KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 35. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2023
- Dosya no
- 2022/1276
- Karar no
- 2023/1146
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/11/2021
- Numarası
- 2020/628 Esas - 2021/800 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 02/10/2023
Karar Metni
1.481 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde. 28/09/2019 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre karşı araç olan dava dışı sürücünün kusurlu olduğu,
kazada yaralanan davacı için belirsiz alacak olarak şimdilik 400,00 TL geçici iş göremezlik, 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile birlikte Adli Tıp Kurumu için ödenen 1.260,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile 5.425,04 TL geçici iş göremezlik, 26.778,24 sürekli iş göremezlik, 2.302,56 TL bakıcı gideri tazminatı talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar (sağlık kurulu raporu) ile müracaat edilmediğini, bu nedenle müvekkili olan şirketin gerekli araştırma ve incelemeyi yapamadığını, 28.09.2019 tarihli kazaya karıştığı belirtilen aracın müvekkil şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin 360.000,00-TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,
maluliyet raporunun 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliğe uygun olarak alınmasını, faizin hatalı talep edildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla davalıya ZMMS ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile çarpışmasında iki aşamalı trafik kazası yaptığı, birinci aşamada ... plakalı ... marka özel aracıyla davalı ...
Sigorta Şirketine sigortalı traktörün römorkunun sol arka tekerleğine çarpmasıyla meydana gelen dava konusu trafik kazasının oluşumunda %70 oranında kusurlu, davalıya sigortalı ... plakalı aracın %30 kusurlu olduğu, römorka çarptıktan sonra karşı yoldan gelen dava dışı ... plakalı aracın şeridine girerek bu araçla çarpışmasına bağlı meydana gelen dava dışı yaralanmalı ve çift taraflı 2 aşamalı trafik kazasının oluşumunda ise %100 oranında kusurlu olduğu, davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre düzenlenen raporda vücut engel oranın %24 olduğu,
iyileşme süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğu, TBK'nın 54. madde kapsamında davacının tazminata hak kazandığı, davacı lehine 5.425,04-TL geçici iş göremezlik, 26.778,24-TL sürekli iş göremezlik zararı ve 2.302,56- TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 34.505,84-TL tazminat hesaplandığı, hesaplanan tazminat miktarının poliçe limitleri dâhilinde olduğu anlaşıldığından yapılan ıslah da dikkate alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulü ile.
5.425,04 TL geçici iş göremezlik, 26.778,24 sürekli iş göremezlik, 2.302,56 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 34.505,84 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 05/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsüne verilen %30 kusuru kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemek üzere tali kusur durumunda %25 kusur verilmesi gerektiğini, tazminat hesabında 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, poliçe tanzim tarihi itibarıyla geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, bakıcı gideri için hekim raporuyla bakıma muhtaç olduğunun ispatlanması gerektiğini, aile bireyleri tarafından bakım halinde bu tazminattan indirim yapılması gerektiğini, şirkete usulüne uygun ve kanundaki evraklarla başvurulmadığını, şirketin temerrüde düşmediğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kaza tutanağı ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu anlaşıldığından kusura yönelik istinafa itibar edilmemiştir.
SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin neler olduğu, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde düzenlenmiş olup, sorumluluğunun Kanun'da belirtilen giderlerle sınırlı olması, geçici iş görmezlik zararlarından SGK'nın sorumlu olacağına dair Kanun'da düzenlenme bulunmaması, ayrıca 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının sigorta teminat kapsamı dışında olduğuna ilişkin bir düzenlemenin de yer almaması, ikincil norm olan Genel Şartlar ile Kanun'la belirlenen sorumluluğun daraltılması mümkün olmadığı gibi kanunen sorumluluğu bulunmayan SGK'nın sorumlu olduğuna da karar verilemeyeceğinden, davalı vekilinin geçici iş göremezlik ödeneğinden sorumlu olmadığına ilişkin istinaf sebeplerine de itibar edilememiştir.
Bakıcı giderine ilişkin olarak, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararın olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekmekte olup, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacaktır.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2018/(21)10-927 Esas, 2021/531 Karar sayılı ilamında da “…bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği açıkça düzenlendiği dikkate alındığında zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemek de doğru değildir.
Her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanması mümkün değildir. Bu nedenlerle Özel Dairenin aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını belirten kararına karşı verilen direnme kararı yerindedir.” denilmiştir.
Belirtilen nedenlerle, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre aile içi bakım nedeniyle 6098 sayılı TBK md. 52 gereğince hakkaniyet indirimi yapılamayacağından bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, aktüerya hesap raporunun yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında düzenlendiği anlaşıldığından hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
26/04/2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Davacının eksik evrak ile müracaat etmesi halinde davalının temerrüdü gerçekleşmeyeceğinden davacı ancak dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebilir.
Somut olayda; davacının yaralanması nedeniyle, maluliyet raporu eklenmeksizin eksik evrak ile sigortaya müracaat ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davadan önce davalının temerrüdü gerçekleşmemiştir. Bu durumda davalının temerrüdü açılan dava ile gerçekleştiğinden, davacı lehine hükmedilen tazminatlara dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken, 05/11/2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığından, davalının faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ
II-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, III-Davalı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 162,10 TL, posta gideri 60,60 TL olmak üzere toplam 222,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, IV-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde davalıya iadesine, V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/09/2023tarihinde oy birliği ile karar verildi.
. Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2022/1276, K. 2023/1146, 20 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama