KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/665
- Karar No
- 2025/681
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Ara karar tarihi
- 20/05/2025
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 17/07/2025
Karar Metni
1.576 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin alacağının tahsilinin sağlanması amacıyla yukarıda belirtilen icra dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla takip yapıldığını, borçlu tarafından takibe haksız şekilde itirazda bulunulduğunu, müvekkili şirket ile Davalı Firma arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu, aralarında açık hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, Davalı Firmanın 1.035.356,00 TL müvekkili şirkete... kodlu açık hesap bakiye alacağından doğan borcu olduğunu, müvekkili tarafından kesilen faturaların Davalı Firma ilgilileri tarafından teslim alınarak imzalandığını,
kesilen faturalardan yapılan ödemeler sonucunda ödenmesi gereken 1.035.356,00 TL bakiye borç kaldığını, kalan işbu bakiye borç davalı şirket tarafından ödenmediğini ve muaccel hale geldiğini, müvekkili şirketin mezkur alacağını borçludan istediğini ancak borçlu taraf piyasa şartlarının kötü olmasını, sezonun bitmiş olmasını, işten çıkardığı birçok işçi ile de davalık durumda ve birçok borcunun olması nedeniyle ödeme durumunun olmamasını ileri sürerek ödemeye yanaşmadığını, ödemenin yapılmamasının müvekkili şirketi maddi anlamda zor durumda bıraktığını, bu sebeple söz konusu cari hesap ekstresi bakiye alacak miktarı tahsil edilemeyince;
müvekkili şirket adına Kemer İcra Dairesi ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket vekili itiraz dilekçesinde, bu sefer müvekkili alacaklı şirkete asılsız iddialar ileri sürerek herhangi bir borçları olmadığını belirttiğini ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz ettiğini, bu nedenle de takibin durduğunu, müvekkili şirket, davalı şirket ile yaptığı her ticari işlem sonunda borçlu şirkete fatura kestiğini ve bu faturaları borçlu şirketin muhasebesine gönderdiğini, bu ticari ilişki dolayısıyla Müvekkili tarafından kesilmiş ... numaralı 27.04.2024 tarihli 42.336,00-TL miktarlı;
... numaralı 07.06.2024 tarihli 74.896,00-TL miktarlı; ... numaralı 12.06.2024 tarihli 54.000,00-TL miktarlı;.... numaralı 13.06.2024 tarihli 81.000,00-TL miktarlı; ...numaralı 15.06.2024 tarihli 96.120,00-TL miktarlı;... numaralı 16.06.2024 tarihli 108.720,00-TL miktarlı; ....numaralı 03.07.2024 tarihli 324.936,00-TL miktarlı; ...numaralı 10.07.2024 tarihli 374.400,00-TL miktarlı; ...numaralı 29.07.2024 tarihli 262.080,00-TL miktarlı; ... numaralı 12.08.2024 tarihli 58.320,00-TL miktarlı;...numaralı 16.08.2024 tarihli 244.800,00-TL miktarlı; ... numaralı 16.08.2024 tarihli 64.080,00-TL miktarlı;
... numaralı 20.08.2024 tarihli 75.600,00-TL miktarlı; ...numaralı 07.09.2024 tarihli 68.472,00-TL miktarlı;... numaralı 09.09.2024 tarihli 215.640,00-TL miktarlı; ... numaralı 25.09.2024 tarihli 87.192,00-TL miktarlı; ... numaralı 26.09.2024 tarihli 7.848,00-TL miktarlı; ... numaralı 26.09.2024 tarihli 240.408,00-TL miktarlı;... numaralı 27.09.2024 tarihli 38.448,00-TL miktarlı; ... numaralı 01.10.2024 tarihli 151.200,00-TL miktarlı;...numaralı 04.10.2024 tarihli 218.268,00-TL miktarlı;
... numaralı 18.10.2024 tarihli 74.592,00-TL miktarlı olmak üzere olmak üzere toplam 22 adet fatura mevcut olduğunu, bu faturaları davalı/borçlunun tebliğ aldığını, faturalarla ilgili hiç bir itirazı olmadığı gibi işbu faturaların borçlu şirketin muhasebe defterinde kayıtlı bulunduğunu, borcunu ödeme dönemi gelen davalı Şirketin itirazının haksızlığı ve kötü niyetinin ortada olduğunu, yaptığı araştırmalar neticesinde son bir kaç aydır personel maaşlarını bile ödemede güçlük çeken Davalı borçlunun, kötü niyetli olarak mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle; açtığı davanın sonuçsuz kalmaması,
tahsil kabiliyetini yitirmemesi ve müvekkili şirketin daha fazla mağdur olmaması için davalının taşınır, taşınmaz mallarıyla 3. Şahıslar ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine, alacağın resmi belgeye dayandığı da göz önünde bulundurularak teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasının mümkün olmaması halinde mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında davalının borca yeter miktarda taşınır, taşınmaz mallarıyla 3. Şahıslar ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "... İhtiyati Tedbirin Şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK.nun 389.maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Yine 6100 sayılı HMK.nun İhtiyati tedbir talebi başlıklı 390/3.maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut olaya gelince, üzerinde ihtiyati tedbir kararı konulması istenen davalının taşınır ve taşınmaz malları dava konusu olmadığından ve 3.şahıslar ve bankalardaki hak ve alacakları yönünden de yaklaşık ispat koşulunun kabulü için de bu aşamada yeterli delil bulunmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. İİK.nun 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.
Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delileri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından dosyaya sunulan belgelerden alacağın muaccel hale geldiğine ve borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlandığı, yahut kaçtığı ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğuna dair ciddi ve inandırıcı bir delil ortaya konulamadığı, yaklaşık ispat koşulunun da yerine getirilemediği, sunulan belgelerin yasada aranan kanaat verici belge niteliğinde olmadığı, alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı firma arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, aralarında açık hesap ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili tarafından teslim edilen mallara ilişkin olarak kesilen faturaların davalı firma ilgilileri tarafından teslim alınarak imzalandığını, kesilen faturalardan davalının toplam borcunun 2.965.356,00 TL olduğunu, davalı firma tarafından 27/06/2024 tarihinde 30.000,00 TL, 26/07/2024 tarihinde 200.000,00 TL, 20/08/2024 tarihinde 600.000,00 TL, 01/10/2024 tarihinde 500.000,00 TL,
08/11/2024 tarihinde 600.000,00 TL tutarında olmak üzere ödeme yapıldığını ve sonucunda ödenmesi gereken 1.035.356,00 TL bakiye borcun kaldığını, kalan bakiye borcun davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkili şirket adına icra takibi başlatıldığını, itiraz sonucu takibin durduğunu, araştırmalara göre davalı borçlunun son bir kaç aydır personel maaşlarını bile ödemede güçlük çektiğinin öğrenildiğini, ilk derece mahkemesinde açılan davada teminatsız olarak ihtiyati tedbir, mümkün olmaması halinde teminat karşılığı ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, mahkemece taleplerinin reddedildiğini,
ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacağın varlığına ilişkin kanaat oluşturan belgelerin sunulduğunu, borçlunun ödeme güçlüğü bulunması nedeniyle mal kaçırma ihtimalinin olduğunu, yargılamanın uzaması halinde alacağın tahsil kabiliyetinin zedeleneceğini, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, mahkemenin aşırı delil arayışına girdiğini, mahkemenin ara kararının kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Talep, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması isteminden ibarettir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 390. maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir.
İhtiyati haciz; alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulması olarak tanımlanmaktadır. İhtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1. maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların gerçekleşmiş bulunması gerekir.
İİK'nın 258/1. maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış, bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması yeterli kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasa hükümleri dikkate alınarak icra takibine ve davaya konu faturaların davalı tarafından bağlı bulunduğu Vergi Dairesi'ne BA formu ile bildirdiği, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/665, K. 2025/681, 17 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama