KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/399 - 2024/209
- Dosya no
- 2022/399 Esas
- Karar no
- 2024/209 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
Karar Metni
3.164 kelime·16 dk okuma·18 bölüm
HMK 353/1-a-6)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/01/2022
NUMARASI
2021/47 Esas-2022/38 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ : 20/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/02/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 24/01/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket ile davalı şirketin 456813 no'lu sipariş formunda belirtilen A-23 ve A-21 teknik kodlu eserlerin üretimi için anlaştıklarını, A-23 kodlu eserin birim fiyatının %18 KDV dahil 829,30 EURO 27 adet, A-21 kodlu eserin birim fiyatı %18 KDV dahil 414,65 EURO 52 adet olarak belirlendiğini, eserlerin gerek müvekkili gerekse müvekkilinin hizmet alımı yaptığı dava dışı ... Oto. Gıd. İnş. Nak.
Paz. San. ve Tic. Ltd.
Şti. tarafından üretilerek, davalının taşımacılığını yapan süjelere teslim edildiğini, bu kapsamda davalıya toplam 15 adet A-21 ve 44 adet A-23 no'lu eserden teslim edildiğini, davalı tarafından müvekkiline 6.206,80 EURO ödeme yapıldığını, bakiye 36.489,20 EURO alacağın ise ödenmediğini, iş bu alacağın ödenmesi için düzenlenen ihtarnamenin davalıya 22/01/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı yanca yedi gün içerisinde ödeme yapılmayarak 29/01/2020 tarihinde temerrüte düştüğünü belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 EURO alacaklarının 29/01/2020 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarının EURO üzerinden açılan mevduata uyguladıkları yıllık azami faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... markasının Ankara'daki otobüs üretim tesisi olduğunu, müvekkili şirketin otobüs montajında kullanılacak kendisinin üretmediği bazı parçaları tedarikçiden temin ettiğini ya da hammadesini vererek işlemlerini yaptırdığını, dava konusu olayda ise, "Kılıç" olarak tabir edilen metal parçaların hammadde profilleri müvekkilleri şirket tarafından davacıya verilerek,
ilgili teknik dokümana göre nihai ürün olarak müvekkiline teslimi işinin davacıya sipariş usulü ile verildiğini, müvekkili tarafından A23 ve A21 kodlu araçlarda kullanılmak üzere "Kılıç" olarak tabir edilen metal profillerin işlenerek müvekkiline teslimi işi ile ilgili davacıdan 26/08/2019 tarihinde fiyat teklifleri alındığını, 05/09/2019 tarihinde yapılacak işlemlerin fiyatlarını ve sevk tarihlerini içeren sipariş formunun yapılacak iş ile ilgili teknik dokümanların davacıya gönderildiğini, sipariş formunda 12/09/2019 tarihinde işlenen profillerin nihai ürün olarak müvekkiline tesliminin sevk tarihi olarak belirtildiğini,
davacı tarafından henüz kılıçlar üretilmeden ve müvekkiline teslimi yapılmadan sipariş formu ile aynı gün 05/09/2019 tarih 022553 no'lu 43.953,11 EURO tutarında fatura tanzim edildiğini, henüz ürünler üretilmeden ve teslim yapılmadan fatura gönderilmesi sonrası müvekkili tarafından işin süreli ve acil bir iş olması nedeniyle faturanın iade edilmeyerek davacının sipariş formunda belirtilen tarihlerde ürünleri işleyip teslim etmesinin iyi niyetli olarak beklendiğini, bu maksatla davacıya üretim yapılacak kılıçlar için gerekli 150 adet hammadenin 38784 no'lu sevk irsaliyesi ile gönderildiğini,
ancak 12/09/2019 olarak belirlenen teslim tarihinde ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, teslim konusunda whatsapp üzerinden yazışmalar yapıldığını, 24/09/2019 tarihinde ürünlerin halen teslim edilememesi üzerine yapıldığı kadarıyla mevcut üretimin ve daha önce teslim edilen hammaddelerin davacıdan alınarak başka bir üreticiye gönderilmesi ve davacıya sadece ürettiği kısım için 5.260 EURO +KDV tutarında ödeme yapılması konusunda mutabık kalındığını, bu mutabakata bağlı kalınarak davacıya üretmiş olduğu ürünler için 04/10/2019 tarihinde 5.260 EURO ödeme yapıldığını,
daha sonra 10/12/2019 tarihinde 946,80 EURO KDV bedelinin de davacıya ödendiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete üretim için verilen hammaddelerin yazışmalar sonucu 25/10/2019 tarihinde davacıdan iade alınabildiğini, eksik ürün teslimi nedeniyle davacı şirkete 29/11/2019 tarihli KDV dahil 3.774,11 EURO tutarında ve 16/12/2019 tarihli KDV dahil 33.972,20 EURO tutarındaki iade faturasının kesilerek gönderildiğini, iade faturaları sonrası müvekkili şirketin ticari defterlerinde davacının hiç bir hak ve alacağının kalmadığını,
davacı tarafından 09/01/2020 tarihinde müvekkiline hammaddeler hiç iade edilmemiş ve tüm ürünler sipariş formundaki sürede ve eksiksiz olarak müvekkiline teslim edilmiş gibi 05/09/2019 tarihli fatura esas alınıp iade faturası dikkate alınmadan salt müvekkilini borçlu çıkarmak için müvekkiline cari hesap mutabakatı gönderildiğini, müvekkili tarafından iş bu talebin reddedildiğini, davacı tarafından sözleşmeye konu ürünler teslim edilmeden düzenlenen faturanın tek başına ürünlerin teslimi anlamına gelmediğini, açıklanan nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2022 tarihli 2021/47 Esas 2022/38 Karar sayılı kararında özetle. Dosya kapsamına alınan 28/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Her iki tarafın usulün uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde, davacı şirket tarafından düzenlenen 05.09.2019 tarihli 43.953,11 Euro tutarlı faturanın kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, emtiaların davalı şirkete teslimine ilişkin sevk irsaliyelerin tarihine bakıldığında, düzenlenen faturanın emtianın tesliminden önce düzenlenerek kayıtlara alındığının anlaşıldığı,
davacı şirket tarafından düzenlenen dört adet sevk irsaliyesi içeriği on beş adet A21, 19 adet A23 kodlu ürün olup, bu ürünlerin toplam parasal değerinin (15*414,65+19*829,30) 21.976,45 Euro, on adet A21 kodlu ürünün teslimine ilişkin düzenlenen 07.09.2019 tarih 26235 no.lu sevk irsaliyesinin teslim alan kısmında isim ve imza yer almadığını, bu irsaliye içerisinde yer alan ürünün parasal tutarının 4.146,50 Euro, yine dava dışı şirket tarafından düzenlenen 13.09.2019 tarih 20339 no'lu sevk irsaliyesi ile ...'e teslim edilen 25 adet A23 kodlu ürünün parasal değerinin 20.723,50 Euro olduğu,
mahkemece, sevk irsaliyelerinde ismi bulunan şahısların davalı adına ürün teslim almaya yetkili olduğunun kabulü halinde ve yine teslim alan kısmında isim, imza bulunmayan sevk irsaliyesi de dahil olmak üzere bütün irsaliyelerdeki ürünün davalıya tesliminin kabulü halinde, her iki tarafın kabulündeki davalı şirket ödemesi tutarı olan 6.206,80 Euro'nun teslim edilen ürün tutarından mahsubu sonrasında davacı şirket, davalı şirketten (42.708,95-6.206,80=)36.502,15- Euro alacaklı olacağı, teslim alan kısmında isim ve imza bulunmayan sevk irsaliyesi içeriği ürünün davalıya teslim edilmediği,
diğer irsaliyelere konu emtianın ise usulünce teslim edildiğinin kabulü halinde, davacı şirket davalı şirketten (36.502,15-4.146,50=) 32.355,65-Euro alacaklı olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, eser sözleşmesine konu ürünlerin süresinde teslim edilip edilmediği, edildi ise davacının teslimi gerçekleşen ürün karşılığında bakiye alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise tutarı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında, davacı şirket tarafından düzenlenen 05/09/2019 tarihli 43.953,11 Euro bedelli faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davaya konu faturayı davalı şirketin ticari defterlerine kaydetmekle, fatura konu malın davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, her iki tarafın kabulünde olan 6.206,80 Euro tutarındaki ödeme dışında davalının ödemesi olduğuna dair yasal delil sunulmadığı,
hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davalının ödemesi mahsup edildiğinde bakiye 36.502,15 Euro borçlu olduğu anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak 100,00 Euro'nun davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş olup, davacı yanın ödeme için davalıya gönderdiği taahhütlü mektubun 22/01/2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, ödeme için 7 gün mehil tanındığı, iş bu sürenin bitim tarihi olan 30/01/2020 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek,
alacağın 30/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne ve 100,00 Euro'nun 30/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 21/03/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle. Müvekkili ...
A.Ş.'nin ... markasının Ankara’daki otobüs üretim tesisi olduğunu, müvekkilinin şirket otobüs montajında kullanılacak kendisinin üretmediği bazı parçaları tedarikçilerden temin ettiğini veya hammadesini vererek işlemlerini yaptırdığını, "kılıç" olarak tabir edilen metal parçalara ilişkin işin davacıya verilmeden önce müvekkilinin bu ürünleri Ankara'da yerleşik “...” firmasına yaptırmakta veya yurt dışında yerleşik “...” adlı firmadan tedarik ettiğini, dava konusu olayda ...
İspanya tarafından sipariş edilen A23 ve A21 kodlu araçların otobüslerin süreli üretimi ve diğer tedarikçilerin (.../ ...) üretim bantlarının dolu olması sebebiyle müvekkili tarafından kısa sürede üretim yapacak alternatif tedarikçi arayışına girildiğini, davacı tarafça kısa sürede üretim yapılacağına dair beyanda bulunulması üzerine müvekkili tarafından A23 ve A21 kodlu araçlarda kullanılmak üzere "kılıç" olarak tabir edilen metal profillerin işlenerek müvekkiline teslimi işi ile ilgili davacıdan 26.08.2019 tarihinde fiyat teklifleri alındığını, fiyat teklifinin uygun bulunması sonrası davacıya 05.09.2019 tarihinde, yapılacak işlemleri,
fiyatlarını ve sevk tarihlerini içeren sipariş formunun gönderildiğini, bu siparişler ile birlikte yapılacak iş ile ilgili teknik dokümanların da davacıya iletildiğini, sipariş formunda çok açık ve net bir ifade ile 12.09.2019 tarihinde işlenen profillerin nihai ürün olarak müvekkiline tesliminin sevk tarihi olarak belirtildiğini, davacı tarafından henüz kılıçlar üretilmeden ve müvekkiline teslimi yapılmadan sipariş formu ile aynı gün 05.09.2019 tarih ve 022553 nolu 43.953,11 Euro tutarındaki dava konusu faturanın tanzim edildiğini,
henüz ürünler üretilmeden ve teslimi yapılmadan fatura gönderilmesi sonrası müvekkili tarafından işin süreli ve acil bir iş olması sebebiyle ve davacı ile müvekkilinin ticari ilişkisinin zedelenmemesi için fatura iade edilmeyerek davacının sipariş formunda belirtilen tarihlerde ürünleri işleyip teslim etmesinin iyiniyetli olarak beklendiğini, müvekkili tarafından davacıya üretimi yapılacak kılıçlar için gerekli 150 adet hammaddenin (profil), 038784 sayılı sevk irsaliyesi ile gönderildiğini, ancak sipariş formunda belirtilen teslim tarihi olan 12.09.2019 tarihinde ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini,
bunun üzerine müvekkili şirketin satın alma birimi yetkilisi ile davacı şirket yetkilisinin Whatsapp üzerinden parçaların bir an önce üretilmesi konusunda sürekli yazıştıklarını, 06.09.2019 tarihinden 17.09.2019 tarihine kadar ürünlerin bir an önce çıkması ve müvekkiline gönderilmesi için davacının üretim tesisinde sürekli olarak müvekkili şirket çalışanı bulunduğunu, hatta müvekkili şirketin nakliye aracını davacı şirketten ürünleri almak için beklettiğini,
müvekkili tarafından davacının yetkilileri ile uzun süren görüşme ve yazışmalar sonrası hammaddelerin ancak 25.10.2019 tarihinde iade alınabildiğini ve imalat yapılmak üzere ... adlı tedarikçiye gönderildiğini, bu profillerde firelerin de çok olduğu için dava konusu kılıç olarak tabir edilen ürünlerin ancak bir kısmının “...” firmasına yaptırıldığını, kalan kısmının ise yurt dışındaki ana tedarikçi “...” firmasında bitmiş ürün olarak tedarik edildiğini, müvekkilinin ...'e yaptırdığı imalatların,
bunlara dair bedeller ve davacının iade ettiği profillerdeki fire oranının yüksek olması nedeni ile ...'dan aldığı nihai ürünler nedeni ile ek maliyetleri ve zararlarının ortaya çıktığını, dava konusu otobüslerin İspanya'ya eksik parça ile gönderilmesi ve İspanya'da sonradan montajının yapılması nedeni ile müvekkilinin ticari itibar kaybı oluştuğunu, davacının her seferinde imalatı bitirdiğine ilişkin söylemine karşı cüzi parça imali nedeni ile sürekli nakliye şirketlerinin davalının üretim alanında beklediğini ve bu nedenle nakliye masraflarının arttığını,
dava konusu 05.09.2019 tarih ve 022553 nolu 43.953,11 Euro tutarındaki faturanın daha ürünler teslim edilmeden düzenlendiğinden, bilirkişi raporunda da bunun tespit edilmesine karşın mahkeme tarafından salt bu fatura esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından düzenlenen 05.09.2019 tarih ve 022553 nolu faturanın henüz üretime dahi başlanılmadan henüz sipariş yeni geçildiğinden düzenlenmiş bir fatura olduğunu, davacının dosyaya ürün teslimi anlamında delil olarak sunduğu irsaliyelerin dahi fatura tarihinden sonrasına ait olduğunu,
bu hal karşısında böyle bir faturanın ürünlerin teslimi ve alacak hakkı doğurduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacın ürünleri teslim ettiği iddiasıyla mahkemeye sunduğu irsaliyelerin tarihleri (hammadde gönderiminden dahi önce olması), irsaliyelerde imzası bulunan kişilerin müvekkili şirket yetkilisi olmaması, dava dışı ...
Firmasının müvekkiline ürün teslimi olmadığını yazılı olarak mahkemeye beyan etmesine rağmen bu firmanın irsaliyelerinin de teslim anlamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından eser sözleşmesi ve teslim konularında uzman bilirkişi kurulunda rapor alınmadan doğrudan mali anlamda sadece hesap yönünden alınan muhasebeci bilirkişi raporu ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından delilleri tam toplanmadan ve tanık dinletme taleplerinin kanuna aykırı olarak red edilerek karar verildiğini, dava konusu olayda asıl mağdurun müvekkili şirket olması, ürünlerin süresinde teslim edilmemesi,
müvekkilinin üretim bandının durması, araçların, davacının işleyeceği kılıç olarak tabir edilen parça olmadan İspanya'ya gönderilmesi ve sonradan İspanya'ya ayrıca gönderilmesi hususlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu olayda davacı tarafından siparişte belirtilen ürünlerin süresinde, tam ve eksiksiz olarak teslim edilmediğinin ispatlandığını, müvekkili davacının işlemesi için verdiği hammaddeleri davacıdan geri almak durumunda kaldığını, bu süreçte müvekkilinin üretim bandının durmak zorunda kaldığını,
buna bağlı olarak müvekkilinin ürettiği otobüslerin kılıç olarak tabir edilen parçalar olmaksızın ihraç edilecek ülke olan İspanya'ya gönderilmek zorunda kalındığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkilli tarafından düzenlenen irsaliyelerde belirtilen ürünlerin, davalının kendi çalıştığı lojistik firması çalışanlarına kendi çalışanının huzurunda teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, zira davalı vekilinin tüm süreci kendi çalışanının müvekkiline ait fabrikada bulunmak suretiyle takip ettiğini, ikrar ettiği gibi irsaliyelerde imzası bulunan kişilerin lojistik firmalarının sürücüleri olduğunu da kabul ettiğini, hal böyle olunca davacının kendi çalışanının gözetiminde yüklenen eserleri teslim almadığı iddiasına yer verilemeyeceğini, bu iddiada bulunacak ise artık bu iddiasının muhatabının müvekkili değil ... ve ...
Şirketleri olduğunu, bu sebeplerle sevk irsaliyelerinde belirtilen tutarda A-21 ve A-23 kodlu eserlerin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, müvekkiline kesilen iade faturalarının uydurma, düzmece vergi numarası girilerek ve müvekkilinin e mail adresi yerine kendi şirket çalışanlarının e mail adresine gönderilmesinin sebebinin, bu iade faturalarının müvekkilinin e arşiv portalı üzerinden e mail yolu ile tebliğ almasının önüne geçmek olduğunu ve davalının bu sebeple kötü niyetli davrandığını,
bu sebeple mahkeme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davalı vekilinin haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında 05/09/2019 tarihli sipariş formu ile kurulan ve konusu davalı iş sahibi tarafından verilen "kılıç" diye tabir edilen ham maddelerin işlenerek A-23 ve A-21 teknik kodlu davalı iş sahibinin ... markasının Ankara'daki otobüs üretim tesisinde kullanacağı malzemelerin üretimini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı yüklenici vekili eldeki dava ile,
müvekkili tarafından davalı iş sahibi için on beş adet A-21 ve kırk dört adet A-23 nolu eserlerin teslim edilmesine rağmen müvekkiline toplam 6.206,80 Euro ödeme yapıldığını, bakiye 36.489,20 Euro alacağın ise ödenmediğini belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 100,00 Euro alacağın 29/01/2020 temerrüt tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro üzerinden açılan mevduat hesabına uyguladıkları yıllık azami faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini doğrulayarak "kılıç" olarak tabir edilen ham maddelerin davacıya verildiğini, ilgili teknik dokümana göre müvekkiline nihai ürün olarak teslimi gerektiğini, 05/09/2019 tarihli sipariş formu ile siparişin davacıya iletildiğini ancak davacının henüz ürünleri teslim etmeden sipariş formu ile aynı gün 05/09/2019 tarihli 43.953,11 Euro bedelli faturayı tanzim ederek gönderdiğini, müvekkilinin işin acil olması ve taraflar arasındaki ilişkinin zedelenmemesi için teslim edilmeyen ürün faturasını iade etmediğini ve ürünlerin teslimini beklediğini,
ürünlerin 12/09/2019 tarihine kadar teslimi gerekirken belirtilen tarihte teslim edilmediğini, bu konuda Whatsapp yazışmalarının mevcut olduğunu, 24/09/2019 tarihine kadar ürünlerin teslim edilmemesi üzerine davacı ile o tarihe kadar üretilen ürünlerin teslimi ve bedelinin ödenmesi konusunda mutabık kalındığını ve buna ilişkin olarak müvekkili tarafından 5.260,00 Euro ve KDV'ye ilişkin olarak 946,180 Euro'nun davacıya ödendiğini, ham maddelerin ise ancak 25/10/2019 tarihinde davacıdan teslim alınabildiğini,
bu sebeple davacıya 29/11/2019 tarihli KDV dahil 3.774,11 Euro ve 16/12/2019 tarihli KDV dahil 33.972,20 Euro iade faturası kesildiğini ve müvekkili defterlerinde de davacıya hiç bir alacağının kalmadığının görüleceğini, tüm bunlar gözetilmeden işin tamamı yapılmış gibi davacının müvekkiline fatura göndererek bedelini talep etmesinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, mali müşavir bilirkişiden taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davacı tarafından düzenlenen 05/09/2019 tarihli 43.953,11 Euro bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı tarafça dosyaya sunulan sevk irsaliyelerinde belirtilen ürünlerin davalıya teslim edildiği buna göre yapılan 6.206,80 Euro'luk ödeme tutarı düşüldüğünde dava tarihi itibariyle teslim edildiği kabul edilen malzemeler nedeniyle davacının davalıdan 36.502,19 Euro alacaklı olduğu kabul edilmek suretiyle ve taleple bağlı kalınarak
100,00 Euro alacağın 30/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş bu karara karşı davalı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 05/09/2019 tarihli sipariş formu üzerine kurulan akdi ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Genel olarak eser sözleşmelerinde yüklenici, sözleşmeye uygun meydana getirdiği eseri teslim borcu altındadır. Eserin teslim edilip edilmediğinin ispatında taraflar ispatın hangi delillerle yapılacağı hususunda sözleşmeye hüküm koyabilirler ve teslim konusunda bir delil sözleşmesi yapabilirler. Böyle bir delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edebilir.
Somut olayda davacı delilleri arasında faturalar ve sevk irsaliyelerine de dayanmış olup, mahkemece davacı tarafça sunulan ve bir kısım sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında nakliye şirketi elemanlarının imzasını içeren bir kısım sevk irsaliyelerinde ise teslim alan kısmında imza bulunmamasına rağmen davacı tarafça sunulan ve bu irsaliyelerde belirtilen tüm ürünlerin davalı şirkete teslim edildiği kabul edilerek dava sonuçlandırılmış ise de;
davalı vekili özellikle sevk irsaliyelerindeki imzalara bu imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olmadığını beyan ederek itiraz ettiğinden davacı şirketçe dosyaya sunulan sevk irsaliyelerindeki teslim alan şahısların davalı şirketin çalışanı olup olmadığı araştırılmamış, eser sözleşmesinde işin yapılıp teslim edildiğinin maddi vakıa olması sebebiyle tanık beyanı ile kanıtlanması mümkün olmasına rağmen sevk irsaliyelerinde ismi yazılı şahıslar tanık olarak da dinlenmemiştir.
Yapılması gereken iş davalının kabul ettikleri dışında kalan ve üretildiği söylenen ürünler dışında diğer ürünlerin teslim edildiğine ilişkin sevk irsaliyelerinin altında iş sahibi adına teslim alan kimselerin davalı şirket çalışanı olup olmadığının incelenip imzaların inkâr edilmesi halinde SGK kayıtları ve diğer deliller ile bu husus araştırılarak ve kabul edilen sevk irsaliyelerindeki teslim eden ve alan kısmında imzaları bulunan şahıslar tanık olarak dinlendikten sonra davalı şirketi temsile yetkili kişiler olduğunun anlaşılması halinde teslimin kanıtlandığının kabulü ile yine davalı tarafça gösterilen tanıkların da teslim konusunda
beyanlarının tespitinden sonra mahallinde uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak davalı tarafça üretilmek üzere davacı şirkete teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmayan "kılıç" olarak tabir edilen ham maddenin davacı yüklenici tarafından işlenerek sipariş formunda belirtildiği şekilde A-21 ve A-23 kodlu ürünlere dönüştürülüp dönüştürülmediği,
sevk irsaliyelerinde belirtilen ürünlerin tümünün davalı şirketin karşı koyması sebebiyle üretilen ürün mü yani nihai ürün mü yoksa iade edilen ham maddeler mi olduğu buna göre davacı tarafça işlenerek A-21 ve A-23 kodlu ürünlere dönüştürülen ve davalı şirkete teslim edildiği ispatlanan ürünlerin bedelinin sipariş formunda anlaşılan bedel üzerinden fiyatlandırmasının yapılarak davacının hak ettiği iş bedelinin belirlenmesi konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davalı tarafça kanıtlanan ödemelerin bu alacaktan mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yetersiz bilirkişi
raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargitay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/4925 Esas 2019/2949 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2022/399, K. 2024/209, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama