KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 29 Mart 2024
- Esas No
- 2022/518 - Karar No:2024/259
- Dosya no
- 2022/518
- Karar no
- 2024/259
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/02/2022
- Numarası
- 2021/661 E-2022/130 K
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 02/04/2024
Karar Metni
1.952 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şahıs arasında 09/12/2013 tarihinde sözleme imzalandığını, sözleşme ile müvekkili yüklenicinin Malazgirt zaferi ve çini üretiminin 3D animasyonunu hazırlama işini üstlendiğini, sözleşme bedelinin 20.000 TL olarak belirlendiğini, sözleşmede Malazgirt Savaşının anlatımı için kurguya bağlı olarak 15 kadrajda, 2 dakikaya kadar uzak çekim 3D animasyonlarının yapılması,
bu animasyonların yayıncı tarafından verilecek yakın plan videolarının kurgusunun yapılması ve çini üretim süreçlerinin anlatıldığı 3D animasyon hazırlanması işlerinin kararlaştırıldığını, yapılan çalışmaların davalıya gönderildiğini ve istenilen düzeltmelerin yapıldığını, davalı tarafından sözleşmede kararlaştırılan 5.000,00 TL ilk ödemenin 13/12/2013 tarihinde, 5.000,00 TL ikinci ödemenin 02/01/2014 tarihinde yapıldığını, işin bitiminden itibaren 10 gün içinde ödenmesi gereken 10.000 TL'nin iş teslim edildiği halde ödenmediğini, davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmadığı gibi yapılan ödemenin de geri istendiğini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacak ile sözleşmenin 9. maddesinde düzenlenen 40.000,00 TL cezai şartın 09/01/2014 iş teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili.
09/12/2013 tarihli sözleşme gereği davacı tarafın taahhüt etmiş olduğu işi 7. maddede belirlenen sürede teslim edilmediğinden sözleşmeyi tek taraflı olarak ihlal ettiğini, davacı şirketçe yapılması istenen ve şartname ile belirlenen "Malazgirt Zaferi 3D animasyonu ve Çini Üretim 3D animasyonu" işinin e-maillerle uyarılara rağmen sözleşmeye ve kurum şartnamesine uygun olarak yapılıp teslim edilmediği için kurumun onay ve kabul vermediğini ve ödeme yapmadığını, yapılan işin eksik ve ayıplı olduğunun kurumca tespit edilerek tutanak altına alındığını ve bu yüzden kurum tarafından işin başka bir firmaya yaptırıldığını,
sözleşmeye göre şartnameye uygun olarak yapılacak işlerin kuruma teslim edilerek kabul onayı almasının gerektiğini, çini fırın işinin, mahkeme sürecine başlandığı için davacı tarafından kuruma teslim edilmediğini ancak animasyon örneklerinin kurum tarafından onaylandığı için hakedişlerin kurumca ödendiğini ve müvekkilinin bu işi dışarıdan başka bir firmaya daha pahalı fiyata yaptırmak ve teslim etmek zorunda kalması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, işlerin idarenin yazısından da anlaşılacağı üzere şartnameye uygun olarak yapılmadığı için iptal edilip başka bir firmaya yaptırılmasına karar verildiğini,
davacının sözleşmeyi kendi kusuru ile ihlal etmesi ve cezai şartın fahiş olması nedeniyle cezai şart talep etme hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Dava ilk olarak Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olup, mahkemece 06/02/2018 tarih ve 2015/360 Esas- 2018/82 Karar sayılı ilamı ile davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, dosyanın görevli Ankara Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Ankara 4. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda 09/09/2019 tarih ve 2018/474 Esas- 2019/278 Karar sayılı ilamı ile verilen kararın istinaf edilmesi üzerine,
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2021 tarih ve 2020/86 Esas- 2021/1076 Karar sayılı ilamı ile görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına ve dosyanın görevli nöbetçi Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevdi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar verildiği, kaldırma kararından sonra dosyanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında akdedilen 09.12.2013 tarihli, "3D Animasyonlar Hazırlama Sözleşmesi" ile davacının “Malazgirt Zaferi 3D Animasyonu” ve “Çini Üretimi 3D Animasyonu” hazırlama işini üstlendiği, buna göre davacının, Malazgirt Zaferi’nin anlatımı için, kurguya bağlı olarak,
15 kadraja, 2 dakikaya kadar, uzak çekim, 3D animasyonu ve bunların yakın plan videolarının kurgusunu ve çini üretim süreçlerine dair 3D animasyon hazırlamayı taahhüt ettiği, işin süresinin, sözleşme tarihinden (09.12.2013) itibaren bir ay olduğu (Sözleşme m.3, m.7), davalının ise sözleşme ile aldığı hakları tamamen ya da kısmen 3.şahıslara devir hakkına sahip olduğu (m.5), davalının yapılacak iş karşılığında davacıya toplam 20.000,00 TL ödeyeceği, bunun 5.000,00TL’sinin sözleşme imzalandığı tarihte, 5.000,00TL’sinin 01.01.2014 tarihinde ve 10.000,00 TL’sinin ise iş bitiminden sonra 10 gün içinde nakden ödeneceği (m.6),
yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve sözleşmenin aksine hareket eden tarafın, karşı tarafın uğradığı zararı tazmin etmeyi ve ayrıca 40.000.-TL cezai şart olarak ödemeyi taahhüt ettiği (m.9), davacının 2 adet 3D animasyon üretmeyi ve iş sahibine/ davalıya teslim etmeyi, iş sahibi ise karşılığında, 20.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği, davalının sözleşmede öngörülen 10.000,00 TL toplam tutarındaki iki ödemeyi yaptığını ancak 10.000,00 TL tutarındaki son ödemeyi, işin tam olarak teslim edilmediği gerekçesiyle yapmadığını savunduğu, sözleşmede işin süresi bir ay olarak belirlendiği,
bunun dışında herhangi bir teslim süresi özel bir kabul sürecinin de öngörülmediği, davacının, davaya konu animasyonları davalıya teslim ettiği ancak bu animasyonların açık ayıplı olduğu, açık ayıpların sözleşme süresini aşan bir tarihten daha sonra davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafından yapılan düzeltmelerle teslim edilen animasyonlara karşı davalının yine sessiz kaldığı ve davacı tarafından 06.06.2014 tarihinde çekilen ihtara cevaben gönderilen ihbar tarihi olan 19.06.2014’de, aynı iş için bir başka firma ile sözleşme imzalanmış olduğu,
bu tespitler karşısında davacının edimini kabul etmiş sayılması gerektiği ve ayıptan doğan haklarını kaybettiği, dolayısıyla davalının, sözleşmeden doğan 10.000,00TL bakiye bedeli davacıya ödemesi gerektiği gerekçesiyle, davacının bakiye bedel alacağı davasının kabulüne, hüküm altına alınan 10.000,00 TL alacağa 14.02.2014 tarihinden itibaren faiz işletilmesine, davacının cezai şartın alacağına ilişkin olarak ise; davacının davalıya teslim ettiği ediminin açık ayıplı olduğu, bunun ise edimini özenle yerine getirmediğini ortaya koyduğu,
davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmaması sebebiyle kabul etmiş sayıldığı dikkate alındığında, davacının cezai şart talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, cezai şart talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının ve özellikle teslime ve ayıp ihbarına yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, yaklaşık 7 yıldır süren yargılama boyunca herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece eserdeki ayıpların açık ayıp olduğu değerlendirilerek süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, eser sözleşmelerinde ayıp ihbarının yapılmasının şekle tabi olmayıp, her türlü delille hatta tanık beyanıyla dahi kanıtlanmasının mümkün olduğunu,
uygulamada eserin sadece fiilen teslim alınması (zilyetliğin iş sahibine geçmiş olması) eserin kesinlikle kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, zira, eserin kabulünde aranan irade açıklaması unsuruna karşılık, teslim almada iş sahibinin teslimin hukuki sonuçlarına yönelik özel bir teslim alma iradesinin bulunmasının gerekmeyeceğini (HGK 2.2.1979 tarih ve 393/80), dosyaya sunulan dilekçe ve ekinde sunulan e- mail kayıtları ile süresinde ayıp ihbarının yapıldığını ancak mahkemece söz konusu kayıtların dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda söz konusu kayıtların dikkate alınmadığını,
bu konudaki beyan ve itirazlarının mahkemece karşılanmadığını ve raporun hükme esas alınarak hatalı karar verildiğini, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 05.05.2009 tarih ve 592/2608 sayılı ve Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 12.6.2009 tarih ve 2009/2567 Esas- 2009/2953 Karar sayılı kararlarında yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre ayıp ihbarının yapılmasının şekle tabi olmadığının belirtildiğini, dava konusu animasyonların davacı tarafından ayıpsız ve eksiksiz olarak müvekkiline teslim edilmediğini, dava konusunun Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü şartnamesine uygun olarak,
Malazgirt Zaferi3D Animasyonu ve Çini Üretimi 3D Animasyonu hazırlanması sözleşmesine göre, edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususunda olduğunu, davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini ve teslimden söz edilemeyeceğini, davacının kendi beyanlarında da düzeltme taleplerinden bahsedilerek,
işin ayıplı olduğunun ikrar edildiğini, bu halde ispat yükü davacıda olup, teslimin gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini, ayıp nedeniyle sorumluluğun oluşması için öncelikle eserin teslim edilmiş olması gerektiğini, teslim keyfiyeti, bir hukuki eylem olup, teslimin, yüklenicinin ana borçları konusunda işlendiğinden;
ayıba karşı sorumluluğun da ilk koşulu olduğunu, bu nedenle davacının öncelikle eseri teslim ettiğini kanıtlaması gerektiğini (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 15.03.2012 tarih ve 177/6939), eser sözleşmelerinde ayıp hususunun 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ayıbın belirlenmesi” başlıklı 474.maddesinde düzenlendiğini, teslimin yapıldığı düşünülse bile;
dosya içeriğinden ve davacı beyanlarından ayıp ihbarının yapıldığı ve bu nedenle düzeltmelerin talep edildiği ancak bilirkişi raporuna göre bu düzeltmelerin de yerine getirilmediği anlaşılmakla, bilirkişi raporunun aksine, ayıbın açık ayıp olmadığını, teknik uzmanların incelemesi ile ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğunun belli olduğunu, zira, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yetkililerince yapılan inceleme ile eserin şartnameye uygun olmadığının ortaya çıktığını, bu durumun ortaya çıkmasından sonra zaten müvekkilinin 19.06.2014 ve 19.09.2014 tarihinde davacıya ihtarname gönderdiğini,
animasyonlardaki eksiklikler ve hataların açıkça teknik uzmanlığı gerektirdiğinden gizli ayıp söz konusu olduğunu, dosyada mevcut önceki raporda tespit edilen eksiklikler ve hataların, teknik uzmanlığı gerektiren konular olduğunu, bu nedenle ayıbın açık ayıp olmadığı Kültür Varlıkları Ve Müzeler Genel Müdürlüğü yetkililerince incelendikten sonra ortaya çıktığını, gizli ayıp yönünden davacı yüklenicinin sorumluluğunun devam ettiğinin de izahtan vareste olup, teslim alındığı iddia edilen eserin,
müvekkili tarafından kullanılamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğu hususunun dikkate alınmadan mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının edimini özenle yerine getirmediği dava dilekçesi, cevap dilekçesi, e- mail kayıtları ve dosyada mevcut bütün raporlar ile sabit olup, dosyadaki raporlarda, yapılan işin davalının işine yaramayacak ölçüde eksiklere ve hatalara sahip olduğunun, düzeltmelerin yapılmadığının ve sözleşme şartlarına uygun olmadığının sonucuna varıldığını, bu durumda, teslim alındığı iddia edilen eserin,
müvekkilince kullanılamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olduğunun aşikar olduğunu, teslimi yapılmayan eser için ayıp ihbarının da yapılamayacağını, eserin sözleşmeye uygun olmadığının ve hatta profesyonellikle ilgisi olmayan bir çalışma olduğunun tespitinin hem Genel Müdürlük yetkililerince hem de bilirkişilerce ortaya konulduğunu ancak eserin teslim edildiğinin kabulüne nasıl varıldığının anlaşılamadığını, teslimin yapıldığı düşünülse bile; dosya içeriğinden ve davacı beyanlarından;
ayıp ihbarının yapıldığı ve bu nedenle düzeltmelerin talep edildiği ancak bilirkişi raporuna göre bu düzeltmelerin de yerine getirilmediğinin anlaşıldığını, ayrıca bilirkişi raporunun aksine, ayıbın açık ayıp olmadığını, teknik uzmanların incelemesi ile ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğunu, zira Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü yetkililerince yapılan inceleme ile eserin şartnameye uygun olmadığının ortaya çıktığını, davacı tarafından, dava dilekçesi eklerinde müvekkilinin çektiği ihtarnameyi ve kendi çektiği ihtarnameyi zaten dosyaya sunduğunu,
davacının kendi delilleri ile davalı müvekkilinin ayıp ihbarında bulunduğunun ortada olduğunu, davacının kusurlu olduğunu ve kendi kusurundan yararlanmasının genel hukuk kurallarına (iyi niyet kurallarına) aykırı olup, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı tarafından 10.000 TL asıl alacak ve 40.000 TL cezai şart talep edildiğini, mahkeme tarafından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde reddedilen kısım için eksik vekalet ücretine hükmedildiğini,
davacı lehine kabul edilen 10.000 TL üzerinden AAÜT uyarınca 5.100,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği halde davalı müvekkili lehine reddedilen 40.000 TL üzerinden 6.000,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, sonuç olarak davanın mahkeme tarafından eserdeki gizli ayıpların açık ayıp olarak nitelendirilmesi ve süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, eserdeki ayıpların açık ayıp olarak kabul edilse bile müvekkili tarafından süresinde ayıp ihbarı yapıldığı da dosya kapsamı ile sabit olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek,
mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli ve cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle ilk derece mahkemesince karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince davada reddedilen miktar üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretinin hesaplanıp hükmedildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2022/518, K. 2024/259, 29 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama