KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/198 - 2024/762
- Dosya no
- 2023/198
- Karar no
- 2024/762
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/04/2022
- Numarası
- 2021/578 Esas 2022/239 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- TAZMİNAT
- Yazılma tarihi
- 29/05/2024
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, 20.08.2019 tarihinde dava dışı sürücü ... yönetimindeki diğer dava dışı ... İnşaat Şirketine ait olan ve davalı ... Sigorta A.Ş.'de Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunan ... plakalı aracın, müvekkili ...'ın maliki olduğu dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araçla karışmış olduğu trafik kazası sonucu müvekkiline ait araçta meydana gelen bakiye hasar bedelinin, değer kaybı bedelinin, temerrüt tarihi olan 16.09.2021 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu talep zaman aşımına uğradığından davanın zaman aşımından reddi gerektiğini, işbu davanın hukuka aykırı şekilde belirsiz alacak davası olarak açıldığını, HMK 107. maddesinde belirtilen "objektif belirsizlik hali" bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddini, davacının mevzuata aykırı olarak dava açılmadan önce müvekkili şirkete başvuru şartını yerine getirmediğini, bu nedenle davacının hasar onarım bedeli taleplerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılamadığını, hasar tazminatı talebinde, sigortalı aracın anlaşmalı onarım merkezinde onarılmış olması halinde uygulanacak parça,
tedarik, işçilik bedellerine göre ödeme yapıldığını, ancak davacı tarafından yapılan onarımın kazaya ilişkin olduğunu gösterir belge sunulmamış olmakla birlikte, hasar bedeli anlaşmalı olmayan ve hatta Bosna Hersek'de bulunan tamirhane/özel serviste onarım yapılacak şekilde hesaplandığını ve anlaşmalı olmayan bir tamirhanede,
parça tutarlarına iskonto uygulanmaksızın sözde yapıldığı iddia edilen onarıma ilişkin bedelin fiili ödeme günündeki kur üzerinden talep edilmesinin mümkün olmadığını ayrıca 31074 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" ile yabancı plakalı araçların ...'de karıştığı kazalar nedeniyle değer kaybı taleplerinin teminat kapsamı dışında bırakıldığını, bu nedenle davacının değer kaybı talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu belirterek, öncelikli olarak davanın usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 6100 Sayılı H.M.K.nın 223. maddesinde; " yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır.
Mahkeme kendiliğinden veya diğer tarafın talebi üzerine belgelerin resmi tercümesini de isteyebilir” hükmüne yer verildiği, mahkemece 08.10.2021 tarihli tensip tutanağı ile 20.12.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında davacıya 2 kez kesin süre verilmesine rağmen dava dilekçesinin eki olarak yer alan yabancı dilde hazırlanan belgelerin tercümelerinin dosya içerisine sunulmadığı, HMK'nın 94. maddesi uyarınca mahkemece 2 kez verilen sürenin kesin süre olarak kabulü gerektiği ve anılan madde hükmüne göre de süresi içinde işlemi yapmayan tarafın bu hakkının ortadan kalkacağı hususunun kanun hükmü gereği olduğu gerekçesiyle.
"Davanın REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde, Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." denildiğini, 20.08.2019 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, kazaya sebebiyet veren araç olan “...” plakalı araç sürücüsünün, trafik kaza tutanağı, kazaya ve hasara ilişkin fotoğraflar ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere asli ve tam kusurlu olduğunu, her ne kadar müvekkil, aracını Bosna ülkesinde yaptırmak zorunda kalmış ve bunun sonucu olarak da yabancı para birimi üzerinden masraf yapmış ise de,
dosyada mevcut bulunan deliller ile, müvekkile ait araçta meydana gelen zararın Ülkemiz şart ve koşullarında tespit edilebilecek düzeyde olduğunu, Bosna Hersek trafiğine kayıtlı müvekkile ait araçta, kaza sonrası meydana gelen hasar bedelinin, Bosna Hersek'te bulunan ... tarafından düzenlenen parça bedellerine ödenen fatura ile 13. 940, 82 Bosna Hersek Markı olarak tespit edildiğini, yine müvekkilinin Bosna Hersek'te ikamet etmekte olup,
aracı Bosna Hersek trafiğine kayıtlı olduğundan kaza sebebiyle araçta meydana gelen değer kaybının da Bosna Hersek rayici göz önüne alınarak değerlendirilmesinin talep edilmesinin söz konusu zararın tespitini zorlaştıracak bir husus olmadığını, mahkemenin bu aşamada yapması gerekenin;
(her ne kadar, müvekkil aracını Bosna Ülkesinde yaptırmış olduğundan dava dilekçesinde talebi Bosna Ülkesi para birimi olarak talep edilmiş ise de) dava dosyasının mevcut deliller ile bilirkişiye tevdi edilerek araçta meydana gelen zararın, ülkemiz şart ve koşullarında tespitinin yaptırılması ve çıkan sonuca göre bir karar vermek olduğunu, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmadığını ve verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK'nın 355.maddesine göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve araç değer kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kesin süreye uyulmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, mahkemece, kesin süreye ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, tanınan süre içinde yapılması istenen işlerin ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucun açık olarak anlatılması ve bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekir. Söz konusu usule uyulmaksızın ve sonuçları hakkında ilgili tarafa herhangi bir ihtarat yapılmadan verilen kesin sürenin sonuç doğurmayacağının kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan, 6098 sayılı TBK'nun 50. maddesinde , "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü yer almakta olup, bir an için kesin sürenin usulüne uygun olduğu kabul edilse dahi, hakimin mevcut delillerle zararı belirleyebileceği de unutulmamalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına davanın yeniden görülerek, taraf delilleri toplanarak davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/198, K. 2024/762, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama