu borç için Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu uyarınca arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve 17/02/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı düzenlendiği, itirazın iptali talebine ilişkin eldeki davanın ise 28/10/2022 tarihinde açıldığı,

davalının takibe itiraz dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin bilgi mevcut değil ise de 2004 sayılı İİK'nin 67/1 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması bakımından itirazın tebliği ile amaçlanan gerek bilgilendirme ve gerekse tevsike ilişkin tüm unsurların davacı tarafça takibe konu icra dosyasına vaki itirazın sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak başlattığı hukuki süreç olan arabuluculuk yoluna başvuru tarihinde gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği, aksi düşünce itirazın iptali davalarının belli bir sürede açılmasını öngören Kanun hükmüne uygun düşmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda açıklanan olgular, somut olayın özelliği ve 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/15. maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusundan son tutanağın düzenlenme tarihine kadar hak düşürücü sürenin işlemeyeceğine ilişkin hüküm bir bütün halinde değerlendirildiğinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 17/02/2021 tarihte hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağı, davanın açıldığı 28//10/2022 tarihine kadar da 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,

5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca karar tebliği, harç tahsil, mahsup ve iade işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/14, K. 2024/352, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14
Karar No
2024/352
Tarih
14 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/15 K.2024/108
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/15 K.2024/244
  • İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2024/15 K.2024/23
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/15 K.2024/233
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/16 K.2024/174
  • İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/16 K.2024/155

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.