KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Esas No
- 2023/129 - Karar No:2025/473
- Dosya no
- 2023/129
- Karar no
- 2025/473
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2022
- Numarası
- 2020/81 E-2022/528 K
- Davanın konusu
- Alacak ve Teminat Mektubunun İadesi (Eser Sözleşmesinden
Karar Metni
7.069 kelime·35 dk okuma·3 bölüm
Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 24.04.2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 24.04.2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Taraflar arasında 28/05/2013 tarihinde Önerler Keşan Doğalgaz Boru Hattı ve Esenyurt Ambarlı Loop Hattı Yapım İşi Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin birim fiyatlı olup toplam 32.366.355,00 TL bedel üzerinden akdedildiğini, yer tesliminin 04/06/2013 tarihinde yapıldığını, sözleşmedeki 570 günlük süre nazara alındığında işin bitmesi gereken tarihin 25/12/2014 tarihi olduğunu, ancak davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin aksadığını, davalının müvekkiline toplam 387 gün süre uzatımı verdiğini, bu suretle işin geçici kabulünün 17/01/2016 tarihinde, kesin kabulünün ise 27/05/2019 tarihinde sonuçlandığını,
işin müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle 387 gün uzaması sebebiyle müvekkilinin fiyat farkı alacağı ve fazla şantiye gideri alacağının doğduğunu, ayrıca 125.211 metrelik Önerler-Keşan hattının 3500 metrelik kısmının ihale dosyasında yer alan ... tarafından yaptırılmış jeolojik etüt raporunda var olmayan, bu sebeple sözleşme kapsamında yer almayan sert kayalık saha olduğunun ortaya çıktığını ve müvekkiline toprak sahada yapması gereken 3500 metrelik hat boyunca sert kayalık alanda kaya kırma, kazı, taşıma ve boru döşeme işini yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin kayalık alanda yapmış olduğu kaya kırım, kazı,
taşıma ve boru döşeme işinin ... tarafından hakedişlerde toprak alanda yapılmış gibi gösterildiğini ve bu işin gerçek karşılığının müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin iş artışı alacağının doğduğunu, bunun gibi projenin Esenyurt-Ambarlı Loop hattı kısmında yer alan ambarlı kompresör istasyonu sahası içerisinde kalan güzergahta projeden önce gerçekleşen heyelan üzerine ana hat ile şehir hattının bağlantı noktasında İGDAŞ tarafından özel zemin tedbirleri alındığı,
bu sebeple bu kısımda yeteri kadar derinlikte kazı yapılamayacağı, bu kısma döşenen 36 inçlik borular için ek sargı malzemesi ve döşemeden sonra toprak dolgu yerine hattın üstüne beton dökülerek muhafazası gereğinin ortaya çıktığını, Esenyurt-Ambarlı Loop hattının 130 metrelik kısmında ... firmasından hizmet alınarak yönlendirilebilir yatay sondaj yöntemi ile geçiş sağlandığını, boruların hasır çelik beton zarf içine alınarak ve ek sargı malzemesi ile sarılarak döşendiğini, güzergahın üstünün beton dolgu ile dondurulduğunu, ancak söz konusu iş artışı nedeni ile doğan müvekkilinin alacağının ... tarafından ödenmediğini,
yine sözleşme ve Yapım İşleri Şartnamesi gereği kesin kabulü yapılan işin sonucunda müvekkilinin kesin teminat mektubunun iadesi gerekirken iade edilmediğini dolayısı ile müvekkilinin fiyat farkı, fazla şantiye gideri, iş artışı alacakları ve kesin teminatların iadesi isteminin iş bu davaya konu edildiğini, müvekkilinin aynı sözleşmeden kaynaklanan fiyat farkı alacağı için Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/53 E sayılı dosyasında 25.000,00 TL lik kısmi alacak davası açtığını, dilekçe teaitisi bitmeden bu davadan 16.03.2017 tarihinde feragat ettiğini, kısmi davadan feragatin sadece dava konusu edilen miktar için geçerli olduğunu,
fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu dava konusu edilmeyen alacak miktarının feragat konusu olmayacağını, dolayasıyla 25.000,00 TL’lik fiyat farkı alacağın feragatinden söz konusu olduğunu, bu miktar üzerindeki fiyat farkı alacağından feragat edilmemiş olduğunu, müvekkilinin 505.216,69 TL fiyat farkı alacağı bulunduğunu, yine uzayan süre boyunca müvekkilinin toplam 4.912.306,81 TL fazladan şantiye gideri masrafı yapmak zorunda kaldığını, iş artışı nedeniyle 5.900.876,62 TL hakediş icmalinde ve fiyat teklif cetvelinde yer almayan kayalık ve sert kayalık zeminde kazı, nakliye ve dolgu bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL fiyat farkı alacağı ve 1.000,00 TL şantiye gideri alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 299.000,00 TL iş artışı alacağının 22.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ...
Bankası tarafından düzenlenmiş 21.05.2013 tarihli 000705 seri nolu 2.000.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 25.05.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, 1.000,00 TL'lik fiyat farkı alacağı talebini 504.216,69 TL arttırarak 505.216,69 TL'ye yükselterek ıslah etmiş ve bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili: Davacının fiyat farkı alacağı talepleri ile ilgili Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesine 2015/53 esasına kayıtla açtığı davadan feragat ettiğini, feragat üzerine mahkemenin 23.03.2017 tarihli kararı ile feragat nedeniyle davayı reddettiğini, dolayısıyla fiyat farkı alacağı yönünden davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, davaya konu edilen fiyat farkı ve iş alacağına ilişkin taleplerin muacceliyetinin kesin kabule, kesin hakedişin yapılmasına bağlı alacaklar olmayıp,
davacının bu alacak kalemlerine dair taleplerini muaccel oldukları zamandan itibaren başlayan zamanaşımı süresi içinde talep etmesi gerektiğini, davacıya yapılan geçici/ara hakediş ödemelerinin 2013 ve 2014 yıllarına ait olduğu dikkate alındığında eldeki davaya konu edilen fiyat farkı ve iş artışı alacaklarının zamanaşımına uğradığından reddi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen alacakların belirlenebilir olmasına rağmen HMK. hükümlerine aykırı olarak kısmi dava şekilde açılmış olması nedeniyle de davanın reddi gerektiğini,
esas bakımından ise davacının işin uzaması nedeniyle doğduğunu iddia ettiği fiyat farkı ve şantiye gideri taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının uzayan süreye bağlı olduğu iddia edilen taleplerinin kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, fiyat farkı talebinden önceki davada feragat edildiğinden davacının fiyat farkı ya da şantiye gideri adı altında talepte bulunamayacağını, diğer taraftan götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin eseri kararlaştırılan bedelle yapmak zorunda olduğunu,
işin önceden tahmin edilenden daha çok çalışmayı ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenicinin bedelin arttırılmasını isteyemeyeceğini, davaya konu sözleşmede de sözleşmeye konu işler için yekün bir bedel belirlendiğini ve buna göre teklif verildiğini, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini bu bedel karşılığında yapacağını taahhüt ettiğine göre artık ilave ödeme yapılması talebinde bulunamayacağını, bu hususların yanı sıra davacının düzenlenen geçici hakedişleri itirazsız imzalamış olması nedeniyle de fiyat farkı ve şantiye giderlerini talep edemeyeceğini,
davacıya 12.09.2015 tarihinden itibaren verilen toplam 105 gün süre uzatımının DSİ tarafından yaptırılan iş nedeniyle boru hattında meydana gelen hasarın giderilmesine yönelik olduğunu, bu hasarın giderilmesine ilişkin olarak mevcut projede iş artışı yapıldığını, iş artışı kapsamında verilen ve yapılan işlerin karşılığı bedelin de davacıya ödendiğini, dolayasıyla bu 105 günlük süreye ilişkin davacıya herhangi bir ödeme yapılmasının da mümkün olmadığını, davacının Önerler-Keşan hattının kayalık arazi olduğunun ortaya çıktığı iddiasına dayanarak talep ettiği iş artışı bedeli talebinin kabulünün mümkün olmadığını,
davacının iş artışı talebinin sözleşme ve sözleşmenin eki ihale dokümanı kapsamında kabul edilebilir olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine iş artışının söz konusu olmadığı, bilakis yapılan iş ve işlemlerin sözleşme kapsamına dahil olduğunu ve dolayısıyla iş artışı olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının söz konusu işleri sözleşme ve sözleşme bedeli kapsamında yapmakla mükellef olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin,
işlerin denetimi başlıklı 14. maddesinin 3 nolu alt bendi gereğince yer tesliminin 04/06/2013 tarihinde yapılmış olduğu da dikkate alındığında davacının zemine yönelik itirazlarının en geç 15 gün içerisinde yani 19/06/2013 tarihine kadar müvekkiline iletilmesi gerektiğini, somut olayda ise davacının 2 yıl 9 ay sonra,
kazı klaslarına kanal açma aktivitesinin 2014 yılında tamamlanmasından dahi 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra ve hatta geçici kabul tarihi olan 17/01/2016'dan dahi 2 aydan fazla bir zaman geçtikten sonra talepte bulunduğunu bu kalemlere ve diğer taleplere ait ödemelerinde yer aldığı hakedişlere de ihtirazı kayıt koymadığını, dolayısı ile davacının süresinde dile getirmediği ve artık itiraz hakkı da ortadan kalkan taleplerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14 ve 39.maddeleri de dikkate alınarak reddi gerektiğini, davacının, Ambarlı-Esenyurt hattı kapsamında talep ettiği iş artışı bedeli talebinin kabulünün mümkün olmadığını,
davacının dava dilekçesinde yer alan ".... projeden önce gerçekleşen heyelan üzerine....... gereği ortaya çıkmıştır." beyanıyla da kabul edildiği üzere davacının 130 metrelik iş artışı alacağı iddiasına konu alandaki heyelanın projeden önce gerçekleştiğini, dava dilekçesinde "Ambarlı kompresör istasyonu sahası içinde kalan güzergahta projeden önce gerçekleşen heyelan üzerine......" denildiğini, jeolojik etüt raporunun ilgili bölümleri incelendiğinde tüm güzergahta özellikle heyelan potansiyelinin oldukça yüksek olduğu,
mevcut boru hattı üzerinde özellikle Ambarlı istasyon alanında benzer stabilite sorunları nedeni ile kazıklı önlem projesi uygulandığı, tüm güzergah boyunca bu riskler göz önünde bulundurularak stabilite sorunu olabilecek alanlarda mutlaka önlem alınması gerektiğinin açıkça belirtildiği, dolayısıyla davacının, bu hususların jeolojik etüt raporunda yer almadığı,
proje aşamasında ortaya çıktığı ve bu durumun iş artışına sebep olduğu yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğunu, diğer taraftan Yapım İşleri Genel Şartnamesinin " İşlerin Denetimi " başlıklı 14. maddesinin 3 nolu alt bendi gereğince, yer tesliminin 04/06/2013 tarihinde yapılmış olduğu dikkate alındığında davacının zemine yönelik itirazlarının en geç 15 gün içerisinde yani 19/06/2013 tarihine kadar müvekkili kuruluşa iletilmesi gerektiği,
ancak davacı böyle bir itirazda bulunmadığı gibi 22/03/2016 tarihli herhangi bir bedelin belirtilmediği yazı eklerinde bu konudan bahsettiğini ki alınan tarihte yer tesliminin ardından yaklaşık 3 yıl geçmiş bulunduğunu, diğer taraftan dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacının geçici hakedişlere ihtirazı kayıt koymadığını, yalnızca hesap kesme hakedişine şerh düşerek imzaladığını, anılan şerhin de 25.12.2015 tarihli 325 sayılı dilekçeye atıf yapıldığını, davacının iddia ettiğinin aksine ortada sözleşme kapsamında olmayan, bir iş artışı olarak kabul edilebilecek herhangi bir iş kalemi bulunmadığını,
davacının süresinde dile getirmediği ve artık itiraz hakkı da ortadan kalkan taleplerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14. ve 39.maddeleri de dikkate alınarak reddi gerektiğini, davacının kesin teminatın iadesi talebine gelince, işin yürütümü sırasında boru hattının Kocadere Geçici noktasında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından müvekkiline haber verilmeden yapılan dere ıslah çalışmaları yapılırken boru hattına zarar verildiği ve hattın mevcut şekliyle korunmasına yönelik işler için davacıya 1.231.646,03 TL tutarında iş artışı verilerek boru hattının korumaya alındığını,
akabinde davacıya iş artışı olarak verilen bedelin rücu edilebilmesi için müvekkili tarafından DSİ Genel Müdürlüğüne ve yüklenicileri ...…A.Ş ile ...…AŞ aleyhine Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/869 esas sayısına kayıtla açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ve kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 25.Hukuk Dairesinin 2019/1437 esas sayılı dosyasında istinaf incelemesinde olduğunu,
söz konusu davada davacının eldeki davaya konu işi fen ve sanat kurallarına uygun yapmadığı işte eksiklikler bulunduğuna karar verilirse müvekkilinin bu kapsamda zararının davacıdan tahsili gerekeceğini, dolayısıyla kesin teminat kapsamında riskler devam ettiğinden kesin teminat mektubunun serbest bırakılmasının uygun görülmediğini ve bu hususun 07.10.2019 tarihli yazıyla davacıya bildirildiğini, diğer yandan sözleşmenin 10.4 maddesindeki hüküm gereğince de 2016/869 esas sayılı davanın teminatın iadesine engel teşkil ettiğini bu nedenle teminatın iadesi talebinin de reddi gerektiğini,
ayrıca davacının hakedişleri ihtirazi kayıt olmaksızın imzaladığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39.maddesi gereğince hakedişlerin kesinleştiğini, hakedişlere itiraz etmeyen davacı yüklenicinin herhangi bir talep imkanı kalmadığını belirterek, davanın zamanaşımı, usul ve esas bakımından reddine karar verilmesini istemiş, ıslah isteminin de zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında imzalanan 28/05/2013 tarihli eser sözleşmesi kapsamında, " Önerler-Keşan doğalgaz hattı ve Esenyurt-Ambarlı Loop hattı yapım işi sözleşmesi " kapsamında, fiyat farkı, şantiye gideri, iş artış alacağı ile ...
Bankası tarafından düzenlenen 21/05/2016 tarih ve 000705 seri numaralı teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin olduğu, taraflarca delil olarak dayanılan sözleşme ve eki ihale dökümü, geçici hakediş icmalleri, taraflar arasındaki yazışma örnekleri ve diğer belge örneklerinin dosyaya sunulduğu ve yazılan müzekkereler ile temin edildiği, taraflar arasında 31/07/2013- 31/12/2015 tarihleri arasında 26 adet geçici hakediş düzenlenmiş olup işin geçici kabulünün 17/01/2016, kesin kabulünün ise 27/05/2019 tarihinde yapıldığı,
davanın 06/02/2020 tarihinde açılmış olmasına karşın TBK'nın 147/5. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmamakla davalının zamanaşımı itirazının haklı görülmediği, teminat mektubunun iadesine ilişkin yapılan değerlendirmede. 24/11/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında, 4. maddede dava dilekçesinde, “...
Bankası tarafından düzenlenmiş 21.05.2013 tarih ve 000705 seri numaralı teminat mektubunun iadesi” istendiğinden, teminat mektubu tutarı olan 2.000.000,00 TL yönünden eksik 136.620,00 TL nispi harcı ikmal etmek üzere davacı vekiline HMK m.120/(2) gereğince iki haftalık kesin süre verilmesine; kesin süre içinde ikmal edilmemisi durumunda 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 30,32 maddeleri atfıyla HMK m.150/(1) uyarınca bu istem yönünden davanın işlemden kaldırılacağının ihtarına (ihtar edildi), şeklinde davacı vekilinin yüzüne karşı ara karar oluşturulduğu,
ancak ara kararının gereği yerine getirilmediği için bu kez 15/06/2021 tarihli duruşmanın 1.maddesinde dava dilekçesinde, “...
Bankası tarafından düzenlenmiş 21.05.2013 tarih ve 000705 seri numaralı teminat mektubunun iadesi” istendiğinden, teminat mektubu tutarı olan 2.000.000,00 TL yönünden eksik 136.620,00 TL nispi harcı ikmal etmek üzere davacı vekiline HMK m.120/(2) gereğince iki haftalık kesin süre verilmesine; kesin süre içinde ikmal edilmemesi durumunda 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 30,32 maddeleri atfıyla HMK m.150/(1) uyarınca bu istem yönünden davanın işlemden kaldırılacağının ihtar edilmiş olduğundan ve kesin süre içinde harç ikmali yapılmadığından;
bu talep yönünden dosyanın HMK m.150/(1) gereğince (1. kez) işlemden kaldırılmasına şeklinde ara karar oluşturulduğu, taraflarca eksik harç yasal süresi içerisinde ikmal edilerek söz konusu istem yönünden davanın HMK’nun 150/4.maddesi uyarınca hak düşürücü olan 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği için, davanın bu istekle sınırlı olarak açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, fiyat farkı alacağı istek kalemi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede.
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/53 esas 2017/185 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinden, davacı ... Yapı İnşaat... Limited Şirketi tarafından ... aleyhine 28/05/2013 tarihli Önerler-Keşan doğalgaz boru hattı ve Esenyurt-Ambarlı Loop hattı yapım işine ait sözleşme kapsamında, 20/01/2017 tarihinde açılan davada, 28/05/2013 tarihinde imzalanan sözleşme sonrasında yer tesliminin 04/06/2013 tarihinde yapıldığı ve davacı şirket tarafından işe başlanıldığı,
sözleşme uyarınca işin bitim tarihi 25/12/2014 olup, müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplere dayalı olarak idarenin kusuru ve mücbir sebeplerden kaynaklı süre uzatımları nedeni ile müvekkili şirketin fiyat farkı ödemesi yapılması gerektiğini,
bu konuda yapılan başvurularına idarece olumlu ya da olumsuz bir yanıt verilmediğini belirterek müvekkilinin işin sözleşme gereği bitim tarihi olan 25/12/2014 tarihinden sonra yapmış olduğu imalatlara ait hakedişlerdeki tutarların ihale tarihi olan 16/01/2013 tarihindeki temel endeks olarak alınmak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile fiyat farkının hesaplanarak 18/09/2015 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ettiği, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile dava değerini 25.000,00 TL olarak belirlediği, davalı ... vekilince sunulan cevap dilekçesinde davanın reddinin istenildiği,
davacı şirket vekilince 16/03/2017 tarihinde sunulan yazılı beyan ile, davadan koşul belirtilmeksizin feragat edildiği, mahkemece feragat nedeni ile davanın reddine ilişkin 23/03/2017 tarihinde verilen kararın tarafların istinaf yoluna başvurmaması üzerine 30/05/2017 tarihinde kesinleştirildiği,
mevcut davada, davacı vekili feragatin, anılan dava 25.000,00 TL değer gösterilerek açıldığı için bu miktar yönünden kesin hüküm oluşturduğunu, fazlaya ilişkin talepler yönünden oluşturmadığını öne sürmekte ise de feragat koşullu olarak yapılamayacağı gibi mezkur davada feragatin fazlaya ilişkin hakkı kapsamadığı yönünde bir açıklama yapılmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin bu yöne ilişkin savunmasının haklı görülmediği,
fiyat farkı alacağı ile ilgili mevcut davadaki istemin, tarafları ve konusunu Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/53 esas sayılı dosyası ile ayniyet arz ettiği ve bu nedenle söz konusu mahkemede verilen kararın mevcut davadaki fiyat farkı alacağı istek kalemi ile ilgili olarak (HMK.
303.maddesi anlamında) kesin hüküm oluşturacağı anlaşılmakla bu istem yönünden davanın kesin hüküm (dava şartı yokluğu) nedeni ile reddi cihetine gidildiği, şantiye gideri alacak istek kalemi ile ilgili açılan davada; mahkemece talimat mahkemesi aracılığıyla davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden aldırılan 19/03/2021 tarihli raporda, davacıya ait ticari defter ve kayıtların usulünce tutulmakla sahibi yararına delil olma özelliği taşıdığı,
...'ın düzenlemiş olduğu 18/03/2021 tarihli, 85.860,33 TL tutarındaki ek fatura ile cari hesap bakiyesinin sıfırlandığı ve davacının bir alacağının kalmadığı tespitinin yapıldığı, mahkemece inşaat mühendisi, yeminli mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisinden davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda yerinde incelenmek suretiyle, 11/10/2021 tarihli rapor ve tarafların itirazlarını karşılar şekilde 26/02/2022 tarihli ek rapor aldırıldığı,
davacı tarafça İTÜ Jeoloji yüksek mühendisi Prof. ... tarafından 2015 yılı Aralık ayında haricen aldırılan jeolojik zemin etüt raporuna da toprak zemininin bir bölümünün kayalık olması nedeniyle fazladan yapılan harcamanın talep edilmesine dayanak olarak sunulduğu, bilirkişi kurulunca rapor ve ek rapor, haricen alınan jeolojik zemin etüt raporu, taraflar arasındaki yazışmalar, düzenlenen hakedişler ve diğer deliller, sözleşme kapsamında değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli olarak hazırlandığı,
iddia, savunma, taraflarca delil olarak dayanılan yazışmalar, hakediş örnekleri ve diğer belgeler, bilirkişi raporu ve ek rapor ile dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında mevcut 28/05/2013 tarihli Önerler-Keşan doğalgaz hattı ve Esenyurt-Ambarlı Loop hattı yapım işi sözleşmesi birim fiyatlı sözleşme olup, yüklenici birim fiyat cetvelinde yer alan her bir iş kalemi için teklif birim fiyatı verdiği,
sözleşmenin 15. maddesine göre süre uzatımı ile ilgili hususlarda YİGŞ’nin uygulanacağı, davacının Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39. maddesine uygun itirazları olmaksızın imzaladığı ara hakedişlere göre işin 365 gün uzadığı, ara hak edişlere göre tarafların sözleşmeye uygun her ay bir hak ediş yaptıkları, davacının imalat yapmadan, davalıdan kaynaklı sebeplerle bekleme ile geçirdiği süreye dair bir belge ve iddianın dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı,
davalıdan kaynaklanan nedenlerle işin süresinin uzaması ve sözleşmenin 14/1 ve 2.maddesi uyarınca davacının takdir mahkemeye ait olmak kaydıyla 504.991,90 TL fiyat farkı talep edebileceği belirlenmiş ise de (fiyat farkı yukarıda açıklandığı üzere kesin hüküm nedeniyle bu istemin haklı görülmediği) uzayan süreçte gerçekleştirilen imalatların karşılığı idare tarafından ödenmiş olması nedeniyle davacının şantiye gideri adı altında istek kaleminde bulunamayacağı anlaşılmakla bu istek kaleminin de reddi cihetine gidildiği, iş artışı istek kalemi ile ilgili açılan davada;
bilirkişi raporu ve ek raporunda gerekçeli ve denetime elverişli, ayrıntılı olarak da belirtildiği üzere keşif özeti ve hak edişler incelendiğinde Önerler-Keşan doğal gaz boru hattı bölümünde.
531/ A-1 Toprak Zeminde Kanal Açılması (keşifteki miktar 115.190 m, birim fiyat 17,00 TL olarak belirlendiği, kesin hesaptaki miktarın ise 116.535 m olarak tespit edildiği), 531/A-2 Sert Küskülük Zeminde Kanal Açılması (keşifteki miktar 10.021 m, birim fiyat 24,00 TL olarak belirlendiği, kesin hesaptaki miktarın ise 10.021 m olarak tespit edildiği), 561C Kanaldan Çıkan Kaya ve Molozların Taşınması (keşifteki miktar 125.211 m birim fiyat 3,50 TL olarak belirlendiği,
kesin hesaptaki miktarın ise 105.200 m olarak tespit edildiği), keşif özeti incelendiğinde 531/ A-1 toprak zeminde kanal açılması (keşifteki miktar 115.190 m), 531/A-2 Sert Küskülük Zeminde Kanal Açılması (keşifteki miktar 10.021 m) olarak belirlendiği ve çıkan kaya ve molozların tümünün taşınması öngörülmüş bu manada 561C kanaldan çıkan kaya ve molozların taşınması (keşifteki miktar 115.190 + 10.021= 125.211 m) pozu uygulandığı, bu keşif özetinden tüm kilometre boyunca söz konusu çıkan kaya ve molozların taşınacağı başlangıçta belirlendiği,
ancak uygulamada 116.535 + 10.021 = 126.556 m kazı hattı boyunca 105.200 m'lik kısma ilişkin kaya ve molozların taşınmasının uygun görüldüğü, 21.356 m'lik kesmin de kaya ve moloz naklinin gerekmediğinin ortaya konulduğu, yine İTÜ Öğretim üyesi tarafından hazırlanan rapor ile idare tarafından hazırlanan raporda 32.000 m olarak belirlenen kesimde kaya sınıfı malzemenin olduğu belirlenmiş iken 10.021 m olarak kesin hesapta ödeme yapılmış olmasının da kendilerince yanlış hesaplama olarak değerlendirildiği,
531/A-2 sert küskülük zeminde kanal açılması pozuna ilişkin 10.021 m olarak değil 32.000 olarak ödenmesi bu durumda 531/ A-1 Toprak Zeminde Kanal Açılması pozunun da 116.535 - (32.000-10.021)= 94.556 m olarak belirlenmesi gerektiği, ilave olarak da 561C kanaldan çıkan kaya ve molozların taşınması pozuna ilave olarak 32.000-10.021= 21.979 m ilave ederek 105.200 + 21.979=127.179 m olarak belirlendiği, bu durumda artan ve eksilen hesap yapılarak davacı tarafın bu imalata ilişkin talep edebileceği tutarın 230.779,50 TL olarak belirlendiği,
itiraz üzerine bu kez bu istek kalemi ile ilgili taraflarınca tespit edilen ilave 21.979 metrelik kaya sınıfı malzemenin taşınmış olması gerektiği değerlendirilerek buna göre yapılan ve tablo halinde gösterilen davacı tarafın talep edebileceği fark tutarı 153.853,00 TL olarak belirlenmiş olmakla, davacının yapmış olduğu iş nedeniyle idarenin hatasından kaynaklı eksik ödeme 153.853,00 TL'yi davalıdan talep edebileceğinin anlaşıldığı ve mahkemece de bu yönde kanaat edinilmiş olmakla,
(bu istek kalemi yönünden davalı TBK'nun 117.maddesi anlamında usulünce temerrüde düşürülmemiş olmakla dava tarihinden itibaren faize hükmedilmek suretiyle) bu miktar için davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, teminat mektubunun iadesi istemi ile açılan davanın HMK'nun 150.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, şantiye gideri alacağı istemi ile açılan davanın esastan, fiyat farkı alacağı istemi ile açılan davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, iş artışı istemi ile açılan davanın kısmen kabulü ile,
153.853,00 TL 'nin 06/02/2020 olan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, fiyat farkı talebi yönünden; bilirkişi heyetinin müvekkilinin 505.216,69 TL fiyat farkı alabileceğini tespit ettiğini, ancak mahkemece fiyat farkı talebinin kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini, yerleşik Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere kısmi davadan feragatın sadece dava konusu edilen miktar için geçerli olduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu dava konusu edilmeyen alacak miktarının feragatin konusu olmadığını,
müvekkilinin 20.01.2017 tarihli dava dilekçesi ile açtığı kısmi alacak davasında fazlaya dair haklarını saklı tutarak sadece fiyat farkı alacağı kalemi için 25.000,00 TL talep ettiğini ve sonrasında 25.000,00 TL’lik fiyat farkı alacağından feragat ettiğini, bu miktarın üzerindeki fiyat farkı alacağından feragat etmediği gibi şantiye gideri ve iş artışı alacağından da feragat etmediğini, sözleşmenin 7. maddesinde sözleşme bedeline dahil olan giderlerin yazılı olup bu maddeye göre taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin her türlü vergi, resim, harç, yapı kullanım izin belgesi giderleri ve benzeri giderleri ile ulaşım,
sigorta giderlerinin sözleşme bedeline dahil olduğunu, o halde fiyat farkının işin süresinin uzamasından kaynaklanan giderler ve sözleşme kapsamında olmayan poz/iş bedellerinin sözleşme bedeline dahil olmadığını, götürü bedel içinde değerlendirilemeyeceğini ve ödenmesi gerektiğini, sözleşmede fiyat farkı ödenmesi ve hesaplanması ile ilgili hükmün 14.maddede yer aldığını ve buna göre fiyat farkı ödenmesi gerektiğini, 14.2.madde uyarınca yükleniciye fiyat farkı verilmeyeceğini,
ancak mücbir sebepler veya idarenin kusuru nedeniyle işin bitim tarihinin süre uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde ilan /davet tarihinde yürürlükte bulunan fiyat farkı esasları uyarınca fiyat farkı ödeneceğini, dava konusu yapım işi kapsamında toplam 387 gün süre uzatımı verildiğini, uzatılan bu süre kapsamında müvekkiline sözleşmenin 25.maddesinde yer alan cezai şart hükümlerinin de uygulanmadığını, buna göre 387 günlük süre uzatımına müvekkilinin kusuru ile sebep olmadığını, eğer süre uzatımları müvekkilinin kusuru nedeniyle verilmiş olsaydı ...’ın cezai şart maddesini işletmesi gerektiğini,
bu maddenin işletilmemiş olmasının süre uzatımlarının müvekkilinin kusuru nedeniyle verilmediğini kanıtladığını, o halde 387 günlük süre uzatımının hangi sebeplerle verilmiş olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, sözleşmenin 18.maddesine süre uzatımıyla ilgili hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, şartnamenin 30. maddesi uyarınca sözleşmesinde belirtilen mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde,
durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait sürenin uzatılacağını, dava konusu olayda davalı ... tarafından müvekkiline verilen 387 günlük süre uzatımının bu şartların gerçekleşmesi üzerine verildiğini, yani ya mücbir sebep ya da idarenin sebep olduğu hallerden dolayı gecikme yaşandığını ve süre uzatımı verildiğini, bu durumda sözleşmenin fiyat farkı ödenmesini düzenleyen maddesinde yer alan şartların gerçekleştiğini, müvekkilinin haklı fiyat farkı talebini 18.09.2015, 21.12.2015, 25.12.2015 ve 22.03.2016 tarih li yazılarla davalıdan talep ettiğini,
bu yazıların ihtirazi kayıt niteliğinde olduğunu, yine 31.08.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların 9. Maddesinde Fiyat Farkı Hesaplanması Öngörülmeyen İşler başlığı altındaki düzenleme uyarınca sözleşmede fiyat farkı verilmesi öngörülmemişse dahi işin süresi idareden kaynaklanan nedenlerle uzamışsa bu esaslara göre fiyat farkı hesaplanacağını, nitekim işin süresinin tamamen davalı idareden kaynaklanan sebeplerle uzadığını, o halde müvekkilinin fiyat farkı talep etme hakkının anılan esaslar uyarınca da bulunduğunu,
müvekkilinin davalı iş sahibinden fiyat farkı talebini yazı ile talep ettiği gibi hesap kesme hakedişini fiyat farkı talebi olduğu yönünde ihtirazi kayıt/şerh düşerek imzaladığını, anılan şerhte 25.12.2015 tarih ve 325 sayılı dilekçeye atıf yapıldığını, söz konusu yazıda hem işin süresinin davalıdan kaynaklanan sebeplerle uzamasından kaynaklı fiyat farkı, hem de 35 km'lik sert kayalık alanındaki ifa nedeniyle iş artışı talebinde bulunulduğunu,
Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca Yapım İşleri Genel Sözleşmesi (YİGŞ) bir delil sözleşmesi olduğunu ve ilgili maddeleri uyarınca sözleşme kapsamında olan ara ve kesin hakedişlerde yer alan kalemler kapsamında yapılan ödemelere itirazı olan yüklenicinin itirazlarını hakedişlere şerh düşmesi gerektiğini, sözleşme kapsamında olmayıp da yüklenici tarafından yapılan işler için ise hakedişlere ihtirazi kayıt konulmasına gerek olmadığını, müvekkili tarafından hattın 35 km'lik kısmında yapılan kayalık arazi kazı, nakliye, boru döşeme ve yastıklama faaliyeti ile 130 metrelik yönlendirilebilir yatay sondaj yöntemi,
çelik beton muhafaza ve beton dökme faaliyetinin sözleşme kapsamında olan bir iş olmadığını, sözleşmenin şartname ve fiyat cetvellerinde kayalık arazi kazı pozunun yer almadığını, ...'ın arazinin toprak arazi olduğunu ilan ettiği ve tekliflerde toprak arazide yapılacak kazı ve diğer işlemler için verildiğini, bu sebeple müvekkilinin Önerler-Keşan hattındaki 35 km'lik sert kaya kırım kazı ve boru döşeme işi ve 130 metrelik yönlendirilebilir yatay sondaj yöntemi ile boru döşeme işi sözleşme kapsamında olmayıp iş artışı niteliğinde olduğunu, hakedişe dahil edilmediğini,
bu sebeple söz konusu işlerin bedelinin talep edilmesi için hakedişlere ihtirazi kayıt konulmasına da gerek olmadığını, ancak yine de müvekkili tarafından hesap kesme hakkedişine gerekli ihtirazi kayıt konulduğunu, bunun gibi işin süresinin ...’tan kaynaklanan sebeplerle 387 gün uzadığı için bu müddetce müvekkilinin şantiye gider ve harcamalarının da sözleşme kapsamında bir poz/kalem olmadığı ve hakedişlere girmediği için ihtirazi kayıt kapsamında olmadığını ve hakedişlere ihtirazi kayıt konulmadan da talep edilebileceğini, hakedişlere yazılmayan bir pozun,
iş kalemi veya fazla masraf için hakedişe ihtirazi kayıt konulmasının anlamsız olduğu gibi mümkün olmadığını, çünkü sayılan iş kalemleri ve harcamaların sözleşme kapsamında sayılmamış iş artışı ve fazla harcamalar olduğunu, ancak yine de müvekkili tarafından hesap kesme hakedişine gerekli ihtirazi kaydın konulduğunu, kısmi davada 25.000,00 TL'lik feragatin müvekkilinin fiyat farkı alacağının tamamından vazgeçtiği anlamına gelmediğini, bu sebeple mahkemenin fiyat farkı alacağı talebini reddinin hukuka aykırı olduğunu, şantiye giderleri talepleri bakımından;
sözleşmenin 9. maddesi uyarınca işin süresinin yer teslimi tarihinden itibaren 570 gün olarak kararlaştırıldığını, yer tesliminin 04.06.2013 tarihinde yapıldığını, buna göre işin bitmesi gereken tarihin 25.12.2014 tarihi olduğunu, ancak müvekkilinden kaynaklanmayan davalıdan kaynaklanan sebeplerle işin aksadığını ve davalı tarafından müvekkiline toplam 387 gün süre uzatımı verildiğini, bu suretle işin geçici kabulünün 17.01.2016 tarihinde, kesin kabulünün ise 27.05.2019 tarihinde sonuçlandığını, işin müvekkilinden kaynaklanmayan nedenlerle 387 gün uzaması sebebiyle müvekkilinin fiyat farkı alacağı ve fazla şantiye gideri alacağı doğduğunu,
müvekkili tarafından işin ifası için kurulan şantiyeler ve ofislerin çalışmaya devam ettiğini, kira ve masraflarının karşılandığını, işin ifası için istihdam edilen personelin ücret ve diğer giderlerini ödenmeye devam ettiğini, bu kapsamda uzayan süre boyunca müvekkilinin toplam 4.912.306,81 TL fazladan şantiye gideri ve masraf yapmak zorunda kaldığını, anılan döneme ilişkin ayrıntılı gider dökümü, harcama makbuz ve faturaları dosyaya sunulmuş olduğu gibi müvekkilinin defter ve kayıtlarına da bu hususta delil olarak dayanıldığını, ancak bilirkişi heyetinin dosyaya sundukları gider dökümü, harcama,
makbuz ve faturaları hiç incelemeden ve bu konuda takdiri mahkemeye ait olacak şekilde bir hesaplama yaptığını, mahkemenin de bu şekilde hüküm kurduğunu, ayrıca bilirkişi heyetinin 387 günlük süre uzatımının 105 gününün DSİ'den kaynaklandığını söyleyip kalan sürenin 282 gün olduğu ve bu sürenin de imalat artışından kaynaklı kısmının 73 gün olduğunu yazmışsa da gerçekten ne denildiğinin anlaşılamadığını, itirazlarının da mahkeme tarafından hukuka aykırı şekilde değerlendirilmediğini, süre uzatımının 105 günlük kısmının DSİ'den kaynaklanmasının müvekkili için bir fark oluşturmayacağını,
sonuçta 387 günlük süre uzatımından da bu sürenin içindeki 105 günlük uzamadan da müvekkilinin sorumlu olmadığını, şantiye giderinin fiyat farkı ile alakalı bir talep olmadığını, şantiye giderinin, süre uzatımı nedeniyle gerçekleşen şantiye masrafı olduğunu, fiyat farkının ise ihale tarihi maliyetlerinde meydana gelen artışların hakediş süreci içerisinde aynen veya temsili katsayılar üzerinden yüklenicilere yansıtılması olduğunu, iş artışı talebi yönünden ise;
sözleşmenin ifası aşamasında projenin Önerler – Keşan bölümünün 35 km'lik ihale dokümanı içinde yer alan Jeolojik Etüt Raporunun aksine kolay kazılabilir zemin/toprak değil kazılması son derece zor sert kayalık arazi niteliğine sahip olduğunun ortaya çıktığını, toprak zemin ve sert zeminde kanal açma işlerinin birim fiyatlarının birbirinden farklı olduğunu, toprak zeminde kanal açılması ve boruların kanala yerleştirilmesinin daha kolay ve daha az masraflı bir işlem olduğunu, ancak kayalık zeminde kanal açılması ve boruların yerleştirilmesi işinin çok daha zor ve masraflı olduğunu,
proje dosyasında yer alan ve ilişikte sunulan kaya taşıma tutanaklarından ve 26 nolu hakedişin çarşaf dökümünden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin 105.200 metrelik alandan çıkan kayaları taşıdığını, ...’ın 105.200 metre kaya taşındığını kabul ederek kaya taşıma işi için 3,50 TL’lik birim fiyat üzerinden 368.200,00 TL ödeme yaptığını, fakat 35 km'lik sert kaya kazım işinin varlığını reddederek toprak kazım birim fiyatı üzerinden ödeme yaptığını, ...’ın, Önerler-Keşan Hattının 105.200 metrelik alanından çıkanının kaya olduğunu ve müvekkili tarafından taşındığını kabul ettiğini,
fakat bu alanın 3.500 metrelik kısmındaki kazının sert kayalık alan kazısı değil toprak alan kazısı olduğunu iddia ederek çelişkiye düştüğünü, fiyat teklif cetvelinde ve hakediş icmalinde yer almayan kayalık ve sert kayalık zeminde kazı, nakliye ve dolgu bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ancak bilirkişilerin, İstanbul Teknik Üniversitesi Prof.
Dr. ... imzalı jeolojik zemin etüt raporunu sondaj ve zemin tanımlama deneylerinin yapılmadığı, sadece gözleme dayalı değerlendirme yapıldığı için dikkate almadan rapor hazırladığını, itirazları üzere jeoloji uzmanı raporunu eleştirdiğini, ancak heyette jeolog olmadığını, oysa ki hazırlanan raporun kazı yapılmamış olan bir bölgedeki zeminle ilgili bir rapor olmadığı için sondaj yapılmasına gerek olmadığını, çünkü zaten kazı yapılmış olduğundan sondaj yolu ile edinilecek bilgilerin kazılmış olan zeminde açık bir şekilde görüldüğünü, burada ihtiyaç duyulan zemine ait özel değerler olmadığından,
konusunda uzman olan bir kişi zemin hakkında net bir bilgiyi rahatlıkla verebildiğini, bu nedenle raporun sondaj ve laboratuvar deneyleri ile desteklenmesine bu şartlar altında gerek olmadığını, en azından aksini bir jeoloğun söylemesi gerektiğini, jeolog üyenin olmadığı bir bilirkişi heyetinin bu konuda ki bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğunu, itirazlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, sonuçta kazı klası için zemin yapısının belirtildiğini bilirkişi heyetinde jeolog olmadığı için Prof.
Dr. ...'ın hazırladığı jeolojik zemin etüt raporunu mevcut heyetin eleştiremeyeceğini, uzman raporunda kayaların sınıflandırılmamış olmasının eksiklik olarak görüldüğünü, bu eksikliğe vurgu yapılırken ise bilirkişi heyetinin Karayolları Teknik Şartnamesine dayandığını, davaya konu olayın karayolu inşaatı değil doğal gaz boru hattı inşaatı olduğunu, bu iki inşaat türünün birbirinden çok farklı olduğunu, bilirkişilerin uzman olmadıkları bir konuda uzman bir kişinin raporunu eksik olduğu için eleştirmeleri ve dikkate almamalarının hukuka aykırı olduğunu,
bu nedenle ya heyete jeolog bilirkişi eklenmesi veya yeni kurulacak bir heyette jeolog bilirkişi olması şeklindeki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşmede yer alan Dozer ve Greyder’ın çalışmanın yapılacağı boru hattı güzergahının açılması için gerekli olan iş makinaları olduğunu, kanal kazısı için kullanılacak bir iş makinası olmadığını, bu sebeple bilirkişi heyetinin boru hattı kanal kazısı konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı ve yanlış sonuçlara vardığının anlaşıldığını, diğer belirtilen iş makinası olan Ekskavatörler’in ise mevcut kanal kazısının yapılması için kullanılan makineler olduğunu,
yani eskavatör toprak kazısı yapabildiğini, kaya kıramadığını, bu makinalar kırıcılı olmadığı için talep edilen poz kazılarında kullanılamayacağını, ancak kırıcı donanımlı eskavatörlerin bu kazılar için kullanılabildiğini, müvekkilinin de hat boyunca kayalık arazide kazı yaparken ekskavatörle değil, kırıcılı eskavatörle kazı yaptığını, bu durumda ...’ın Saha Kontrol Müdürlüğü ile müvekkili yüklenici arasında düzenlenen günlük ilerleme raporunda "Kırıcılı makine ile kaya kırımına devam ediliyor" ibaresi ile belirtildiğini, günlük ilerleme raporlarının mahkemeye sunulduğunu,
ayrıca bilirkişi heyeti tarafından bu tür kazılar için kullanılabileceği söylenen ve idarece yaptırılmış olan zemin raporunda da belirtilen Riper'ın de kayalık kazımına uygun olduğunun belirtildiğini, oysa ki Riper’in, dozerlerin kazamayacağı kadar sertlikteki zeminlerin kazılması veya gevşetilmesi amacıyla kullanılan yardımcı kazı makinelerine verilen isim olduğunu ve bu makinaların güzergah açma esnasında karşılaşılan ağaçların köklerini çekip çıkarmak, karışık kökleri temizlemek ve sert zeminleri gevşetmek amacı ile kullanıldığını, yani kırıcı gerektiren sert kaya zeminlerde kullanılamayacağını,
bu makinelerin birbirinden farklı makineler olduğunu, bilirkişi heyetinin sözleşmenin 23.4 maddesinde sahada 16 adet eskavatör ve 3 adet dozer bulunması şartından ve arazinin % 90 becho % 10 ripper ile kazılacağından yola çıkarak sahanın zaten kayalık olduğunu müvekkilinin anlaması gerekirdi şeklindeki yorumunun yanlış bir yorum olduğunu, sözleşme ekinde bulunan analiz formatları incelenmiş olsa idi, İKY 500 İş Kalemleri için verilecek fiyatlara ait analizlerde malzeme, işçilik, makine, nakliye, indirme, yükleme ile müteahhit karı ve genel giderlerin fiyata dahil olduğunun görüleceğini,
bu nedenle de 531/A-1 ve 531/A-2 pozlarının içerisinde nakliye bedelinin de olduğu bilirkişinin belirttiği gibi 561/C pozunun bunlara ait nakliye bedeli olmadığı, bu nedenle de talepleri olan imalat pozuna ait nakliyenin de bu kapsamda ödenmesi gerektiğinin açıkça görüleceğini, ayrıca bu konuda makul süre içerisinde başvuru yapılmadığının belirtildiğini, oysa ki müvekkili tarafından sunulan ve idare ile ortak olarak düzenlenen günlük ilerleme formlarında açıkça "kanal kazısında kaya çıkan kısımlarda kırıcı makine ile çalışmalara devam edilmektedir" ibaresi bulunduğunu, yani gereken bilginin zaten idarede mevcut olduğunu,
kaya çıkan kanal kazıları için idare ile öncelikle bu durumun günlük ilerleme formlarına yazılmak suretiyle kayıt altına alınmış olup, daha sonra da konunun sözlü olarak görüşüldüğünü, konunun değerlendirilip müvekkiline bilgi verilmesinin beklendiğini, daha sonra idareden olumlu bir dönüş olmadığı için yazılı olarak idareye başvurulduğunu ve hakedişe de konu ile ilgili ihtirazı kayıt konduğunu, ayrıca bilirkişi heyetinin kayalık arazide kanal açılması nedeniyle iş artışı hesaplama yönteminde kullandığı düz mantığın doğru hesaplama olmadığını, kayalık zeminde kazı için kaya kırıcı kullanılmak zorunda olduğunu,
bu makinenin kirası/amortismanı diğer kazı makinelerine göre daha pahalı olduğunu, borular zarar görmesin diye kayalık arazide kanalların daha geniş kazıldığını, boruların ek koruyucu malzeme ile sarıldığını ve hatta yerleştirmeden kanala başka yerden getirilen yumuşak toprak döküleceğini, borular yerleştirildikten sonra ise yine başka bir araziden getirilen yumuşak toprak ile üstlerinin örtüleceğini, kayalık araziden çıkan malzeme tekrar kullanılamadığı için farklı bir araziye taşınarak istiflenmek zorunda olduğunu,
raporda 35 kilometrelik sert kayalık arazideki kazı için İKY 531/A-2 sert küskülük zeminde kanal açma birim fiyatı olan 24,00 TL’nin esas alındığını, oysa bu kısım için kazının yapıldığı tarihte pozda yer alamayan sert kayalık zeminde kanal açılması rayiç birim fiyatının esas alınması gerektiğini, bu sebeple bilirkişi heyetinin 153.853,00 TL olarak hesapladığı iş artışı bedelinin doğru olmadığını, bu sebeple hesaplamaya da itiraz ettiklerini, İKY 531/A-2 pozundaki 24,00 TL'lik birim fiyatın sert kayalık zeminde kanal açılması için esas alınamayacağını,
müvekkilinin idareye sunduğu 22.03.2016 tarih ve 337 sayılı yazı ekinde İstanbul Teknik Üniversitesi Prof.
Dr. ... imzalı jeolojik zemin etüt raporu sunulduğunu ve 5.900.876,62 TL kayalık zeminde yapılan kazı, nakliye ve dolgu işleri için talep edildiğini, iş artışı bedeli olarak kabul edilen 153.853,00 TL gerçekleşen iş artışı miktarının çok altında olduğunu, mahkemenin bütün itirazlarına rağmen bilirkişi heyetine jeolog bilirkişi dahil etmemesi ve jeoloji konusunda uzman olmayan bilirkişi heyetinin itirazlarının hiçbirine cevap vermeyen raporlarını kabul edip karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece davacının iş artışı istemine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın tümden reddi gerektiğini, davacı lehine iş artışı bedeli ödenmesi yönünde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, işin Önerler-Keşan doğal gaz boru hattı bölümüne ilişkin olarak;
mahkemece hükme esas alınan 11.10.2021 tarihli kök raporda aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte, bahsi geçen heyet kök raporunun 22. sayfasında da belirtildiği üzere, kazı hattı boyunca 105.200 m lik kısma ilişkin kaya ve molozların taşınmasının uygun görülmüş 21.356 m lik kesimde kaya ve moloz naklinin gerekmediğinin ortaya konulmuş olduğunu,
sözleşmeye konu işin Önerler-Keşan DGBH kısmında “Birim Fiyat Teklif Cetveli-İKY 561/C Kanaldan Çıkan Kaya ve Molozların Taşınması” iş kalemi ile hattın 105.200 m.’lik kısmı için - ki bu metrajın içinde talep edilen 32.000 m.’lik kısmın tamamı da yer aldığı - davacıya hakediş ödemesinin yapıldığını, bu nedenle, daha önce ödeme yapılan "kanaldan çıkan kaya ve molozların taşınması" işine ilişkin tekrar ödeme yapılması açıkça hukuka ve mevzuata aykırı olacağını, yer tesliminin 04.06.2013 tarihinde yapılmış olduğu da dikkate alındığında,
davacının zemine yönelik itirazlarının Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14/3 maddesi gereğince en geç 15 gün içerisinde yani 19.06.2013 tarihine kadar müvekkiline iletilmesi gerektiğini, davacı 2 yıl 9 ay sonra, kazı klaslarına kanal açma aktivitesinin 2014 yılında tamamlanmasından dahi 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra ve hatta geçici kabul tarihi olan 17.01.2016’dan dahi 2 aydan fazla zaman geçtikten sonra talepte bulunmuş olup bu kalemlere ve diğer taleplere ait ödemelerin de yer aldığı hakedişlere de ihtirazi kayıt koymadığını,
dolayısıyla davacının süresinde dile getirmediği ve artık itiraz hakkı da ortadan kalkan taleplerinin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14. ve 39. maddeleri de dikkate alınarak reddi gerektiğini, bu açıklamalar kapsamında kararda belirtilenin aksine, ortada sözleşme kapsamında olmayan, bir iş artışı olarak addedilebilecek herhangi bir iş kalemi bulunmamakta olup (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacının süresinde dile getirmediği ve artık itiraz hakkı da ortadan kalkan taleplerinin YİGŞ'nin 14. ve 39. maddeleri de dikkate alınarak reddi gerektiğini, Ambarlı-Esenyurt loop hattına ilişkin olarak;
dava dilekçesinde yer alan “... projeden önce gerçekleşen heyelan üzerine ... gereği ortaya çıkmıştır” beyanıyla da kabul edildiği üzere, davacının 130 metrelik iş artışı alacağı iddiasına konu alandaki heyelanın projeden önce gerçekleştiğini, bunun yanında Önerler-Keşan (Gelibolu) Doğal Gaz Boru Hattı Güzergahı ve Esenyurt-Ambarlı Doğal Gaz Loop Hattı Jeolojik Etüt Raporunun (dosyada mübrez)- 13.ve 25. sayfasındaki ilgili bölümleri incelendiğinde, tüm güzergahta özellikle heyelan potansiyelinin oldukça yüksek olduğu,
mevcut boru hattı üzerinde özellikle Ambarlı İstasyon alanında benzer stabilite sorunları nedeniyle kazıklı önlem projesi uygulandığı, tüm güzergah boyunca bu riskler göz önünde bulundurularak stabilite sorunu olabilecek alanlarda mutlaka önlem alınması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, dolayısıyla davacının, bu hususların jeolojik etüt raporunda yer almadığı,
proje aşamasında ortaya çıktığı ve bu durumun iş artışına sebep olduğu yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunu, diğer taraftan, yer tesliminin 04.06.2013 tarihinde yapılmış olduğu da dikkate alındığında davacının zemine yönelik itirazlarının, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “İşlerin Denetimi” başlıklı 14. maddesinin 3 no.lu alt bendi gereğince en geç 15 gün içerisinde, yani 19.06.2013 tarihine kadar müvekkiline iletilmesi gerektiğini, davacı böyle bir itirazda bulunmadığı gibi,
22.03.2016 tarih ve 325 sayılı herhangi bir bedelin belirtilmediği yazısı eklerinde bu konudan bahsettiğini ki anılan tarihte yer teslimin ardından yaklaşık 3 yıl geçmiş bulunduğunu, nitekim müvekkilinin 10.03.2016 tarihli ve 10059 sayılı yazısıyla da davacının bu yöndeki talebinin iş artışı alacağı olarak kabul edilemeyeceğinin bildirildiğini, ayrıca, dava dilekçesinin 9. sayfasında da belirtildiği üzere davacının geçici hakedişlere ihtirazi kayıt koymadığını, yalnızca hesap kesme hakedişini şerh düşerek imzaladığını, anılan şerhte 25.12.2015 tarih ve 325 sayılı dilekçeye atıf yapmış olup dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere.
Esenyurt - Ambarlı Loop hattının 130 metrelik kısmında projeden önce gerçekleşen heyelan nedeniyle yatay sondaj yöntemiyle geçiş sağlanması, boruların hasır beton zarf içine alınarak ek sargı malzemesiyle sarılarak döşenmesi nedenleriyle iş artışı alacaklarının oluştuğu iddiasına 325 sayılı dilekçede ve dolayısıyla kesin hakedişteki şerhte de yer verilmediğini, hatta şerhin olmaması yanında, anılan 130 metrelik kısma ilişkin olarak davacının işbu davaya kadar herhangi bir iş artışı talebinde dahi bulunmadığını,
sözleşme kapsamındaki söz konusu 130 metrelik kısma ait ödemelerin sözleşme kapsamında davacıya ödenmiş olduğundan dava dilekçesinde bu kısma ilişkin bir alacak tutarı da hesaplanıp belirtilmediğini, nitekim 11.10.2021 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda Ambarlı Esenyurt hattı kapsamında 130 metrelik yatay sondaj yöntemiyle geçişe ilişkin ek ücret talebine ilişkin hususlar kapsamında davacının talebinin yerinde olmadığı belirtilmiş olup bu tespit ve değerlendirmelerin taraflar arasındaki sözleşme ve eklerine, mevzuata ve hukuka uygun nitelikte olduğunu,
dolayısıyla dava konusu yapım işine ilişkin olarak gerek Önerler-Keşan Doğal Gaz Boru Hattı bölümüne dair gerekse de Esenyurt-Ambarlı Loop Hattının bölümüne dair bir iş artışı bedeli alacağı doğması hukuken mümkün olmayıp mahkeme tarafından, davacı lehine iş artışı bedeli ödenmesi yönünde karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı nitelikte olduğunu, davaya konu yapım işi sırasında fiyat farkı verilmesi gereken herhangi bir vakıa gündeme gelmediği gibi;
boru hattı güzergâhında yapılan kazı ve boru döşeme işlemlerinin tamamı da - toprak ve kayalık zemin ya da heyelan bölgesi olanlar da dahil - sözleşme kapsamında ve sözleşme bedeli dahilinde davacı tarafından gerçekleştirilmesi gereken, iş artışı/fazla imalat ya da sair adlar altında ilave bedel ödenmesini gerektirmeyen iş ve işlemler olduğunu, kaldı ki davacı tarafından yapılan imalatların tamamı hakedişlere girmiş ve geçici hakedişlerle davacıya ödenmiş ve davacı tarafça hakedişlere herhangi bir ihtirazi kayıt/şerh ya da itiraz konulmamış olduğunu,
davacının (fiyat farkı alacağından feragat edilmiş olması karşında bu talebin dava şartı yokluğu/kesin hüküm nedeniyle reddi kararının hukuka uygun olmasının yanı sıra), fiyat farkı, iş artışı ve sair adlar altında dile getirdiği tüm taleplerinin sözleşme kapsamında ve ara hakedişlere giren işlere ilişkin olması sebepleriyle artık talep ve dava konusu edilmesi mümkün olmayıp davanın reddine hükmedilmesi gerektiğini,davaya konu iş kapsamında fiyat farkı ödenmesini gerektirir bir durum söz konusu olmadığı ve sözleşme dışı herhangi bir imalat gerçekleştirilmediği sabit olduğundan artık davacının fiyat farkı ya da iş artışı alacağı varmışçasına
talepte bulunması mümkün değil ise de bir an için bunun mümkün bulunduğu kabul edilse dahi, hakedişlere Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine uygun surette itiraz etmeyen davacının talep imkânının ortadan kalktığını, davaya konu sözleşme kapsamında düzenlenmiş geçici hakedişler incelendiğinde;
davacının fiyat farkı ve iş artışı alacağı doğduğunu iddia ettiği dönemlere ait hakedişlerin “yüklenici” kısmında yüklenici adına imza ve kaşe bulunduğu ancak bu hakedişlerin hiçbirisinde, Yargıtay kararlarında da işaret edilen ve YİGŞ md.39’da belirtilen usulde bir ihtirazi kayda yer verilmediğini,
sadece kesin hakedişte bir itiraz görülmekte ise de geçici hakedişler itiraz edilmeyerek kesinleştiğinden eldeki davaya konu edilen alacak iddiaları bakımından kesin hakedişte yer alan ihtirazı kayda itibar edilmesi mümkün olmayıp hakedişlerin davacı yönünden kesinleştiği ve artık fiyat farkı/iş artışı adı altında herhangi bir hak ve alacak iddiasında bulunulamayacağını,
ayrıca geçici kabul ve kesin kabul tutanaklarına da davaya konu edilen fiyat farkı ya da iş artışı hususlarına ilişkin olarak davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadığı açık olup artık davacının fiyat farkı/iş artışı adı altında herhangi bir hak ve alacak iddiasında bulunulamayacağını, dolayısıyla davacının hakedişleri ve kabul tutanaklarını ihtirazi kayıt koymadan imzalamış olması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca eldeki dava zamanaşımına uğradığından bu sebeple de davanın reddi gerektiğini,
davacının işbu davaya konu ettiği fiyat farkı ve iş artışı alacağına ilişkin talepleri (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) muacceliyeti kesin kabule/kesin hakedişin yapılmasına bağlı alacaklar olmayıp davacının bu alacak kalemlerine dair taleplerini muaccel oldukları zamandan itibaren başlayan zamanaşımı süresi içinde talep etmesi gerektiğini, davacıya yapılan geçici/ara hakediş ödemelerinin 2013 ve 2014 yıllarına da ait olduğu dikkate alındığında eldeki davaya konu edilen fiyat farkı ve iş artışı alacaklarının zamanaşımına uğradığı ve bu sebeple de reddi gerektiğini,
mahkemece davacının iş artışı istemine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de karar bu yönüyle usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, aleyhe olan hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dosyaya sunulan 11.10.2021 tarihli bilirkişi heyet kök raporunda belirtildiği üzere, davacının müvekkil kuruluştan herhangi bir alacağı bulunmamakta olup diğer nedenlerin yanında bu hususlar da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davacının iş artışı istemine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin kısım yönünden mahkeme kararının kaldırılarak,
davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, alacak ve teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle fiyat farkı alacağı yönünden davacı yüklenici tarafından Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/53 esas sayılı dosyasına kayden açılan davada "25.12.2014" tarihinden sonra yapmış olduğu imalatlara ait hakedişlerde fiyat farkı alacağının eksik hesaplandığını belirterek,
fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 25.000,00 TL talep edilmiş, davacı vekilince yargılamada sunulan 16.03.2017 tarihli dilekçeyle " dava ve davaya ilişkin taleplerinden" feragat ettiğini belirtmiş olmakla, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın miktar ve dayanağı fiyat farkı alacağına ilişkin talebinden feragat ettiğinin ve feragatin kesin sonuç doğuracağının anlaşılmasına, taraf beyan ve kabulleri, dosya kapsamına göre taraflar arasında düzenlenen ara hakedişlere davacı yüklenici tarafından usulüne uygun itirazda bulunulmamasına,
mahkemesince hüküm altına alınan alacak yönünden dosya kapsamına uygun denetlenebilir nitelikte bilirkişi raporuyla hakedişlere girmeyen imalat miktarı yönünden hesaplama yapıldığının ve bu imalat miktarına ilişkin hakedişlere ihtirazi kayıt konulmasına gerek bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/129, K. 2025/473, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama