İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/128 K.2026/99

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

Esas2024/128Karar2026/99Tarih4 Şubat 2026Okuma15 dk · 2.921 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
4 Şubat 2026
Esas No
2024/128 - Karar No:2026/99
Dosya no
2024/128
Karar no
2026/99
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27/12/2023
Numarası
2023/184 E-2023/827 K
Davanın konusu
Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
04/02/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.921 kelime·15 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili özetle; taraflar arasında 14.03.2019 tarihli “Maden Kullanımı için Pick-Up Endüstriyel Tasarımı” konulu proje işbirliği sözleşmesinin imzalandığını, söz konusu sözleşme kapsamında üretilen endüstriyel tasarımların sözleşmede tanımlanan 12 haftalık süre içinde davalıya teslim edildiğini, işin teslimi akabinde 10.06.2019’da düzenlenen 141.600,00 TL bedelli 45732 sayılı faturanın davalıya teslim edildiğini, davalının fatura kapsamında 91.600,00 TL ödemesine rağmen bakiye 50.000,00 TL’yi ödemediğini, bunun üzerine tarafımızca Ankara 12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas ile icra takibi başlatıldığını,

davalının borca itiraz etmesi üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, bu davanın lehlerine sonuçlandığını, bu kapsamda davalı tarafça ödenmesi gereken 50.000,00 TL'nin mahkeme kararından sonra ödendiğini, davalı tarafça 50.000,00 TL için ödediği faizin 20.400,00 TL ile sınırlı kaldığını, davalıdan 30.10.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 9. maddesine göre 1 kez uzayan süre sebebi ile ek ücret ödenmesi için ihtarname gönderilmiş ise de bu bedeli de icra takibi yapılmadan davalının ödemediğini, bu alacak için Ankara 15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas ile ilamsız icra takibi başlatıldığını,

bu kapsamda davalının 08.11.2019'da ödemesi gereken 141.600,00 TL'yi 25.10.2022'de ödediğini, 141.600,00 TL için ödediği faizin 62.100,00 TL ile sınırlı olduğunu, ülkemizde munzam zararın hesaplanmasında, enflasyon verileri, devlet iç borçlanma senetleri faizleri, mevduat faizleri ve döviz kurlarının dikkate alındığını, munzam zarar, “borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüdün sonunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkın temerrüt faizi ile karşılanmayan, onu aşan bölüme tekabül eden" zarar olduğunu,

arabuluculuğa başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı belirterek fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydıyla; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00 TL için 500,00 TL, 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00 TL için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de munzam zararlarının 50.000,00 TL'nin geç ödenmesi ile ilgili olarak 86.497,50 TL,

141.600,00 TL'nin geç ödenmesi ile ilgili olarak 287.552,88 TL olmak üzere toplam 374.050,38 TL olarak tespit edildiği belirtilerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00 TL için 86.497,50 TL, 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00 TL için 287.552,88 TL olmak üzere toplam 374.050,38 TL munzam zararın maddi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili özetle; mahkemenin davada yetkisi bulunmadığını, Ankara Batı Ticaret Mahkemesi’nin yetkili olduğu, munzam zarar talep hakkının zamanaşımına uğradığı, zamanaşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacının zarar miktarını dava tarihinde, tam ve kesin olarak bilecek ve talep edebilecek durumda olduğunu, belirsiz veya kısmi alacak davası ile dava açmasının yasaya aykırı olduğunu, davacının ispatlayabileceği somut bir zararı bulunmadığı,

ödenecek miktar konusunda anlaşma sağlandığını, davacı vekilinin 50.000,00 TL icraya giren tutar, 20.400,00 TL değişen oranlarda icra faizi , dava, faiz ve icra masrafları toplamı 101.810,15 TL talep ettiği, talep edilen miktarın davacı vekilinin bildirmiş olduğu, ...

Şubesi banka hesabına 02.08.2022 tarihinde yatırıldığı, davacının sözleşme süresinin uzaması gerekçesi ile sözleşme konusu 141.600,00 TL’nin tahsili için ise müvekkili hakkında ayrıca Ankara 15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı dosyasından, icra takibi başlattığı, bu defa alacağa itiraz etmeyerek icra masrafı ve değişen oranlarda talep edilen avans faizi ile birlikte, borcun tamamını, 25.10.2022 tarihinde icra müdürlüğü dosyasına yatırdığı, 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile diğer kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulandığı, kendisine yüksek ve değişen oranlarda faiz ödemesi yapıldığı,

bunun dışında munzam zarar iddiası ve talebinde bulunmadığı gibi muhtemel bir munzam zarara ilişkin hakkını saklı tutmadığı, sözleşmenin 8. maddesine göre, “Sözleşme maddelerinin ihlal edilmesi ve/veya ihtilaflı durumlarda anlaşmazlıkların çözümü için her iki tarafça yazılı bildirimle yetkilendirilmiş kişi(ler)den oluşan hakem heyetinin bir çözüme ulaşması beklenmektedir” hükmünün düzenlendiği, davacının müvekkil hakkında başlattığı her iki icra takibinden önce, sözleşmenin 8. maddesinde yazılı şartı yerine getirmediği, davacının, enflasyon verileri, devlet iç borçlanma senetleri faizleri, mevduat faizleri ve döviz kurları esas alınarak,

Euro'daki artış oranı örneği üzerinden, alacağının güncel değerini, dolayısıyla munzam zararının tespitini talep ettiği, davacının soyut iddialar, genel olgular ve ortaya koyduğu hesaplama tarzı dışında, şahsen ve somut olarak zarar vakasının ne olduğu ve ne şekilde meydana geldiği, gerçek bir zararının olup olmadığı, avans faiz miktarını aşan zarar miktarını, zararı avans faizi ile dahi karşılayamadığını vb. hususlarda ikna edici açıklama yapamadığı, delil sunamadığı, munzam zarar iddiasını ispatlayamadığı, TBK 122/1 maddesinin amacının çok açık olduğu,

buna göre munzam zarar için, temerrüt faiziyle karşılanamayan (aşkın) zararın varlığı ve bunun somut delillerle ispatlanmasının arandığı, zarar yokken veya zararın varlığı ispatlanamamışken, farazî olarak zararın miktarını takdir edilmesinin, yasanın anılan hükmüne açıkça aykırılık oluşturacağı, kabul etmemekle birlikte, davacının iddia ettiği anlamda bir zarardan söz edilecekse dahi, bu zararın, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklandığı göz önünde bulundurularak, müvekkil şirkete karşı dava açılmaması,

husumetin idareye karşı, idare mahkemesinde açılacak bir dava ile talep edilmesinin gerektiği, husumetlerinin olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 11.12.2023 tarihli ıslaha karşı sunduğu beyan dilekçesinde ise davacının davasına konu ve iddia ettiği munzam zarar talep hakkının zamanaşımına uğradığını beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesince; davalı vekili tarafından yetki görev, zaman aşımı ve husumet yönünden itirazda bulunulduğu, dosya incelendiğinde taraflar arasında imzalanan dosya arasında bulunan 14/03/2019 tarihli işbirliği sözleşmesinin 8. maddesine göre Ankara Mahkemeleri yetkili kılındığından davalı vekilinin yetki itirazının reddine, ayrıca davanın davalıya karşı açılmış olduğundan davalı tarafın davanın idari yargının görevli olduğu konusundaki itirazının şartları bulunmadığından reddine, zaman aşımı defi yönünden ise TBK’ya göre şartları bulunmayan zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek yargılama yapıldığı,

davanın davacı ile davalının arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açılan davalar ve icra takibi sonucu davacı taraf alacağına geç ulaştığını faiz ile karşılanmayan zararı için açtığı munzam- aşkın zarar davasına ilişkin olduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinde “…Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür…” düzenlemesinin yer aldığı, munzam zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olduğu,

diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabileceği, munzam zarar sorumluluğunun kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucu olduğu ve alacaklının zararının faizi aşan bölümü olduğu, borçlunun para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt ) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girdiği, bu durumda TBK'nın 103. maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığının kabul edildiği,

o nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, en önemlisi borçlunun kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı giderme hakkının tanındığı, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı başvuru numaralı kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından, başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği,

bu tespite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçildiği, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması,

Anayasa Mahkemesi'nin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı göz önünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğinin benimsendiği,

tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk son tutanağı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlar ile birlikte Ankara 12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas sayılı icra dosyası ile Ankara 15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı icra dosyası yine Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/644 Esas, 2022/507 Karar sayılı dosyaları ile toplanan tüm deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişinin kök ek raporunda; yapılan hesaplamada munzam zararın.

"50.000,00 TL için.

Toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 133,17 + (Yİ-ÜFE ) % 294,42= % 427,59, Ortalama Fark Endeks = 427,59/2= % 213,79, Enflasyon Farkı = 50.000 %213,79=106.897,50 TL olacağı, Munzam zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi=106.897,50 - 20.400,00 = 86.497,50 TL, munzam zararın 141.600,00 TL için; toplam Fark Endeks = (TÜFE ) % 147,91 + (Yİ-ÜFE ) % 345,96 = % 493,87, Ortalama Fark Endeks= 493,87/2= % 246,93,Enflasyon Farkı =141.600,00 % 246,93= 349.652,88.-TL olacaktır.

Munzam Zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi = 349.652,88-62.100,00= 287.552,88-TL olacağını, toplam (86.497,50-TL +287.552,88-TL=) 374.050,38 TL" munzam zarar olacağını, ayrıca davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00 TL ve 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00 TL nedeniyle, davacının çalışanını 03.02.2020 tarihinde işten çıkararak tazminat ödediği, 2019 yılı dönem sonu hesaplarını düşük karlılık ile 2020 yılını zarar ile kapattığı ancak takip eden yıllarda karlılığını artırdığının tespit edildiği,

davacı şirketin davalı şirketten temerrüt tarihinde tahsil edemediği alacakları nedeniyle ekonomik zarar gördüğü belirtilmiş olup bilirkişi tarafından dosyaya sunulan kök ve ek rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülerek, davacı tarafın, davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açılan davalar ve icra takibi sonucu davacı taraf alacağına geç ulaştığını faiz ile karşılanmayan zararı için açtığı munzam- aşkın zararı toplam 374.050,38 TL olduğu tespit edilmek ile buna göre davanın kabulü ile,

toplam 374.050,38 TL munzam zarar tazminatın dava tarihi olan 15/03/2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, yetki itirazını kabul etmediği, mahkemenin yetkisiz olduğu, zamanaşımı itirazının kabul edilmediği, davacının davasına konu ve iddia ettiği munzam zarar talep hakkının zamanaşımına uğradığı, kabul etmemekle birlikte, davacı, zararını ve zarar miktarını dava tarihinde, tam ve kesin olarak bilecek ve talep edebilecek durumda bulunduğu, belirsiz veya kısmi alacak davası ile dava açılmasının yasaya aykırı olduğu, taraflar arasında “Maden kullanımı için Pick –Up Endüstriyel Tasarımı” hizmeti sağlanması amacıyla 14.03.2019 tarihli sözleşme imzalandığı,

davacının, edimini ifa etmediği gerekçesi ile hakkında 26.11.2019 tarihinde Ankara 12. Ticaret Mahkemesi 2019/644 Esas sayılı dosyasından, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davacının ise, sözleşmeden kaynaklanan, 50. 000,00 TL'nin tahsili için müvekkil şirket hakkında Ankara 12. İcra Dairesi 2019/14507 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine müvekkil hakkında 22.01.2020 tarihinde Ankara 7. Ticaret Mahkemesi 2020/48 Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığı, dosyaların birleştirildiği, yargılama neticesinde, 17.06.2022 tarihinde hüküm kurulduğu,

gerekçeli kararın, istinaf edilmeyerek kesinleştiği, kararın kesinleşmesinden sonra davacı vekili ile görüşüldüğü, ödenecek miktar konusunda anlaşma sağlandığı, davacı vekili tarafından, taraflarından talep edilen alacak miktarına ilişkin mail yazışmasının dosyaya sunulduğu, anlaşmaya göre davacı vekilinin 50.000,00 TL iİcraya giren tutar, 20.400,00 TL değişen oranlarda icra faizi , dava, faiz ve icra masrafları toplamı 101.810,15 TL’yi talep ettiği, talep edilen miktarın davacı vekilinin bildirmiş olduğu, ...

Şubesi banka hesabına 02.08.2022 tarihinde yatırıldığı, mahkemece taraf vekilleri tarafından yapılan anlaşmaya ilişkin 25.07.2022 tarihli mail yazışmasının göz önünde bulundurulmadığı, ödenecek miktar konusunda, taraflar arasında, mutabakat sağlandığı, davacının munzam zarar talebinde bulunmadığı gibi munzam zarar ve benzeri bir hakkını da saklı tutmadığı, davacının, munzam zararı olmadığı halde, bilirkişinin hesaplama yaparak rapor tanzim etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,

davacının, sözleşme süresinin uzaması gerekçesi ile sözleşme konusu 141.600,00 TL’nin tahsili için ise müvekkil hakkında ayrıca Ankara 15. İcra Dairesi 2022/16365 Esas sayılı dosyasından, icra takibi başlattığı, müvekkilinin bu defa alacağa itiraz etmeyerek icra masrafı ve değişen oranlarda talep edilen avans faizi ile birlikte, borcun tamamını, 25.10.2022 tarihinde icra müdürlüğü dosyasına yatırdığı, görüldüğü üzere davacının, daha önce başlattığı takiplerde taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu alacak haklarının tamamını takibe koyduğu,

talep ettiği ve 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile diğer kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulandığı, kendisine yüksek ve değişen oranlarda faiz ödemesi yapıldığı, bunun dışında munzam zarar iddiası ve talebinde bulunmadığı gibi muhtemel bir munzam zarara ilişkin hakkını saklı tutmadığı, böylelikle kendisine yapılan ödemeler sonrasında müvekkil şirketin davacıya başkaca borcu ya da tazminat yükümlülüğü kalmadığı, davacının soyut iddialar, genel olgular ve ortaya koyduğu hesaplama tarzı dışında, şahsen ve somut olarak zarar vakasının ne olduğu ve ne şekilde meydana geldiği, gerçek bir zararının olup olmadığı,

avans faiz miktarını aşan zarar miktarını, zararı avans faizi ile dahi karşılayamadığını vb. hususlarda açıklama yapamadığı, delil sunamadığı, munzam zarar iddiasını ispatlayamadığı, davacının, dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, delil dilekçesinde somut zarara ilişkin bir iddiada bulunamadığı,

delil sunamadığı halde sonrasında dosyaya sunduğu dilekçelerinde (dilekçelerde tarih belirtilmemiştir) özetle, "Davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle mali zorluğa girdiğini, ...’ı işten çıkarmak zorunda kaldığını Aselsan’a karşı yükümlülüğünü yerine getiremediğini, zarar ettiğini" iddia ettiği, bu iddiaların iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, davacının, çalışanını, müvekkilin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle işten çıkardığı iddiasının gerçek dışı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının bu iddiasını yazılı deliller ile ispatlayamadığı,

zarar ve illiyet bağı munzam zarar talebinin şartları olduğundan bunları ispatlayamayan davacının davasının reddi gerektiği, dosyaya kazandırılan bilirkişi ek raporunda bilirkişinin, davalının ticari defterlerini inceleyerek yeni tespitlerde bulunduğu, davacının ticari defterlerini de delilleri arasında göstermediği ancak sonraki beyanlarında ticari defterlerinin incelenmesini talep ettiği, mahkemenin, ticari defterleri incelenmesi yönünde karar vermesinin, bilirkişinin ticari defterleri esas alarak tespitte bulunmasının da ayrıca usul ve yasaya aykırı olduğu,

davacının, davaya konu ettiği her iki alacak kesin olmayıp, yargılamayı gerektirdiği ve yargılamanın neticesinin beklendği, yargılamanın ise uzun sürdüğü, bu nedenle davacının taraflarından munzam zarar talep hakkı bulunmadığı, Yargıtayın içtihatlarının da bu yönde olduğu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22.11.1994 tarihli ve E. 1994/8904 K. 1994/10313 sayılı kararında “Davacının bu alacağını geç tahsil etmesi yargılamanın uzamasından doğmakta olup, bundan dolayı davalıya atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır.

Bu durumda, davada munzam zarar istenmesinin koşulları bulunmamaktadır...” şeklinde karar verildiği, kabul etmemekle birlikte, davacının iddia ettiği anlamda bir zarardan söz edilecekse dahi, bu zararın, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklandığı göz önünde bulundurularak, müvekkil şirkete karşı dava açılmaması, husumetin idareye karşı, idare mahkemesinde açılacak bir dava ile talep edilmesinin gerektiği, yargılamanın uzun sürmesi yanında, alacağın tahsilinde davacı tarafın, ayrıca kusurlu olduğu, sözleşmenin 8. maddesinde yazılı şartı yerine getirmediği,

davacının, alacağına ilişkin, müvekkile gönderdiği 30.10.2019 , 01.11.2019 tarihli taahhütlü mektuplarına karşılık, müvekkilinin, Ankara 6. Noterliği 12608 yevmiye, 07.11.2019 tarihli İhtarname ile itiraz ettiği ve sözleşmenin 8. maddesinin uygulanmasını talep ettiği, ancak davacının, müvekkil hakkında başlattığı her iki icra takibinden önce, sözleşmenin 8. maddesinde yazılı şartı yerine getirmeyerek, çözüm için bir çaba içerisinde olmadığı, geç ödemede davacının kusurlu olduğu,

Türk Lirasının değerinin korunmasına ilişkin mevzuat kapsamında dahi döviz cinsinden bedeller belirleyen sözleşmeler yasaklanmış iken davacının dövizdeki kur farkından kaynaklı soyut bir zarar iddiasında bulunmasının kanun koyucunun yaklaşımına bütünüyle aykırıdır olduğu, bilirkişi raporunda eksik ve hatalı yapılan hesaplamayla zarar tespit edildiği, davacının dava dilekçesinde Anayasa Mahkemesi 2014/2267 Esas, 21.12.2017 tarihli kararına yer verdiği, Anayasa Mahkemesi’nin kararı, bireysel olarak başvurulan hak ihlali başvurusunu inceleyerek karara bağladığı,

kararın yalnız, ilgili dosya bakımından bağlayıcı olup, tüm yargısal uygulamalar için bağlayıcı olmadığından, kararın, kendine özgü durumları nedeniyle, olayda uygulanmasının söz konusu olmadığı, karara konu olayın, 1990 tarihinde açılan alacak davasının 2002 tarihinde sonuçlanması ve tahsiline ilişkin olup karara karşı, iki üyenin karşı oy kullandığı, davacının açıklamasına yer verdiği Yargıtay dairelerinin diğer kararlarının ise eski olup 2018 ve 2019 yılına ait olduğu,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’ın farklı daireleri 2020,2021,2022 birçok kararında, Anayasa mahkemesinin kararından, farklı kararlar verildiği (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve E. 2019/319 K. 2020/1260 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.12.2021 tarihli ve E. 2017/18-2800 K. 2021/1629 sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.3.2021 tarihli ve E. 2020/3860 K. 2021/2759 sayılı kararı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.1.2022 tarihli ve E. 2020/1472 K. 2022/437 sayılı kararı,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.1.2021 tarihli ve E. 2020/5000 K. 2021/381 sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.3.2022 tarihli ve E. 2022/691 K. 2022/2136 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.3.2022 tarihli ve E. 2021/938 K. 2022/401 sayılı kararı), munzam zararın varlığının somut delillerle ispatlanması gerektiği, zarar yokken veya zararın varlığı ispatlanamamışken, farazî olarak zararın miktarını takdir edilmesinin, yasanın anılan hükmüne açıkça aykırılık oluşturacağı, kaldı ki, ülkenin, kırılgan bir ekonomiye sahip olduğu, piyasa şartlarının, ekonomik verilerin öngörülebilir nitelikte olduğu,

taraflar arasında, 14.03.2019 tarihli sözleşme düzenlendiği, munzam zarar ve faize ilişkin hususların, sözleşme ile düzenlenmesine yasal olanak da var iken bu hususta da herhangi bir düzenleyeme yer verilmediği, davacının müvekkile gönderdiği ihtarnameler, açılan dava ve icra takibinde, munzam zarar iddiasına yer vermediği ve talepte bulunmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin13.01.2025 tarihli, 2024/3534 Esas, 2025/15 Karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere munzam zararın tazmini davasının TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 senelik zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımının başlangıç tarihinin ise alacaklının alacağının tamamının tahsil edildiği tarih olduğu,

ödeme tarihi dikkate alındığında dava ve ıslah tarihinde zaman aşımının dolmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 25.551,38 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.387,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.163,53 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 04.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2024/128, K. 2026/99, 4 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/128
Karar No
2026/99
Tarih
4 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2024/129 K.2026/309
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/129 K.2026/146
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/130 K.2026/106
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/135 K.2026/177
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/135 K.2026/52
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/135 K.2026/111

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.