KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1622
- Karar No
- 2025/280
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Karar tarihi
- 27/03/2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25/04/2023
- Dava
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 27/03/2025
Karar Metni
2.068 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Asıl dosyada davacı vekili, müvekkilinin kömür ticareti ile iştigal etmekte ve borçlu ile kömür ticaretinden doğmuş olan satışlar sonunda borçluya faturalarda dökümü yapılan 2014 yılı içinde kömür ürünlerini sattığını, faturalarını düzenlediğini ve irsaliyelerle satılan kömürlerin teslim edildiğini ve dönem sonunda yapılmış olan satışa dair faturaların maliyeye ve vergi dairelerine beyan edildiğini, faturaya konu kömürlerin sevk irsaliyeleri ile borçluya teslim edildiğini, faturaların 9 adet olup, faturaya konu kömürlerin teslim edildiğine ilişkin sevk irsaliyeleri ile birlikte sunulduğunu,
davalı tarafa iflas yolu ile adi takipte ödeme emrinin 06.01.2022 tarihinde e - tebligat yolu ile tebliğ edildiğini, davalı tarafın iflas ödeme emrindeki borca, takibe, faize, ferilerine itiraz ettiğini ve süresi içinde ödeme de yapmadığını, 07.01.2022 tarihli itiraz nedeniyle icra müdürlüğünce takibin 09.01.2022 tarihinde durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız olup, müvekkilinin alacağının tahsiline engel olmak amacı ile kötü niyetle itirazda bulunulduğunu belirterek,
itirazın iptaline ve Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takibin devamına dava konusu 225.193,22.-TL alacağın %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili ile faizi ile birlikte alacaklıya ödenmesine ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, müvekkilinin kömür ticareti ile iştigal etmekte olup davalı ile kömür ticareti yaptığını, ticaretten doğmuş olan satışlar sonunda borçluya 2014 yılı içinde sattığı kömürlere ilişkin faturaların düzenlendiğini ve irsaliyelerle teslim edildiğini, ödenmeyen faturaların tahsili için ihtiyati haciz başvurusunda bulunduklarını ve icra takibi başlattıklarını, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlattıkları takibe davalının itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Asıl dosyada davalı vekili, müvekkili şirket hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ..E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine ve borca itirazları üzerine davacı tarafça açılan itirazın iptali davası yine mahkememizin...E.
Sayılı dosyası ile görüldüğünü ve konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, ayrıca davacının işbu davayı açmadan önce arabuluculuk başvurusunun bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davaya konu edilen ... numaralı 52.093,08.-TL bedelli faturanın Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ...E.
Sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, şikayetleri üzerine takibin iptal edildiğini, alacaklı vekili tarafından iflas ödeme emrine itirazın kaldırılması ve davalı borçlunun iflasına karar verilmesi istemiyle Antalya 1. ATM' nin ...E.
Sayılı dosyası ile 10/12/2021 tarihinde iflas davası açıldığını ve dosyanın derdest olduğunu, derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, eldeki davada dolaylı bir şekilde müvekkili şirketin haksız, hakkaniyete aykırı, kötü niyetli borçlandırılmaya çalışıldığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaları ve belgleeri kabul etmediklerini bununla birlikte davacı tarafın sunmuş olduğu cari hesaba istinaden alacak iddiasının zamanaşımına uğramış olduğunu, Müvekkil şirketin ; ... ...
Şube Kodu ... hesap numarasından 24.12.2014 tarihinde 45.000 TL, 26.11.2014 tarihinde 14.000 TL,09.01.2015 tarihinde 14.950 TL, 15.01.2015 tarihinde 10.000 TL,27.01.2015 tarihinde 11.000 TL,04.02.2015 tarihinde 6400 TL, 13.02.2015 tarihinde 10.000 TL, 11.03.2015 tarihinde 9995 TL, 15.05.2015 tarihinde 6.200 TL,22.05.2015 tarihinde 5600 TL, 29.05.2015 tarihinde 5000 TL, 09.06.2015 tarihinde 5000 TL,16.06.2015 tarihinde 5000 TL, 24.06.2015 tarihinde 5000 TL,02.07.2015 tarihinde 5000 TL, 10.07.2015 tarihinde 4200 TL olmak üzere toplam 162.345,00 TL nakit ödeme yaptığını,
kaldı ki davacı tarafın ısrarlı fahiş faiz talepleri için de müvekkili şirketin davacı tarafa çekler teslim ettiğini, müvekkil şirket ile aralarında alacak borç ilişkisi kalmadığı halde müvekkil şirket temsilcisinin akrabalarının davacıya borçları olduğu iddiasıyla müvekkil şirkete haksız hukuki dayanaktan yoksun taleplerle takip ve davalar yöneltilmekte olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekili, davacı tarafın icra takip dosyası ile davaya konu ettiği faturalar dışında başka faturalar için de alacakları olduğu iddiasıyla haciz talebinde bulunduğunu, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında ... nolu 52.093,08.-TL tutarında faturayı takibe konu ederken davacı tarafın Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile aynı faturaya dayanarak iflas yoluyla icra takibi yaptığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece,"...Yargıtay 19.HD'sinin 01/02/2018 tarih ... Esas ve ...karar sayılı ilamında "İtirazın iptali davalarında takiple sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereği takip dayanağı ıslah yoluyla dahi değiştirilemez.
Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki cari hesap üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bu durum bozmayı gerektirmiştir." Denilmek sureti ile itirazın iptali ve buna dayalı olarak açılan itirazın kaldırılması davalarında takibe sıkı sıkıya bağlılık esastır.
Somut davada davacı tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan takipte alacağın kaynağı olarak 187.791,25.-TL fatura bedeli ve işlemiş faizi talep edilmiş olup, mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda söz konusu fatura bedelinin ödenmiş olduğu ancak taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacak bulunduğu gözetildiğinde yukarıda açıklanan takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi kapsamında takibin dayanağı olan faturanın ıslah edilerek cari hesap nedeni ile itirazın kaldırılması ve iflas kararı verilemeyeceğinden dolayı davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Değişik İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, başvuruya konu fatura bedellerinin 70.533,15 TL'lik kısmı yönünden ihtiyati haciz kararı verildiğini, takibin ise Antalya Genel İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyası ile esas icra takibine geçildiğini, ihtiyati haciz bedeli 70.533,15 TL'nin davalı borçlu tarafça depo edildiğini, akabinde davalı borçlu tarafın icra takibine itirazı üzerine 27.10.2021 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, taraflarınca başlatılan haciz yoluyla takibin İİK 43/2 uyarınca iflas yoluyla takip olarak değiştirildiğini ve borçluya iflas ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu tarafın borca tekrar 07.01.2022 tarihli dilekçe ile itiraz ederek takibin 09.01.2022 tarihinde durdurulduğunu,
müvekkilinin davalı borçlu ile kömür ticaretinden dolayı davalı borçluya 2014 yılına ait 9 adet faturadan dolayı toplamda 187.790,45 TL mal satıp teslim ettiğini, davalının 70.106,84 TL kısmi ödeme yaptığını, müvekkilinin davalı borçludan 117.683,61 TL asıl alacak, 107.509,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 225.193,22 TL bakiye alacağının olduğunu, taraflar arası ticaretin yıllara sari olduğunu, 2013-2014-2015 ve devamında da sürdürüldüğünü, davanın konusunu davalının 2014 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olarak bulunan 9 adet mal alış faturalarının bedeli olan 187.791,25 TL'nin müvekkiline ödenmeyen 117.683,61 TL'lik kısmı olduğunu,
04.10.2022 tarihli kök raporda da görüleceği üzere davalı tarafın dava konusu faturaları ticari defterlerine davacı adına alacak olarak kaydetmiş olup bu faturalara itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini, ödeme definde bulunduğunu, davalının ticari defterlerinde müvekkiline yapmış olduğu parça parça 198.795,00 TL'lik ödemelerin hangi faturadan doğan borca mahsuben yapıldığının belirtilmediğini, bilirkişi raporunda takip konusu faturaların ödendiğinin tespitinin mevcut defterlere aykırı olmasına rağmen rapora karşı söz konusu tespite ilişkin itirazda bulunulmuşsa da mahkemece herhangi bir düzeltme yoluna gidilmediğini,
raporda 198.795,00 TL üzerinden yapılan ödemelerin işbu takibe konu fatura borçlarına ilişkin olduğuna dair borçlu tarafından açıklama bulunmadığını, bu durumda TBK'nın 102.
Maddesi uyarınca yapılan açıklamasız ödemenin vadesi ilk önce gelen borca mahsuben yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu fatura borçlarına mahsuben müvekkiline herhangi bir ödemenin yapılmadığını, bilirkişi ek raporundaki dava konusu fatura bedellerinin ödendiğine yönelik tespitinin hatalı olduğunu, TBK hükümlerine açıkça aykırı bu tespitin kabulünün mümkün olmadığını, davalının yapmış olduğu ödemelerin dava konusu fatura borçlarına istinaden yapılan ödemeler olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığını,
davalının yaptığı ödemelerin TBK 102. madde uyarınca vadesinin ilk önce gelmiş muaccel borçlara mahsuben yapılmış ödemeler olduğunu, faturaya konu kömürlerin sevk irsaliyeleri ile borçluya teslim edildiğinin defterlerde sabit olduğunu, alacağın sabit olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu ayrıca müvekkili lehine %20 oranında tazminata hükmedilmemesinin hatalı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, itirazın kaldırılması ve iflas, birleşen dava ise, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün kapsamı başlıklı HMK'nın 297. maddesinde "(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesi yer almıştır.
Yargılama sonucunda mahkemece asıl davada hüküm kurulmuş ancak birleşen davada itirazın iptali istemi yönünden herhangi bir karar verilmemiştir.
Kararın HMK'nın 297. maddesine uygun olmadığı dolayısıyla denetime de elverişli olmadığı, usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır. HMK'nın 355.maddesi gereğince bu husus dairemizce re'sen dikkate alınmıştır.
Kabule göre de;
İflâs davası, İİK'nın 158. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi olup, bu dava sonucunda verilen kararlara karşı karar tarihi itibariyle 164. madde hükmü gereğince 10 gün içinde kanun yollarına müracaat etmek gerekir. İtirazın iptali davası ise genel hükümlere tabidir ve kanun yollarına başvuru süresi iki haftadır. Açıklandığı üzere, her iki davanın yargılama usulleri ve kanun yollarına başvuru süreleri birbirinden farklıdır. Bu durumda, davaların ayrı ayrı görülmesi gerekirken, her iki davanın birleştirilmesi doğru olmamıştır (benzer şekilde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 03.03.2016 tarih, 2015/1620 Esas ve 2016/1321 Karar sayılı ilamı).
Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 102. Maddesinde; "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı tarafından yapılan toplam 198.795,00 TL ödemenin takibe konu faturalar için yapıldığı kabul edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira; davalı tarafından yapılan tüm ödemeler takip tarihinden önce olduğu gibi ödeme makbuzlarında da herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Bu durumda, davalının açıklamasız olarak yaptığı bu ödemeler TBK'nun 102. maddesine göre ilk muaccel faturadan itibaren mevcut borcu söndürmeye başlayacaktır. (Benzer şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarih, 2018/963 Esas, 2019/3325 Karar sayılı ilamı)
Ancak davalının savunmaları karşısında bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle takip konusu yapılmayan diğer faturalardaki malın davalıya teslim edildiğinin ve davacının bu faturalar kadar muaccel alacağa sahip olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerekir.
İlk derece mahkemesince TBK'nun 102. maddesinin uygulanabilmesi açısından takip konusu faturalar ve diğer faturalar ile davalının sunduğu ödeme belgeleri dışındaki tüm diğer ödeme belgeleri de dosyaya getirtilip, davacıya ispat imkanı tanınıp, diğer faturalardan kaynaklı alacağın ispatı halinde, davalının ispatladığı ödemelerin TBK'nun 102. maddesine göre hangi muaccel alacakları söndürdüğü saptanıp oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu nedenlerle, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin taraf vekillerinin re'sen gözetilmesi gereken yönler nedeniyle istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6, 355. maddeleri uyarınca kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
27/03/2025 ...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1622, K. 2025/280, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama