KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/192
- Karar No
- 2025/359
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 09/11/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 25/04/2025
Karar Metni
1.516 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili adi ortaklık ile davalı taraf arasında SPA hizmeti verilmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından anlaşma çerçevesinde SPA hizmeti verildiğini, ancak davalı tarafından müvekkilinin hizmetlerinin karşılığı olan alacaklarının ödenmediğini, müvekkiline bir SPA çizelgesi hazırlandığını ve verilen SPA hizmetleri, hizmetin verildiği tarih, hizmet verilen oda numarası, hizmet karşılığında müvekkiline ödenecek tutarların çizelgede belirlendiğini, sözleşmede de görüleceği üzere davalı tarafın yetkilisi tarafından ücretin müvekkili adi ortaklığa ödeneceğinin taahhüt edildiğini,
ancak davalı tarafın 13/09/2017 ile 26/12/2017 tarihleri arasında verilen hizmetin karşılığının ödenmediğini, ödeme yapılmaması üzerine Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın itiraz ederek söz konusu icra takibini durduğunu, Denizli 1.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibinin devamını, haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan davalı aleyhine alacağın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; davalı müvekkilinin halen Karahayıt'ta bulunan ...Hotel'in işletmesini yaptığını, davacı adi ortaklık ile davalı müvekkili arasında iddia edildiği gibi davalı müvekkilini borçlandırıcı bir ilişki bulunmadığını, taraflar arasında otelde SPA ve mesaj hizmeti verilebilmesi için yalnızca otelde bir bölümün kullandırılması hususunda anlaşma olduğunu, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir komisyon sözleşmesi yapılmadığını, herhangi bir ücret ödeme taahhüdünde bulunulmadığını, davalı şirketin yetkili temsilcisinin ...olduğunu,
davalının şirket yetkilisi olduğunu ileri sürdüğü şahsın bir dönem müvekkili şirkette resepsiyonist olarak çalıştığını, davacının imzalandığını iddia ettiği belgelerin, davalı müvekkili şirket açısından geçerli olmadığını, dolayısıyla davacı adi ortaklığa herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla haksız ve dayanaksız olarak açılmış olan davanın reddini, davacı tarafın kötü niyetli olması sebebiyle %20 tazminata hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "... taraflar arasında davalıyı borçlandırıcı bir anlaşma bulunduğuna dair delil bulunmadığı, davacının davalıdan alacağı bulunduğunu usul kuralları gereğince gerekli ispat vasıtalarıyla ispat edemediği, bu nedenle davalının takibe itirazının yerinde olduğu kanaatine varıldığından, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının davalı aleyhine takip başlatmakta haksız olduğu anlaşılmış ise de, kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, davalı tarafın çalışanı olan ...'ın temsil yetkisinin uzun sürmesi ve davalı tarafından herhangi bir şekilde itiraz edilmemesi ile davalı çalışanı ...'ın yaptığı işlemler yetkisiz temsil hükümleri kapsamında olup olmadığı hususunun değerlendirilmediğini, bununla birlikte yetkisiz temsil hükümleri gereği müvekkili tarafından yapılan işlemler ile ilgili olarak davalı tarafın takip konusu borcu olduğunun ortada olduğunu,
müvekkili ile davalı-borçlu şirket arasında anlaşma yapıldığını ve davalı tarafa ait işletme olan ...de müvekkil adi ortaklık tarafından SPA hizmetleri verildiğini, müvekkile bir SPA Çizelgesi hazırlandığını ve verilen SPA hizmetleri, hizmetin verildiği tarih, hizmet verilen oda numarası, hizmet karşılığında müvekkile ödenecek tutarların söz konusu çizelgede belirlendiğini, çizelge incelendiğinde rahatlıkla görüleceği üzere davalı-borçlu tarafın yetkilisi tarafından SPA çizelgesinin imzalandığını ve ücretin müvekkili adi ortaklığa ödeneceğinin taahhüt edildiğini,
dava dilekçesinde imzalı çizelgelerde ödeme miktarı olarak belirtilen kısmın müvekkiline ödenecek olan miktarı gösterdiğini, davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, ortada davalı şirket ile müvekkili adi ortaklığın bir sözleşmesi bulunmasına rağmen davalı tarafça ödeme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususun yerel mahkemece gereği gibi değerlendirilmediğini, davacı müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davalı tarafın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini, ancak bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, müvekkilinin,
taraflar arasındaki anlaşma uyarınca üzerine düşen hizmet yükümlülüğünü ifa ettiğini, ancak davalı-borçlu tarafın 13.09.2017 ile 26.12.2017 tarihleri arasında verilen hizmetin karşılığı olan ücreti ödemediğini, söz konusu olayda davalı şirket çalışanı tarafından SPA hizmet sözleşmesi imzalandığını, imzalanan spa hizmet sözleşmesi uyarınca üç ay boyunca davalı şirkete ait iş yerinde SPA hizmeti verildiğini, davalı şirket söz konusu sözleşmenin varlığından haberdar durumda olduğunu, bu sözleşmeyi geçersiz kılacak bir beyanda bulunmadığını,
davalı şirketin sözleşmeyi geçersiz kılacak bir beyanda bulunmaması ve uzun süre boyunca yapılan sözleşme gereği SPA hizmeti verilmesi, söz konusu sözleşmeyi onadığına dair karine teşkil ettiğini, bu sebeple davalı şirketin yapılan sözleşmenin kendilerini bağlamayacağı iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı ... - ... Adi Ortaklığıdır. Taraf ehliyeti bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. 6098 sayılı TBK 620 vd.maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir.
Taraf ehliyeti 6100 sayılı HMK nun 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece res'en nazara alınabilecektir. Davadaki bu şartın olmaması halinde Yargıtay'ın değişik muhtelif kararlarında belirtildiği gibi, davacı vekiline bu dava eksikliğini gidermesi yönünde süre ve yetki verilebilecektir. Ancak, davamıza konu istem İİK nun 67.maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinin bulunması gerekir. İcra takibinin usulüne uygun olması koşullarından biri de icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmalarıdır.
Davaya konu Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, takip talebinde alacaklı olarak dava dilekçesinde olduğu gibi ...- ...Adi Ortaklığı gösterildiği, bu talebe uygun olarak da ödeme emrinin de düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda, icra takibi de taraf ehliyeti olmayan adi ortaklık tarafından başlatılmış olduğundan, icra takibi geçersizdir. Bu işlemin geçersizliği kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece res'en gözetilmesi gereken bir husustur.
Her ne kadar az yukarıda da belirtildiği üzere, davacı tarafa davadaki eksikliği giderebilmesi için süre ve yetki verilebilecek ise de, geçmişe dönük olarak davaya konu icra takibinin yeniden yapılması hususunda süre ve yetki verilemeyeceği açıktır. İtirazın iptali davasında, konu edilen icra takibinin yasal koşulları incelenebilecektir.
HMK 'nda dava şartlarının hangi sıra ile inceleneceği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Mahkemece öncelikle davada, davacının taraf ehliyeti eksikliği giderildikten sonra HMK 114/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının yasal koşullarının incelenmesi gerektiği düşünülebilir ise de, bir dava şartının yokluğu diğerlerinin incelenmesini gereksiz kılıyorsa o dava şartı incelenmeli, daha sonra sırası ile diğerlerine geçilmelidir.
Yani itirazın iptali davasının olmazsa olmazı olan usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmadığı sürece, davacının taraf ehliyeti hususundaki eksikliği gidermesi yönünde süre verilse dahi, sonuca ve esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından yerel mahkemece davanın HMK 114/2.
Ve İİK'nun 67. Maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile esastan reddine karar verilmiş olması Dairemizce hatalı bulunmuştur. Ne var ki bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince resen nedenlerle esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/192, K. 2025/359, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama