İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2024/884 K.2026/298

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat-menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair…

Esas2024/884Karar2026/298Tarih2 Nisan 2026Okuma11 dk · 2.119 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
2 Nisan 2026
Esas No
2024/884 - Karar No:2026/298 (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4 -6 md)
Esas no
2024/884
Karar no
2026/298
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
27/02/2024
Numarası
2021/698 E-2024/113 K
Davanın konusu
Tazminat -Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)|
Karar yazım tarihi
14/04/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.119 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat-menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Macaristan İbrany'de ...'ye ait 4,4 mWp Güneş Enerji Santralinin bir kısım işlerinin yapılması için anlaştıklarını, davalının sözleşme imzalandıktan sonra işe bir türlü başlayamadığını, müvekkilinin çabaları neticesinde gecikmeli olarak işin başladığını ancak tamamlanamadığını, müvekkilinin bu süreçte hiçbir kusurunun bulunmadığını, işin sözleşmeye uygun şekilde tamamlanması için davalıya noter kanalıyla ihtarname keşide edildiğini, ihtara rağmen işin tamamlanmadığını,

müvekkilinin daha fazla zarara uğramamak için Ankara 8.Noterliği'nin 09/10/2020 tarih ve 09969 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek davalıya yarım kalan işin 3.kişilere tamamlatılacağı ve bundan doğan zararların davalıdan talep edileceği hususunun bildirildiğini, davalının bu ihtarlara cevap vermediği gibi herhangi bir geri dönüş yapmadığını, davacı tarafından davalıya son bir noter ihtarı daha çekilerek işin tamamlanmasının istenildiğini, davalının bu ihtara da cevap vermediğini,

işin davalı tarafça yapılmayacağı anlaşıldıktan sonra işveren ... firmasının Macaristan devlet resmi makamları ile yaptığı sözleşmeye göre geç teslimden kaynaklı olarak GES enerji lisansının iptali söz konusu olabileceğinden bu firmanın yapılacak işleri 3.kişilere tamamlatarak sözleşmeyi ifa ettiğini, ... firmasının hem işin gecikmesinden doğan doğan zararı bulunduğunu, hem de yarım kalan işleri sözleşmeye göre daha yüksek bedeller ödeyerek 3.kişilere tamamlatmak zorunda kalmasından doğan zararı bulunduğunu, sözleşmeye göre bu iş 88.000-USD bedelle yapılabilecekken 3.kişilere 105.050-USD ödeme yapılmak zorunda kalındığını,

aradaki fark olan 17.050-USD zarar doğduğunu, bu zarardan müvekkilinin de yüklenici olarak sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bu tutarların müvekkilinin hak edişlerinden kesileceğini, dolayısıyla müvekkilinin bu zararı davalıdan talep edebileceğini,ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesi gereğince 30 iş gününü geçmemek şartıyla günlük 500-USD cezai şart ödenmesinin kararlaştırıldığını,

müvekkilinin bu kapsamda 15.000-USD cezai şart alacağının bulunduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.050-USD'nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri, vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili.

Mahkemenin yetkisiz olduğunu, aksi kanaatte ise davanın esasına ilişkin olarak taraflar arasında yapılması kararlaştırılan işin covid -19 pandemisi dönemine denk geldiğini, müvekkilinin iş makinelerini ve gerekli tüm teçhizatı sahaya getirerek süresinde işe başladığını, davacının müvekkili şirket tarafından malzeme bedelinin ödenmemesi sebebiyle aksaklık olduğunu, bu hususta davacıya noter kanalıyla ihtarname çektiklerini, davacı dava dilekçesinde sanki hiç işe başlanmadı gibi anlatımda bulunsa da ,

davacının Ankara 8.Noterliği'nin 17/09/2020 tarih ve 9103 yevmiye numaralı ihtarnamesinde işin %35 oranında yapılmış olduğunu bizzat kabul ettiğini, gelinen aşamada işin en az %50 nispetinde bitirilmiş olduğunu, davacının 3.kişilere yaptırdığını iddia ettiği kalan iş için fahiş oranda talepte bulunduğunu, ayrıca işin davacının kusuru nedeniyle tamamlanamadığını, müvekkili şirket ve taşeronların personelinin sahadan yıldırma ve baskı ile uzaklaştırıldığını, müvekkilinin işi bırakmaya zorlandığını, bu koşullardan davacının cezai şart talep edemeyeceğini, kaldı ki davacının cezai şart talep etme hakkını saklı tutmadığını,

bu yönde herhangi bir beyanı olmadığını, müvekkilinin davacının ödemediği malzeme bedeli için icra takibi başlattıktan sonra cezai şart talep ettiğini ve haksız olarak bu davayı açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen Davada.

Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında Macaristan İbrany'de ...'ye ait 4,4 mWp Güneş Enerji Santralinin bir kısım işlerinin yapılması için sözleşme yapıldığını, davalının işe zamanında başlamadığını ve işi sözleşmeye uygun şekilde tamamlamadığını, bu sözleşmeden doğan alacaklarının tahsili için Anlara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/698 Esas sayılı dava dosyası ile açtıkları davanın derdest olduğunu, davalının haksız yere müvekkili hakkında Ankara 13.İcra Müdürlüğü'nün 2021/3922 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığı gibi aksine alacaklı olduğunu,

davalının müvekkili şirketi icra tehdidi altında bırakarak itibarını zedelediğini iddia ederek müvekkilinin davalıya icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin işçilik ve malzeme satışını kapsadığını, müvekkilinin sözleşmenin ifası için gerekli malzemeyi temin ederek işe başladığını, kullanılan malzemeye ilişkin faturaların, BA-BS formlarının, ihraç belgelerinin, gümrük beyannamelerinin dilekçe ekinde ibraz edildiğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil edebilmek için icra takibi başlatığını, davacının haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece;"Asıl dava için değerlendirme yapıldığında; davacının asıl davadaki tazminat talebini 2 ayrı alacak kalemi oluşturmaktadır;

1- Davalının işi geciktirmesi sebebiyle sözleşmeden doğan cezai şart,

2- Davacının yarıda bıraktığı işlerin 3.kişilere sözleşme bedelinden daha yüksek bir tutar ödeyerek tamamlatılmak zorunda kalınmış olmasından doğan müspet zararın tazmini,

İşin sözleşmede kararlaştırılan sürede yapılmadığı ve davalı tarafça tamamlanmadığı, sözleşmenin iş tamamlanmadan feshedildiği noktalarında taraflar arasında ihtilaf yoktur. İhtilaf gecikmenin ve işin yarıda bırakılmış olmasının davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde işin yüklenicinin ihmal ve kusurundan kaynaklanan nedenlerle gecikmesi halinde gecikilen her gün için 500-USD cezai şart kararlaştırılmış, 30 gün cezai şart için üst sınır olarak belirlenmiştir. Bu konudaki ispat yükü davacı tarafta olup sözleşmenin ifasındaki gecikmenin davalının kusurundan kaynaklandığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından davacının cezai şart talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.

Müspet zararın tazminine yönelik talebin değerlendirilmesine gelince, sözleşme feshedilmiş olup davacı taraf yarım kalan işleri 3.kişilere daha yüksek bedelle yaptırmıştır. Borçlar kanunu hükümlerine göre sözleşme fiyatıyla 3.kişilere yapılan ödeme arasında oluşan fiyat farkı müspet zarar kapsamına girmekte olup davacı bu zararın tazmini talep edebilecektir. Taraf defterlerine göre bu tutar işçilik ödemelerinden kaynaklı olarak 4.173,33-USD olarak hesaplanmıştır.

Bilirkişi heyeti her ne kadar davacının bu tutarı talep edemeyeceği yönünde görüş bildirmiş ise de, hukuki yorum kararı veren hakime ait olup bilirkişi heyetinin bu yöndeki görüşlerine itibar edilmemiştir. Neticede müspet zarar taraf defterlerine göre denetime elverişli şekilde hesaplanmış olup dava bu alacak kalemi yönünden kısmen sübut bulmuş, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf dava dilekçesinde temerrüt faizi talep etmemiş olup dava tarihinden faiz işletilmesine karar verilmiştir. Faiz türü olarak Türkiye Merkez Bankası'nın usd mevduatları için belirlemiş olduğu kanuni faiz oranında karar kılınmıştır.

Birleşen dava için değerlendirme yapıldığında;

Birleşen davadaki menfi tespit istemine konu Ankara 13.İcra Müdürlüğü'nün icra takibi Ankara 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/339 Esas- 2023/358 Karar sayılı ilamıyla iptal edilmiş, bu karar 23/05/2023 tarihinde kesinleşmiştir. İlgili icra dosyası ve dava dosyası müzekkere ile getirtilerek birer sureti dava dosyasına eklenmiştir. Gelinen aşamada birleşen dava konusuz kalmış olup davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurmak gerekmiştir.

Birleşen davadaki yargılama giderleri icra takibinin Mahkeme kanalıyla iptal edilmiş olması karşısında davalıya yüklenmiştir.

Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden ve ikinci bilirkişi raporuna neden itibar edildiği açıklanmadan karar verildiğini, bilirkişilerin ilk edim yükümlülüğünü ödeme olarak müvekkiline yüklemiş olmalarının kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmede iş planı ve teknik ekibin organizasyon şeması,

sahada başlama ve bitiş tarihini içeren taahhütnamesini işverene yazılı olarak bildirmesi ile yürürlüğe gireceğinin düzenlendiğini, davalının bunları yapmaması nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, buna rağmen müvekkilinin 18/05/2020 tarihinde 116.400,00 USD yi ödediğini, bilirkişi raporunda bu tarihin hatalı olarak 18/07/2020 olarak yazıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda proje hazırlanması ve onaylatılması yükümlülüğünün sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline ait olduğunun belirtildiğini, davalının statik projedeki gecikmesi nedeniyle % 5 lik ödemenin şartlarının oluşmadığını,

üçüncü kişilere yaptırılan işlere ilişikin faturaların hesaplamaya dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, sözleşmeni 4.5 maddesinin yanlış yorumlandığını, müvekkilinin uyarma zorunluluğu bulunmadığını, sözleşmeye göre gerekli gördüğü hallerde uyarı yapılabileceğinin belirtildiğini, davalının noter ihtarıyla 3 kere uyarıldığını, sözleşmenin 7/2 maddesine göre davalının sahada mobilizasyonu sağlayacağı, iş makinalarının temini, tamiri vs.

İşlerin davalı sorumluluğunda olduğunun açık olduğunu, sözleşmenin 12. Maddesinde de aynı durumun açıkça belirtildiğini, 16.625,00 USD nin davalının talimatıyla ödendiğinden bu bedelin cari hesaptan düşülmesi gerektiğini, sözleşmenin 5.1 maddesine göre talep ettikleri cezai şartın muaccel olmadığı yönündeki yorumun hatalı olduğunu, asıl işveren dava dışı şirket dışı tarafından yapılan ceza kesintilerinin davalının borç/ alacak hesaplarına intikal ettirilmediği tespitinin hatalı olduğunu, davalının garantiye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada 26/04/2024 tarihli karar ile müvekkili lehine verilen vekalet ücretinin hükümden çıkartılarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen dava açıldığından takip dosyası halen derdest olup, iptal edilmediğini, bu durumda dava tarihindeki haklılık durumunun gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, takibin icra mahkemesince iptal edilmesinin sonuca etkili olmadığını, kaldı ki tashihin sadece açık yazım hataları için yapılabileceğini, taraflara yüklenen hak ve borçlarının değiştirilemeyeceğini,

yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında davacının defter kayıtların da dahi halen müvekkiline borçlu göründüğünün belirtildiğini, müvekkiline yüklenen harç miktarının da hatalı hesaplandığını, asıl davada yasal süreden sonra ibraz edilen delillere göre hüküm kurulamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda üçüncü kişiler tarafından dava dışı iş veren şirkete kesilen faturaların dikkate alındığını, davacının başka bir şirketin ödediği bedelleri talep ettiğini, kendisinin ödemediği bedelleri talep edemeyeceği,

davacının sözleşmenin 4.5 ve 12.8 maddelerinde yazılı usulleri yerine getirmediğinden bu işleri müvekkilini nam ve hesabına üçüncü kişiye yaptırılmasının mümkün olmadığını, söz konusu faturaların mahiyeti, dava konusu işlerle ilgili olup olmadığı, ödemesinin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı hususlarının incelenmediğini, bilirkişi raporunda bu hususta dava konusu işe ait olduğunun kesin olarak belirlenmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat-menfi tespit istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

1-6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifâ edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yine aynı Kanunun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifâ ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifâdan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.

Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifâ edilmiş olsa idi alacaklının malvarlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla; sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifâ edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifâ sebebiyle ifâya bağlı ceza, seçimlik ceza, eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır.

Menfi zarar ise; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. (Yargıtay 6 H.D 2025/241 Esas- 2025/4491 Karar vb.)

Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; asıl davada işin üçüncü kişiye yaptırılması sebebiyle daha fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle talep edilen bedel, mahkemenin kabulünün aksine müspet zarar değil, menfi zarardır. Gerek menfi zarar gerekse müspet zararın talep edilebilmesi için sözleşmenin feshinde karşı tarafın kusurlu olduğunun kanıtlanmış olması gereklidir.

Mahkemece gerekçeli kararda, sözleşmenin ifasında gecikmenin davalının kusurundan kaynaklandığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından asıl davada davacının cezai şart talep edemeyeceği kanaatine varıldığı belirtildikten sonra, kararın devamında müspet zarar olarak kabul edilen fiyat farkı bedelinin davacı tarafça talep edilebileceğinin belirtilmesi gerekçenin kendi içinde çelişkili olmasına sebep olmuştur.

Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere menfi zarar niteliğinde olan işin üçüncü kişiye yaptırılması nedeniyle oluşan fiyat farkı zararı hakkında mahkemece gerekçeli karardaki çelişki giderilerek bir hüküm kurulması gereklidir.

2- Mahkemece gerekçeli kararda birleşen davadaki yargılama giderlerinin , icra takibinin mahkeme kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, birleşen davada davalıya yüklendiği belirtilmesine rağmen, hüküm bölümünde birleşen davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kararın tashih şerhi ile çıkarılarak yerine davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğundan, yeniden kurulacak hükümde çelişki giderilecek şekilde tekrar hüküm kurulması gereklidir.

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,

2- Ankara 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/02/2024 gün ve 2021/698 Esas 2024/113 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,

5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/884, K. 2026/298, 2 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/884
Karar No
2026/298
Tarih
2 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/886 K.2026/296
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/886 K.2026/279
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/886 K.2026/339
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2024/887 K.2026/372
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/889 K.2026/358
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/890 K.2026/340

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.