KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacı Vasi Vekilleri
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1313 - 2025/77
- Dosya no
- 2024/1313
- Karar no
- 2025/77
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/12/2022
- Numarası
- 2021/224 Esas - 2022/866 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 03/02/2025
Karar Metni
1.357 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
02.09.2020 tarihinde davacının içinde yolcu olduğu, dava dışı sürücü ...'nın idaresindeki araç ile seyir halinde iken direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi neticesinde karşı yola geçmesi sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının kafasının arkasında ve vücudunda ağır skarlar mevcut olduğunu, femur şaft kemiği kırığı neticesinde sol bacakta kalıcı hasar meydana geldiğini, müvekkilinin kaza sonucunda en azından %100 iş göremez halde olduğunu, geçici işgöremezlik süresinde bakıma muhtaç hale geldiğini, 25.03.2021 tarihinde ...
Sigorta A.Ş.'ye başvuru tebligatının yapıldığını, ancak ödeme yapılmadığını belirterek, belirsiz alacak olarak maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 300,00 TL maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 07.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61, 2918 sayılı KTK'nın 88/1 ve Türk Borçlar Kanununun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,
bedel artırım dilekçesi ile 122.475,62 TL kalıcı, 23.461,76 TL geçici iş görmezlik bedeli ile 8.829,00 TL bakıcı gideri talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduğu gibi, davacının zararının varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, aksi kanaat ile zarar tespit edilmesi halinde dahi davacının geçici iş göremezlikten kaynaklı zararları poliçe kapsamında bulunmayıp, geçici iş göremezliğe bağlı zararların SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün karıştığı kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının ve bulunuyor ise oranının tespitini ve hesaplamanın genel şartlara göre yapılmasını, sağlık ve bakıcı/tedavi giderleri yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, müvekkili şirketin temerrüdü bulunmadığından faizin dava tarihinin itibaren yasal faiz oranında işletilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda.
02.09.2020 tarihinde davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçla geçirdiği tek taraflı trafik kazasında, kaza sırasında yürürlükte bulunan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre kalıcı iş görmezlik oranının %8, geçici iş görmezlik süresinin 9 ay ve bakıcı ihtiyacının 3 ay olduğu, yolcu olan davacının olayda kusurunun olmadığı, asgari ücret üzerinden gelir değerlendirmesinin yapıldığı, aracı kullananın arkadaşı olduğu, hatır taşıması definin olmadığı,
aktüer bilirkişi tarafından THR 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemine göre düzenlenen rapor ve davacı vekilinin talep artırım dilekçesi ile araç kaydının hususi olması nedeniyle yasal faiz üzerinden başvuru ve temerrüt tarihi gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle.
“Davanın kabulüne, 122.475,62 TL kalıcı, 23.461,76 TL geçici iş görmezlik bedeli ile 8.829,00 TL bakıcı gideri toplamı 154.766,37 TL'nin 07.04.2021 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline,” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davadan önce davalı sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulmadığını, dava şartının gerçekleşmediğini, davalıya sigortalı aracın malik tarafından dava dışı kişiye uzun süreli kiralandığını, işletenin değiştiğini, dolayısıyla sigortaya husumet yöneltilemeyeceğini, maddi tazminatın fahiş hesaplandığını, genel şartlara göre hesap yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun yetersiz olduğunu, ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinden sigortanın sorumlu olmadığını,
sigortalı araçta yolcu olan davacının emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı şirkete dava açılmadan usulüne uygun başvuruda bulunulduğundan dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır.
Cismani zarar nedeniyle iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri kapsamında bakıcı giderine yönelik olarak, zarar veren gerçek zarardan sorumlu olduğundan, sürekli iş göremezlik durumunun ve bakıma muhtaçlık durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir.
Bu nedenle, maluliyet ve bakıma muhtaçlık açısından alınacak raporlarda, bakıma muhtaçlığın ve/veya iş görmezliğin kalıcı olduğunun kesin olarak belirlenebileceği dönem içerisinde alınacak rapor ile bu durum tespit edilmelidir. Bu kapsamda alınan rapor iyileşme süresi dolmadan tanzim edilmiş ise, iyileşme süresinin beklenmesine gerek olup olmadığı ve sebebi raporda açıklanmalı, rapor bu açıdan denetlenebilir olmadır. Bu durum adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Kaza tarihinde “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu Yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "Kas İskelet Sistemi" başlığında Yaralanma Modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme bölümünde; "…Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir.
Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin özür oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır.
Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, 02/09/2020 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının 05/03/2021 tarihli başvurusu üzerine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde yürürlükte bulunan “Erişkinler İçin Engellilik.
Yönetmeliği” hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının daha önceki tedavi evrakı ile heyetçe 10/03/2021 tarihinde yapılan muayenesi değerlendirilerek, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıma muhtaçlık durumu tespit edilerek, davacının “Alt ekstremitede antaljik yürüyüş, basma fazının kısalmasına ilave olarak ayak bileği, diz veya kalçada orta-ileri derecede artritik değişikliklerin tespit” edilmesi nedeniyle %8 özür oranı bulunduğu,
geçici iş göremezlik (iyileşme) süresi 9 ay olarak ve bakıcı ihtiyacı süresinin de 3 ay olarak tespit edildiği anlaşılmışsa da, raporun yönetmelikte belirtilen kaza tarihinden itibaren 12 aylık süre dolmadan düzenlendiği, bu haliyle maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalı tarafından anılan rapora itiraz edilmiş olması da nazara alınarak, davacının tüm tedavi evrakları da dosya içerisine kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik durumunun meydana gelip gelmediği, meydana gelen yaralanması nedeniyle bakıma muhtaç kalıp kalmayacağı hususunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek yukarıda açıklanan şekilde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan davacının maluliyeti yönünden rapor alınarak, davacının tazminat miktarına yönelik istinafı olmaması nedeniyle tazminat miktarına yönelik davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/1313, K. 2025/77, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama