KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/484 - 2024/994
- Dosya no
- 2023/484
- Karar no
- 2024/994
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/12/2022
- Numarası
- 2017/894 Esas - 2022/788 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 11/09/2024
Karar Metni
1.336 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.03.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanan müvekkilinin kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete trafik sigortası ile sigortalı bulunduğunu, davalı tarafça müvekkiline bir miktar ödeme yapıldığını, müvekkilinin ... Müdürlüğünde Orman Muhafaza Memuru olarak çalıştığını, gelirinin asgari ücretin çok üzerinde olduğunu belirterek, şimdilik 200,00-TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davacı vekili 31/05/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile; kalıcı tazminat talebini 100 TL'den 229.799,42 TL'ye artırdığını belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, maluliyet tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının 03/09/2018 tarihli raporunda, davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca %5 sürekli maluliyeti bulunduğu, 4 ay süre ile geçici iş göremezliği olduğunun bildirildiği, itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. İhtisas Kurulu'nun 25/09/2019 günlü ve aynı yönetmelik esas alınarak düzenlenen raporun da aynı yönde olduğu,
Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak düzenlenen 24/03/2021 tarihli raporunda maluliyet oranının %15,2 geçici işgöremezlik süresinin 4 ay olduğunun bildirildiği, Yargıtay ve Bam kararlarına göre 24/03/2021 tarihli maluliyet raporunun kabul edildiği, davacının kaza tarihi ve devam eden 4 aylık sürede devlet memuru olarak çalışmaya devam ettiği, böylece geçici işgöremezlik zararına uğramadığından bu tazminatı talep edemeyeceğinden talebin reddine karar verildiği,
aktüer bilirkişinin %15,2 oranında kalıcı maluliyete göre düzenlediği raporda, davalının 08/12/2017 tarihinde davacıya yapmış olduğu 74.175,01 TL ödemenin davacı zararını gidermediği, hesaplama tarihindeki verilere göre davacı alacağının mahsubu sonucu 229.799,42 TL olduğunun tespitinin dosya kapsamına uygun olmakla hükme esas alındığı, bu nedenle sürekli maluliyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle.
"Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 229.799,42 TL daimi iş gücü kaybı tazminatının 27/12/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş gücü kaybı tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, karara esas alınan maluliyet raporunda kullanılan ölçüt haksız ve hukuka aykırı olup, poliçe ve kaza tarihi değerlendirildiğinde "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında rapor alınması gerekmekte iken, yanlış rapor üzerinden dosyanın karara çıkmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, her ne kadar ATK tarafından tanzim edilen maluliyet raporunda kalıcı maluliyet oranı Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %15,2 olarak tespit edilmiş ise de,
poliçe tanzim tarihi göz önüne alındığında Torba Yasa ve Poliçe Genel Şartlar gereği ve 20.02.2019 tarihinden itibaren tanzim edilen raporlarda ''Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'' hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ATK tarafından düzenlenen rapor 02.10.2019 tarihli olup yanlış yönetmeliğe göre tanzim edildiğini, aynı raporda kişinin engel oranı %5 olarak hesaplandığını, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ancak %5 engel oranının esas alınabileceğini, hal böyle iken,
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanarak hesaplama yapılması gerekmekte iken Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği'nden faydalanılarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte en fazla davacının maluliyetinin Yeni Genel Şartlar’a uygun bir biçimde, “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe” göre belirlenen %5 engel oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmekte iken işbu itirazlar değerlendirilmeden yanlış raporun hükme esas alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
müvekkil şirket tarafından davacı yana 8.12.2017 tarihinde tamamen doğru veriler kullanılarak 74.175,01 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile davacının zararının giderildiğini, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte bakiye alacağın olup olmadığının tespiti için öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması gerekmekte, şayet o tarihe göre zararın karşılanmadığı tespit edilirse güncel verilere göre bakiye tazminatın hesaplanması gerektiğini, hal böyle iken, %5 engel oranı üzerinden ödeme tarihindeki verilerle hesaplama yapıldığında zararın fazlasıyla karşılandığının görüleceğini,
Progresif Rant Sisteminin kullanılması hatalı olup, 1.8. teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, yerel mahkeme kararına esas alınan bilirkişi hesap raporunda davacı yanın geliri hukuka aykırı olarak fahiş alınmış olup, kabulünün mümkün olmadığını, davacının 2021 asgari ücret ve gelirleri değerlendirildiğinde hesaplamada 2,50 ücret çarpanı kullanıldığını işbu oranın fahiş olup, kabul edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, aktüer hesaplamada karar tarihi itibarıyla geçerli asgari ücret verilerinin esas alınmadığını, asgari ücret kamu düzenine ilişkin olup karar tarihinde geçerli olan verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, aktüer hesaplamaların ve maluliyet raporunun hatalı ve yetersiz olduğunu, istinaf mahkemesince, kaldırma kararı verildiğinde, yaptırılacak aktüer hesaplamada, yeni hesabın yapılacağı tarihteki asgari ücret verilerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarih ve 2022/(17)4-655 Esas- 2024/133 Karar sayılı ilamında da, “Uyuşmazlık konusu ile sınırlı olmak kaydıyla belirtmek gerekir ki, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinde (md .90, 99) 6704 sayılı yapılan değişiklikler 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş, kaza ise 18.10.2015 tarihinde gerçekleşmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği üzere kaza tarihinde hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanacağına ilişkin kanuni düzenleme de bulunmayıp, kaza tarihinde hem Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği, hem Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Tespit İşlemleri Yönetmeliği, hem de % 60 oranı üzerinde malulen emekliliğin düzenlendiği Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan zararların tespitinde fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükteki mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmalıdır.
Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemelerin bulunması da genel ilkelerden ayrılması için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir.
O hâlde, somut olayda kaza tarihi itibariyle yürürlükte ve güncel olduğu için kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması;
bu rapordan sonra gerekli olması hâlinde maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.” denilmekte olup, kaza tarihi 01.03.2016 itibarıyla Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında dosyanın aktüerya ek raporu alınması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/484, K. 2024/994, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama