KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacılar Vekili
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1103 - 2024/1670
- Esas no
- 2024/1103
- Karar no
- 2024/1670
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/04/2018
- Numarası
- 2015/919 Esas - 2018/259 Karar
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 24/12/2024
Karar Metni
1.878 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizce (26. H.D. 2. Heyet) yapılan istinaf incelemesi neticesinde 24/06/2021 Tarih, 2018/2370 Esas - 2021/1244 Karar sayı ile verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25/12/2023 tarih 2021/21937 Esas - 2023/14011 Karar sayılı kararı ile bozulması sonrasında hüküm mahkemesi olarak yapılan yargılama neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde.
29/04/2015 tarihinde davacıların destekleri olan ...'in eşi, ...'nın babası olan ... ... ile ...'in oğlu, ...'nın kardeşi olan ... ...'nin içerisinde bulunduğu, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı olan ... plakalı çekici ve ... plaka sayılı tır ile ... plakalı kamyonun çarpışmasıyla davacıların desteklerinin vefat ettiğini, müvekkillerinin destek zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, ... ...'nin vefatı sebebiyle; eşi ... için 500,00 TL ve kızı ... için 500,00 TL, ... ...'nin vefatı sebebiyle;
annesi ... için 500,00 TL ve ablası ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 29/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili, 27/09/2017 tarihli oturumda, öncesinde verdiği bedel artırım dilekçesini açıklayarak; destek ...'nin vefatı sebebiyle eşi ... için 289.499,00 TL, kızı ... için 501,00 TL, destek ...'ın vefatı sebebiyle annesi ... için 69.499,00 TL, kardeşi ... için 501,00 TL talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili tarafından ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, trafik sigortası genel şartları uyarınca taleplerin teminat dışı olduğunu, taşımanın hatır için olup olmadığının araştırılmasını, davacı ...'nin taleplerinin kabul edilemeyeceğini, kız çocuklarının destek süresinin kırsalda 18 ve şehirde 22 yaşına kadar olacağını, bilirkişi raporu alınmasını, faiz isteminin yerinde olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmasını ve davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı ... ... yönünden açılan davada; davanın, ıslah da dikkate alınarak kısmen kabulü ile, destek olan eş ... ...'nin ölümü nedeniyle 85.900,90 TL, destek olan oğul ... ...'nin ölümü nedeniyle 49.096,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30/12/2015 dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan raporda, davacı ... yönünden, destek ... ...'nin gelirinin uygun belirlenmediğini, ek işlerinin nazara alınmadığını, diğer davacının ise 39 yaşında olup ev hanımı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarına göre vefat edenlerin desteğinden mahrum kaldığının ispatlandığını, bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaza neticesinde sigortalı aracın sürücüsü ve işleteninin vefat ettiğini, sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle oluşan zararların sigorta teminatı kapsamında kalmadığını, desteğin kendi kusuru ile vefat etmesi halinde oluşacak zararlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, Yargıtay HGK'nın da bu konuda çok sayıda emsal kararının olduğunu, müvekkilinin ancak işletenin zarardan sorumlu tutulabildiği zararlar nedeniyle, zarar görene karşı sorumlu olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DAİREMİZCE DAHA ÖNCE VERİLEN KARAR
Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı olarak Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; davalı ...'nin, vefat edenlerin desteğinden mahrum kaldığını kanıtlayamadığından, davalı sigorta şirketinin ise davacı ...'in destek zararları sigorta teminatı kapsamında kaldığından istinaf başvurularının esastan reddine, davacı ...'in istinaf başvurusu yönünden ise vefat eden ... ...'nin gelirinin asgari ücretin 2,66 katı üzerinden yapılan hesaplamaya göre destek zararını talep edebileceği kabul edilerek,
istinaf başvurusunun kabulü ile bu davacının talebi yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esastan hüküm tesisine karar verilerek.
"1-Davacı ... ...'nin davasının kısmen kabulü ile eşi ... ...'nin vefatı nedeniyle 157.869,73 TL, oğlu ... ...'nin vefatı nedeniyle 49.096,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30.12.2015 olan dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan alınarak davacı ... ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacı ... tarafından açılan davanın reddine," şeklinde esas hakkında yeniden karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TEMYİZ İNCELEMESİ NETİCESİNDE VERİLEN KARAR
Davacılar vekilinin ve davalının temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 25/12/2023 tarih, 2021/21937 Esas - 2023/14011 Karar sayılı kararı ile; davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, davalının olayın iş kazası olduğuna yönelik istinaf sebepleri yönünden ise. "Somut olayda; davalı vekili temyiz aşamasında kazanın iş kazası olduğunu iddia etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve beyanlardan, kazada ölen mütevaffa (destek) ... ...'nin, aynı kazada ölen mütevaffa ... ...'nin yanında tır şöforü olarak çalıştığı ve nakliyat sırasında kazanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davaya konu kazada davacıların desteğinin ölümü nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi,
rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMINDAN SONRA YENİDEN YAPILAN YARGILAMA
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma kararı, eksik inceleme ve araştırmaya yönelik olması nedeniyle, Dairemizce Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay bozma ilamına uyularak, yeniden yapılan yargılama neticesinde; Davacı ... tarafından, babasının ve kardeşinin vefatı nedeniyle destek tazminatı talebinde bulunmuş ise de, davacı tarafından ölenlerin desteğinden mahrum kaldığı kanıtlanamadığından (bu yönde verilen davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinafı sonrasında Dairemiz (26 H.D. 2. Heyet) tarafından verilen esastan ret kararı ve temyizi sonrasında, davacıların buna yönelik temyiz itirazlarının reddedilmiş olması da gözetilerek) reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... ...'nin destek tazminatı talebi yönünden ise, meydana gelen trafik iş kazası neticesinde, davacının eşinin ve oğlunun vefatı nedeniyle destekten yoksun kaldığından bahisle, davalıdan destek tazminatı talep etmiş, poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları, davacının destek zararının doğrudan zararına yönelik olması ve Yargıtay içtihatları nazara alınarak, davacının destek zararının sigorta teminatı kapsamında olduğundan, davalının buna yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından alınan raporda vefat eden ... ...'nin vefatı nedeniyle davacı ...'in destek zararı 49.096,18 TL olarak hesaplanmış, Dairemizce de, davalı lehine verilen Yargıtay bozma ilamı sonrasında iş kazası olan olay nedeniyle davacıya ... ...'nin vefatı nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığı,
gelir bağlanıp bağlanmadığı hususu SGK Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden sorulmuş 13/12/2024 tarihli yazı cevabında, davacının gelir bağlanması talebinin 5510 sayılı Yasanın 34. maddesi gereğince reddedildiği ve gelir bağlanmadığı bildirildiğinden daha önce karar verilen miktar üzerinden, yine davacı ...'in eşinin vefatı nedeniyle destek tazminatı da Dairemizce bozma ilamından önce alınan bilirkişi raporu ile 157.869,73 TL olarak tespit edildiğinden ve Dairemizce bu yönde verilen karara ilişkin davalının istinaf talepleri reddedildiğinden, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar, daha önce istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılarak, taraflar lehine vekalet ücreti takdir edilmiş ise de, Dairemiz kararı kaldırılmış olduğundan ve taraflar lehine takdir edilen vekalet ücreti de usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından, yeniden Dairemizce yapılan yargılamada ise denetim mahkemesi olarak değil hüküm mahkemesi olarak karar verildiğinden, taraflar lehine ayrıca denetim mahkemesi sıfatıyla vekalet ücreti takdir edilmemiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
(Yargıtay HGK 2021/2-96 E. 2021/205 K. "temyiz kanun yolunda bir karar verildikten sonra ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesi sadece birer hüküm mahkemesi hâline gelmiş olup, bölge adliye mahkemesinin denetim mahkemesi yetkisi kalmamıştır. Diğer bir ifadeyle, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Buradan hareketle.
AÜTT Genel Hükümleri uyarınca bölge adliye mahkemelerinin istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin “duruşmalı işler” tanımlamasından, Yargıtay bozmasından sonra alt derece hüküm mahkemesi olarak HMK’nın 373/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak yaptığı duruşma değil, HMK’nın 353. maddesinde belirtilen hâller dışında istinaf kanun yolu incelemesini duruşmalı olarak yapması gereken işlerden bahsedildiği hususu tartışmasızdır.")
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1103, K. 2024/1670, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama