KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/337 - 2025/531
- Dosya no
- 2024/337
- Karar no
- 2025/531
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/11/2023
- Numarası
- 2023/82 Esas - 2023/735 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- TAZMİNAT
- Yazılma tarihi
- 17/04/2025
Karar Metni
1.801 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...A.Ş.'nin maliki olduğu ... plakalı aracın müvekkili Şirket tarafından 03/04/2020 ve 03/04/2021 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile güvence altına alındığını, ... plakalı aracın 31/12/2020 tarihinde ... isimli sürücünün yönetiminde ... ili ... ilçesi ...
Bulvarında seyir halinde iken dava dışı ... isimli şahsa ait ... plakalı araca çarparak maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, ancak sürücünün kaza akabinde olay yerinde durmayarak uzaklaştığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'nda yapılan yargılama sonunda 15/11/2021 tarihli 2021/35716 esas sayılı 2021/37943 karar sayılı ilamda müvekkil Şirket aleyhine 41.000,00 TL tazminata 1.638,50 TL yargılama giderine ve 1.226,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine dair verilen kararın İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünde 2022/1115 sayılı dosya ile icraya konulduğunu ve müvekkili tarafından ödeme yapılmak zorunda kalındığını belirterek,
kazada hasar gören ... plakalı araçtaki hasardan ötürü, müvekkili Şirket tarafından ödenen toplam 56.604,47 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle faiz talebine, faizin türü, faizin başlangıç tarihine ve miktarına, husumete, yetkiye, zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süreye ilişkin itirazları ile birlikte huzurdaki davanın tümüyle haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili Şirketin olayın oluşunda ve meydana gelen sonuca etki eder hiç bir kusuru bulunmadığını, taraflarına izafe edilebilecek hiç bir kusur ve sorumluluk söz konusu olmadığını, hiç bir şekilde müvekkili şirketin ihmal derecesinde dahi bir kusurunun bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın tazminat taleplerinin haksız olup, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, davanın ... plakalı araç sürücüsü ... isimli şahsa da ihbar edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, bilirkişi raporunda; "... plakalı araç/kamyon sürücüsü ...’in yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 46/b, 46/c, 56/a-1, 84/j madde bentleri ile Trafik Yönetmeliği'nin 94/b,94/c ile 157/a-10 madde bentlerine aykırı hareketleri ve trafik kazasına sebep olmakla olayda tam etken ve %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç/otomobil sürücüsü ...’nın kural ihlalinin olmaması ile olayı önlemek için alabileceği bir tedbirin bulunmaması nedeniyle olayda etken olmadığı ve kusursuz olduğu,
düzenlenen Ekspertiz raporu ile aracın hasarlı haldeki fotoğrafları incelendiğinde aracın onarımının ekonomik olmadığı pert - total işlem görmesinin yerinde olacağı, aracın serbest piyasa rayiç bedelinin 110.000,00TL, hasarlı hali ile edebileceği sovtaj bedelinin 55.000,00TL, hasar miktarının 55.000,00TL olabileceği, yapılan piyasa araştırmalarından anlaşılmış, Ekspertiz raporuna iştirak edildiği, Pert Total işlem ile hasar miktarının (110.000,00TL - 55.000,00TL = 55.000,00TL) 55.000,00TL olarak hesaplandığı, olay tarihi 31/12/2020 tarihinin poliçe vadesi içinde olduğu,
maddi zarar araç başı limit 41.000,00TL sigorta bedeli olduğu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Sigorta Poliçesi teminat kapsamında olduğu, bu kapsamda olayda zarara uğrayan dava dışı ... plakalı aracın hasarı için davacı sigorta şirketince Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 15/11/2021 - 2021/İHK-37943 İtiraz Hakem Heyeti Kararı'nın 6.Sonuç bölümünde; "...2-Ödenmesine karar verilen 41.000,00TL'nin 30/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı sigortacıdan tahsil edilerek başvurucuya verilmesine,..." karar verildiği, T.C.
İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi 2022/1115 Esas dosyası için 03/03/2022 tarihinde 16.637,30TL ve 17/03/2022 tarihinde 37.969,58TL ödeme yapıldığının ödemeye ilişkin İcra Dairesi tahsilat makbuzlarından anlaşıldığı, yukarıda yapılan tespit ve bilgiler doğrultusunda; sürücü ...'in ifadesine göre korku ve panik ile olay yerinden ayrılmış olmasının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması Ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı;
"f-) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde," bendi kapsamında olduğu kanaatine varılması halinde rücu şartlarının oluşmuş olacağı, kapsam dışında olduğu kanaatine varılması halinde rücu şartlarının oluşmayacağı" kanaatinin bildirildiği,
somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün 31/12/2020 günü ... plakalı araca çarptıktan sonra olay yerinden ayrıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, davalının tedavi amaçlı kaza mahallinden ayrıldığına yönelik savunması olmadığı gibi, can güvenliği yahut zorunlu bir sebeple kaza mahallinden ayrıldığını da kanıtlayamadığı,
buna göre davalıya ait araç sürücüsünün olay yerini terk etmiş olmasına göre ZMMS Genel Şartları B.4.f maddesi gereğince davacının, sigortalısına rücu hakkı bulunduğundan, davacının yapmış olduğu 54.606,88 TL tutarlı hasar ödemesini, ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmekte haklı olduğu,
zira davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren davacının avans faizi talep edebileceği (Emsal: Yargıtay 11. HD'nin 13/04/2016 tarih ve 2239/4044 sayılı ilamı), bu minvalde davacı tarafından ödenen 54.606,88 TL'nin 16.637,30-TL’sine 03/03/2022 ödeme tarihinden, 37.969,58-TL’sine 17/03/2022 ödeme tarihinden avans faizi işletilmesi gerektiği, davacı tarafından talep edilen 1.997,59 TL bakımından ise haklılığın, yasal süresinde ve usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle.
"Davanın kısmen kabulü ile. 54.606,88 TL’nin 16.637,30-TL’sine 03/03/2022 tarihinden, 37.969,58-TL’sine 17/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafın talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4 zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı; "f-) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı,
alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde," oluşacağı belirtilerek açıkça can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu halleri rücu hakkı kapsamından istisna tuttuğunu, somut olayda dava dışı sürücü ...'in beyanı incelendiğinde, kendisinin akan trafik esnasında bir anda durmasının trafiğin akışını olumsuz etkileyeceğini bu nedenle yavaşlayarak yolun ilerisinde durduğunu, korku ve panikle olay yerine hemen dönemediğini, kesinlikle kaçma kastının olmadığını belirttiğini,
dava dışı sürücü ...'in olay yerini terk etme kastı olmadığı ve yukarıda belirtilen yasal düzenlemenin "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller" kapsamında olduğunun açıkça ortada olduğunu, bununla beraber, sürücü ...'in olay yerine geri döndüğü,
ancak polis memurlarının kendisine hali hazırda tutanak tutulduğu için gitmesini söylediğinin de dosya kapsamından anlaşıldığını, nitekim diğer sürücü ...'nın da dava dışı ...'in tutanak tutulduktan sonra olay yerine geldiğini beyan ettiğinin görüldüğünü, somut olayda dava dışı sürücü ...'in kaçma kastı olmadığını, kaçma kastı olsa idi olay yerine gelmesi ve görevli polis memurlarına kendisini tanıtmasının beklenemeyeceğini,
hükme esas alınan bilirkişi raporunda olay yeri terk durumu olması nedeniyle kusurlama yapılamadığı belirtilmiş ve yine aynı rapor içerisinde diğer sürücü ... ifadesinde dava dışı sürücü ...'in tutanak sürecinin sonunda olay yerine geldiği belirtilmiş olup, dava dışı sürücü ...'in olay yerine gelmiş olması ve olay yerinden kaçma kastı bulunmamasına rağmen olay yeri terk edildiği gerekçesiyle; %100 kusurlu olduğu yönündeki tespitin açıkça hatalı, haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir tespit olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, davacı Sigorta Şirketinin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatın, davalıya ait araç sürücünün olay yerini terk etmesi sebebiyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.f maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 inci maddesinde. “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/son maddesinde ise;
“işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1 inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.
Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde; "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, zorunlu haller haricinde sürücünün olay yerini terk etmiş olması rücu sebebi olarak düzenlemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, KTK'nın 95. maddesi ve Genel Şartlar B.4-f maddesi gereğince, araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi durumunda, haklı sebebin varlığının davalı (sigortalı) tarafından kanıtlanmaması durumunda, Sigorta Şirketinin sigortalısına rücu hakkı bulunmasına ve davalının da ilk derece mahkemesi tarafından yargılamada haklı sebebin varlığını kanıtlayamamış olmasına göre rücu hakkının bulunmadığına ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 3531-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/337, K. 2025/531, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama