KÜNYE
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/165 E., 2024/248 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Vekili İstinaf Talebinde
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/165
- Karar no
- 2024/248
- İncelenen kararın mahkemesi
- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 31/12/2020
- Numarası
- 2020/314 Esas - 2020/803 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Dava
- İstirdat
- Bulunan
- Davacı
Karar Metni
955 kelime·5 dk okuma
Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 09/02/2024
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin sigortalı işçisi olan ...'in 10/11/2017 tarihinde iş yerinde çalışmaktayken sol bacağını çalıştığı makine sıkıştırarak iş kazası geçirdiğini ve hemen 112 acil servis ekibi tarafından Bilecik Devlet Hastanesine götürülerek SGK 4A hizmet sigortası bağlamında girişinin yapıldığını, ilk muayenesi yapılan işçinin ortopedi ve doku kaybı bulunduğu gerekçesi ile plastik cerrahisi bölümüne danışılarak ve ortopedi bölününün uygun görmesi üzerine davalının Eskişehirdeki hastanesine sevkinin yapıldığını,
burada bir kısım tedavilerinin yapıldığını ve işçinin 23/01/2018 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiğini, davalı şirketin hastanesinde hasta için tam bir iyileşme sağlanmadığını, zira bir kısım ameliyat ve tedavilerin en baştan yapıldığını böylelikle bir anlamda ...
Hastanesindeki tedavinin bir netice vermemiş olduğunun anlaşıldığını, davalı şirket tarafından müvekkili firmaya 21/12/2017 tarihinde 65.000,01-TL ve 25/01/2018 tarihinde 15.000,00-TL olmak üzere iki fatura düzenlendiğini ve müvekkili tarafından bu faturaların davalıya ödendiğini, faturaların sigorta bedellerinin düşülmüş olarak fahiş bir miktar olduğu görüldüğünü belirterek sebepsiz zenginleşme,
vekalet ve haksız fiil hükümleri çerçevesinde davalı hastanenin haksız iş ve işlemler sebebiyle müvekkili zararına zenginleşmiş olduğu açık olduğundan müvekkili tarafından ödemesi yapılan iş ve işlemlerle ilgili haksız tahsilatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL'nin haksız tahsilat tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilne verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacağını kısmen talep etmesi ile belirsiz alacak davası açmasının usule uygun olmadığını, davacının işçisinin tedavisinin tıbbi kurallara uygun şekilde yapıldığını, yapılan işlemler ile ilgili davacı tarafa da bilgi verildiğini, davacı tarafın talebi üzerine tedavinin başka yerde devam ettirilmesine karar verilerek hastaneden ayrıldıklarını, söz konusu tutarların özel hastaneler yönetmeliği ve sağlık mevzuatına uygun olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 31/12/2020 tarihli kararla; "(...) bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/10/2020 tarihli raporda; "1.Şahısta kaza nedeni ile oluşan hasar ve bu hasarın tedavisi sırasında oluşan komplikasyonlar dikkate alındığında, yapılan tıbbi tedavinin gerekli ve uygun olduğu,
2.Tıbbi ve sarf malzemelerinin oluşan yaralanmanın tedavisi ile ilgili güncel tıp kuralları dikkate alındığında gerekli ve uygun olduğu,
3.Faturaların hastanın epikrizi ile uyumlu olduğu,
4.Şahsa uygulanan tedavinin hastaya yarar sağlamadığının söylenemeyeceği,
5.Fatura ile ilgili uzman bir bilirkişiden (hekim dışında fatura bilirkişisi) görüş alınmasının daha uygun olacağı, düşünülmekle birlikte, mevcut tıbbi durum göz önüne alındığında faturaların rayiç değerlerin üzerinde olduğunun söylenemeyeceğinin" bildirildiği, raporda davalı vekilinin bir itirazının olmadığı, davacı vekilinin ise 22/10/2020 tarihli dilekçeyle itirazlarını sunduğu, davacı vekili itirazlarında dava dışı işçinin davalı hastanedeki tedavilerinden sonra ameliyatlarının devam edebileceği ile ilgili bilgi verilmediği,
davalı hastanece yapılan işlemlere rağmen hastanın sağlığına kavuşamadığı ve bu nedenle Hacettepe Tıp Hastanesinde tedaviye devam edildiği ve burada da yoğun bir tedavi geçirdiği hususlarının bilirkişiler tarafından değerlendirilmediği, tedavisine devam olunan Hacettepe Üniversitesi Hastanesinden tedavinin hangi aşamada kendilerine geldiği,
sonrasında yapılan tedavilerin ve tedavi sürecinin uzun sürmesinin hastanın kendilerine gelmesinden önceki tedavilerin eksikliği ve hatalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında görüş alınmasına ve sonrasında ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor aldırılmasına talep ettiği, davacı vekili tarafından 26/10/2020 tarihli dilekçeyle bilirkişi raporlarına karşı ek beyanların sunulduğu, bu beyanların da aynı nitelikte olduğu görülmekle birlikte düzenlenen bilirkişi raporunda açık bir şekilde dava dışı işçiye uygulanan tıbbi tedavilerin gerekli ve uygun olduğu,
tıbbi sarf ve malzemelerinin oluşan yaralanmanın tedavisiyle ilgili güncel tıp kuralları dikkate alındığında gerekli ve uygun olduğu, faturaların hastanın epikrizi ile uyumlu olduğu, hastaya uygulanan tedavinin hastaya yarar sağlamadığının söylenemeyeceği, ayrıca faturaların da rayiç değerinin üzerinde olduğunun da söylenemeyeceği, her ne kadar davacı vekilince Hacettepe Üniversitesi Hastanesine ait dosyaların incelenmediği belirtilmişse de bilirkişi raporunda davacının sunmuş olduğu ve Hacettepe Üniversitesi tarafından gönderilen dava dışı işçiye ait evrakların incelendiği,
bu nedenlerle davacı vekilinin itirazlarının yersiz olduğu görülmekle (...)" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile özetle; karara dayanak raporun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, zira, davalı hastanede yapılan tüm ameliyat, tedavi ve işlemlerin 11.11.2017 tarihinde yapılan ilk ameliyatın sonuçları olduğunu, dolayısıyla 11.11.2017 tarihli ilk operasyonda doğru bir müdahale ve tedavi gerçekleşse idi sonraki tedavi ve işlemlerin bir kısmına ihtiyaç doğmayacağını,
öyle ki geçici fiksasyon ve arter tamiri ameliyatlarından sonra yapılan ameliyatların çoğu debridman ve greftleme olmak üzere ilk ameliyatından sonraki süreçte gelişen komplikasyon ameliyatları olup kullanılan malzemeler dışında tekrar tekrar doktor ve konsültasyon ücretleri fatura edildiğini, hastanın ve sorumlu şirket olan müvekkilin ileride takip eden ameliyatların gerekebileceği konularından hiç haberdar edilmeden bu müdahalelerin yapılmış olmasının hukuka uygun düşmediğini, davalının salt ticari amaç güttüğünün açık olduğunu,
hastanın davalı hastanedeki tedavisi sonrasında tedavisine devam olunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden tedavinin hangi aşamada kendilerine geldiği, sonrasında yapılan tedavilerin ve tedavi sürecinin uzun sürmesinin, hastanın kendilerine gelmesinden önceki tedavilerin eksikliği ve hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında görüş alınmasını talep ettiklerini beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; toplanan delillere, yerel mahkeme gerekçesine ve özellikle ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu içeriğine göre; davacının işçisine uygulanan tıbbi tedavinin uygun ve gerekli ve kullanılan sarf malzemelerinin tedavi ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, 11/11/2017 tarihli ilk tedavi sonrasındaki tedavilerin komplikasyon tedavisi olmasının verilen hizmetin ücret tahakkuk ettirilmesini engelleyen bir husus olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE,
Harç peşin alındığından bakiye harç tahsiline yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan toplam 5,50-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Başkan Üye Üye Katip-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/165, K. 2024/248, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama