KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1355 - 2025/60
- Dosya no
- 2023/1355
- Karar no
- 2025/60
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/09/2023
- Numarası
- 2022/1295 Esas - 2023/915 Karar
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 30/01/2025
Karar Metni
2.052 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
29/08/2021 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken, OSB alt geçidinden Ayaş istikametine çıktığı esnada, yine aynı istikamette seyir halindeki sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile müvekkiline çarpmasının etkisiyle müvekkilinin savrularak orta refüjdeki elektrik aydınlatma direğine çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazasında müvekkilinin, ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde başvuran müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını,
dava konusu trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta poliçesi uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş.'nin teminatı kapsamında olduğunu, davacı müvekkili ...'ın, dava konusu trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralandığını, geçici-kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını ve bakım ihtiyacı doğduğunu, davacının maddi zararlarının tazmini için davalı ...
Sigorta A.Ş.'ye başvuru yapıldığını, başvuru neticesinde davalı Şirket nezdinde hasar dosyası oluşturulduğunu, taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını ve başvurunun sonuçsuz kaldığını, dava konusu trafik kazası sebebiyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2021/43841 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını, tüm bu nedenlerle, HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davanın kabulü ile başkaca sorumlulara karşı başvuru, dava ve her türlü yasal hakları ile diğer tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla,
29/08/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...'ın uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri talebi artırım hakları saklı olmak üzere şimdilik, sürekli işgöremezlik tazminatı olarak şimdilik 15.000,-TL, geçici işgöremezlik tazminatı olarak şimdilik 100,-TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,-TL olmak üzere toplam şimdilik 15.200,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile; fazlaya ilişkin ve başkaca sorumlulara karşı tahsilde tekerrür olmamak üzere her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... için 430.000,-TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 18.019,28-TL geçici işgöremezlik tazminatı, 10.732,50-TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere 458.751,78-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu trafik kazası sebebi ile müvekkili Şirkete usulüne uygun tazminat başvurusunda bulunmadığını, eksik evrakların talep edilmesine rağmen tamamlanmadığını, bu nedenle KTK madde-97 uyarınca işbu davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili aleyhine açılacak davalarda İstanbul (Anadolu) Adliyesi Mahkemeleri’nin yetkili olduğundan açılan davaya yetki yönünden itiraz ettiklerini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları ispat etmesi gerektiğini,
davayı kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkili Şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, kusur durumlarının tespiti gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber ZMMS Genel Şartları uyarınca mevzuat hükümleri doğrultusunda kaza ile zararların arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının poliçesi ancak ve ancak gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, davacı taleplerinin bu kapsamda değerlendirilerek reddi gerektiğini,
geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin yönünden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, bu hususta sorumluluk tamamen sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, müvekkili Şirket aleyhine bir tazminata hükmedilecek ise, müterafik kusur durumunun araştırılması gerektiğini, başvuranın kaza sırasında koruyucu tertibat takıyor olsa idi yaralanmanın bu boyutlara varmayacağını, bir nevi yaralanmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu nedenle hesaplanacak olan tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 08/02/2023 tarih ve 00002661359 sayılı raporunda, 29/08/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı davacıda meydana gelen yaralanmalar dikkate alınarak, 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında, 29/08/2021 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel engel oranının %14 (yüzde on dört) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı,
kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavisi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, kusur yönünden makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda, davalı Sigorta Şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...’ın meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK.nın 46/b-c., 56/c. ve 84/j. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü davacı ... ve ... plakalı araç sürücüsü ...’ın ise meydana gelen kazanın oluşumunda kusursuz olduklarının bildirildiği,
maluliyet raporu doğrultusunda alınan ve hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporu ile sigorta teminat limiti dahilinde talep artırım dilekçesi de gözetilerek 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 18.019,28 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.732,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatının davacı tarafından poliçe teminatının ödenmesi konusunda davadan önce 29.09.2021 tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş'ye başvuruda bulunulduğu, hasar dosyası açıldığı gerekçesiyle.
"Davanın kabulüne, 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 18.019,28 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10.732,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatının 25/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sakatlanma-sağlık gideri teminatı kapsamında poliçe limitleri dahilinde tutulmasına)," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...
Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, poliçe limiti aşılarak karar verildiğini, kaza tarihi itibariyle güvence hesabı teminat limitleri uyarınca Sigorta Şirketinin sorumluluğunun 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının talep artırım dilekçesinde tedavi giderleri klozu kapsamında müvekkilin sorumlu olduğunu ve bu yönde karar kurulmasını talep ettiğini, ancak Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda yapılan değişiklik gereği ilgili talebin sakatlanma klozu altında yer aldığını,
görüldüğü üzere poliçe limitini aşan davacı taleplerinin reddi gerekmekte iken yerel mahkemece hukuka aykırı olarak kabulüne karar verildiğini, hesaplama yönteminin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müteveffanın bakiye ömrü TRH tablosuna göre belirlenmişse de hesaplama, devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ve aktüeryal yöntem kullanılarak yapılması gerekirken Prograsif Rant Yöntemi kullanılarak yapıldığını, müvekkil şirketin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını,
dosya içerisinde bulunan Ankara Şehir Hastanesi Epikriz Raporu incelendiğinde başvurucunun 29.08.2021 tarihinde hastaneye giriş yaptığı, 09.09.2021 tarihinde hastaneden çıkış yaptığı toplam 12 gün hastanede kaldığının görüldüğünü, Yargıtay kararları gereği kazazedelerin hastanede kaldığı günlerde bakımları hastane tarafından gerçekleştirildiği için geçici bakıcı hesaplaması yapılırken bu günlerin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini, davalı tarafça bakıcı tutulduğuna dair herhangi bir belge sunulmaması sebebiyle bakıcı gideri hesaplamasında net asgari ücret esas alınması gerektiğini,
bakıcı tutulduğuna dair dosya içerisinde bir belge bulunmadığı, bu nedenle hesaplamanın sadece net asgari ücret üzerinden yapılması gerekmekte iken hatalı hesap yapıldığını, müterafik kusurun araştırılması gerektiğini, kusur raporunu kabul etmediklerini, davacının sigortalı araca arkadan çarpmış olduğunu, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun tanzim edilmediğini, ayrıca rapor esasında da bir takım yanlışlıklar bulunduğunu, ilgili raporda antaljik yürüyüşe istinaden %8 engellilik oranı tayin edildiğini,
ancak 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin Ek-2’ye göre antaljik yürüyüşe istinaden engellilik oranı tayin edilebilmesi için ayak bileği, diz veya kalça ekleminde orta ileri derecede osteoartritin bulunması gerektiğini, yapılan muayenede kalça ekleminde orta-ileri derecede osteoartritin bulunmamasından dolayı Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda antaljik yürüyüşe istinaden belirlenen %8 engelliliğin yönetmeliğe uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaya esas gelirin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, müvekkilin geliri asgari ücret olarak dikkate alınmışsa da müvekkilin aylık gelirinin asgari ücretten yüksek olduğunu, yerel mahkeme tarafından hükmedilen faiz başlangıç tarihi ve türünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararda, faiz başlangıç tarihi olarak 25.07.2022 tarihi tespit edildiğini ve faiz türü olarak ise yasal faize hükmedildiğini,
ancak faiz başlangıç tarihi olarak kaza tarihi olan 29.08.2021 tarihinin tespiti gerektiğini, yargılama konusu kazada uygulanacak Kanun hükümleri Sigortacılık Hukuku'ndan ve Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanmakta olup sigortacılık hukuku Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen her husus mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu ve avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri istemidir.
Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ve taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verilmez.
Dosyada Hacettepe Üniversitesi'nden alınan maluliyet raporunda, 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında, …b. Kas-İskelet Sistemi başlığı altında, 1 Yürüyüş Bozukluğu: Tablo 3.4- yürüyüş bozukluğuna göre özürlülük oranları için.
Alt ekstremitede antaljik yürüyüş (a) %8 olduğu…29/08/2021 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel engel oranının *%14 (yüzde on dört) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı belirtilmiş, davalı Sigorta vekili istinaf dilekçesinde, ilgili yönetmeliğe göre söz konusu değerlendirmenin yapılabilmesi için ayak bileği, diz veya kalça ekleminde orta ileri derecede osteoartritin bulunması gerektiğini, trafik kazası sonucu gelişen yaralanmanın ayak bilek, diz veya kalça ekleminde olmamasından dolayı engellilik değerlendirmesin yönetmeliğe uygun olmaması sebebiyle maluliyet raporuna itiraz etmiştir.
Tablo 3.4’te yürüyüş bozukluğuna göre engellilik oranları düzenlenmiş olup, "Hafif hastalık derecesinde a) Alt ekstremitede antaljik yürüyüş, basma fazının kısalmasına ilave olarak ayak bileği, diz veya kalçada orta-ileri derecede artirik değişikliklerin tespit edilmesi (%8) b-pozitif tredendelenburg testi ve kalçanın orta veya ileri derecede oısteartiriti (%12) c) hasta (a) veya (b) şıklarını taşıyor ve bazen uzun yürüyüşlerde koltuk değneği veya baston kullanıyor (ancak evde ve işyerinde genellikle kullanmıyor) (%18) d- Hasta kısa bacak breysini (ayak bileği –ayak ortezi;AFO) rutin olarak kullanmak zorundadır (% 18)" düzenlemesi yer almaktadır.
Bu durumda davalı Sigorta vekilinin de rapora itirazı bulunması karşısında, davacının TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasının yahut yitirilmesinin tespitine yönelik olarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının maluliyet/özür oranı, iyileşme süresi, hususlarının ve davalının itirazlarının değerlendirildiği, Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulması isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, istinaf eden davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1355, K. 2025/60, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama