KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/856 - 2024/1435
- Esas no
- 2023/856
- Karar no
- 2024/1435
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/05/2023
- Numarası
- 2022/153 Esas - 2023/318 Karar
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 04/12/2024
Karar Metni
1.746 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının oğlu ve desteği olan ...'in 29.06.2011 tarihinde sürücüsü olduğu, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracı ile tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, davacının oğlunun desteğinden mahrum kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 23.02.2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini artırarak, müvekkili ... için 36.000,00 TL destekten yoksun kalma zararının zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazmin ve tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğu gibi, poliçe teminatının kaza tarihinde 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin yerinde olmadığını, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/43 Esas sayılı dosyasında müteveffanın eşi ve çocukları tarafından dava açıldığını, bu dava sonucunda eş ...'e 138.787,00 TL, ...'e 15.488,00 TL ve ...'e 9.073,00 TL tazminat hesaplanarak ödendiğini, talep edilebilecek faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın ZMSS poliçesinden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, her ne kadar davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de davaya konu trafik kazasının 29.06.2011 tarihinde meydana geldiği ve trafik kazasında davacının desteğinin vefat ettiği, 2918 sayılı KTK'nın 109/1-2 maddesinde.
"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiş olup, 5237 sayılı TCK'nın 85. maddesinde düzenlenen taksirle ölüme sebebiyet verme suçunda TCK'nın 66. ve 67. maddeleri gereğince zamanaşımı süresi 15 yıl olduğundan zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği,
dosyada mevcut belgelerden davacının oğlu olan müteveffanın yönetiminde bulunan araç ile tek taraflı trafik kazası yaptığı ve kaza sonucunda vefat ettiği, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/43 Esas sayılı dosyası ile müteveffanın eşi ve çocukları tarafından destekten yoksun kalma talebi ile dava açıldığı,
mahkemece "davacıların davasının kabulü ile ... için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren 138.687,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren, diğer davacı ... için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 15.388,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren, diğer davacı ... için 100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 8.973,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine," karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşıldığı,
mahkemece alınan bilirkişi raporunda, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/43-2014/129 sayılı kararına istinaden, dava dışı eş ...'e 138.787,00 TL, çocuk ...’e 15.488,00 TL ve çocuk ...'e 9.073,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/43-2014/129 sayılı kararına dayanak olan 17.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda, müteveffanın anne ve babasına destek payı ayrılmadığı, destekten yoksun kalma zarar hesabına anne ve babanın dahil edilmediğinin görüldüğü,
TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenen muhtemel ömür süresi ve progresif rant yöntemine göre davacının destekten yoksun kalma zararının 111.474,82TL olduğu, dava dışı eş ve çocuklara ödenen toplam destekten yoksun kalma zararı 163.348,00 TL olup, 29.06.2011 vefat tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti 200.000,00 TL ile sınırlı olduğundan dava dışı eş ve çocuklara ödenen tazminatların mahsup edilmesi sonucu bakiye teminat limitinin (200.000,00-163.348,00=)36.652,00 TL olduğu,
dolayısıyla davacı ... için hesaplanan 111.474,82 TL destekten yoksun kalma zararının bakiye poliçe limitini aştığı, bu sebeple proporsiyon yöntemi ile davacının bakiye poliçe limiti dahilindeki zararının 14.776,05TL olduğunun bildirildiği, toplanan delillere göre, davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Kanun ve Genel Şartlar gereğince, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ölüm meydan gelmiş olsa dahi, üçüncü kişi olması nedeniyle destek zararını sigorta şirketinden talep edebileceği, davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldıktan sonra bakiye teminat limitinin 36.652,0TL olduğu,
davacı vekili tarafından 36.000,00TL talep edilmiş olup, talep edilen miktar da bakiye teminat limiti içinde kaldığından bu bedelin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle.
“1-Davanın kabulü ile davacının oğlu ...'in ölümü nedeniyle 36.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 17.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, olayda 15 yıllık zamanaşımı süresinin nazara alınmayacağını, esas yönünden ise, desteğin kendi kusurundan kaynaklanan zararlar nedeniyle müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, TBK’nın 52. maddesi gereğince de müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davayı kabul etmemekle birlikte, alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin bakiye teminat limitinin 14.756,05 TL olduğu hesaplandığı halde 36.000,00 TL üzerinden karar verilmesinin de hatalı olduğunu, yine faize de dava tarihinden itibaren karar verilebileceğini, müvekkiline geçerli bir başvuru olmaması nedeniyle temerrüdün gerçekleşmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın 29/06/2011 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle, araç sürücüsünün vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda, davacı annenin destek zararının 111.474,82 TL olması, diğer destekten yoksun kalanlarının zararının da mahkeme kararı gereğince ödenmesi sonrasında bakiye teminat limiti 36.652,00 TL hesaplanmış olması nedeniyle bakiye teminat limiti kadar davacının davalıdan zararını talep edebileceği kabul edilerek taleple bağlı kalarak 36.000,00 TL destek tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalı vekili tarafından alacağın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımına yönelik değerlendirmede isabetsizlik bulunmamasına, tazminat alacağının zamanaşımına uğramamış olmasına göre buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülemiştir.
2-Davacı vekili tarafından, bilirkişi raporunda garame hesabı ile davacının talep edebileceği bakiye tazminat miktarı 14.776,05 TL olarak hesaplandığından 36.000,00 TL'ye hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, sigorta şirketi tarafından, vefat edenin eş ve çocuklarının destek tazminatı mahkeme kararı gereği ödenmiş olup, karar kesinleşmiştir.
Ödenen miktar haricinde eş ve çocuklarının yeniden hesaplamada tazminat miktarı daha fazla olsa dahi sigorta şirketinden talep edemeyeceklerinden, bakiye limit açısından yapılan hesaplamada artan kısım bu davalılar yönünden garame (proporsiyon) hesabına dahil edilemeyeceğinden, bilirkişi tarafından eş ve çocukların bakiye destek alacağı olduğu varsayımı ile yapılan garame (proporsiyon) hesabı doğru olmadığından, mahkemece, bilirkişi tarafından hesaplanan 14.776,05 TL miktarı esas almamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer yandan bakiye 36.652,00 TL bakiye teminattan alacaklı olanlar ise destekten sonra vefat eden babası İsmail ve davacı ... olup, ...'nin payı 111.474,82 TL, İsmail'in payı 1.690,00 TL olarak hesaplandığından bakiye tazminat miktarı 113.164,82 TL olduğundan, bakiye 36.652,82 TL teminatın proporsiyon hesabına göre paylaştırılmasında davacı ...'nin payı 36.104,64 TL olacağından, mahkemecede taleple bağlı kalınarak 36.000,00 TL'ye hükmedilmiş olması nedeniyle davalının hükmedilen tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları gereğince, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile kaza meydana gelse dahi destek şahsın üçüncü kişi olması ve doğrudan (mirasçı sıfatına dayalı olmaksızın) zararını talep etmesi nedeniyle zararlarının teminat kapsamında olduğu, Yargıtay emsal içtihatları ile de kabul edilmiş olduğundan mahkemece davalının sorumluluğuna karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3)-Davalı vekilinin faiz başlangıcına ve türüne yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili, gerek dava dilekçesinde gerekse de talep artırım dilekçesinde, tazminatın arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiş olup, taleple bağlı kalınarak arabuluculuk başvuru tarihi olan 12/01/2022 tarihinden itibaren, davaya konu alacağın da ticari işten kaynaklanmamış olması nedeniyle yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak 17/03/2020 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiş olması isabetli olmamış, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, yukarıda 3 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik görülmediğinden, davacının sigorta şirketinden talep edebileceği tazminat miktarının da Dairemiz tarafından 36.104,64 TL olduğunun hesaplanmış olması ve ilk derece mahkemesince de taleple bağlı kalarak 36.000,00 TL'ye hükmedilmiş olması karşısında yapılan hata nedeniyle yeninden yargılamaya ihtiyaç bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
tazminat alacağının 12/01/2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline olacak şekilde kararın düzeltilmesine karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, III-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 72,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 564,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, V-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/856, K. 2024/1435, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama