KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/769 - 2024/974
- Dosya no
- 2024/769 Esas
- Karar no
- 2024/974 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/06/2024
- Numarası
- 2024/141 Esas-2024/476 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 25/11/2024
Karar Metni
1.791 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin, S.S. ... Yapı Kooperatifi - ... ile ...
Endüstriyel Geri Dönüşüm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne inşaat işleri yaptığını, iş makinelerinin kiralama ücretleri, nakliye ücretleri, inşaatlık kereste kullanılması, işçilik ücreti gibi çeşitli sair inşaat imalatları işleri yaptığını ve yaptırdığını, ancak davalıların bugüne kadar söz konusu işlerin bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin alacaklarını tahsil etmek için Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/198394 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, işbu takibe de davalıların itiraz ettiğini, Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/33 D.İş sayılı dosyasında yapılan işlere ilişkin keşif,
bilirkişi incelemesi ve tespit yapıldığını, bu tespitte müvekkilinin yaptığı işlerin bedelinin 5.447.500,00 TL olduğunun tespit edildiğini, ayrıca işin yapıldığı yerin Ankara olduğunu ve bu sebeple hem yetkili hem de görevli mahkemenin de Ankara mahkemeleri olduğunu belirterek işbu sebeplerden ötürü Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2023/198394 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
İlamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesinin; genel olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, somut olayımızda da; ilamsız takipte müvekkillerinin takip tarihindeki ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi olan Kocaeli İcra Müdürlükleri olduğunu, davacının, dava dilekçesi ile taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını ikrar etmesine rağmen varlığı yalnızca kendisinin iddialarından ibaret olan bir eser sözleşmesini dayanak göstererek,
yetkili icra dairesinin Ankara İcra Dairesi olduğunu ifade etmekte olduğunu, oysa bizatihi davacının da ikrar ettiği gibi taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davacı tarafından müvekkilleri adına yapılmış herhangi bir iş, eser de mevcut olmadığını,
Davacının yaptığını iddia ettiği inşaat işleri bakımından muhatabının gerçekte kendisi tarafından böyle bir inşaatın yapılıp yapılmadığı bilinmemekle birlikte bir an için yapıldığı varsayımında bile, S.S. ... Yapı Kooperatifi olduğunu, müvekkili olan ... ve yetkilisi olduğu ... Endüstriyel Geri Dön. San. Ve Tic. A.Ş'nin, S.S. ...
Yapı Kooperatifi ile hiçbir bağı, anılan kooperatif üzerinde hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla davacı tarafın, dava dışı S.S. ...
Yapı Kooperatifi'ne herhangi bir iş yapıp yapmadığı veya herhangi bir iş yaptıysa da bedelini tahsil edip edemediği hususunun, müvekkillerine yöneltilebilecek taleplerden olmadığını, yapıldığı iddia edilen inşaat işlerine ilişkin açılan itirazın iptali davasında müvekkillerinin taraf sıfatı bulunmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, müvekkili ...'nun tacir olmadığından müvekkili ...'na yönetilecek davaların genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemelerinde) görülmesi gerektiğini, işbu sebeplerden ötürü haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2024 tarihli 2024/141 Esas 2024/476 Karar sayılı kararında özetle; Dava; davacının, eser sözleşmesi kapsamında davalılar lehine yaptığı işlerin karşılığı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememiz yetkisine itiraz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; icra dairesinin yetkisi, mahkememizin yetkisi, davalı ... yönünden mahkememizin görevli olup olmadığı, husumet, davacının davalılar lehine takibe konu ettiği işleri yapıp yapmadığı, bu işler nedeniyle davalılardan alacağının olup olmadığı varsa miktarının tespiti, davalıların itirazında haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatının şartları, faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edildi.
Her ne kadar davalı ... Endüstriyel Geri Dönüşüm Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi TTK kapsamında tacir ise de, davacı ile davalı ... gerçek kişi olup, tacir sıfatları bulunmamaktadır.
Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki ise 6102 Sayılı TTK'nun kabulünden sonra görev ilişkisi haline getirilmiştir. Mahkemelerin görevi dava şartı olup her zaman resen ele alınır.
Buna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da TTK'nun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan olmamasına göre davada asliye hukuk mahkemesi görevli olduğundan, mahkememizin görevine ilişkin dava şartı bulunmadığından ve davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından usulden reddi ile talep halinde dosyanın görevli Nöbetçi Ankara Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili tarafından verilen 12/07/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinin aleyhine ikame edilen itirazın iptali konulu dava ile ilgili olarak 25.03.2024 tarihli cevap dilekçelerinde; dava konusu ilamsız takipte müvekkillerinin takip tarihindeki ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi olan Kocaeli İcra Müdürlükleri'nin yetkili olması ve itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerektiği gerekçesiyle ile yetki itirazında bulunulduğunu, buna karşın yerel mahkemece yetki itirazlarının değerlendirilmediğini ve yargılamanın 14.06.2024 tarihli celsesinde mahkemenin görevsizliğine ilişkin kararın tesis edildiğini,
yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olmakla birlikte, yetki itirazları değerlendirilmeden mahkemenin sadece görevsizliğine karar verilmesinin, yerel mahkeme kararında eksiklik oluşturduğunu, bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak hem yetkisizlik hem de görevsizlik kapsamında davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle.
Davalı yanın istinaf başvurusunun haksız olduğunu ve reddi gerektiğini, işin yapıldığı yer Ankara olduğundan HMK'nın 10. maddesi gereğince sözleşmenin ifa edildiği yer olan Ankara mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğunu, bu konuda emsal yargı kararlarını dosyaya sunduklarını, yine görev hususunun, yetki hususundan önce incelenmesi gerektiğini, önce görev dava şartı yönünden inceleme yapılacağını, bu hususta bir sorun olmaması halinde ise ardından yetki hususunun inceleneceğini,
bu sebeple mahkemece öncelikle görev dava şartının bulunmadığı belirlendiğinden görev nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verildiğini ve bu sebeple görevsiz mahkemenin yetki dava şartını inceleyemeyeceğinden davalıların itirazlarının yersiz ve dayanaksız olduğunu belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında düzenlendiği söylenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalıların yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkin olup davacı yüklenici, davalılar ise iş sahibi konumundadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı ile davalılardan ...'nun gerçek kişi olup tacir sıfatlarının bulunmadığı, bu sebeple uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan da bulunmaması sebebi ile davayı görmeye Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin usulden reddine ve görevli mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 28/02/2024 tarihinde açılmıştır. Mahkemece öncelikle görev hususu değerlendirilerek ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı kabul edilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Gerçekten de burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi, davanın ticarî niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Öte yandan, yetki itirazı olduğunda öncelikle görev sorunu düşünülüp çözüldükten sonra görevli mahkemenin yetkili mahkemeyi belirlemesi genel kuralı da gözden uzak tutulmamalıdır. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/7327 Esas 2015/245 Karar sayılı ilamı)
Davalı şirketin uyuşmazlık konusu inşaat işini ticarî işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davacı ile davalılardan ...'nun gerçek kişi oldukları ve mahkemece yapılan araştırmaya göre tacir sıfatına sahip olmadıkları anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalara göre, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Bu durumda, mahkemece de davanın görev yönünden reddi ile kararın kesinleşmesine müteakiben dosyanın talep halinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden ve yetki itirazının ancak görevli mahkemece değerlendirilmesi mümkün olduğundan davalılar vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/769, K. 2024/974, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama