KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1012 - 2024/1591
- Dosya no
- 2024/1012
- Karar no
- 2024/1591
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/04/2024
- Numarası
- 2022/945 Esas 2024/273 Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 12/12/2024
Karar Metni
1.639 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ...'ın eşi, ...'ın babası, ... ve ...'ın evladı, ... ve ...'nın abileri olan ...'ın ... plakalı araçta seyahat halinde iken 09.11.2017 tarihinde aracının devrilmesi sonucu vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında ... plakalı aracın sürücüsü ...'in kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı aracın ... Taşımacılık Hafr. Mad. San. Ve Tic.
A.Ş.'ye ait olup davalı sigorta şirketi tarafından ekstra trafik sigorta poliçesi ile ayrıca birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalı sigorta şirketinin destekten yoksun kalma tazminatı ödemesine dayanak aktüerya hesabında anne baba için destekten yoksun kalma tazminat hesabı yaptığını, oğlu İbrahim'in üniversitede okuması nedeniyle 25 yaşına kadar babasından destek göreceğini dikkate aldığını ve eş için de destekten yoksun kalma hesabı yaparak 27.04.2018 tarihinde toplam 503.273,00-TL ödeme yaptığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik destekten yoksun kalma tazminatının sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olarak davacı ... için 100,00-TL, oğlu ... için 100,00-TL, annesi ... için 100,00-TL, babası ... için 100,00-TL maddi ile anne ... için 75.000,00-TL, baba ... için 75.000,00-TL, kardeşleri ... için 40.000,00-TL, ... için 40.000,00-TL, oğlu ... için 150.000,00-TL, eş ... için 200.000,00-TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 01.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, anne ... yönünden 118.013,20-TL, baba ... yönünden 108.420,50-TL maddi zarar tutarlarının poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigorta şirketine yapılan başvuru tarihi dikkate alınarak sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini, eşi ... için 200.000,00-TL, oğlu ... için 150.000,00-TL, anne ... için 75.000,00-TL, baba ... için 75.000,00-TL, kardeşleri ... için 40.000,00-TL, ... için 40.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olarak sigorta şirketine yapılan başvuru tarihi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 20/02/2024 tarihli müddeabihin arttırılması dilekçesinde.
BAM bozması sonrasında alınan ve Yargıtay ilke kararları doğrultusunda yapılan bilirkişi raporunda (aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte) eş ... ve çocuk ...’nın peşin değerin mahsubu sonunda ödenmemiş maddi zararının kalmadığını ancak anne ...’nın ödenmemiş maddi zararının 1.072.864 TL, baba ...’nın ödenmemiş maddi zararının 724.099 TL olduğunun tespit edildiğini, bu doğrultuda destekten yoksun kalma tazminatı alacağı taleplerini arttırdıklarını belirterek anne ... yönünden 1.072.864-TL maddi zararın,
baba ... yönünden 724.099-TL maddi zarar tutarlarının poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigorta şirketine yapılan başvuru tarihi dikkate alınarak sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, yargılama sırasında davalı sigorta tarafından yapılan ödeme tarihleri itibariyle davacıların maddi zararlarının ve yapılan ödemelerin bu zararı karşılayıp karşılamadığı hususunun tespiti ve ayrıca karşılamadığının tespit edilmesi halinde TRH 2010'a göre progresif rant yöntemi uygulanmak suretiyle davacıların güncel maddi zararlarının tespiti amacıyla rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği raporda, kaza tarihindeki veriler ve davacılar lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilerek eş ... için 2.188.362,88-TL,
anne ... için 1.072.864,85-TL ve baba ... için 724.099,19-TL hesaplama yapıldığı, davalı şirketten celp edilen hasar dosyasının incelenmesinden, meydana gelen kaza nedeniyle davacılar vekilinin davalıya 19.12.2017 tarihli dilekçesiyle başvurduğu, bu dilekçenin davalıya 22.12.2017 tarihinde ulaştığı, buna müteakip zarar dosyasının açıldığı, yapılan inceleme sonucunda 27.04.2018 tarihinde 503.273,29 TL davacılar vekiline ödeme yapıldığı, ayrıca davaya konu kaza nedeniyle kurum tarafından davacı anne ile çocuğa rücuya tabi peşin değerli toplam 706.305,68-TL ödeme yapıldığı,
müteveffanın sağlığında davacı anne ve babası ile yine eşi ve oğluna eylemli olarak destek sağladığı, bu nedenle davacıların desteklerini yitirmelerinden dolayı aktüer bilirkişinin ek raporunda ayrıntılı belirtildiği üzere davacı eş ve çocuğun tüm zararlarının fazlasıyla dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi ile dava dışı SGK tarafından karşılandığı, bunların karşılanmayan herhangi bir maddi zararlarının olmadığı, ancak davacı anne ...'ın 1.072.864,00-TL, davacı baba ...'ın ise 724.099,00-TL destekten yoksunluk tazminatına hak kazandıkları ve bu bedellerin de davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında kaldığı anlaşıldığından,
davacı anne ve babanın maddi tazminat istemlerinin belirtilen miktarlar yönünden kabulüne, diğer davacıların karşılanmayan maddi zararları olmadığından bunların maddi zararlarının reddine karar vermek gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle. "DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davacı anne ... için 1.072.864,00-TL ve davacı baba ... için ise 724.099,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 04.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile belirtilen miktarlarda bu davacılara verilmesine,
2-Davacı eş ... ve davacı oğul ... için talep edilen maddi tazminat davasının reddine,
3-Davacı eş ... için 100.000,00-TL, davacı oğul ... için 75.000,00-TL, davacı anne ... için 50.000,00-TL, davacı baba ... için 50.000,00-TL, davacı kardeş ... için 20.000,00-TL, davacı kardeş ... için 20.000,00-TL manevi tazminatların temerrüt tarihi olan 04.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde. Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 46 yaşında vefat eden ...’nın eşi ... için 100.000,00 TL, oğlu ... için 75.000,00 TL, annesi ve babası için 50.000,00’er TL, kardeşleri için 20.000,00’er TL manevi tazminata hükmettiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, müteveffanın kusursuz olduğunu, müteveffanın elektrik teknisyeni olarak çalıştığı şirket olan ...
A.Ş. refrakter sektöründe dünya lideri olan ve Viyana Borsasında işlem gören ...’nin Türkiye'deki tek grup şirketi olduğunu ve Türkiye’nin bu alanda en yüksek üretim kapasitesine sahip işletme olarak 45 ülkeye ihracat yaptığını, sigortalanmış manevi tazminat tutarının toplam 2.562.500,00 TL olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, maddi tazminat yönünden ise bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazları yenilediklerini, maddi tazminat,
Yargıtay kararlarında kabul edilen ilkelere göre ve güncel veriler üzerinden hesaplanması gerektiğinden aktüer bilirkişinin aleyhe yapmış olduğu değerlendirmeleri ve düşük hesaplanan maddi tazminat tutarı hesaplamasını kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle uğranılan destekten yoksun kalma zararı sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, davadan önce zarar sorumluları tarafından yapılan ödemelerin kural olarak makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte, davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının, ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında fahiş bir fark olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de bilirkişiden alınacak rapor ile zararın öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanması, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması gerekmektedir.
Şayet ödenmesi gereken tazminat ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark oluşturacak şekilde bakiye tazminat alacağı olduğu saptanırsa, rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması ve hesaplanan tazminattan zarar sorumlusu tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi sonucunda oluşan duruma göre karar verilmesi, ödemenin yeterli bulunması halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Maddi tazminata ilişkin olarak bu şekilde belirleme yapıldığı anlaşılmakla, maddi tazminata yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre. “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”, aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise.
“Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır.
(HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir.
Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, müteveffanın, davacıların babası, oğlu ve eşi olması, davacılara yakınlığı, davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1012, K. 2024/1591, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama