KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Dosya no
- 2023/769 Esas
- Karar no
- 2025/99 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
Karar Metni
2.893 kelime·14 dk okuma·22 bölüm
HMK 353/1-a-3)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2020
NUMARASI
2018/130 Esas-2020/339 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU
Tacirler Arası Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 04/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/02/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan tacirler arası satım sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Başkanlar Kurulu kararı ile dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen 20/02/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle. Davacı ... Spor Giyim- ... ile davalı arasında satış ve montaj sözleşmesi yapıldığını, davalının, her sıra ışıklı krem block out özellikli ...
Marka motorlu bombeli 3 adet katlanır tentenin 30.08.2017 tarihine kadar müvekkilinin Mardin tesisine teslimi ve montajı yükümlülüğü altına girdiğini, müvekkilinin ise karşılığında 15.000,00 TL nakit ve 30.12.2017 ve 28.02.2018 vade tarihli 12.500,00 TL meblağlı iki adet çek vermeyi kabul ettiğini, davacının sözleşme gereği 15.000,00 TL'yi nakit olarak ödemesine rağmen davalı şirketin yükümlü olduğu 30.08.2017 tarihine kadar 3 adet tentenenin teslim ve montajı işlerinin hiçbirini yapmadığını, müvekkili ...’a ait 28 Şubat 2018 ödeme tarihli ...
Şubesinin 12.500,00 TL meblağlı 8379491 nolu çeki hakkında tedbiren ödemeden men kararı verilerek bu durumun ödeme tarihi olan 28 Şubat 2018 tarihine kadar muhatap banka olan ...
Bankası Genel Müdürlüğüne ve şubesine bildirilmesini ve akabinde çekin iptaline, davalının sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmediğinden sözleşme gereği verilen dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama harç ve masraflarıyla vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Davaya görev yönünden itiraz ederek, davacı yanın tacir olmadığını, ilgili ticaret sicilinde kaydının da bulunmadığını, her iki taraf için ticari iş niteliğinde olmayan sözleşmeye istinaden açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olması gerektiğini, bu itibarla, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini,
davacı yanca dava dilekçesinde 3 adet tentenin teslim ve montaj işinin hiçbirinin yapılmadığının iddia edildiğini ancak tentelerin teslimi için gidildiği hatta montaja başlandığının dilekçeleri ekinde sunulan fotoğraflarla ve belediye işlemi ile sabit olduğunu, tentelerin, davacının deposuna bırakıldığını, mahkemece Mardin Belediyesinden ve Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünden, davacı yana ait taşınmazda yaptırılmak istenen tenteye ilişkin işlem ve başvuru belgelerinin ve başvuru sonuçlarının sorulmasını istediklerini, tentelerin yapılabilmesi için gerekli izinleri alması gereken tarafın iş sahibi,
yani davacı taraf olduğunu, dolayısı ile montajın tamamlanamamasının tamamen müvekkili dışında bir sebepten kaynaklandığını, müvekkili tarafından yapılan masraf ve fazlaya ilişkin ödeme yönünden dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, esas hakkında ileri sürdükleri hususlar dikkate alınarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine ve yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli 2018/130 Esas 2020/339 Karar sayılı kararında özetle; Dava İİK 72.maddesi uyarınca davaya konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çekin iptali istemine ilişkindir. Dava konusu çek olduğundan davalı tarafın görev itirazı 18/09/2018 tarihli celsede reddedilmiştir. 26/02/2018 tarihli ara karar ile davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi kabul edilmiştir.
Davalı vekiline sözleşmeye konu ürün ve malzemenin davacıya teslimine dair var ise yazı ve belgelerin sunulması için süre verildiği ancak davalı vekilince herhangi bir yazılı belgenin sunulmadığı görülmüştür.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 16/10/2018 tarihli cevabi yazısı gelmiş olup, dosyamız arasına alınmıştır.
Davalı vekilinin 25/09/2018 tarihli delil dilekçesi sunduğu görülmüş, dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı vekilinin 02/10/2018 tarihli delil dilekçesi sunduğu görülmüş, dosyamız arasına alınmıştır.
05/11/2017 tarihli Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı cevabi yazısı dosyamız arasına alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf, davalı ile aralarında satış ve montaj sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre sözleşmeye konu ürün ve malzemenin teslim tarihinin 30/08/2017 olduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya dava konusu çekin verildiğini, sözleşme gereğinin yerine getirilmediğini, sözleşmeye konu çekin de iade edilmediğini ileri sürerek çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Menfi tespit davası 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davalarında, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda ispat yükü kendisine düşecektir.
Taraflar arasında sözleşme akdedildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı taraf davaya konu çekin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye ilişkin verildiğini beyan etmiş ve sözleşmeye yönelik edimlerini yerine getirdiğini, ilgili ürün ve malzemenin davacıya teslim edildiğini, montaj işleminin ise davacıdan kaynaklı sebeplerle ifa edilmediğini iddia etmiştir. İspat yükü kendisine düşen davalı taraf, söz konusu ürün ve malzemenin davacıya teslim edildiğini ispat edememiştir.
Davacı, davasında, menfi tespit talebi dışında çekin iptalini de talep etmiş olup, çek kıymetli evrak olduğundan ve ciro edilmek suretiyle her zaman üçüncü kişilere devredilebileceğinden, çekin iptali sonucunda, çeki ciro yoluyla devralan dava dışı iyi niyetli üçüncü kişilerin zarara uğraması mümkün bulunduğundan, davacının, dava konusu çekin iptali talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davacının 28/02/2018 keşide tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ...,(...) olan ... ... Şubesine ait 8379491 nolu, 12.500 TL bedelli çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili tarafından verilen 24/10/2020 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde, davacı taraf iddiaları haklı bulunarak davanın kısmen kabulüne ve çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin, "vakıaların değerlendirilmesi", "iddiaların tartışılması", "ispat yükünün hangi taraf üzerinde bulunduğunun tespiti" hususlarında eksik ve hatalı değerlendirme yaptığını, dosya kapsamındaki taraf, tanık ve kurum beyan ve bilgilerini hatalı yorumladığını, eksik inceleme ile maddi gerçekliğe, hakkaniyete, hukuka ve usule aykırı şekilde karar tesis ettiğini, davacının,
dava dilekçesinde "malzemelerin teslim ve montaj yükümlülüğünün hiç gerçekleştirilmediğini" iddia ettiğini, taraflarınca sunulan cevap dilekçesi ile malzemelerin montaj sahasına getirildiği ancak davacıdan kaynaklanan nedenlerle montajın yapılamadığını,
yapılıp sökülmek zorunda kalındığının belirtilmesi üzerine cevaba cevap dilekçesinde aynen "Davalı Şirket sözleşme gereği 30.08.2017 tarihinde tenteleri teslimini ve montajını yapması gerekirken 2,5 aya yakın sonra 10.11.2017 tarihinde Müvekkilin tekstil fabrikasına getirmiştir." şeklinde beyanda bulunulduğunu ve dava dilekçesinin tam aksine bir beyan ile malzemelerin iş sahasına getirildiğinin ikrar edildiğini, buna göre "bir iddiadan kendisinin lehine sonuç çıkan taraf bu iddiasını ispatlamalıdır" kuralı gereğince malzemelerin teslim edilmediği iddiasını ispatlayamayan davacının davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
davacının, malzemelerin iş sahasına getirildiğini beyan ediyor ve bu malzemelerin geri iade alındığını iddia ediyor ise bu kere bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, dolayısıyla ispat yükünün yer değiştirdiği hususunun mahkemece gözden kaçırıldığını, davacının, dava dilekçesinde "malzemelerin teslim ve montaj işini hiç yerine getirmediğini" iddia ettiğini, cevaba cevap dilekçesinde ise "malzemelerin getirildiği ancak yerine uygun olmaması sebebiyle kendisinin talebiyle geri götürüldüğünü" iddia ettiğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacının taban tabana zıt beyanları arasındaki çelişkinin değerlendirmeye alınmadığını,
davacının beyanını ispat etmesi zorunluluğunun göz önünde bulundurulmadığını, sözleşme konusunda ve sözleşme konusu malzemelerin iş sahasına teslim edildiği hususunda (davacının ikrarına göre) ihtilaf olmamasına göre, malzemelerin geri götürüldüğünü ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, esasında davacının çelişkili beyanlarının dahi kötü niyeti konusunda fikir oluşturduğunu, istinaf dilekçesinde ayrıntıları ile belirtilen emsal karardan da anlaşılan olaya benzer şekilde, huzurdaki davada taraflar arasında bir işin yapılması konusunda sözleşmenin akdedildiğini,
sözleşme konusu ödeme yapıldığını ve sözleşme konusu malzemelerin iş sahasına getirildiğini, işin de yapıldığını, konstrüksiyon malzeme montajının yapıldığını ancak yapılacak işin idari nedenlerle yapılamaması üzerine montajı yapılan malzemelerin söküldüğünü, davacı yanın malzemelerin müvekkili tarafından geri götürüldüğünü iddia ettiğini, bu iddiasından kendisine yarar sağlayacağını, bu iddiayı ispat yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, davacının, müvekkiline malzeme bedelini borçlu olduğunu, ayrıca montaj ve söküm bedellerini de ödemesi gerektiğini,
malzemelerin geri götürüldüğünün ispat edilememesi halinde mahkemece malzeme ve montaj yapım-söküm bedeli hesaplanarak müvekkilinin almaya hak kazandığı ödeme tutarının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken verilen kararın maddi ve hukuki duruma aykırı olduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün mahkemeye yazdığı 16.10.2018 tarihli 838775 sayılı yazıda, "... ada 30 nolu parselde bulunan taşınmaz, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 08.11.1990/594 sayılı karar ile tescil edilmiştir.
Bahsi geçen tente yapılması talebine ilişkin Mardin Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı'nın 14.11.2017/22394 sayılı yazısı ile Müdürlüğümüze başvuru yapılmıştır. Konu, Şanlıurfa Kültür Varlıkları Bölge Kurulu'nda değerlendirilmiş olup Kurulumuzun 30.11.2017/3035 sayılı kararı alınmıştır.
Tescilli taşınmazın terasının belirli bölümlerinde gölgelik amaçlı pergole yapılması talebi alınan kararda gerekçeleri belirtilerek uygun bulunmamıştır." denildiğini, tente talebinin ... ada 30 nolu parselde bulunan taşınmaz için yapıldığı konusunda şüphe bulunmadığını, yazı ekinde mevcut Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin başvuru dosyasının, yine mahkemeye Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen başvuru belgeleri içerisinde Salih Kıdır imzalı, 13.11.2017 tarihli söz konusu taşınmazın terasının belli bölümlerine, yanları açık olmak üzere açılır kapanır sistem,
kapalı alan oluşturmamak ve sadece gölgelik amaçlı pergole tente için izin istendiğine ilişkin yazının mevcut olduğunu, dosyaya mübrez resmi kurum belgelerinden, davaya konu olup davacı tarafından sipariş edilmiş olan tentenin ... ada 30 nolu parselde bulunan taşınmazın terası için sipariş verildiğinin ortada olduğunu, bu nedenle davacı tanığının, tekstil atölyesi için siparişin verildiğini ancak ölçüleri uymadığından davalı müvekkilinin kafeye takmayı düşündüğü ancak davacının bunu kabul etmediğine yönelik beyanının tamamen gerçek dışı olduğunu, bu beyanın tanığa öğretildiğini, anılan durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
tekstil atölyesine sırf çalışanların sigara, çay molası için tente takılması da yine mantık dışı olduğunu, idareye yapılan başvuruda tentenin en baştan itibaren teras için sipariş edildiğinin çok açık olduğunu, teras için yapılan ve ölçüleri buraya göre alınan tentenin dükkan önüne yapılabilmesinin de fiilen mümkün olmayacağını, dolayısıyla tekstil atölyesinin dükkan önüne tentenin yapılması için anlaşma yapıldığının düşünülmesinin dahi mümkün olmadığını, idareye terasa yapılacak tente konusunda başvuru belgeleri bulunmasına rağmen,
tentenin başka bir yer için sipariş verdiği konusunda yargılamanın gidişatını hatalı yönlendirmeye çalışan davacının kötü niyetle ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğinin ortada olduğunu, ... ada 30 nolu parsel terasında, davacının bahsettiği tekstil atölyesinde keşif yapılarak,
idareye yapılan başvuru belgeleri ekindeki projelerin de incelenerek projelerde mevcut tentenin hangi mahale göre planlanıp projelendirildiği konusunda rapor düzenlenmesine karar verilmesini talep etmişlerse de bu taleplerinin kabul görmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından dosyada mevcut bilgi ve belgeler neticesinde, malzemelerin iş sahasına getirildiği konusunda ihtilaf bulunmamasına göre, davacının malzemelerin geri götürüldüğü hususunun ispatı değerlendirmeye alınarak ve müvekkilinin malzeme ve iş bedeli de hesaplanarak sonuca gidilmesi ve karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi kararının hukuka, yasaya,
ispat kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki her sıra ışıklı krem block out özellikli ... Marka motorlu bombeli 3 adet katlanır tentenin satış, teslim ve montajını konu alan sözleşmeden kaynaklanmakta olup, davacı vekili eldeki dava ile müvekkili tarafından iş bedeli karşılığı olarak davacıya 15.000,00 TL nakit ödendiğini ve 12.500,00 TL meblağlı iki adet çek vermeyi kabul ettiğini, ancak davalının 30/08/2017 tarihine kadar sözleşmedeki edimi olan 3 adet tentenin teslim ve montajı işlerinin hiçbirini yapmadığını, bu sebeple davalıya verilen 12.500,00 TL meblağlı 28/02/2018 ödeme tarihli çek nedeniyle öncelikle tedbir kararı verilerek bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini ve çekin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalının edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne ile davaya konu çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ancak çekin iyi niyetli üçüncü kişilerin eline geçebileceği ve bu sebeple iyi niyetli üçüncü kişilerin zarar uğramaması adına çekin iptali isteminin ise reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece, çekin 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiş kıymetli evraklardan olduğu, ve çekten kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olup, TTK'nun 4. maddesinde tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan hususlardan doğan davaların ticari dava olduğu ve Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmek suretiyle davanın esastan sonuçlandırılması cihetine gidilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki satım ve montaj sözleşmesi kapsamında iş bedeli karşılığı olarak davalıya verilen çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Taraflar arasındaki temel ilişki satım sözleşmesi olup, uyuşmazlık çekten değil, satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre her iki tarafın da tacir olup olmadığına dair mahkemece bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibince menfi tespit istemi ile dava açılmıştır.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 20/02/2018 tarihinde açılmıştır. Her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, burada öncelikli olarak asliye ticaret mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi, davanın ticarî niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154. ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun
5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sözleşme nedeniyle çek düzenlenmiş olması da taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ticari dava haline getirmeyecektir. Yani münhasıran çek düzenlenmiş olması davanın ticari dava olarak nitelendirilerek davanın asliye ticaret mahkemelerinde görülmesini gerektirmeyecektir. Asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için tarafların tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Mahkemece davalı ve davacının tacir olup olmadığı araştırılmaksızın münhasıran davanın çeke ilişkin menfi tespit davası olarak açılmış olması nedeniyle ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği kabul edilerek davaya görevli mahkeme sıfatıyla bakılmış olması bu sebeple doğru olmamış ve görev kurallarının resen gözetilmesi gerektiğinden dairemizce bu husus resen dikkate alınarak öncelikle davalı yanın istinaf başvurusunun bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Bu durumda mahkemece davacı ve davalının tacir olup olmadıkları konusunda araştırma yapılmak suretiyle tarafların tacir olup olmadıklarının belirlenmesinden sonra her iki tarafın tacir olduğunun belirlenmesi ve davaya konu sözleşmenin de her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğinin tespiti halinde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olacağı gözetilerek yargılamaya devam olunması, aksi halde yani taraflardan birisinin veya her ikisinin de tacir olmadığının belirlenmesi halinde ise davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gözetilerek bu durumda mahkemece davanın görev yönünden reddi ile yargılamanın sonuçlandırılması cihetine gidilmesi gerekir, (Yargıtay Kapatılan 15.H.D. 2017/403 Esas 2018/3327 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde öncelikle görev hususu gözetilerek buna göre araştırma ve inceleme yapılmasından sonra esastan sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/769, K. 2025/99, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama