KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/555 - 2024/1160
- Dosya no
- 2023/555
- Karar no
- 2024/1160
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/03/2023
- Numarası
- 2018/99 Esas 2023/183 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 23/10/2024
Karar Metni
1.003 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 30.11.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralandığını belirterek, 600,00 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı ve 3.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik zararı talebini 26.534,08-TL, sürekli iş göremezlik zararı talebini ise 303.465,92 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; sürekli iş göremezlik zararına yönelik olarak açılan davanın reddine, geçici iş göremezlik zararına yönelik açılan davanın kabulü ile 26.534,08 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatının dava tarihi olan 08/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada İstanbul ATK Başkanlığı 2.İhtisas Kurulu’ndan alınan raporda.
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacının %4,3 oranında malul olduğu ve 4 ay süreyle geçici iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiğini, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği’ne göre yapılan değerlendirmede ise, özür oranının bulunmadığı şeklinde görüş bildirildiğini, anılan rapora karşı 16.05.2022 tarihli dilekçe ile itirazlarını sunarak dosyanın ATK Genel Kuruluna sevkini talep ettiklerini, mahkemece itirazın reddine karar verildiğini, davacının kazadan kaynaklı rahatsızlıklarının halen devam ettiğini, yaşadığı hareket kısıtlılığı sebebiyle günlük yaşantısında zorlandığını,
kaza neticesinde davacının sol ayağında çok sayıda kırık meydana geldiğini, kazadan sonra uzunca bir süre tedavi görmesine rağmen hala iyileşemediğini, anılan nedenlerle raporda davacıya özür oranı belirlenmemiş olmasını kabul etmediklerini, mahkemece İstanbul ATK'dan alınan raporun kendi içinde çeliştiğini, anılan raporun 5.nolu bendinde;
"...30.11.2017 tarihli ayak bileği grafilerinde sol medial malleolde kırık, sol tibia distalinde tibiotalar ekleme bakan yüzeyde avülsiyon kırıkları, 22.03.2021 tarihli sol ayak bileği grafisinde medial malleolde kırık sekeli izlendiği.." yönünde tespit bulunduğunu, 2021 tarihli evraklarda bile kırık izlendiği ve sekel halini aldığı yönünde tespit mevcutken, raporun sonuç kısmında özür oranı bulunmadığının belirtilmesinin açıkça çelişki olduğunu, mahkemece hangi raporun neden tercih edildiğinin de gerekçelendirilmediğini,
Yargıtay'ın yıllardır süregelen uygulamasının Çalışma Gücü Yönetmeliği'ne göre rapor alınması yönünde olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağı uyarınca, 30.11.2017 tarihinde sürücü ...’ün sevk ve idaresinde olan motosikletle sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğinin belirlendiği, mahkemece kusura yönelik alınan bilirkişi raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde davacının % 25, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen araç sürücüsünün ise % 75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,
sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın kaza tarihini kapsar şekilde ZMM sigorta poliçesinin davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilmiş olduğu, mahkemece İstanbul ATK İkinci İhtisas Kurulu’ndan alınan 23/02/2022 tarihli rapor uyarınca davacının kaza sonucu sol ayak bileğinde kırık mahiyetindeki yaralanmasına bağlı olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca sürekli iş göremezlik oranının % 4,3 olduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığı,
geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca, kusur durumu dikkate alındığında davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik zararı miktarının 26.534,08 TL, sürekli iş göremezlik halinin bulunması halinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararı miktarının ise 419.810,95 TL olarak hesaplandığı, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesi ve Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen maluliyet durumunun esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesinde göre mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun, olayın oluşu ve kaza tespit tutanağındaki belirlemeler ile uyumlu bulunmasına, buna göre kazanın meydana gelmesinde davacının % 25, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen araç sürücüsünün ise % 75 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına,
buna göre davacının kaza sonucu sol ayak bileğinde kırık mahiyetindeki yaralanmasına bağlı olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirlenmesine, anılan raporda da belirtildiği üzere özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına,
mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmasına göre mahkemece verilen kararda isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/555, K. 2024/1160, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama