İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/339 K.2025/1715

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf…

Esas2024/339Karar2025/1715Tarih26 Aralık 2025Okuma15 dk · 2.926 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Aralık 2025
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/339 - 2025/1715
Esas no
2024/339
Karar no
2025/1715
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
15.11.2023
Numarası
2023/50 Esas 2023/821 Karar
Davanın konusu
Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Manevi Tazminat
Yazılma tarihi
05.01.2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.926 kelime·15 dk okuma·5 bölüm

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili dava dilekçesinde.

13.09.2022 tarihinde müteveffa ...'ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu, minibüsten indiği ve yaya olarak bulunduğu esnada, park etmede alınacak tedbirlere uymaksızın park edilen, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı, davalı tarafından İhtiyari mali sorumluluk Sigortalı (İMMS) ile sigortalanan otobüsün yokuş aşağı kayması nedeni ile davacıların murisinin otobüs ile minibüs arasında sıkışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, vefat edenin davacılar ...’ın eşi, ...’in kızı, ...'in kardeşi olduğu,

dava konusu trafik kazasının oluşumunda davacıların murisinin hiçbir kusuru bulunmadığını, davalıların manevi zararından, davalı sigortanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacılardan ... yönünden 500.000,00-TL, ... yönünden 300.000,00-TL ve ... yönünden 150.000,00-TL olmak üzere toplam 950.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirket ancak sigortalısının kusuru oranında ve teminat limitleri ile sınırlı olarak zarardan sorumlu olduğunu, somut olayda kaza tespit tutanağında da savcılık dosyalarında açıkça görüleceği üzere trafik kazasına karışan ... plakalı sigortalı aracın park halinde olduğunu, mekanik aksamı çalışmayan ve hareket etmeyen araçların işletilme halinde olmadığını, aracın park halinde olmasından dolayı aracın işletme halinde kabul edilemediğini,

dava konusu olayda zarar iddiasının zorunlu mali mesuliyet sigortasının genel şartlarında A.6 m. gereğince teminat dışı olduğunu, bu maddenin a bendine (işletilme halinde olmayan araçların sebep olacağının zararlar) açıkca belirtmiş olup davalı şirketin dava konusu talepler bakımından sorumluluğu bulunmadığını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacının usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini,

davacının başvuru şartlarını eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmuyor ise; dava şartı yokluğu nedeni ile huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğu , dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı araca ait İMMS poliçesinde, manevi tazminat klozu mevcut olup kaza başına limitinin 2.500.000,00-TL olduğu, Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/474E. sayılı dosyasında, dava konusu trafik kazası nedeni ile araç sürücüsü ... aleyhine TCK'nın 85/2, 53/1, 63 maddeleri gereğince üzerine atılı taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile açılan kamu davası olduğu , yargılamanın derdest olduğunun anlaşıldığı.

2918 Sayılı KTK'nın doğrudan doğruya talep ve dava hakkı başlıklı 97. maddesi gereği sigorta şirketine başvurunun ZMMS yönünden getirildiğini, somut uyuşmazlıkta ise davacıların manevi tazminat isteminin dayanağının, ZMMS değil; davalının tanzim ettiği İMMS olduğundan, KTK'nın 97.maddesi gereğince sigorta şirketine davadan önce başvuru zorunluluğu bulunmadığından, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde görülmediği.

Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan raporda; trafik kazasına karışan aracın sürücüsü dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki otobüs ile seyir halinde iken iniş eğimli olay yerinde aracını park ettikten sonra, aracının teknik özellikleri ve yol eğimini göz önünde bulundurarak aracının harekete geçmesini engelleyecek uygun ve yeterli tedbirleri almadığı, otobüsten indikten bir süre sonra ise sürücüsüz şekilde eğimli yolda harekete geçerek hızlanan otobüsün kazaya sebebiyet verdiği olayda asli (%100 oranında) kusurlu olduğu,

sürücü ...'ın idaresindeki 35 M 3536 plakalı minibüs ile olay mahallinde yolcu indirmek üzere duraklama halinde bulunduğu esnada diğer müteveffa ve müştekiler ise minibüs içinde yolcu olarak bulundukları veya minibüsten inmiş bulundukları sırada, karşı yönden yokuş aşağı sürücüsüz şekilde kontrolsüzce hızlanarak gelen otobüs nedeniyle meydana gelen olayda atfı kabil kusuru bulunmadığının mütala edildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ise;

açılan davanın davalı sigorta şirketine manevi tazminat klozu içeren ve dava konusu trafik kazası tarihi itibariyle geçerli kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacılar desteğinin vefatı nedeni ile manevi tazminatı istemi olduğu, desteğin vefat ettiği trafik kazasında kusursuz olup park halindeki aracının aniden hareket etmesine dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu (% 100) eylemi ile sebebiyet verdiğinin dosyaya sunulan ve benimsenen kusur raporunda ortaya konulduğu,

davacılar desteğinin 13.11.1995 doğum tarihli olup dava konusu 13.09.2022 tarihinde gerçekleşen trafık kazası nedeni ile 27 yaşında ve oldukça genç bir yaşta vefat ettiği, geride kalan eşi olan davacı ... ile diğer davacı anne ve kız kardeşinin kendisinin son derece trajik ve ani şekilde gerçekleşen vefatı nedeni ile ağır travma yaşadıkları, kaza sonrasındaki süreçte ise, yaşayacakları post-travmanın etkilerinin de giderilemez nitelikte olup kalan yaşam sürelerinde ağır psikolojik bunalım ve acı ile birlikte yaşamak zorunda kalmalarını sonucunu doğurmasının ruhsal ve bilimsel kabuller çerçevesinde tartışmasız bir gerçeklik olduğu,

davacıların 6098 Sayılı TBK'nun 56//2.

Maddesi gereğince manevi tazminat talep edebileceği, somut uyuşmazlıkta isteme dayanak kazanın tarihi, kazanın oluş şekli, davacının kaza tarihindeki yaşı ile ölüm olayının gerçekleşme biçimi, davacıların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları ile güncel ekonomik gelişmeler ve asırı enflasyon olgusuna dayalı olarak paranın satın alma gücündeki olumsuz değişimler, davacıların desteklerinin bu şekilde vefatı nedeni ile davacıların maruz kaldığı ağır psikolojik travma ve manevi çöküntü doğuran acı ve ıstrap ile elemin boyutu ile manevi tazminatın amacı, zenginleştirme ve fakirleştirme amacı taşımaması, caydırıcı olması,

özendirici olmaması ve 22.06.1966 tarih, 1966/ 7 Esas-7 Karar sayılı YİBK kararındaki kriterler ile hakkaniyet ilkesi birlikte gözetildiğinde davanın kabulünün yerinde olacağı gerekçesiyle.

“Davanın kabulü ile; davacılardan ... lehine takdiren 500.000,00-TL, diğer davacı ... lehine 300.000,00-TL ile davacı ... lehine takdiren 150.00,00-TL olmak üzere toplam 950.000,-TL manevi tazminatın trafik kazasının gerçekleştiği 13.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; vekalet ücretinin eksik takdir edildiğini, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, manevi tazminatın amancına ve niteliğine uygun takdir edilmediğini, zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, mahkemece, zarar görenlerin çokluğunun nazara alınmadığını, başka kişilerinde dava açma ihtimalinin yüksek olduğunu, tek mağdurların davacılar olduğu kabul edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, faizi başlangıcının KTK’nın 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonu olması gerektiği, faizinde yasal faiz olması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak olarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava; trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle, TBK'nın 56/2 maddesi kapsamında vefat edenin yakınları tarafından talep edilen manevi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Olay tarihinde, davalı tarafından İMMS ile sigortalanan aracın, iniş eğimli yolda gerekli önlemleri alınmaksızın park edilmesi sonrasında, aracın kendiliğinden harekete geçtiği ve yol kenarında yolcu indirmek için duraklayan minibüsten inen ve minibüsün arka kısmında bulunan davacıların yakını olan ...'a ve minibüsün arka kısmına çarpması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, kaza neticesinde, davacıların yakını yanı sıra, bir kişinin daha vefat ettiği ayrıca 4 kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek şekilde yaralandığı, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasından anlaşılmıştır.

Kaza, neticesinde vefat edenin davacı ...'ın eşi, davacı ...'in kızı, davacı ...'in kız kardeşi olduğu, davacıların davadan önce manevi zararlarının, davalı tarafından tazmini için dava şartı arabuluculuk yoluna müracaat ettiği, arabuluculuk yolu ile anlaşamamaları sonrasında eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.

1-Davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde. Davacıların manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da ve eylemin niteliği açısından da değerlendirme yapılmalıdır.

Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, eylemin niteliğine (kasıtlı ya da taksirli olması), tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat, aynı anda tarafların ikisini de memnun etmese dahi adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem hâline gelmiştir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hâllerde hâkimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Bunun yanı sıra, İMMS kapsamında manevi tazminat taleplerinde, sigorta şirketi işletenin sorumluluğunun üstlendiğinden, manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde sigorta şirketinin ekonomik gücü yahut, teminat limitinin yüksekliği değil, zarardan sorumlu olan sürücü ve işletenin sosyal ekonomik durumu nazara alınmalı ve manevi tazminatın belirlenmesinde, asıl sorumlular (sürücü ve işleten) açısından haksız fiil tarihinde temerrütün gerçekleştiği nazara alınarak, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü gözetilerek karar verilmelidir.

Somut olayda, otobüs sürücüsünün gerekli önlemleri almaksızın iniş eğimli yola park ettiği aracın, kendiliğinden harekete geçmesi neticesinde trafik kazası meydana gelmiş olup, kaza neticesinde davacıların yakınları, yanı sıra ölen ve yaralananların olduğu anlaşılmaktadır.

Kaza neticesinde maddi ve manevi zarar görenlerin sayısı gözetildiğinde, salt davacıların duyduğu acının büyüklüğü ve kaza tarihine göre belirlenmesi gereken manevi tazminata yönelik olarak "ülkenin ekonomik koşulları ile güncel ekonomik gelişmeler ve asırı enflasyon olgusu gibi" sebeplerle takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tazminatın amacına ve niteliğine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

Kazanın taksirli bir eylem olması yanı sıra kaza tarihi ve kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, kazada vefat eden ve yaralananların çokluğu ve talep edilen manevi tazminatın yansıma zarar niteliğinde olması nazara alındığında, davacı eş ... için 200.000,00 TL, davacı anne ... için 150.000,00 TL, davacı kardeş için 50.000,00 TL manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde, hak ve nesafete daha uygun olacağından, davalının manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.

2-Davalı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesi gerekçesinde, faiz başlangıcına ilişkin değerlendirme yapılmaksızın, ancak İMMS kapsamında, sorumluluk davalarında KTK'nın 97. maddesinin uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle, kaza tarihinden itibaren avans faize hükmediliği anlaşılmaktadır.

Öncelikle, 2918 Sayılı Yasa'nın 100. maddesinde düzenlenen "İhtiyari mali sorumluluk sigortasına uygulanacak hükümler" maddesinde "Bu Kanunun sorumluluğun kaldırılması veya tazminatın azaltılmasına ilişkin 95 inci maddesi, doğrudan doğruya talep ve dava hakkına ilişkin 97 nci maddesi ve zamanaşımına ilişkin 109 uncu maddesi ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır." denildiğinden,

sigortaya başvuru şartı, ZMMS kapsamında sigortaya karşı açılan davalar yanı sıra İMMS kapsamında açılan davalar açısından da aranacağından, mahkemenin gerekçesi bu açıdan yerinde değil ise de, davacının, dava öncesinde arabuluculuk yolu ile de olsa sigortaya başvurusunun gerçeklemiş olması karşısında, buna ilişkin başvuru şartının yerine getirildiğinin kabulü gerektiğinden, söz konusu gerekçe sonuca etkili görülmemiş, bu hususu davalının temerrütü açısından değerlendirilmiştir.

Sorumluluk sigortalarında, haksız fiil kapsamında zarar verenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin, zarar veren gibi TBK'nın 117. maddesi kapsamında olay tarihinden itibaren temerrüt faizinden sorumlu tutulup tutulamayacağı, eldeki davada uyuşmazlık konusudur.

2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde, ZMMS kapsamında sigorta şirketinin ancak kendi temerrütünden sorumlu olacağı kabul edilerek, temerrüt başlangıcı düzenlemiş iken, İMMS kapsamında sigortanın sorumluluğuna ilişkin olarak KTK'nın 100. maddesinde, KTK'nın 99.maddesine atıf yer almadığından, İMMS kapsamında sorumluluğa ilişkin olarak, KTK'nın 99. maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.

Öte yandan İMMS Genel Şartlarında da, ayrı bir temerrüt maddesi öngörülmediğinden, sigorta şirketinin temerrütü açısından sırasıyla 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun, sigortacılık kitabındaki hükümler, burada da hüküm bulunmaması halinde 6098 Sayılı TBK'nın Genel Hükümleri nazara alınmalıdır. TTK'da sigortalar açısından özel temerrüt hükmüne yer verilmiş ise TBK'ın Genel Hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmaktadır.

Bu çerçevede; TTK'nın 1475 maddesinde sorumluluk sigortalarında bildirim yükümlülüğü düzenlenmiş ve maddede " (1) Sigortalı sorumluluğunu gerektirecek olayları, on gün içinde, sigortacıya bildirir.

(2) Sigortalı kendisine yöneltilen istemi, aksi kararlaştırılmamışsa derhâl sigortacıya bildirir. Bu bildirim üzerine veya zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurması hâlinde 1427 nci madde uygulanır.

(3) Bildirim yükümlülüğünün ihlali hâlinde, 1446 ncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri kıyas yolu ile uygulanır." denilmiş, TTK'nın 1427 maddesinde sigortadan alacağının ne zaman muaccel olacağı ve temerrütün ne zaman gerçekleşeceği düzenlenmiş ve maddede "1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir.

(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.

(3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder.

(4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.

(5)Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir." denilerek, alacağın ihbardan itibaren 45 gün sonra muaccel (istenebilir, vadesi gelen) olduğu, muaccel olduğu tarihte de ayrıca yeninden ihtara gerek kalmaksızın temerrüttün gerçekleştiği kabul edildiğinden, sigorta şirketinin sorumluluğu açısından TBK'nın Genel Hükümleri çerçevesinde kaza tarihinden itibaren temerrütün gerçekleştiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.

Davacı, ihbarda bulunmaksızın dava açtığı durum açısından ise, kural olarak dava tarihinden itibaren temerrütün gerçekleştiği kabul edilmekle birlikte, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından emsal içtihatlarında, dava şartı arabuluculuğa tabi davalarda arabuluculuk başvuru tarihinde temerrütün gerçekleştiği kabul edildiğinden, dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihinde temerrütün gerçekleştiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 4. H.D. 2023/5939 E. 2024/468 K..

2021/18933 E. 2021/4438 K"Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen bakıcı gideri zararı bakımından temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalının temerrüt tarihinin yanlış belirlenmesi doğru değil bozma sebebi ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. ")

Somut olayda; davacılar tarafından, sigorta şirketine müracaat edilmeksizin, 03.01.2023 tarihinde doğrudan dava şartı arabuluculuk yoluna müracaat edilerek, tarafların anlaşamaması nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalının temerrütünün 03.01.2023 tarihinde gerçekleştiği kabul edilerek, bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.

3-Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, para ile ölçülebilen davalarda, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Buna göre; ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar tarihinde 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi eldeki uyuşmazlıkta uygulanmalıdır.

Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından yürürlükte bulunan Tarife yerine bir önceki tarifeye göre vekalet ücreti takdir ederek, vekalet ücretini eksik hesaplamış olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre; davacıların manevi tazminata yönelik taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ... için 200.000,00 TL, davacı ... için 150.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacıların talebi ve kazaya karışan aracın ticari amaçla kullanıldığı gözetilerek,

03.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davanın kısmen reddine karar verilmiş olması nedeniyle, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 326 maddesi hükümleri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri nazara alınarak, yargılama giderinin tamamından davalının sorumlu tutulmasına ve davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesisi edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

I-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,

HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,

Buna göre;

1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davacılardan ... lehine takdiren 200.000,00-TL, davacı ... lehine 150.000,00-TL ile davacı ... lehine 50.00,00-TL olmak üzere toplam 400.000,00-TL manevi tazminatın 03.01.2023 arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli karar ve ilam harcı nispi 27.324,00-TL olup davacılar tarafından peşin yatırılan 3.244,73-TL harcın mahsubu ile bakiye 23.899,37-TL harcın davalıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına,

3-Davacılar tarafından yatırılan peşin yatırılan 3.244,73-TL ile 179,90-TL olmak üzere toplam 3.424,63-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

4-Davacılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacılardan ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davanın, takdiren kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8-Bu dava kapsamında davacılar tarafından yatırılan gider avansından karşılanan toplam 2.735,25-TL yargılama giderinin HMK 326/2.m. gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE,

10-6325 sayılı yasanın 11 ve 13 m.delaletiyle 18/a maddeleri gereğince maktu 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına,

II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN

1-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ve fazladan yatırılan (738+738) 1476 TL istinaf başvuru harcının talebi halinde davacılara iadesine,

İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine;

2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 20,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 758,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 180,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 918,00 TL'nin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

4-HMK'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5- Kararın taraflara tebliğine

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/339, K. 2025/1715, 26 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  7. Iı-istinaf Harç Ve Yargılama Giderleri Yönünden
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/339
Karar No
2025/1715
Tarih
26 Aralık 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/339 K.2025/859
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/339 K.2025/840
  • İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/340 K.2025/764
  • Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/340 K.2025/1077
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/342 K.2025/1051
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2024/343 K.2025/1626

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.