KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/834
- Karar No
- 2024/285
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 20/01/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 15/02/2024
Karar Metni
981 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davacı banka ile davalı .... - .... arasında Genel Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, diğer davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, ödenmesi gerekirken borç bakiyesinin davacı bankaya ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek borcun ödenmesi hususunda Beşiktaş 3. Noterliği'nin 25/02/2019 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye itiraz edilmediğini ve kesinleştiğini, bilahare Denizli 4.İcra Müdürlüğü'nün ....
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlularca borcun aslına, faizine ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, icra takibinin yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları karşısında haklı ve yerinde olduğunu, kötü niyetle icra takibine itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmesinde de tarafların anlaşmaya varamadıklarını, bu nedenlerle davanın kabulü ile Denizli 4.İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin itiraz eden davalılar yönünden devamına,
davalıların takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının müvekkiller aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde talep ettiği miktarın fahiş olduğunu, bütün ödemelerin banka kanalı ile yapılmasına rağmen davacı tarafın bu ödemeler yapılmamış gibi müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, % 20 kötüniyet tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda. "Davalı asıl borçlu .... - .... ile davacı Banka arasında 11.09.2015 tarihinde 900.000,00-TL, 17.04.2017 tarihinde 1.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalı ....
Tekstil şirketinin bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, davacı tarafından sözleşmelere dayalı kredilerin kullandırıldığı, davacı banka tarafından hesap kat edilerek Beşiktaş 3. Noterliği aracılığıyla ihtarname keşide edildiği, ancak icra takibine konu kredi borçlarının ödenmediği, icra takibi ile dava konusu olan bakiye kredi borcunun kefalet limiti içerisinde kaldığı,
mahkememizce aldırılan 25/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda hükme esas hesaplanan asıl alacak, faiz ve ferileri tutarında davalıların icra takip tarihi itibariyle borçlu olduğu anlaşılmakla hesap edilen alacak kalemleri üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kısmen kabulüne, alacak taraflarca bilinebilir hesaplanabilir nitelikte olduğundan yasal koşulları oluşmakla icra inkar tazminatına da hükmedilmesine," karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı .... Anonim Şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı .... Yönetimi Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf ile temlik eden .... A.Ş. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalı tarafın bizzat kendi iradesi ile ödemeyi taahhüt ettiği kredi borcunu ihlal ederek borcunu ödemediğini, sözleşme hükümleri uyarınca kredi hesabının 15.02.2019 tarihinde kat edildiğini, temlik eden banka tarafından gönderilen kat ihtarnamesine davalı tarafça itiraz edilmediğinden ilgili ihtarnamenin İİK.
68 normlarına uygun hale gelerek kesinleştiğini, davalı tarafın kendisi aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece 25.02.2020 tarihli bilirkişi raporundaki hatalı hesaplamaya göre hüküm kurulduğunu, bankacı bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile ödeme emrinde kalem kalem gösterilen hesaplamalar karşılaştırıldığında asıl alacak, ihtar gideri, ihtar tarihine kadar işlemiş faiz ve BSMV hesaplamalarının aynı olduğunu,
ihtarname tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz ve vergilerinde olan hesaplama yanlışlığı nedeni ile bilirkişinin raporu ile ödeme emrinde belirtilen hesaplamaların uyuşmadığını, davalıların temerrüt tarihi, temlik eden banka tarafından gönderilen ihtarnamede belirtilen bir haftalık yasal sürenin bitim tarihi olduğunu, bilirkişi raporunda temerrüt tarihi itibarı ile yapılan faiz hesaplamasının yıllık %50 temerrüt faizi ve işbu faizin %5 i oranında gider vergisi uyguladığını,
temlik eden banka tarafından davaya konu kredi faiz oranları ile bilirkişi tarafından asıl alacağa uygulanan faiz oranlarının birebir aynı olmasına rağmen bilirkişi tarafından yapılan hatalı hesaplama sebebiyle yerel mahkemece gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, asıl alacağa kat tarihinden temerrüt tarihine kadar akdi faizi, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi işletilmiş olup, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. HMK'nın 281.madde hükmüne göre, yargılama sırasında yanlardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, itiraz eden taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturur. Davacı yanca bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden anılan husus davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmesi sebebiyle davacı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı .... Yönetimi Anonim Şirketi vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/834, K. 2024/285, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama