KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/999 - 2024/1489
- Esas no
- 2023/999
- Karar no
- 2024/1489
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/03/2023
- Numarası
- 2021/795 Esas 2023/166 Karar
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 11/12/2024
Karar Metni
1.152 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde;13/09/2021 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile müvekkili sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın çarpışması sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, zararlarından davalının sorumlu olduğunu, müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri olmak üzere zararı olduğunu belirterek, şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik, 8.000,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranları ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile, kalıcı iş göremezlik tazminatını 270.260,37-TL, geçici iş göremezlik tazminatını 48.894,48-TL, geçici bakıcı giderini 14.880,60-TL olarak artırarak davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu yüzden kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davalının davasını kanıtlaması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan tazminat davası olduğu, mahkemece alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacı sürücüsü ...’ın, meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığının, tespit edildiği,
davacının dava konusu kaza nedeni ile maluliyet durumunun tespiti amacı ile Fırat Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 22/09/2022 tarihli raporda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının 13/09/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı oluşan ve kalıcı hale gelen yürüyüş bozukluğu ve lumbal vertebra kırığı nedeni ile özür oranının %15,3 (yüzde onbeş noktaüç) olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 365 gün süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğu,
bu süre içerisinde şahsın %100 (yüzde yüz) oranında malul sayılacağı, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin ise 120 gün olduğunun rapor edildiği, tazminat hesabı yönünden davacı lehine 48.894,48 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 270.260,37 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 14.880,60 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, raporun karar vermeye elverişli olduğu, davacının zararlarını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle. “1-Davanın Kabulü ile.
270.260,37-TL sürekli iş göremezlik, 48.894,48-TL geçici iş göremezlik, 14.880,60-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 334.035,45-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından 02/06/2023 tarihli tashih kararı ile kararda harca ilişkin maddi hata yapıldığı açıklanarak, gerekçeli kararın karar ilam harcının açıklandığı 2. fıkrasının "2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 22.817,96-TL olduğundan, peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 22.758,66 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına" şeklinde tashihine karar verilerek, karar taraflara tebliğ edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tedavi evrakları ile maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, davacının ilk muayenesinde sadece sakroilliak ayrışma tespit edildiği, başkaca patoloji saptanmadığının belirtildiği,
buna rağmen %15,3 engel oranının tedavi evraklarına göre uygun olmadığını, bu yöndeki itirazları nazara alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant yöntemine göre yapılmasının hatalı olduğunu, teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, mahkeme kararında karar ilam harcına hatalı olarak karar verildiğini, 22.758,66-TL olması gerekirken, kararda 29.535,98 TL harca hükmedildiğini beyanla,
kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle, davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararında karar ilam harcı 22.817,96-TL olarak gösterildikten sonra, 59,30 TL harcın düşülmesi ile bakiye harcın 22.758,66 TL olması gerekirken maddi hata sonucu 29.535,98TL olarak hükme geçtiği, maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesi tarafından maddi hata nedeniyle harca ilişkin kısmın istinaf talebinden önce davalının talebi gibi gibi düzeltilmiş ve tashih kararının taraflara tebliğ edilmiş olmasına, ek karara yönelik istinafın da bulunmamasına göre, buna ilişkin davalının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
1-Davalı vekili, maluliyet raporu ile tedavi evrakları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmüş ise de, alınan raporda mevcut tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle kaza ile illiyetinin ortaya konulmuş olmasına, raporun denetime elverişli ve gerekçeli olmasına, davalı tarafından alınan medikal eksper raporunda dahi sadece pelvis ve femur proksimal kırıkları çerçevesinde yapılan değerlendirmede %11 özür oranı tespit edilmiş olmasına,
davacının 13/09/2021 tarihli Ortopedi Kliniğince düzenlenen epikriz notları, 17/09/2021 tarihli ameliyat notları ve 13/09/2021 tarihli Radyoloıji Anabilim Dalınca raporlar değerlendirildiğinde, kazaya bağlı yarlanmasının pelvis ve femur proksimalinde meydan gelen kırıkla sınırlı olmamasına göre davacının kaza sonrasında durumuna ilişkin düzenlenen raporlar ve notlar da incelenmek suretiyle tanzim edilen rapor karar vermeye elverişli olduğundan davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili, tazminat hesaplanmasına yönelik yöntemin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan raporda hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu uygulanarak, bilinmeyen dönem hesabının ise "progresif rant yöntemi" uygulanmak suretiyle hesaplanmış olmasına, hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "gerçek zarar" hesaplamasında kabul edilen yöntem ve ilkere uygun olmasına, davalının sorumluluğunun da sigorta teminat limitini aşmamak üzere "gerçek zarar" ile sınırlı olmasına göre davalı vekilinin hesap yöntemine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davalının KTK'nın 98. maddesinde kalmayan geçici iş görmezlik tazminatı ve bakıcı giderinden de ZMMS kapsamında sorumluluğunun bulunmasına, davacının zararın meydana gelmesine yahut artmasına etki edebilecek kusuru bulunduğuna yönelik dosya kapsamında bilgi olmamasına göre müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/999, K. 2024/1489, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama