İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/592 K.2023/965

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına ve davanın kısmen…

Esas2023/592Karar2023/965Tarih27 Eylül 2023Okuma10 dk · 1.995 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Vekili

Karar tarihi
27 Eylül 2023
Esas No
2023/592 - Karar No:2023/965
Dosya no
2023/592
Karar no
2023/965
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
13/04/2023
Numarası
2020/44 E-2023/238 K
Davacı
—
Vekilleri
—
Davalılar
—
Davanın konusu
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
28/09/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.995 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına ve davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı tarafa harfiyat ve makine kira hizmeti verdiğini, çok ciddi miktarlarda alacağı tahakkuk ettiğini, alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, davalı tarafın kötü niyetli olarak başlatılan bu işlemlere itiraz ettiğini, davalı tarafın Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/738 Esas sayılı dosyası ile müvekkili hakkında menfi tespit davası açtığını, hatalı verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, dosyanın aynı mahkemenin 2011/147 esasına kaydedildiğini,

yargılama sonucunda müvekkili şirketin harfiyat bedeli olarak davalı taraftan 521.878,00 TL daha alacaklı olduğunun tespit edildiğini ve menfi tespit talebinin reddedildiğini, müvekkili şirketin verdiği makine kira hizmet bedeline dair alacakların ise başka mahkeme dosyaları kapsamında görüldüğünü, bahse konu karar uyarınca Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2451 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürürük, itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı .... Şti. vekili.

Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2451 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin ve davacının taraf olmadığını, bu konuda dava dayanağı dosyanın değiştirilmesine muvaffakatlarının bulunmadığını, böyle bir yola başvurulduğu taktirde ayrıca cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, şayet dava dilekçesinde tarif edilen şekilde bir alacak mevcut olsa idi dahi eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava dilekçesinde harfiyet ve kira alacağından bahsedildiğini, kira alacaklarında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli bulunduğunu,

itirazın iptali davasının ise yasal 1 yıllık süre içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen işlerin üç ortaklı bir adi ortaklık tarafından ihale ile alındığını, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından tüm ortakların hasım alınması gerektiğini, Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/147 asasına kayden açılan davanın menfi tespit davası değil alacak davası olduğunu, söz konusu kararda davacının bir alacağının hüküm altına alınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı .... Şti. vekili.

Ankara 17. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2451 esas sayılı dosyasına müvekkilinin ve davacının taraf olmadığını, bu konuda dava dayanağı dosyanın değiştirilmesine muvaffakatlarının bulunmadığını, böyle bir yola başvurulduğu taktirde ayrıca cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, şayet dava dilekçesinde tarif edilen şekilde bir alacak mevcut olsa idi dahi eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava dilekçesinde harfiyet ve kira alacağından bahsedildiğini, kira alacaklarında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli bulunduğunu,

itirazın iptali davasının ise yasal 1 yıllık süre içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen işlerin üç ortaklı bir adi ortaklık tarafından ihale ile alındığını, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından tüm ortakların hasım alınması gerektiğini, Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/147 esasına kayden açılan davanın menfi tespit davası değil alacak davası olduğunu, söz konusu kararda davacının bir alacağının hüküm altına alınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/20 Esas- 2019/413 Karar sayılı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 30/12/2019 tarih ve 2019/1463 Esas- 2019/1250 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; toplanan deliller, dosya içeriği, bilirkişi asıl ve ek raporları ile özellikle karar düzeltme yoluna başvurulmaması nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü haklar gözönüne alındığında, Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/147 Esas sayılı dosyasında Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4241 E. - 2017/1014 K. sayılı ilamının sonuç kısmında yer alan açıklamalara göre davacı şirketin bakiye 10.058,40 TL alacağının bulunduğu,

icra takibinden önce temerrütün oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın icra inkar tazminat talebi, davacı takip başlatmakta haksız ve kötü niyetli olarak değerlendirilmediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvurusunda; davalı tarafın, Ankara- Konya hızlı tren hattı yapımında ihale yoluyla iş aldığını ve müvekkilinin ise bu kapsamda davalı tarafa hafriyat taşıma hizmeti verdiğini, davalı tarafından müvekkilinin alacaklarının ödemesinde de temerrüde düşülmesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetle itirazda bulunduğunu, davalının Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/738 Esas sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine menfi tespit davası açtığını,

bu dava kapsamında verilen hatalı kararın Yargıtay tarafından bozulmakla dosyanın aynı mahkemenin bu kez 2011/147 Esas sayısına kaydedilerek devam ettiğini, yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin davalı tarafa verdiği hafriyat işi hizmet bedeli olarak davalı taraftan 521.878,00 TL daha alacaklı olduğunun tespit edildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi tarafından temyiz başvurusunun reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, davalının borca yönelik itirazlarının tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin alacağının kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olduğundan davalının itirazına herhangi bir gerekçe gösteremediğini,

sadece borca itiraz edildiği beyan edilmekle yetinildiğini, mahkemece bir kısım hukuka aykırı işlemler gerçekleştirildiğini, bu nedenle reddi hakim talebinde bulunulduğunu, reddi hakim taleplerinin incelenmesi için dosyanın Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliğine gönderilmesi gerektiğini, mahkeme heyetinin tamamen hukuka aykırı bir şekilde reddi hakim talebinin reddine karar verilmek suretiyle, davanın esası hakkında karar verildiğini, 6100 sayılı HMK'nun 38. maddesinin amir hükmüne tamamen aykırı olduğunu, mahkemece yasal düzenlemeler göz ardı edilerek,

hukuka aykırı bir şekilde reddi hakim talebinin reddedildiğini ve bu nedenle mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı taraftan olan alacağının mahkeme kararıyla sabit iken, mahkemece yine hukuka aykırı bir şekilde dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, bilirkişi raporunun hemen her yönüyle hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın kayıtlarının ve de Devlet Demir Yollarının kayıtlarının görmezden gelinerek rapor tanzim edildiğini, yeni bir heyetten rapor alınmasının talep edilmesi üzerine mahkemece aynı heyetten ek rapor alınmasına karar verildiğini, ek raporun da hukuka aykırı olduğunu,

mahkemece Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığını, cevabı yazıda ihale kapsamında müvekkilinin yaptığı iş için toplam miktarın 632.861,051 metreküp olarak açıkça belirtildiğini, müvekkilinin yaptığı iş karşılığında davalı tarafın, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü’ne 632.861,051 metreküp iş yaptığını beyan ederek bu miktar üzerinden hak ediş yaptığının da sabit olduğunu, buna rağmen bilirkişi heyetinin resmi kayıtları dikkate almadan müvekkilinin yaptığı işin miktarının 378.582,120 metreküp olduğunu iddia ederek,

işin yarıdan fazlasının yok sayıldığını, mahkemece Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğünden davalının yaptığı hak edişlerin listesi istenildiğini, kayıtların dosyaya gönderildiğini, bilirkişi heyetinin bu kayıtları incelediğini, yapılan işe dair gerçekleştirilen 4, 5 ve 7 numaralı hak edişlerin miktarının toplamda 653.372,79 metreküp olduğunun sabit olduğunu, Devlet Demir Yollarından gelen kayıtlarla sabit olduğu üzere müvekkili tarafından yapılan işin 80:000 ile 85:000. kilometreleri arasında, toplam miktarı 377.059 metreküp,

yine müvekkili tarafından yapılan işin 85:000 ile 90:000. kilometreleri arasında yapılan işin toplamının ise 319.633 metreküp , 80:000 ile 90:000. kilometreler arasında yapılan işin toplamda 696.692,00 metreküp olduğunu, kaldı ki bu miktarın da sadece kazı işi olduğunu, dosya kapsamında sabit olduğu üzere dolgu işinin de yapıldığını, yine dosya kapsamında sabit olduğu üzere müvekkilinin bu işe ek olarak 400 metre daha harfiyat ve dolgu işi daha yaptığını, bu şartlar altında ise yaptığı işin toplamının 700.000 metreküpten daha fazla olduğunun ortaya çıktığını,

bilirkişi heyetinin dosyada çok sayıda hakedişin olduğunu ve bunların hepsinin farklı miktarlarda olduğunu, bu durumun sebebinin idareye sorulup sorulmamasının mahkemenin takdirinde olduğunu beyan ettiğini, davalının Ankara Konya hızlı tren hattının 00.00 ile 100.00. kilometreleri arası yapım işini yüklendiğini, bu işi 10'ar kilometrelik bölümler halinde alt taşeronlarına verdiğini, müvekkilinin ise bu işin 10:400 kilometrelik kısmını alt taşeron olarak yüklendiğini, bu işin 10 kilometrelik kısmının bir ayda bitirilmesinin imkansız olduğunu,

bu nedenle de işin her ay bir kısmının yapıldığını ve her ay yapılan kısım için ayrı ayrı hak ediş yapıldığını, 90 kilometrelik kazı alanının bir ayda bitirilemeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, sadece bir ay için yapılan hak ediş miktarının esas alınarak rapor tanzim edildiğini, oysa yapılan işin toplam bedelinin kesin hakediş miktarı üzerinden yapılması gerektiğini, mahkemece yine anlaşılmaz bir şekilde 80:00 ile 90 + 400. kilometreleri arasında yapılan kazı ve dolgu hafriyat işlerinin toplamda kaç metreküp olduğunu sormak yerine, Devlet Demir Yollarına müzekkere yazarak her ayın hak ediş bedelinin farklı olmasının sebebinin sorulduğunu,

işin zorluğu ve kolaylığı ve de çalışanları performansı gibi çok sayıda nedenlerle elbetteki her ay farklı miktarlarda iş üretileceğini, her ayın hak ediş bedelinin farklı miktarlarda olacağını, yeni bir heyetten rapor alınması talebinin reddedilerek tahkikatı gerektirecek başka bir husuz kalmadığı gerekçesiyle HMK.

186. maddesi uyarınca sözlü yargılamaya geçilmesine karar verildiğini, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtlarının celp edilmediğini, davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davanın haklı bir dava olduğunun bir kez daha ortaya çıkacağını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden dosyanın esası hakkında karar verilmesinin hukuka aykırı olacağını, Yargıtay onama kararında "Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına,

delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına ve özellikle davacı ortak girişimin yaptığı ödemeler nakit olarak 144.350,00 TL, 4 adet çekle yapılan ödeme 190.000,00 TL ve davalıya verilen mazot bedeli davalının 29.11.2007 tarihli dilekçesinde kabul ettiği gibi 348.872,40 TL olmak üzere toplam ödemesi 683.222,40 TL olup, davalının gerçekleştirdiği imalâtın davalının kabul ettiği 423.226 m3 olarak kabulü halinde 774.079,00 TL olacağı gibi,

davacı ortak girişim vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü gibi davalının gerçekleştirdiği kazı imalâtının 78.602,12 m3 kabul edilse dahi 1.55 TL/m3 birim fiyatının çarpımına %18 KDV eklendiğinde dolgu bedeli hariç hak ettiği iş bedelinin 692.464,00 TL olacağı ve bu miktarın da hesaplanan ödemeden fazla olduğunun anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına," denildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına ve davanın kısmen kabulüne dair verilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.

İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına yapılan istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

6100 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin birinci fıkrasında hâkimin reddi talebinin hangi hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrileceği belirtilmiş olup, bu hâller:

-Ret talebinin süresinde yapılmamış olması,

-Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemesi,

-Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça anlaşılması olarak belirtilmiştir.

Somut olayda, alacaklı vekili tarafından ileri sürülen iddialar dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde hâkimin reddi sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emareler bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince hakimin (heyetin) reddi talebinin 6100 sayılı Kanun'un 41 inci maddesine göre geri çevrilmesine dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı vekilinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair karara karşı yapılan istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinden ve dosya kapsamından YİGŞ hükümlerinin uygulanacağının anlaşılmasına ve davacı tarafça mahal mahkemesince kabul edilen miktardan daha fazla imalat yaptığını ispat edememiş olmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin esasa ve hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin esasa ve hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi ara kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 27/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/592, K. 2023/965, 27 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/592
Karar No
2023/965
Tarih
27 Eylül 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/592 K.2023/659
  • Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/592 K.2023/721
  • İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/592 K.2023/710
  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/593 K.2023/565
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/593 K.2023/857
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/593 K.2023/607

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.