KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1904
- Karar No
- 2025/108
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2023
- Dava
- Maddi ve Manevi Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 11/02/2025
Karar Metni
1.806 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kullandığı ... plakalı sayılı motosiklete, dava dışı ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin çarpması sonucu davacının ağır şekilde yaralandığı, sürücü ...'nun kazada tam kusurlu olduğu, davacının sağ bacağında parçalı kırıklar olduğunu ve iş göremezliğinin tedavilere bağlı olarak devam ettiğini, davalı ...'nin ... plakalı aracın işleteni, davalı ...'nin ise zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, kaza nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile kusurlu sürücü hakkında soruşturma başlatıldığını, ...
Başvuru - ... dosya numaralı arabuluculuk görüşmelerine başladıklarını, yapılan görüşmelerde davalı ... ile anlaşma sağlanamadığını, davacının manevi acılar çektiğini ve vücudunda kalıcı izler meydana geldiğini belirterek 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı kayıt maliki şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, kazaya ilişkin gerçek kusur oranlarının saptanması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun gerçek zarar üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında belirlenmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında belirtilen kural ihlallerine katılmadıklarını, kazanın motosiklet sürücüsü olan davacının hızlı seyretmesi sebebiyle gerçekleştiğini, davacının maluliyetinin kaza tarihinde yönetmeliğe göre tespit edilmesi gerektiğini, maluliyete ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini,
geçici iş göremezlik zararı fiili olarak çalışamama sebebiyle mahrum kalınan gelire istinaden ödenen bir tazminat türü olduğunu, davacının kazadan sonra ne kadar çalışamadığının tespiti gerektiğini, zorunlu trafik poliçesi genel şartlarınca davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, davacının motosiklet sürerken kaskının takılı olmaması sebebiyle ile müterafik kusur indirimi uygulanmasını talep ettiklerini, davacı tarafın ticari faiz talep ettiğini, fakat poliçede de açıkça görüleceği üzere aracın kullanım cinsinin hususi olduğunu,
bu sebeple yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin kaza yapan ... plakalı aracın maliki olduğunu, ancak işleten sıfatı bulunmadığını, davalı şirketin söz konusu aracı kazanın meydana geldiği zaman diliminde uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile ...'ye uzun süreli kiraya vermiş bulunduğunu, kiracı durumunda olan ...'nin 01.04.2020'de taraflar arasında imza edilmiş olan sözleşme gereği kaza tarihinde aracın zilyedi durumunda olduğunu, davalı şirketi açısından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini,
kazanın 18.03.2021 tarihinde uzun süreli kira sözleşmesine bağlı olarak kiraya verilmiş aracın kira bitiş tarihi içerisinde kaza gerçekleştiğini, davalı şirketin davaya asıl taraf olması gereken ...'ye kiralanan araç listesi ve hususi şartlar adı altında düzenlenmiş olan uzun süreli araç kiralama sözleşmesine bağlı ek prtokole ek olarak düzenlendiği bölümden anlaşılacağı üzere zarara yol açan aracı 11.12.2020 tarihinden 11.04.2021 tarihine kadar geçen süre boyunca kiralamış bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLER
Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi raporu, aktüerya bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısmı ile çarpması sonucu meydana gelen kaza neticesinde davacının %2 oranında sürekli iş göremezliğinin ve kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabilecek geçici iş göremezliğinin bulunduğu, hükme esas alınan ATK kusur raporu ile davacının kusursuz, davalı tarafa ait araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu,
yine hükme esas alınan ... tarihli aktüerya raporu ve değer arttırım dilekçesi doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 102.220,01 TL, geçici iş göremezlik zararının 7.672,50 TL olduğunun tespiti ile davacının maddi tazminat isteminin kabulüne 102.220,01 TL daimi iş göremezlik tazminatı ve 7.672,50 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 109.892,51 TL’nin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi 11/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
davalı şirket tarafından kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirildiği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiği ve kira süresi de dikkate alınarak davalı ...' nin işleten sıfatının bulunmadığı kanaatine varılmış, işbu davalı yönünden davanın (maddi manevi tazminat talepleri yönünden) pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya beyan sunan ihbar olunan şirketin araç maliki ve araç sürücüsünün başka kişiler olduğunu iddia ederek davanın ihbarını ve davanın reddini talep ettiklerini, ancak aracın başkasına kiraya verildiğine dair bir delil ibraz etmediklerini, dosyada araç teslim belgesi ve kira ödeme belgelerinin yer almadığını, ayrıca kira sözleşmesinde kiracının "tehlikesi kendisine ait olmak üzere" şeklinde sorumluluk üstlendiğine dair bir kayıt da yer almadığını, araç üzerindeki denetim ve gözetim yetkisinin davalı tarafta olmaya devam ettiğini, davalının araç işleteninin kiracı olduğunu kanıtlayamadığını,
Yargıtay kararları uyarınca uzun süreli araç kiralama sözleşmeleri doğrultusunda araç işleten sıfatının araç kiralayana geçmesi için kiralama ilişkisinin malik gibi davranılacak biçimde uzun bir süreye ait olması gerektiğini, araç işleten sıfatının dava dışı ihbar olunana ait olduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, davalının araç maliki olduğunun kabulü gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı ... vekili istinafa cevap vermemiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Davacının sürücüsü olduğu motosikletle, davalıların kayıtlı maliki ve trafik sigortacısı olduğu otomobil arasında meydana gelen trafik kazası sonucu davacı yaralanmış ve davacı bu yaralanmadan dolayı uğradığı maddi ve manevi zararının tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davalı ...'nin aracı uzun süreli kiraladığı için işleten sıfatı bulunmadığından bu davalı yönünden maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Karara karşı davalı ... ile, bu davalı yönünden kurulan kararlara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmadığından, davalı ... hakkında kurulan hükümler kesinleşmiştir.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
2918 sayılı KTK'nın hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır.
Davalı ... vekili tarafından ... plakalı aracın kazanın meydana geldiği zaman diliminde uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile ... AŞ'ye uzun süreli kiraya verildiğini, ...'nin aracın işleteni olduğu, ...
Aş'ye Kiralanan araç listesi ve hususi şartlar adı altında düzenlenmiş olan uzun süreli araç kiralama sözleşmesine bağlı Ek prtokol'e ek olarak, zarara yol açan aracı 11.12.2020 tarihinden 11.04.2021 tarihine kadar geçen süre boyunca kiralamış bulunduğunu, bu kiralama ile ilgili olarak gösterilen belgeler haricinde tahakkuk fişi damga vergisi beyannamesi ve vergi tahsil alındısı dilekçesine ek olarak dosyaya ibraz edilmiştir.
Mahkemece, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kaza tarihinde kazaya karışan aracın kiralayanın fiili tasarufunda bulunup bulunmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedelinin ödenip ödenmediği, gerektiğinde davalı malik, kiraya veren ve kiracının varsa ticari defter ve vergi kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin belirtilen bu deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği,
davalı ...'nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları araştırılıp tartışılarak duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve varılacak uygun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yeterli araştırma yapılmadan eksik araştırma ile karar verilerek davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de;
Davalı ... aracın kayden maliki olması nedeniyle aracın kayıt malikine davanın yöneltildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının davalıya ait aracın kiralanıp kiralanmadığı, kiralanmış olsa bile bu kiralamanın uzun süreli olup olmadığı ve dolayısıyla davalı şirketin işleten sıfatının bulunup bulunmadığını denetleme imkanı bulunmadığından, davalı ...'ye karşı davanın yöneltilmesinde davacı tarafın herhangi bir kusuru yoktur. Bu nedenle, ...'ye karşı açılan davada kusuru bulunmayan davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin, davalı .... aleyhine yaptığı istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince davalı ... hakkındaki hükümlerin kesinleştiği gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararının davalı .... yönünden esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalının sorumluluğuna karar verildiği takdirde hakkında hüküm kesinleşen ...'nin ödeyeceği maddi tazminatta tahsilde tekerrür oluşmayacak şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1904, K. 2025/108, 7 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama