KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/557 - 2025/782
- Dosya no
- 2024/557
- Karar no
- 2025/782
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/02/2024
- Numarası
- 2023/541 Esas - 2024/128 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 18/06/2025
Karar Metni
1.039 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
06/12/2019 tarihinde davacının yaya olarak yürümekte olduğu sırada plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucunda ağır bir şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün plakasının ve kimliğinin olay yerinden kaçması nedeniyle tespit edilemediğini, kaza tespit tutanağı tutulmadığını, davalıya yapılan başvuruya karşın zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 75.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 50.000,00 TL sürekli bakıcı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 125.100,00 TL tazminatın kaza tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dosyaya kazandırılan Taksim Eğitim Ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 06.12.2019 tarihli hastane evraklarında olayın öyküsü kısmında, “trafik kazası sonrası muayene ve gözlem” ibarelerine yer verilerek davacının trafik kazası sonucu hastaneye getirildiğinin açık ve net olarak ifade edildiğini, kaza tarihi ve hastane evraklarının aynı tarihli olup 06.12.2019 olarak kayıtlı olduğunu, davacının 08.12.2019 tarihinde Beşiktaş Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde;
''06.12.2019 günü saat 16.00-17.00 sıralarında Akmazçşme Sokak üzerinden Abbasağa Parkına doğru yaya olarak yürüdüğü sırada Akmazçeşme sokak üzerinde bulunan otoparktan çıktığını düşündüğüm koyu lacivert veya siyah renkli ... model bir araç geri geri çıkarken arkam dönükken bana çarptı, bana çarpınca yere düştüm, araç benim üzerimden geçti, üzerimden geçince canım yandığı için bağırdım, araç sürücüsü aracından inmeden aşağı istikamete doğru olay yerinden kaçtı, orada bulunan vatandaşların yardımı ile ambulans beni hastaneye kaldırdı'' şeklinde beyanda bulunduğunu,
tüm bu bilgi ve belgeler neticesinde savcılık soruşturması yürütülüp faili meçhul aracın tespiti için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daimi arama kararı verildiğini, davacının maluliyetinin kaza sonucu oluştuğuna ilişkin yeterli bilgi ve belgenin dosyaya kazandırıldığını, ispat yükünün yerine getirildiğini, ispat yükünün davalı yana geçtiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olaya ilişkin kaza tespit tutanağı tutulmadığı, İstanbul CBS’nin 2020/9596 Soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturmada daimi arama kararı verildiği, anılan dosya kapsamında yer alan kolluk kuvveti ihbar evrakında davacının alınan ifadesinde;
‘06.12.2019 günü saat 16:00-17:00 sıralarında Akmazçeşme Sokak üzerinden Abbasağa Parkı'na doğru yaya olarak yürüyordum, bu esnada Akmazçeşme Sokak üzerinde bulunan otoparktan çıktığını düşündüğüm koyu lacivert veya siyah renkli ... model bir araç geri geri çıkarken arkam dönükken bana çarptı, bana çarpınca yere düştüm, araç benim üzerimden geçti, üzerimden geçince canım yandığı için bağırdım, araç sürücüsü aracından inmeden aşağı istikamete doğru olay yerinden kaçtı, orada bulunan vatandaşların yardımı ile ambulans beni hastaneye kaldırdı,
bana çarpan ve sonra durmadan olay yerinden kaçan bu araç sürücüsünün tespiti halinde davacı ve şikâyetçiyim’ şeklinde beyanda bulunduğu, yapılan araştırmada olay yerini gören kamera kayıtları bulunmadığının tespit edildiği, İstanbul Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 06.12.2019 tarihli belgede, davacıda nazal kemikte sol tarafta nondeplase fraktür hattı izlendiğinin belirtildiği, 06.12.2019 tarihli hastane evraklarında olayın öyküsü kısmında araç dışı trafik kazası sonrası muayene ve gözlem ibarelerine yer verildiği,
Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24/01/2020 tarihli raporunda, ‘... 'a ait Taksim Eğitim Araştırma Hastanesinin 06.12.2019 tarihli 159945 sayılı raporunda; trafik kazası ifadesiyle geldiği, her iki el bileğinde hassasiyet, her iki dirsekte hassasiyet, her iki omuzda hassasiyet, her iki dizde hassasiyet, her iki ayak bileğinde hassasiyet olduğu, tetkiklerinde burun kemiği solda nondeplase kırık saptandığı, arızasının kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,
kırığın yaşam fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) derece olduğu’nun belirtildiği, mahkemece 17/10/2023 tarihli celsenin 3 numaralı ara kararı ile davacı vekiline dava konusu aracın plakası ve bu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunmaması ile ilgili delillerini sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 23/10/2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu kazaya ve davacının yaralanmasına sebebiyet veren aracın plakasının ve sürücüsünün tespit edilemediğini bildirdiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında, meydana geldiği iddia edilen kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı tanzim edilmediği, davacının ne şekilde yaralandığı, vakanın trafik kazası olup olmadığı, davacının iddia ettiği gibi bir aracın kendisine çarpıp çarpmadığının belirlenmesine yarar bir kaydın dosyaya sunulmadığı, soruşturma dosyasında da, trafik kazası hakkında herhangi bir delil, tanık beyanı, kamera kaydı bulunmadığı, dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24/01/2020 tarihli raporunda davacının trafik kazası ifadesiyle konsülte edildiğinin belirlendiği,
anılan ibarenin davacının iddiasına bağlı olarak bu evrakta yer aldığı, iddia kapsamından öteye geçen bir ispat vasıtasının sunulmadığı, davacının yaralanmasının salt burunda kırık mahiyetinde olduğu ve trafik kazasından kaynaklandığı hususunun da dosya kapsamında sabit olmadığı, bu suretle davacının yaralanmasının kaza sonucu gerçekleştiğine dair iddianın ispatlanamadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2024/557, K. 2025/782, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama