KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/498
- Karar No
- 2024/455
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 06/09/2023
- Davanın konusu
- Şirketin İhyası
- Yazım tarihi
- 05/03/2024
Karar Metni
1.188 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, .... Tarihinin Geri Çekilmesi talebi ile, .... Sanayi Ticaret Konfeksiyon ve Pazarlama A.Ş. ve ... Müdürlüğünü hasım göstererek Çardak Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) nezdinde ... Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açıldığını, ancak ....
Sanayi Ticaret Konfeksiyon ve Pazarlama A.Ş adlı şirketin 27/03/2017 tarihi itibariyle tasfiye sebebiyle ticaret sicilinden terkinine karar verildiğinin öğrenildiğini, Çardak Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından mahkemeye başvuru yapmak üzere tarafına 4 hafta mehil verildiğini, işbu davada ihyasını talep etmiş olduğu ....
Tekstil Sanayi Ticaret Konfeksiyon ve Pazarlama A.Ş adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki adresinin Denizli olduğunu, bu nedenlerle ... Tekstil Sanayi Ticaret Konfeksiyon ve Pazarlama Anonim Şirketinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı 21.06.2023 tarihli dilekçesinde; .... Tekstil Sanayi ve Ticaret Konfeksiyon ve Pazarlama Anonim Şirketinin ihyasına karar verilmesi amacıyla görülen davaya şirket yetkilileri ... ve ... in müdahil edilmesini istemiştir. Şirket yetkililerine dahili dava dilekçeleri tebliğ edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, ihyası istenen şirketin, .....Müdürlüğünün ... /Merkez sicil nosu altında kayıtlı iken, şirket genel kurulunda 14.10.2015 tarihinde şirketin feshi ve tasfiyesi kararı alındığını ve 28.10.2015 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, fesih ve tasfiye kararının ilanlarının 28.10.2015-04.11.2015-11.11.2015 tarihlerinde yayınlanan ticaret sicil gazetesinde yapıldığını,
tasfiye sürecinin sonunda yapılan 03.03.2017 tarihli şirket genel kurulunda tasfiyenin tamamlandığına ve fesih edilmesine dair alınan karar ve ekleri bilanço ve kayıtlarla yapılan başvuru sonucu sicil müdürlüğü tarafından yapılan incelemede eksik bir husus bulunmadığından fesih ve terkin tescili yapıldığını ve 27.03.2017 tarihli ticaret sicil gazetesinde fesih- terkin ilanının yapıldığını, ihyası istenen şirketin TTK.
Geçici 7. Madde kapsamında fesih ve terkin edilmiş bir şirket olmayıp, fesih ve terkine dair tescil işlemleri şirket genel kurulunda alınan fesih ve tasfiye kararı ile yapılmış olduğundan sicil müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen işlemlerde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, silinme işleminde sicil müdürlüğünden kaynaklanan yasaya aykırı bir işlemi bulunmadığından ve yasal hasım konumunda bulunan sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının talepleri yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin sona erdiğini, bu sebeple davanın usulen reddinin gerektiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının aynı zamanda işbu davayı açmakta yetkili olmadığını, bu sebeple davanın hukuki yarar yokluğundan ve hususmet yokluğundan reddinin gerektiğini,
davacı tarafın işbu davayı hak düşürücü ve zaman aşımı süreleri geçirdikten sonra ikame ettiği yönündeki itirazları saklı kalmak kaydıyla davacının hizmet tespit talebinin de haksız ve geçersiz olup iddialarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bu sebeplerle davacının dava açma tarihleri ve ilgili şirketin ticaret sicil gazetesi ilan tarihleri dikkate alınarak hak düşürücü ve zaman aşımı sürelerin geçtiği, sırf bu sebeple esasa girilmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu itirazları saklı kalmak kaydıyla davacının hizmet tespit taleplerinin gerçeği yansıtmadığı bu sebeple dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını,
davacının davayı açmakta taraf ehliyetinin bulunmadığı, hususlşarı göz önüne alınarak; davacının salt sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile 375 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun gereğince; emeklilikte yaş şartının dikkate alınmadan kanun gereğince emekli olabilmek adına gerçek dışı ve mesnetsiz iddialarda bulunarak haksız kazanç elde etmek amacıyla açtığı işbu davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; TTK uyarınca ihya davasında kimlerin taraf olarak gösterileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkili idarenin ihya ya da şirketin tasfiyesi konusunda herhangi bir görev ya da yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir şekilde bağlantısı bulunmayan iş bu davada davalı olarak gösterilmesinin anlaşılamadığını, davanın müvekkili yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacı şirketin sicilden terkininden itibaren TTK'nın ilgili hükmü gereği 5 yıl içinde işbu davayı açması gerektiğini, bu süreye uyulmaması halinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/1277 E.) TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada ise zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu nedenlerle davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
.... Müdürlüğü yasal hasım olduğundan ve tasfiye memurları olan dahili davalılar tarafından tasfiye işlemleri usulüne uygun olarak yapıldığından, davacı tarafından açılan hizmet süresinin tespiti davası Tasfiye halinde ....Sanayi ve Ticaret konfeksiyon ve pazarlama Anonim Şirketi’nin terkin tarihi olan 27.03.2017 tarihinden sonra açılmış olmakla dahili davalılar aleyhine de yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, dahili davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dahili davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talepleri yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin sona erdiğini, bu sebeple davanın usulen reddi gerektiğini, yerel mahkemece bu hususun gözetilmediğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının aynı zamanda işbu davayı açmakta yetkili olmadığını, bu sebeple davanın hukuki yarar ve hususmet yokluğundan reddi gerektiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını,
davacı tarafın davayı hak düşürücü ve zaman aşımı süreleri geçirdikten sonra ikame ettiği yönündeki itirazları saklı kalmak kaydıyla davacının hizmet tespit talebinin de haksız ve geçersiz olup iddialarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bu sebeplerle davanın da reddi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 643.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava dilekçesinde, davalı olarak .... Müdürlüğü ile birlikte .... nün de hasım olarak gösterildiği, dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ... nün vekili aracılığıyla davaya cevap dilekçesi sunduğu, buna rağmen davalı .... Müdürlüğü'nün gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmediği gibi hakkında da mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin isabetli olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, dahili davalılar vekilinin istinaf başvurusunun resen nedenlerle esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/498, K. 2024/455, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama