KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/262
- Karar No
- 2025/373
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 02/11/2021
- Davanın konusu
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Yazım tarihi
- 30/04/2025
Karar Metni
2.031 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili şirkette Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi bulunan ve davalının sahibi olduğu ... plakalı çekicinin, dava dışı ...'nın sevk ve idaresinde iken 25/06/2016 tarihinde müteveffa ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucunda, müteveffanın eşi...a 98.340,00TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, kaza tespit tutanağına göre davalıya ait römork sürücüsünün kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu mali Sorumluluk sigortası genel şartları B4/f uyarınca olay yeri terk sebebi ile ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile 98.340,00.-TL' nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili; davaya bakmaya yetkili mahkemenin Bucak Mahkemeleri olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmiş olmasının tek başına rizikonun teminat dışında kaldığını ispata elverişli olmadığını, talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "davacı sigortacının, salt sürücünün kaza mahallini terk etmesi nedenine dayandığını, ancak bu hususun tazminatın kaldırılması veya azaltılmasını ne şekilde sağlayacağına ilişkin bir iddia ya da ispat vesikası ileri sürmediğini, sürücünün kaza mahallini terk ettiği hususu sabit ise de kaza anında orada olan kişilerin plakayı aldıkları, ambulans çağırdıkları ve kazazedelerin tedavilerine başlanmalarının sağlandığının anlaşıldığı,
yani ölüme terk etme vs. gibi neticenin ağırlaşması halini doğuran bir durumun söz konusu olmadığının anlaşıldığını, maddi hasara neden olan sürücü tam kusurlu olsa dahi ve hatta olay yerinden uzaklaşmışsa da, bu durum tek başına onun zararın meydana gelmesinde kastının yahut ağır kusurunun (kasta yakın kusur) olduğu anlamına gelmeyeceği aksinin davacı sigorta şirketi tarafından ispatlanmadığı gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizin 31/12/2020 tarih, ... Esas ve ...
Karar sayılı ilamı ile; "...davacının, 27/05/2016-27/05/2017 tarihleri arası ZMMS poliçesi ile sigortalanan davalıya ait ...plakalı çekicinin 25/06/2016 tarihi saat 05.45 sularında ...ın kullanımında iken D-650 karayolu üzerinde Antalya istikametinden Burdur istikametine doğru seyrettiği sırada olay yeri kontrollü kavşağa geldiğinde ön ilerisinde kavşak girişinde yavaşlayan sürücü ...yönetimindeki ... plakalı otomobile arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada ...n tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun ... tarihli raporuna göre ...un ölümüyle trafik kazası arasında illiyet bağının bulunduğu,
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 14/06/2017 tarih ...E., ...K.
Sayılı kararıyla olayın bu şekilde kabulüyle ...nın netice itibariyle 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararda sürücü-sanık ...'nın panikleyerek olay yerinden kaçtığına ilişkin ifadesine ve tanık ...ın sanık-sürücü...yı kaza sebebiyle dökülen araç parçalarını toplarken gördüğüne ve parçaları topladıktan sonra aracına binerek olay yerinden gittiğine ilişkin beyanına yer verildiği, bu kaza nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından vefat eden ...'un eşi...'a 98.340,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği anlaşılmıştır.
Meydana rücuen tazminat talebine dayanak kaza 25/06/2016 tarihinde gelmiş olup yürürlükteki ZMSS Genel Şartları B.4-f. maddesinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde," sigortacının sigortalısına rücu hakkının bulunduğu hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece, poliçe ve kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuata göre yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılması gereken iş; taraf delillerinin toplanması ile araç sürücünün kaza mahallini terk etmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tesbiti ile haklı nedene dayanmadığı anlaşılsa davacının destek yoksun kalma ödemesinin uygun olup olmadığı konusunda aktüerya bilirkişi raporu alınmak sureti ile ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı şekilde karar tesisi isabetli olmamıştır.
Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; "... davalı işletene ait araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerinden kaçtığı hususu sabit olamakla birlikte olay yerini terk etmesinde kanunda düzenlenen haklı hallerden hiç birinin gerçekleşmediği,
alınan bilirkişi raporuna göre ödeme tarihi itibari ile dava dışı arar görenlere yapılan ödemenin makul ve kabul edilebilir olduğu (hatta bilirkişi raporuna göre gerçek zararın daha azının ödendiği), bu şekilde davacı sigortacının rücu sebeplerinin somut olayda gerçekleştiği ve TTK'nın 147.2. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren veya zarar gören yerine geçeceği, dava hakkının tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal edeceği, bu nedenle sigortacının akidine rücu edebilme tarihinin, hak sahiplerine ödeme yaptığı tarihi olarak kabul edildiği,
kanundan kaynaklanan bu temerrüt hali için ayrıca bir ihtara gerek olmadığından ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla" davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalıya rücu edebilmesi için gerekli maddi ve hukuki şartların oluşmadığını ancak ilk derece mahkemesinin ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı...’nın olay yerini terk ettiği gerekçesi ile davanın kabulü yönündeki kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigortacı tarafından sigortalıya karşı rücu edilebilecek hallerin, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın B4. maddesinde tahdidi olarak sayıldığını, bu koşulların varlığının ispat etme külfetinin ise sigortacıya ait olduğunu,
sigortacı tarafından öncelikle teminat dışı kalan durumun ispat edilecek olup ayrıca bu durumun tazminatın kaldırılmasını ya da azaltılmasını ne oranda etkilemiş olduğu hususunun da ispat edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının talebini Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nın B.4/f maddesinde yer alan “Sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin olay yerini terk etmesi” hükmüne dayandırdığını, ... plakalı araç sürücünün kaza mahallini terk etmesinin tazminatın kaldırılması ya da azaltılmasını ne oranda etkilediğinin davacı sigortacı tarafından ispat edilemediğinin açık olduğunu,
kaldı ki dava dışı sürücü ...'nın kaza mahallini terk etmiş ise de kaza anında olay yerinde bulunan kişilerin plakayı aldıkları, ambulans çağırdıkları ve kazazedelerin tedavilerine başlandığı, araç sürücüsünün daha sonradan kolluk ifadesinde de olayı doğrulamış olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda davalı sigortalının ve eylemlerinden sorumlu olduğu dava dışı sürücünün tazminatın artmasına sebep olan bir davranış içinde olmadığının da sabit olduğunu,
yargılamanın temelini oluşturan ölüm hadisesi ile ...plaka sayılı araç sürücüsü ...nın eylemi arasında illiyet bağının varlığının kuşkuya yer vermeyecek kesinlikte tespit edilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığın temelini,
dava dışı sürücü...nın kaza mahallini terk etmesi sebebi ile davacı sigorta şirketi tarafından üçüncü kişilere ödenen destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan rücuen tazmini istemi oluşturduğunu ancak müteveffa...un müessif trafik kazası sebebi ile mi yoksa yaşa bağlı kronik kalp damar hastalığına bağlı olarak kalp krizi geçirmesi sonucunda mı vefat ettiği hususunun kesin olarak tespit edilemediğini, dava dışı sürücü ...’nın yargılamasının yapıldığı Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ...
Esas sayılı dosyasında yer alan ve Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun ... tarihli rapor içeriğinde müteveffanın ölüm nedeninin genel beden travmasına bağlı ve gelişen komplikasyonlar sonucunda olduğundan bahsedildiği ayrıca mezkûr raporda, müteveffa...un kronik kalp damar hastalığının bulunduğundan bahsedildiği,
eğer müteveffanın kronik kalp damar hastalığı olmasaydı da trafik kazası sonucunda ölüm hadisesinin zuhur edip etmeyeceği hususunun ilk derece mahkemesi tarafından araştırılmadığını, ölüm hadisesinin kazadan üç gün sonra meydana gelmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, müteveffanın kazadan önceki kronik kalp damar hastalığına dair tedavi evrakları ile kaza sonrası tedavi evraklarının celp edilerek ve müteveffanın kronik kalp damar hastalığı olmasa idi geçirmiş olduğu kaza sebebiyle vücudunda meydana gelen genel beden travmasının ölümüne sebebiyet verip vermeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken,
eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmaması ve taraflarınca yasal süresi içerisinde bilirkişi raporuna vaki itiraz dilekçesi ile ek bilirkişi raporu alınmasını talep etmelerine rağmen ilk derece mahkemesi tarafından hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda desteğin ve destekten yoksun kalanın bakiye ömürlerinin fazla hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
müteveffanın mevcut hastalığı (Kronik kalp ve damar hastalığı) ile ilgili alanında uzman doktorlardan oluşacak Bilirkişi Heyetinden veya Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak hastalığı sebebiyle müteveffanın muhtemel yaşam süresinin/müteveffanın hastalığının muhtemel yaşam süresine etkisinin tespit edilerek varılan sonuca göre destekten yoksun kalma tazminatı miktarının yeniden ek rapor ile hesaplanması gerektiğini, kaza hadisesinden sonra destekten yoksun kalanların davacı sigorta şirketine yazılı olarak başvurduğu ancak sigorta şirketi tarafından ödemenin yapılmadığının görüldüğünü,
davacı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması sebebi ile destekten yoksun kalan üçüncü kişiler tarafından davacıya karşı icra takibi başlatıldığı, davacının söz konusu takibe itiraz etmesi sebebi ile Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin...
Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı ancak daha sonra davacı ile üçüncü kişiler arasında 05.09.2017 tarihli ibraname ve sulh anlaşması düzenlendiği ve söz konusu anlaşma kapsamında üçüncü kişilere destekten yoksun kalma tazminatı bedeli dışında 25.140,00 TL daha ek ödemede bulunulduğunun anlaşıldığı,
bu nedenle yapılan ödemeler ile ilgili olarak bir değerlendirme yapıldığı zaman davacı sigorta şirketi tarafından destekten yoksun kalan dava dışı üçüncü kişilere karşı zamanında ödeme yapılmaması sebebi ile davacının icra/dava harç ve giderleri, vekâlet ücreti ve faiz gibi ek ücretlerin doğmasına bizatihi davacının sebebiyet verdiğini, müteselsil borç ilişkisinde her bir borçlunun alacaklıya karşı borcun tümünden sorumlu olacaksa da kural olarak borçlulardan birinin kendi davranışıyla ancak kendi durumunu ağırlaştırabileceğinin kabul edildiğini,
davacı sigorta şirketinin kendi eylemleri sebebiyle faiz ve yargılama gideri gibi ek yükümlülüklerin doğmasına sebebiyet verdiği ve davalının sorumluluğunu ağırlaştırmış olduğunun sabit olduğunu, ayrıca davacı ile davalı arasında akdedilen sigorta poliçesinde yer alan hükümler incelendiğinde davacı tarafından üçüncü kişilere ödenen destekten yoksun kalma tazminatı dışında bu tazminatın ödenmesine bağlı olarak doğan ek yükümlülüklerden de davalının sorumlu olacağına dair bir kaydın olmadığının görüleceğini,
davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 165. maddesine aykırı davranmış olduğunun dosya kapsamı itibari ile sabit olması ve davalının sorumluluğunun sadece ölenin desteğine ödenen maddi tazminat ile sınırlı olmasına rağmen yanılgılı gerekçe ile davalının 25.140,00 TL’lik bedelden de sorumlu olacağına dair hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın, olay yerini terk nedeniyle kendi sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılıp yargılama yapılmasına, davalı işletene ait araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesinin haklı nedene dayanmadığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun ... tarihli raporuna göre ...un ölümüyle trafik kazası arasında illiyet bağının bulunduğu,
alınan aktüer bilirkişi raporuna göre ödeme tarihi itibari ile dava dışı zarar görenlere yapılan ödemenin uygun olduğu, bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, destekten yoksun kalan üçüncü kişiler tarafından davacı ve davalıya karşı icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz edilmesi üzerine Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile davacı ve davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığı, dolayısıyla icra/dava harç ve giderleri, vekâlet ücreti ve faiz gibi ek ücretlerden davalının sorumlu olduğu,
davacı sigortacının olay yerini terk nedenine dayalı rücu şartlarının gerçekleştiğinin anlaşılmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/262, K. 2025/373, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama