KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2804
- Karar No
- 2024/1768
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25/01/2022
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 27/12/2024
Karar Metni
2.190 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, 06.08.2015 tarihinde davalılardan ....Şti’nin maliki olduğu ... plakalı ... markalı otobüsün, davalılardan sürücü ... sevk ve idaresinde iken ... istikametinden ... istikametine doğru seyrederken ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkili şirketin müşterilerinden ...hayatını kaybettiğini, ..., .... .... ..., ...nın yaralandığını, anılan şahısların kazadan kaynaklanan 24.739,00-EUR'luk masraflarını müvekkilinin ödediğini, sigorta şirketinin müvekkilinin alacaklarının tahsili İşin Antalya 13. İcra Dairesi'nin ...
E. sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, takibin davalı borçluların haksız itirazları nedeniyle durdurulduğunu, trafk kazasının sürücünün tek taraflı kusuru nedeniyle meydana geldiğini, sürücü... ile beraber aracın işleteni...nin ("...") ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulması gerektiğini,...plakalı otobüsün, olay tarihinde...tarafından yapılmış olan ... poliçe no.lu karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunduğunu, bu nedenle, poliçe teminat kapsamı limitleri içerisinde, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ....’nin de doğan zarardan sorumlu olacağını,
kaza tarihinde ... tarafından akdedilmiş olan ... poliçe no.1u Zorunlu Karayolları Ferdi Kaza Sigortası sözleşmesi mevcut olduğunu, bu düzenleme doğrutusunda ...nin de teminat limitleri kapsamında kazazedelerin zararından sorumlu olacağını, ... tarafından ... poliçe no. ile düzenlenmiş ihtiyari mali sorumluluk sigortası da mevcut olduğunu, ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı ...de ortaya çıkan zarardan sigorta teminat ümitleri kapsamında sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin, kaza sonucunda sigortalıları...için 1.707,00-EUR; ...için 2.570,00-EUR; ... için 1.652,00-EUR;... için 7.961,00-EUR; ... için 2.109,00-EUR;
...için 8.740,00-EUR olmak üzere toplamda 24,739,00-EUR ödeme yaptığını, davanın kabulü ile borçluların/davalıların icra takibine yaptığı itirazların iptali ile icra takibinin devamına, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere borçluların tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı .... vekili, davaya konu olayda kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMSS ile sigortalı olduğunu, diğer davalı .... tarafından kazaya karışan araca Zorunlu Karayolları Yolcu Taşıyıcı Mali Sorumluluk Sigortası yapılmış olup zararın öncelikle bu poliçeden giderilmesi,
bakiye zarar kalırsa ZMSS sigortacısı müvekkiline başvurulması gerektiğini, taşıma poliçesinin teminat limitinin borca ve takibe yeter miktarda olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkilinin davaya konu icra takibinin borçlusu olmadığını, Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı ilamsız icra takbine göre 13/07/2018 tarihinde asıl alacak 24.739,00-EUR, işlemiş faiz 6.727,82-EUR ve toplam alacağın 31.466,82-EUR olduğunu,bugünün döviz alış kuru üzerinden hesaplandığında 1 EURO = 7,37-TL olduğundan, bugün itibariyle dosyanın toplam alacak tutarının 231.910,463-TL tutarında olduğunu,
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası teminat limiti (250.000,00-TL) içerisinde yer alan iddia olunan alacağın/zararın işbu poliçeden karşılanması gerekmektiğini, bu nedenle müvekkili ZMSS sigortacısı şirketin iş bu borcun borçlusu ve bu zararın sorumlu olmadığını, davacı şirket yolcularının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi ve bakıma muhtaç olup olmadığının belirlenmesi amacıyla davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne sevkine,
davacı şirket yolcularının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan herhangi bir ödeme olup olmadığının Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan sorulması ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan herhangi bir ödeme var ise; bu ödemelerin (tazminat yükümlülüğünü kabul anlamına gelmemek üzere) davacının tazminat talebinden indirilmesine, cismani ve destek tazminatı hesabının aktüerler siciline kayıtlı bilirkişi kanalı ile yapılmasına, müterafik kusur indirimi taleplerinin de değerlendirilmek suretiyle hesaplamanın aktüerler siciline kayıtlı bilirkişi marifetiyle yapılmasına,
sonuç olarak müvekkili sigorta şirketi hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nde başlatılan takipte müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... vekili: Kazaya karışan...plakalı araç müvekkil şirket nezdinde 17.01.2015 başlangıç ve 17.01.2016 bitiş tarihli ...numaralı Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, husumete konu müvekkili şirket nezdindeki karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigorta poliçesinin, sorumluluk sigortası niteliğinde olmadığından,
müvekkil şirketin başvuru konusu olaya ilişkin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, iş bu poliçenin zarar (sorumluluk) sigortası türü değil meblağ sigortası türü olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın iddia ettiğinin aksine, tedavi gideri masraflarının, sorumluluk sigortası niteliğinde olmayan müvekkil şirket nezdindeki sigorta poliçesinden tazmin edilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda, davanın husumet yokluğu sebebiyle müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, icra takibinin 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra başlatıldığını, talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu,
müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükemedilemeyeceğini, husumet ve zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili.
Davalı müvekkili şirketin adresinin İstanbul olduğunu, davanın görülmesinde yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, davacının müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapmadığını, davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kaldı ki ...nın mirasçılarının 05.01.2016 tarihinde müvekkili şirketi ibra etmiş olup, ibra tarihinden itibaren 2 yıl içinde ibraya itiraz etmemiş, bu tarihten itibaren müteveffa ... için başkaca bir talepte bulunmadıklarını, ... yönünden davanın usulden reddi gerektiğini,
Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2016.E.6181 sayılı İtiraz Hakem Heyeti'nin... K-...sayılı dosyası ile müteveffanın mirasçılarına tüm ödemeler yapılmış olup müteveffa yönünden tüm ödemelerin yapıldığını ve davasının kesin hükümle sonuçlandığını, davacılardan... ve ... tarafından Antalya 3. Tüketici Mahkemesi'nin ...
E. sayılı dosyası ile açılmış derdest davası bulunmakta olup bu davacılara karşı derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin açık olmadığını, davacıya taleplerinin açıklattırılması gerektiğini ve sair nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan...Başkanlığı vekili; Davacı....'ın...adına açtığı davada trafik kazasında yaralanan yabancı uyruklu sigortalılara, müvekkili kuruma bağlı sağlık sunucularından yapılan masraflarla 5510 sayılı kanun hükümleri kapsamında olduğunu, konuyla ilgili müvekkili kurumun 2. kısavadeli servisince yapılan inceleme sonucu 08.08.2015 tarihli iş trafik kazasıyla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığının tespit edildiğini, davanın açılmasına müvekkili kurumun sebebiyet vermediğini, kusurunun da bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı.... vekili; Pasif husumet yokluğu nedeniyle vekil edeni şirket yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini, davacının kazazede müşterileri için yaptığı masrafın rücuen tahsilini SGK’dan talep etmesi gerektiğini, davacının tazminat talebinin zamanaşımına uğradığından davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının rücuen tahsilini talep ettiği masrafı neye istinaden yaptığının belirsiz olduğunu masrafların açılanması ve somut delillerle ispatı gerektiğini, davacının avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'a dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının davaya cevap vermediği, bu sebeple HMK.'nın 128. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı kabul edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "Dava dayanağı icra takibinde, yabancı para alacağının tahsili amacı ile takibe geçilmiştir. İİK.nun 58/3.maddesi uyarınca, alacağın Türk parası karşılığı ya da fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının gösterilerek talepte bulunulması gerekir. Oysa somut olayda, takip talebinde buna ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. Yasal ve geçerli bir takip talebi itirazın iptali davasının dava şartlarından olup, takibin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle mahkemece bu durum re’sen gözönüne alınarak davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararının hatalı değerlendirme sonucu oluşturulduğunu, yerel mahkemenin kararına emsal olarak aldığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin .... E. ve ...
K. sayılı içtihatının, yerel mahkeme kararının İİK 58. maddesinin amacına aykırı olacak şekilde hatalı değerlendirme sonucu oluşturulduğunun ispatı olduğunu, yerel mahkeme kararının, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığını, 4 yıl süren yargılama sonunda usul yönünden değerlendirme yapılmasının usul ekonomisi ilkesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, emsal kararda da değinildiği üzere; her ne kadar alacak yabancı para borcu olup, hangi kur üzerinden Türk parasına çevrildiğinin anlaşılamadığı belirtilmiş ise de.
9.400,00-Euro alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan 16.685,00-TL, asıl alacak olarak gösterilmiş ve toplam 25.148,00-TL üzerinden takip başlatılmış, itiraza uğrayan toplam takip miktarı olan 25.148,00-TL üzerinden de harç yatırılmak suretiyle itirazın iptali davası açılmış olmasının işin esasına girilmesini gerektirdiğinin vurgulandığı, yerel mahkemede yargılaması yapılan davaya konu icra takibinde, her ne kadar takip tarihindeki dolar kuru gösterilmemiş ise de;
takip talebindeki toplam alacak 31.466,82-EUR için takip tarihindeki döviz kuru (11.07.2018 tarihi1 EUR=5.53-TL) üzerinden peşin harç yatırıldığı ve ödeme emrinde toplam alacağın fiili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden hesaplama yapılacağı yazılarak TBK 99. maddesi gereği seçimlik hakkın da kullanıldığı, aynı şekilde takip miktarı olan 31.466,82-EUR için dava tarihindeki döviz kuru üzerinden de harç yatırılmak suretiyle itirazın iptali davasının açıldığı,
dava konusu takipte toplam alacağın takip tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılarak yatırılan nispi harç ile takip tarihindeki döviz kuru ve Türk Lirası karşılığının belirlenebilir olduğunun açık olduğu, kaldı ki böyle bir harcın yatırılmaması halinde yargılamanın devamı söz konusu olamayacağı, bu yönüyle de yerel mahkemenin değerlendirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, zamanaşımı söz konusu olabileceğinden öncelikli inceleme talep ettiklerini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) no.lu bendi uyarınca ilâmsız icra takibinin konusu olan alacak yabancı para alacağı ise; bu alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi gerekir. Takip talebinde yabancı para alacağı aynen istenmiş (Türk parası ile tutarı gösterilmemiş) ise; icra müdürünün kendiliğinden takip talebini reddetmesi gerekir; çünkü 2004 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin ikinci fıkrasının (3) no.lu bendi kamu düzenine ilişkindir ve buna ilişkin şikayet, süresiz şikayettir. Bu eksiklik kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan icra mahkemesince re'sen gözetilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekir (Kuru, s.208, 209; Postacıoğlu, s.162).
Alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi mecburiyeti, takip talepnamesine uygun olarak düzenlenmesi gereken ödeme emri için de geçerlidir (Timuçin Muşul, İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, Ankara, 2018, s. 297).
Alacaklı yabancı para alacağını takip talebinde Türk parası olarak göstermiş olmasına rağmen ödeme emrinde alacak yabancı para olarak gösterilmişse süresiz şikâyet yoluna başvurulması mümkündür (İbrahim Aşık vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s. 96). Ödeme emrinde de yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir, yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemez.
Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olup, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır. Buna ilişkin şikayet süresiz olup bu noksanlık sebebiyle icra mahkemesince ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekir (Kuru, s. 211. Postacıoğlu, s. 162).
Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.1999 tarihli ve 1999/12-271 Esas, 1999/301 Karar sayılı kararında da takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası ile karşılığının gösterilmemesinin kamu düzeniyle ilgili olduğundan icra mahkemesince re'sen takibin iptali gerektiği benimsenmiştir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/12-957 Esas ve 2024/281 Karar sayılı ilamı)
İlk derece mahkemesi tarafından geçerli bir icra takibi bulunması dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İİK 58/3 maddesi ile; alacağın teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 60.maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58.maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Buna göre, alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay 12 HD'nin yerleşik kararları gereği bu eksiklik süresiz şikayet yoluyla takibin iptali sebebidir. Eksikliğin, süresiz şikayet yoluyla iptali ise, eldeki dava dosyası karara bağlandıktan sonra da takibin iptali anlamına geldiğinden davacı vekilinin yargılamada dosyanın karar aşamasında bulunduğuna yönelik itirazı yerinde değildir.
Somut olayda; davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takibinde 24,739,00-Euro alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başlandığı, hem takip talebinde hem de ödeme emrinde alacağın TL karşılığının ya da harca esas değerin gösterilmediği, takibin belirtilen şartları taşımadığı anlaşılmaktadır. Geçerli bir icra takibinin varlığı, itirazın iptali davasının görülebilmesi için dava şartıdır. Davacı vekili harca esas değer üzerinden harcın hesaplanarak yatırıldığı ileri sürülmekte ise de, harcın doğru alınması takip talebinin ve ödeme emrinde bulunması zorunlu unsurları tamamladığı kabul edilemeyeceğinden bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın iptali davasının görülme koşulu olan usulüne uygun bir takip mevcut olmadığından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2804, K. 2024/1768, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama