KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacılar Davalılar
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2025
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2024/1091 - 2025/13
- Dosya no
- 2024/1091
- Karar no
- 2025/13
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2023
- Numarası
- 2021/374 Esas 2023/639 Karar
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 15/01/2025
Karar Metni
2.389 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13/10/2020 tarihinde sigortalı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile müteveffa ...'in sürücü olarak bulunduğu ... plaka numaralı aracın çarpışması sonucunda ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın 323324495 numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu belirterek, kaza neticesinde davacılar için destekten yoksun kalma maddi tazminatı olarak şimdilik toplam 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen en yüksek avans faizi ile ve davacıların manevi zararlarının karşılığı olarak toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den tahsilini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkillerinin ikametinin Sorgun ilçesi olması nedeni ile Sorgun Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının davasını somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, davacının maddi tazminat taleplerini ispatlayamadığını, dava konusu trafik kazası olayında müvekkillerine kusur atfedilemeyeceğini, dava konusu kazanın davacıların murisi müteveffanın tam kusuru neticesinde meydana geldiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi kanaatte olunması halinde müterafık kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiğini,
yine kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi kanaatte olunması halinde talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi tazminat talepleri bakımından SGK'dan rücuya tabi bir ödeme olup olmadığının sorularak varsa bu miktarın tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkilleri yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; savcılık soruşturma aşamasında ya da ceza davasında uzlaşma var ise davanın reddinin gerektiğini, görev, yetki, iş bölümü, hak düşürücü süre, hukuki yarar yokluğu itirazlarını sunduklarını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvurunun zorunlu olduğunu, haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, müteveffanın dava konusu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini,
sigorta şirketlerinin sorumluluğunun sadece maddi zararlar kapsamında olup manevi zararlardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için söz konusu huzurda görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda; olay tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş. ile ZMM (Trafik) sigorta poliçeli davalı sürücü ..., yönetimindeki 2007 model ... marka ... plakalı tır ile kendi şeridinde ilerlemekte oluşu, karşıdan gelen aracın kendi yol bölümündeki aracına çarpması suretiyle oluşan kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre herhangi bir kusur ve ihlalinin bulunmadığı;
maliki olduğu ... plakalı, 1995 model ... marka aracın Müteveffa sürücüsü ...’in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b, 56/a-1 ve 84/b-c-g ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 94/a ve k ile 157/a-2 ve 3. maddelerini ihlal etmesi sonucu, dava konusu trafik kazasının oluşumunda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği,
açıklanan kusur durumuna ilişkin hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan makine mühendisi bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacıların desteği olan müteveffa ...'in kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu tespit edildiğinden maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, kusur oranını kabul etmediklerini, müteveffa ...'in olay esnasında kendi şeridinde seyir halindeyken karşıdan gelen ... yönetimindeki aracın şerit ihlali yaparak, müteveffanın bulunduğu şeride geçtiğini, çarpışmamak için iki aracın da direksiyonlarını diğer şeride doğru kırınca, normal şartlarda tırın olması gereken şeritte iki araç çarpışarak kazanın meydana geldiğini, olayda müteveffanın aracının sağ ön kısmıyla karşı şeritten gelen tırın sol ön kısmının çarpışması olayın belirtilen şekilde olduğunu kanıtladığını,
olayla ilgili tır sürücüsü şüphelinin kusursuz bulunmasının tek sebebinin de çarpışma anına kadar şerit ihlali yaptığı müteveffanın şeridinden normalde olması gereken kendi şeridine geçebilmiş olması olduğunu, olayda kusurlu olanın sürücü davalı tır şoförü olduğunu, aracında tonlarca ağırlıkta briket varken keskin bir virajda hızını alamayıp karşı şeride geçen ve sonrasında kendi şeridine geçmeye çalışırken ...'in ölümüne sebep olanın da davalı tır şoförü olduğunu, Yargıtay’ın “Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı,
ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması hâlinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı …, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile,
destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı … şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir.” (Y. HGK E. 2017 / 1089 K. 2019 / 294 T.
14.03.2019) şeklinde bir kararı bulunduğunu, verilen Yargıtay kararında da olduğu gibi, davacıların salt mirasçı sıfatıyla değil destekten yoksun kalan kişi sıfatıyla tazminat isteminde bulunduklarını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffa ... %100 kusurlu bile olsa müvekkillerin destek aldıkları kişi araç kullanırken vefat etmiş olup davacıların destekten yoksun kalan sıfatıyla ölen desteğin mali sorumluluk sigortasını hasım göstererek destekten yoksun kalma tazminatı istediklerini,
zira kaza tarihinde KTK 92. maddesine 09.06.2021 tarih ve 7327/19 maddesi ile eklenen teminat dışı olma durumunun olay tarihinde yürürlükte olmadığı için ( m.90/b bendine göre zorunlu trafik sigortası teminat dışı hal olarak can zararları sayılmamış ve 92/d bendi de eklenmemiştir.) zarar gören üçüncü şahıs konusundaki destekten yoksun kalanlara destek şahsın %100 kusuru halinde tazminat ödenmesini engelleyen bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle desteğin %100 kusurlu olması nedeniyle davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Davacılar vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere, ceza soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile virajlı iki yönlü yolda seyrederken, yola gereken dikkatini vermediği, hızını mahal şartları ve yol durumuna göre ayarlamadığı,
olay mahalline geldiğinde, aracının hızlı olmasından dolayı virajı alamayarak sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek otomobilini kaydırması sonucu dönerek karşı şeride girip şerit ihlalinde bulunup aracının sağ ön yan kısmı ile karşı yönden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki çekicinin sol ön yan kısmına çarpması neticesi meydana gelen olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğunun, sürücü ... sevk ve idaresindeki çekici ile iki yönlü yolda yolun sağını takiben seyrederken geldiği olay yerinde,
karşı yönden gelen ve şerit ihlali yaparak önünü kapatan sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda kazaya etken kural ihlalinin olmadığı anlaşılmakla sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığının belirtildiği, dosyada alınan kusur raporunda da davalı ...
Sigorta A.Ş. ile ZMM (Trafik) sigorta poliçeli, davalı ..., yönetimindeki 2007 model ... marka ... plakalı TIR ile kendi şeridinde ilerlemekte oluşu, karşıdan gelen aracın kendi yol bölümündeki aracına çarpması suretiyle oluşan kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre herhangi bir kusur ve ihlalinin bulunmadığının, maliki olduğu ... plakalı, 1995 model ... marka aracın müteveffa sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b, 56/a-1 ve 84/b-c-g ile Karayolları Trafik Yönetmelik 94/a ve k ile 157/a-2 ve 3. maddelerini ihlal etmesi sonucu,
dava konusu trafik kazasının oluşumunda % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporların birbirini teyit ettiği anlaşılmaktadır.
01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır.
Poliçe ve kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesine eklenen "h" ve "i" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi,
2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı ve 17/07/2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. Maddesinin "i" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş, "h" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen "İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri" maddesine ilişkin gerekçesinde; " 2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir.
Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir. Yukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır.
Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez.
Kural uyarınca sigortalının sorumluluk riski kapsamında değerlendirilemeyecek risklerden doğan tazminat taleplerinden dolayı zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanılarak sigorta şirketinden talepte bulunulmayacaktır.
Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına aldığı riskler ile sınırlandırılması suretiyle ilgililerin, işletenin dahi sorumlu olmadığı tazminat taleplerini sigorta şirketine yöneltmelerinin önüne geçilmesinin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda esasen sigortalıdan talepte bulunması mümkün olmayan ilgililerin, sigorta şirketinden de talepte bulunamamasının Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal ettiği söylenemez.
Kuralın ilgililerin menfaatleri ile sigorta şirketinin menfaatleri arasında makul bir denge kurulmasını engelleyen bir yönünün bulunmadığı görülmektedir." denilerek, 2918 Sayılı yasanın 85. maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Yasanın 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
6704 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önceki dönem açısından ise; 01.06.2015 tarihinde düzenlenen Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi de, 2019/3490 Esas - 2020/4957 Karar sayılı 08.09.2020 tarihli kararında. "Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır." denilerek, sorumluğun belirlenmesinde poliçe tanzim tarihindeki genel şartların nazara alınacağını belirtmiş,
yine aynı kararında "01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir.
Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.
Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kapsama giren teminat türlerinin tanımlandığı A.5. maddesinin (ç) bendinde ise destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı.
“Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır.” şeklinde ifade edilmiştir. Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde. “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde.
“Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayılmıştır" denilerek,
01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edilen ZMMS poliçelerine istinaden yeni genel şartlar uygulanacağından, işleten veya sürücünün kendi kusuru ile vefatı nedeniyle desteğinden mahrum kalan üçüncü kişilere karşı, sigortalının (işletenin) sorumluluğu olmamasına göre, yapılan düzenleme ile sigortanın da sorumlu olmayacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla, 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesinde işletenin 85/1 madde kapsamında oluşan sorumluluğu yönünden ZMMS yapılmasına ilişkin zorunluluk bulunması, 2918 Sayılı Yasanın 85/1 maddesi kapsamı dışındaki zararlar yönünden ise kanunda ZMMS yaptırılmasına ilişkin emredici hüküm bulunmamasına göre, işletenin sorumluluğunda olmayan zararların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı da genel şartlar ile belirlenebilir. Kanun gereğince ZMMS yaptırılması zorunlu olmayan hususun genel şartlarda belirtilmesi kanuna aykırılık oluşturmayacağından, sigortanın sorumluluğunun belirlenmesinde nazara alınır.
Bu nedenle, ZMMS Genel Şartlarındaki yapılan düzenleme nedeniyle sigortalı araç sürücünün kendi kusuru nedeniyle meydana gelen destek zararları sigorta teminatı kapsamında olmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1091, K. 2025/13, 15 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama