İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/1071 K.2024/1615

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Esas2023/1071Karar2024/1615Tarih12 Aralık 2024Okuma10 dk · 1.945 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
12 Aralık 2024
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
2023/1071 - 2024/1615
Esas no
2023/1071
Karar no
2024/1615
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
11/07/2023
Numarası
2022/451 Esas 2023/514 Karar
Davanın konusu
Tazminat
Yazılma tarihi
02/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.945 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... plakalı aracın maliki olduğunu, 05.09.2021 tarihinde saat 12:35 sıralarında ... otoyolunda ... ili ... ilçesi sınırlarında 201. Kilometrede seyir halinde iken refüjden aniden otoyola fırlayan ve sahibi olmayan köpeğe çarpması sonucunda tek taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın davalı otoyol işletmesinin gerekli önlemleri almaması nedeniyle meydana geldiğini, kaza sonucunda aracında 83.827,17 TL hasar oluştuğunu, bu bedelin kasko tarafından karşılandığını, ayrıca kaza nedeniyle müvekkiline ait araçta değer kaybı oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL değer kaybının otoyol güvenliğini sağlamadığından ağır kusurlu olan davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 07.06.2023 tarihli değer arttırım dilekçesi ile talebini 35.000,00TL 'ye çıkarmış ve bu bedelin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili şirketin otoyol bakımını düzenli ve belirli periyotlarla yerine getirdiğini, bu nedenle kazanın meydana gelişinde müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan tazminat davası niteliğinde olduğu, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve trafik kayıtlarından 05.09.2021 tarihinde ... 'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile otoyolda seyir halinde iken refüjden aniden otoyola fırlayan ve sahibi olmayan köpeğe çarpması sonucunda tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, ... plakalı aracın davacı şirket adına adına kayıtlı olduğu, bu kaza nedeni ile 21.10.2021 tarihinde kasko ekspertiz raporu düzenlendiğinin görüldüğü,

... plakalı aracın tramer kayıtlarından kaza tarihinden önce 22.07.2014 ve 12.07.2019 tarihinde kazasının bulunduğu anlaşıldığı ve buna ilişkin belgelerin getirtildiği, dosyada mevcut deliller üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelişinde ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı,

İstanbul-İzmir otoyolunun bakım ve işletmesinden sorumlu davalı şirketin Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 19. maddesini ihlalle dava konusu olayın meydana gelmesinde %100 sorumlu olduğu ve ... plakalı araçta hasara bağlı reel piyasa koşullarına göre 35.000,00TL değer kaybı oluştuğu, davacının bu bedeli talep edebileceği görüş ve kanaatinin belirtildiği bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde.

05.09.2021 tarihinde ... 'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile otoyolda seyir halinde iken refüjden aniden otoyola fırlayan ve sahibi olmayan köpeğe çarpması sonucunda tek taraflı trafik kazasının meydana geldiği, davalı şirketin otoyol işleteni olduğu ve olayın meydana gelişinde %100 kusurlu olduğu, kaza nedeni ile davacının aracında 35.000,00TL değer kaybı oluştuğu anlaşıldığından davacının kabulüne karar vermek gerektiği, ancak kısa kararda davanın tam kabulüne karar verildiği halde 35.000,00TL yazılması gerekirken sehven daktilo hatası ile 30.000,00TL yazıldığı,

HMK 304. maddesi gereğince bunun açık hata niteliğinde olduğu anlaşıldığından bu hususun gerekçeli kararda resen düzeltildiği gerekçesiyle;“1-Davanın Kabulü İle 35.000,00-TL değer kaybının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; gerekçeli karar ve kısa karar arasındaki çelişki nedeniyle kararın bozulması gerektiğini, mahkemece bu hususun maddi hata olduğu belirtilmiş ise de, bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, kısa kararın gerekçeli karar ile değiştirilmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması gerektiğini, Yargıtay İBK gereğince de bu hususun bozma sebebi olduğunu, usule ilişkin olarak, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, husumet yönünden ise;

davacının ZMMS, İMMS ve kasko poliçesi var ise davanın sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilmesininde usule aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak ise, Kaza Tespit Tutanağını tanzim eden görevlilerinin, yolda olduğu belitilen yapısal kusurları tespit edebilecek yeterlilikte olmadığını, ayrıca gerekli inceleme ve tespitler yapılmadan tutulmuş olması nedeniyle kabul etmediklerini, bu nedenlerle Kaza Tespit Tutanağına itiraz etmelerine rağmen itirazlarının değerlendirilmediğini, kusur oranı tespiti, teknik bir konu olmayıp hukuki bir konu olduğunu,

bu nedenle bilirkişi tarafından kusur tespit edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişinin yetki aşımında bulunduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarında da belirttikleri üzere bilirkişinin dosya özelinde değerlendirme yapmaksızın, tamamen genel geçer görüşler çerçevesinde, tek taraflı belgeler değerlendirlerek rapor tanzim ettiğini, bu nedenle raporun kabul edilemez olduğunu, zira bilirkişi tarafından değerlendirilen ekspertiz raporunda dahi aracın kaza tarihindeki değeri 485.000,00 TL olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, 495.000,00 TL gibi bir ortalama değere göre hesaplama yapıldığını ve dayanak bir bilgi, belge sunulmadığını,

bu nedenle de raporun hatalı olduğunu, yeni bir bilirkişi heyetinden yahut Adli Tıp Kurumundan rapor alınması talep edilmesine rağmen mahkemenin bu itirazlarını değerlendirmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin sorumluluk alanı içerisinde otoyolu kullanıma hazır halde bulundurmak için, gerekli takip ve onarımları yaptığını, nitekim olay yerinde yapılan kontrolde otoyolun çitlerle çevrili olduğunu, çitlerde açıklık, devrilme olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, benzer bir olayda Adli Tıp Kurumu da bu nedenle müvekkilinin kusursuz olduğunu tespit ettiğini,

yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin 4 saatte bir otoyolda devriye faaliyeti yürüttüğünü ayrıca "..." Çağrı merkezine bildirilen hususlara müdahale ettiğini, çitleri de kontrol ettiğini, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin otoyolu, sözleşme ve şartnamelere uygun imal ettiğini ve bunların idare tarafından denetlendiğini, bu nedenle müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazası nedeniyle araçta oluşan hasar nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tazmini istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu belirtilerek ayrıca usul ve esasa ilişkin olarak da kararın hatalı olduğu ileri sürülerek istinaf edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde davalının bakımından, onarılmasına ve işletilmesinden sorumlu olduğu Erişme Kontrollü Karayolunda (Otoyol) seyri sırasında aracının önüne birden fırlayan sahipsiz köpeğe çarpması nedeniyle aracında hasar meydana geldiğini belirterek aracında oluşan değer kaybını talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile 35.000,00 TL talep edilen davada mahkemece kısa kararda "davanın kabulü ile, 30.000,00 TL değer kaybının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiş iken, gerekçeli karar hüküm fıkrasında hüküm altına alınan alacak miktarı "35.000,00 TL " gösterilerek,

gerekçe kısmında ise davanın tam kabulüne karar verilmiş iken, kısa kararın oluşturulması sırasında kabul edilen miktarın sehven 30.000,00 TL olarak yazıldığı, davanın tam kabulüne karar verilmesine göre kabul edilen miktarın 30.000,00 TL olarak gösterilmesinin maddi hata olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle gerekçeli karar hüküm fıkrasında kabul edilen miktarın 35.000,00 TL olarak düzeltildiği belirtilmiştir.

Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.

6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…..

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur.

Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından gerek kısa kararda gerekse de gerekçeli kararda davanın tam kabul edildiğinden bahisle kısa karada "30.000,00 TL" yazılmış olmasının maddi hata olduğunun anlaşıldığını belirtmiş ise de, hüküm altına alınan miktar açıkça 30.000,00 TL olarak gösterilmiş olduğundan, bu durumun HMK'nın 304 maddesi kapsamında maddi hata olarak değerlendirilemeyeceğinden, dosya kapsamında, yukarıda açıklandığı üzere kısa karar ve hüküm fıkrasında hüküm altına alınan talepler ile gerekçe arasında çelişki bulunduğu, bu haliyle hükmün denetlenebilir olmadığından, davalının buna ilişkin istinaf sebebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Kabule göre ise; davacı 2013 model otomobilinde 05/09/2021 tarihinde meydan gelen kaza neticesinde, aracı hasarlandığından bahisle, aracında değer kaybı oluştuğunu belirterek, davalıdan tazminat talep etmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı aracının kaza tarihinden önce 3 hasar kaydı olduğu belirtilmiş ise de, bu hasarların mahiyeti yeterince değerlendirmeksizin, davaya konu kaza öncesi davacının aracının değerinin 495.000,00 TL olacağı, araç onarılsa dahi araç değerinde azalma olacağı ve kaza sonrası değerinin 460.00,00 TL olacağı kabul edilerek araçta değer kaybının 35.000,00 TL olacağı belirtilmiştir.

Davacının aracında daha önce meydana gelen hasar kayıtlarının yeterli kadar değerlendirilip değerlendirilmediği hiç hasarı olmayan araçlar için raporda öngörülen değer nazara alındığında anlaşılmamaktadır.

Zira kaza öncesi 495.000,00 TL olarak değeri tespit edilen araç KDV Dahil 83.827,17 TL'ye onarılmış bu kapsamdaki hasar nedeniyle değer kaybı 35.000,00 TL olarak tespit edilmiş iken, dosyaya kazandırılan hasar ekspertiz raporlarına göre araç henüz 1 yaşında iken 22/07/2014 tarihinde karıştığı kazada, aracın kasko değeri 29.400,00 TL (gerçek rayiçe uygunluğu kesin olmamakla birlikte) iken KDV Hariç olarak 5.345,34 TL araçta hasar oluştuğu anlaşılmaktadır.

Meydana gelen kazanın davacının aracının ilk kazası olmaması, daha önce gerçekleşen ilk kazasında da araç değerine oranla (önceki hasar kaydındaki araç değerinin doğru olduğu kabul edildiğinde ve önceki hasar ödemesine KDV eklendiğinde) aynı miktarda zarar oluştuğu gözetilerek,

davaya konu aracın kaza tarihindeki değerinin ve davaya konu kazadan sonra oluşan değer kaybının belirlenmesinde, önceki hasarların mahiyeti değerlendirmek suretiyle kaza tarihindeki aracın hasarsız diğer araçlara göre piyasa koşullarına göre değeri ve daha önceki kazaları da nazara alındığında, davaya konu kaza nedeniyle araçta değer kaybı oluşup oluşmayacağı, oluşmuş ise ne oranda oluşacağı, söz konusu hasarların hiç kazası olmayan araç ile öncesinde hasar kaydı olan araç açısından aynı oranda değer kaybına neden olup olmayacağının değerlendirildiği,

gerekçeli ve denetlenebilir şekilde bilirkişiden ek rapor yahut yeni bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, önceki hasar kayıtlarının aracın kaza tarihindeki değerine ve meydana gelen kaza sonucunda oluşan değer kaybına etkisinin yeterince değerledirmediği rapora göre karar verilmiş olması da isabetli görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece HMK'nın 297. maddesine uygun denetlenebilir mahiyette bir karar verilmemiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, HMK'nın 297. maddesine uygun denetlenebilir bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalının sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 11/07/2023 tarihli 2022/451 Esas 2023/514 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,

4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1071, K. 2024/1615, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1071
Karar No
2024/1615
Tarih
12 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1071 K.2024/1890
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1071 K.2024/1302
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1071 K.2024/1562
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1075 K.2024/1292
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1075 K.2024/1226
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1075 K.2024/1102

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.