KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/160
- Karar No
- 2025/292
- Karar tarihi
- 28 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 04/10/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 28/03/2025
Karar Metni
1.498 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında cari hesap ve faturaya dayalı ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili tarafından davalının işlettiği otele peyzaj işi ve peyzaj malzemelerinin satıldığını, davalı tarafın 88.463,36.-TL olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı hakkında Antalya 2. İcra Müdürlüğünün...E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının borcun ödendiğini belirterek icra takibine itiraz etmesi sonucunda takibin durduğunu, davalının borcu ödediğini ispat etmesi gerektiğini,
her iki şirketin de ticari defterlerinin incelenmesi halinde davalı tarafın borcunun ortaya çıkacağını belirterek davanın kabulüne ve borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; müvekkili şirket tarafından takip konusu faturalar nedeniyle borçlu bulunmadığına dair icra dairesine itiraz edildiğini, davacı ile mutabakat yapılmadığını, dava konusu edilen peyzaj ürünlerinin teslim alınmadığını, ayrıca taraflar arasında ürünler nedeniyle ve talep edilen alacak nedeniyle ihtilaf mevcut olup yargılamayı gerektirir bir durum söz konusu olduğundan likit bir alacaktan söz edilemeyeceği için %20 icra inkâr tazminatının da reddi gerektiğini beyanla haksız ve kötü niyetli iddialarla açılan davanın reddini, %20 icra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "Davacının davalıdan 88.463,36-TL asıl alacağı olduğundan bahisle Antalya 2. İcra Dairesinin...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresinde ibraz ettiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davacı vekilinin takibin devamı için 88.463,36-TL asıl alacak üzerinden eldeki itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında akdi ilişkinin olmadığını ve faturalara konu malların müvekkiline teslim edilmediğini belirterek davanın reddini talep ettiği, hem delil olarak dayanılması hem de tarafların tacir olmaları nedeni ile HMK 222 ve TTK 83. maddeler kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği,
davacının usulüne uygun tutulan defterlerinde ticari ilişkinin, dayanak faturaların, davalının yaptığı bir kısım ödemelerin kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile bakiye 88.462,46-TL açık hesap alacağının bulunduğu, davalının ibraz edilen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 94.106,73.-TL borçlu olduğunun kaydedildiği,
davalı cevap dilekçesinde, mal teslimini kabul etmese de icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, icra takibine konu borcun ödendiğini belirttiği ve dayanak faturaları ticari defterlerine kaydettiği, bu nedenle fatura içeriği malların teslim edildiğinin kabulü gerektiği, davacının alacağını ispat etmesine rağmen davalının borcu olmadığını yahut ödendiğini ispat edemediği, davanın asıl alacağa ilişkin olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davacının, müvekkili şirket hakkında Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ...
Esasında kayıtlı fatura alacağına dayalı takip yaptığını, müvekkili şirket tarafından takip konusu faturalar nedeniyle borçlu bulunmadığına dair itiraz edildiğini, davacı şirket ile mutabakat yapılmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olup takip dayanağı faturadan/cari hesaptan dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin takibe konu edilen faturalardan/cari ilişkiden dolayı herhangi bir borcunun da mevcut olmadığını, takip konusu edilen faturaya dayalı takip ve açılan davalarda; faturaya konu hizmetin verilip verilmediği,
fatura konusu hizmetin veriliş şekli, sadece kargo ya da PTT tarafından düzenlenen belgenin ibrazının yeterli olmayıp müvekkili tarafça hizmetin ve faturaların teslim alındığını alacaklının ispat etmesi gerektiğini, davacının cari hesap içerisinde takip konusu gösterdiği faturaların müvekili şirkete tebliğ edilmediğini, ticari defterlerinde yer almadığını, faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiğini, faturanın bir akit olmayıp ihdası muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olduğunu, TTK madde 23 hükmünün düzenlediği ve madde metninden de anlaşıldığı üzere faturanın,
onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının şart olduğunu, bu bağlamda, davacının müvekkili adına fatura düzenlemek suretiyle alacaklı olduğu iddiasının müvekkili açısından herhangi bir bağlayıcılığının olmayacağını, nitekim bu hususun Yargıtay müstakar nitelikli kararlarında da vurgulandığını, faturanın taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ifa aşamasına dair düzenlenen bir belge özelliği taşıdığını, dolayısıyla sadece faturanın tanzim edilmiş bulunmasının faturanın içeriğinin doğru ve haklı olduğu anlamına gelmediğini,
aynı zamanda faturanın muhataba tebliği ve fatura konusu emtianın da yine muhataba teslimi olgularının faturayı tanzim eden tacir tarafından hukuken geçerli deliller aracılığıyla tespit edilmesi gerektiğini, ancak bu husustaki ispat yükü yerine getirildiği takdirde faturalara istinaden bir alacak iddiasının ispat edilmesinin mümkün ve geçerli kabul edilebileceğini, faturanın tek başına alacağın kanıtı olmadığını, faturanın dayanağı temel ilişkinin ispatının gerektiğini, ayrıca tek yanlı olarak düzenlenen faturanın faturayı düzenleyen davacı tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olmasının da alacağının varlığını ispatlamayacağını,
akdi ilişki kanıtlanmadıkça tek başına fatura düzenlenmesi ve buna yasal sürede itiraz edilmemesinin akdi ilişkinin kabulüne olanak vermeyeceğini, bu durumda mahkemece dosyaya sunulan irsaliyeler üzerinde durularak imzalanmış olan irsaliyelerin kim tarafından imzalandığı ve davalıyı bağlayıcılığı hususları değerlendirilip irsaliyelerin hangi faturayla ilişkili olduğu hususları da saptanmak suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının da incelenerek tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiğini,
ayrıca taraflar arasında ürünler nedeniyle ve talep edilen alacak nedeniyle ihtilaf mevcut olduğunu, yargılamayı gerektirir bir durum söz konusu olduğundan likit bir alacaktan söz edilemeyeceği için %20 İcra inkar tazminatının da reddi gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dosya İlk Derece Mahkemesince istinaf incelemesine gönderildikten sonra davacı vekili dosyaya sunduğu 25/10/2022 tarihli dilekçesi ile; tarafların sulh olduklarını, birbirinden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Davalı vekili de dosyaya sunmuş olduğu 17/03/2025 tarihli dilekçesi ile; davada tarafların sulh olduklarını, davacı yanın da beyanı dahilinde işbu dosyaya ilişkin olarak davacı yandan herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, dosya İlk Derece Mahkemesince istinaf incelemesine gönderildikten sonra 25/10/2022 tarihli dilekçesi ile; tarafların sulh olduklarını, birbirinden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bildirmiş, davacı vekilinin sulh beyanı üzerine davalı vekili de dosyaya sunmuş olduğu 17/03/2025 tarihli dilekçesi ile davada tarafların sulh olduklarını, davacı yanın da beyanı dahilinde işbu dosyaya ilişkin olarak davacı yandan herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Sulh 6100 Sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı yasanın 314. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
6100 Sayılı HMK'nın 315. maddesinde ise "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili ve davalı vekilinin dosyaya sunmuş oldukları sulh sözleşmesi kapsamında tarafların sulh olduklarını, birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettikleri anlaşıldığından HMK'nın 315. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusu incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taraflar sulh olduğundan karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/160, K. 2025/292, 28 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama