KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/116
- Karar No
- 2025/401
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27/10/2021
- Davanın konusu
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 05/05/2025
Karar Metni
1.291 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı banka arasında dava dışı ...'nın ... A.Ş. Antalya ... Şubesinden 06.03.2013 tarihli ve ... numaralı genel kredi sözleşmesi ile çekeceği 15.000,00 TL'lik kredi için dava dışı ... lehine davalı ile müvekkiller arasında 50.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere 06.03.2013 kefalet sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin davalı ...Ş. ... Şubesine Bucak 1. Noterliğinin 27.11.2017 tarihli, ...
Yevmiyeli istifanamesi ile ...'nın kefilliğinden istifasının 27.11.2017 tarihinde bildirildiğini, dava dışı ... isimli şahsın davalıdan 06.03.2013 tarihli ve ... numaralı genel kredi sözleşmesi ile kullandığı kredi için müvekkilinin dava dışı ...'ya kefil olduğunu, müvekkilinin bu tarihte kullanılan 15.000,00 TL kredi dışında herhangi bir kefillik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin bilgisi dışında ve müvekkilinin kefil olduğu tarih dışında çekilen ve çekilmiş bir kredi var ise bu çekilen kredilerde müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkilin bilgisi dışında,
müvekkilin imza attığı dönemden sonra çekilen krediler ve kullanılan kredi kartları için ödenmeyen borçlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek sonuç olarak davanın kabulüne, davalı bankanın talep ettiği tutarın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, müvekkili banka borçlusu dava dışı 3. şahıs ... ile müvekkil banka arasında 06.03.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davacıların işbu sözleşmeyi 50.000-TL ile sınırlı olmak kaydı ile müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi tutarının dava dışı ... tarafından 03.12.2013 tarihinde ödendiğini ve yine Genel Kredi Sözleşmesinin devamı niteliğinde tekrardan kredi çekildiğini, işbu ön onaylı kredi borcunun da dava dışı ... tarafından 02.01.2017 tarihinde ödendiğini, dava dışı ...'nın ikamet adresinin ... mah. ... cad.
Dış kapı no:... Döşemealtı/ANTALYA olması ve müvekkili bankanın Bucak şubesinin ikamet adresine daha yakın bulunması sebebiyle ...
Şubesinden çekilen kredilerin devamı niteliğinde ön onay alınmak suretiyle dava dışı ..., Bucak şubesinden krediler almaya devam ettiğini, müvekkili bankanın Döşemealtı şubesine Tarım Kredisi Kolunun açılması ve tarımsal nitelikli kredilerle görevlendirilmesi sebebiyle dava dışı ...'nın çektiği 06.03.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin devamı niteliğindeki krediler müvekkil bankanın Döşemealtı şubesine devredildiğini, GKS'nin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesi olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen kredilerde bankanın,
sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alan, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle (yeniden sözleşme imzalamaya gerek duymaksızın) tekrar kredi isteyebildiklerini, geri ödeme yaptığı nispette tekrar kredi kullandığını, kredinin sürekli döndüğünü, bu yüzden, bu tür kredilere dönen kredi denildiğini belirterek sonuç olarak haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...kefilin imzaladığı sözleşme süresiz kredi sözleşmesi olsa dahi kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez. Kefalet edilen sözleşmelerle kullandırılan krediler ödenmiş olmakla hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmelerle kredi verilmesi halinde kefil, artık yeni sözleşmeyle verilen kredilerden sorumlu tutulamaz.
Davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ...'ya ilk kez 06.03.2013 tarihinde 15.000,00 TL tutarında 11.11.2013 ve 11.11.2014 tarihlerinde 9.892,97 TL tutarlı eşit taksitler halinde ödenmek üzere kredi kullandırıldığı ve taksit vadelerinde ödeme yapılarak kredinin kapatıldığı, aldırılan bilirkişi raporu ile sabittir.
Dava konusu edilen, davacı kefiller ... ve ...'in dava dışı ...'ya kullandırılan 09/01/2017 tarihli, 22/05/2017 tarihli, 12/06/2017 tarihli, 22/03/2018 tarihli, 31/08/2018 tarihli, 14/02/2019 tarihli ve 10/01/2020 tarihli Diğer Tarım Kredileri - Tarımsal İhtiyaç Kredileri ile Üretici Kart Taksitli Nakit Avans Kullanımı ve 27/06/2017 tarihli kredi kartı alacağı 09/01/2017 tarihli ve sonrası tarihlerde akdedilen kredi sözleşmelerinden kaynaklandığından ve bu sözleşmelerde davacıların imzası bulunmadığından,
davacı kefillerin imzasının atılı bulunduğu 11.11.2013 ve 11.11.2014 tarihli sözleşmelere dayalı alacakta bulunmadığından davanın kabulüne, davalı bankanın kötü niyeti sabit olmadığından davacılar lehine kötü niyet tazminatına hükmolunmasına yer olmadığına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Cevap dilekçesi ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda bildirildiği üzere müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... arasında 06/03/2013 tarihli 50.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığını, Genel Kredi Sözleşmesine ek aynı tarihli Kefalet Sözleşmeleri ile davacıların 50.000-TL anapara ile sınırlı olmak üzere müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarının görüleceğini, dava dışı asıl borçlu tarafından imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmelerinden olmakla birlikte,
işbu sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde ve sözleşmede kararlaştırılan limit dahilinde verilecek krediyi sürekli tekrarladığını, böylece kredi alanın, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle yeni bir kredi sözleşmesine gerek duymaksızın tekrar kredi isteyebileceğini bu sebeple kredi ödenmek suretiyle sürekli olarak tekrarlanabildiğini, 3. kişinin bu tarz bir krediye kefil olması durumunda kredi ödendiği müddetçe kefalet sözleşmesindeki sorumluluğunun devam ettiğini, mahkemenin gerekçeli kararında atıfta bulunduğu Yargıtay kararında ''Genel Kredi Sözleşmesi olsa da kefaletin sınırsız olarak devam etmediği,
kullandırılan kredilerin ödendiği ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmeler ile yeniden kredi kullandırıldığı durumlarda yeni sözleşmelerden kefilin sorumlu olmadığı'' belirtildiğinden mevcut durumda dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredilerin, hesapların kat edilmek suretiyle kapatılmaksızın bir kısım ödemelerle cari hesap şeklinde işleyen kredi yapısına uygun olarak yapılandırma kredisi adı altında yeniden kullandırıldığının görüldüğünü, işbu sözleşmelerde kredilere referans olarak 06/03/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ve aynı tarihli Kefaletname Sözleşmelerinin gösterildiğini,
yani ortada yeniden kullandırılmış bir kredinin varlığından öte 06/03/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin devamı niteliğindeki kredi kullanımının söz konusu olduğunu, referansın verildiği kredinin davacıların kefil oldukları kredi sözleşmesi olması sebebiyle müşterek ve müteselsil sorumluluklarının devam edeceğini, atıf yapılan kararın işbu hüküm ile açıkça bağlantısının bulunmadığını,
dosya kapsamında alınan 11/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere davacıların asıl borçlu ...'nın kullandığı cari hesap şeklinde işleyen kredilerden dolayı 27/11/2017 tarihli istifa tarihi itibariyle 68.021,36-TL borçlu olduklarının sabit olduğunu, huzurda açılan davanın açıkça reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı banka ile dava dışı ...'ya vekaleten ... arasında 06/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 04/12/2014 tarihli ek cari hesap kredi sözleşmesi imzalanmış olup, davacılar bu sözleşmelerden sadece 06/03/2013 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamışlardır. Davanın temelini oluşturan 10/01/2019 tarihli ihtarnamede, kredi sözleşmesi denmiş ancak dayanılan sözleşmenin tarihi ve numarası belirtilmemiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığı açıklanmamıştır. Bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermediği için istinaf denetimine de elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bir bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak ihtarname konusu borcun hangi sözleşmeden kaynaklandığının saptanması ve davacıların sorumlu olup olmayacağı yönünden deliller hep birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda ve yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/116, K. 2025/401, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama