KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1031
- Karar No
- 2026/294
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 27/02/2023
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat ( Trafik Kazasından Kaynaklı
- Gerekçe tarihi
- 13/04/2026
Karar Metni
1.544 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 26.03.2019 tarihinde ... Mah. ... Bulvarında saat ...’de sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyoneti ile ...
Sokaktan ... caddesine çıktığı esnada, ... caddesinden 75. Yıl istikametine seyir halinde olan müvekkili ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeni ile tbia şaft kırığı oluştuğunu, bu kaza nedeniyle malul ve iş göremez duruma geldiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,
müvekkilinin kaza nedeni ile uğradığı geçici ve kalıcı iş gücü kayıpları ve efor kaybı nedeni ile bilirkişi raporuyla alacak belirli hale geldikten sonra arttırılmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmak sureti ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların tamamının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının yönetimindeki motosikletin minibüsün solundan gelmekte olduğu için onu göremediğini, davalının hızının da yasada belirtilen sınırın üstünde olmasından dolayı duramadığını, davalıların aracının sol ortasına çarptığını ve çarpmadan sonra yere düştüğünü, trafik kurallarına göre, yan yoldan çıkan aracın, ana yoldan geçene öncelik tanıması gerektiğini, bunun yanı sıra davacı tarafın yasal olarak zorunluluk bulunan kask,
dizlik gibi ekipmanları takıp takmadığının belirlenmesi gerektiğini, kazanı oluşmasıyla müvekkillerin hemen araçtan indiğini ve davacının yaralı olduğunu fark edince ambulansı aradığını ve kendisiyle ilgilendiğini, davacı taraf iddiasının haklılığını inandırıcı hiçbir delille desteklemediğini, ceza yargılamasının halen devam ettiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda. “Trafik kazası temelinde bir haksız fiil olup, sürücü haksız fiil hükümlerine göre, araç sahibi araç işleten sıfatı ile, sigorta şirketi ise sigorta sözleşmesi kapsamında meydana gelen ve kaza ile illiyet bağı kurulabilen zararlardan sorumludur.
Bu kapsamda somut olay incelendiğinde, davalı sürücünün kazada kusurlu olduğu, kaza sonucu davacının geçici de olsa malul kaldığı, bu maluliyetin sadece parasal karşılığının olması gerekmeyip günlük yaşamı dahi zorlaştırmasının bir maddi zarar olduğunu kabulünden hareketle hukuka aykırı bir fiil ile zarar meydana gelmek şartının oluştuğu anlaşılmıştır.
Diğer yandan davacının bu kaza nedeni ile tedavi görmüş olması 9 ay gibi bir süre malul kalmış olması onu acı ve ızdırap çekme sureti ile manen zarara uğradığını göstermektedir. Bu kapsamda alınan ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuna göre davacının geçici maluliyet dönemi hesabının asgari ücrete göre yapılmasının doğru olduğu kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan davacının kalıcı maluliyetinin olmayışı kazada kendi kusurunun da oluşu ve kaza tarihi dikkate alınarak …” gerekçeleri ile. “Davacının kalıcı maluliyete ilişkin tazminat talebinin reddine, geçici maluliyete ilişkin tazminat talebinin kabulü ile.
12.731,67 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden 20/11/2019 diğer davalılar yönünden 26/03/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile bu tutarın 26/03/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...tan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, geçici iş gücü kaybı nedeni ile müvekkilinin uğradığı geçici iş gücü kaybı tazminatının eksik hesaplandığını, ayrıca müvekkilin ayağında 33 cm platin ile yaşamına devam ettiğini, müvekkilinde efor kaybı oluştuğunu, aynı işi yaparken daha fazla güç harcaması gerekeceğini, oluşan efor kaybı nedeni ile tazminat taleplerinin hesaplanmadığını, denetime elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının günümüz şartlarında ciddi bir kırıkla sonuçlanan kazada müvekkilinin çektiği acıları tazmin etmekten çok uzak olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda, davacı vekilince müvekkilinin daha yüksek bir gelir ile çalıştığı ispat edilmemiş olduğundan mahkemece geçici iş göremezlik süresi içinde asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama ile karar verilmesi yerinde olmuştur. Kaza tarihine göre doğru maluliyet tespiti yönetmeliği uygulanmak suretiyle hazırlanan Adli Tıp Kurulu 2. İhtisas Dairesi ve Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan rapor ile davacıda kalıcı maluliyetin olmadığı anlaşılmış olmakla davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Bilindiği üzere; 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 50/1. maddesi gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Ayrıca, 6098 sayılı TBK'nın 56 ve 58. maddesi gereğince; hakim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile adalete uygun bir miktar paranın hak sahibine verilmesine karar verebilecektir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu tazminat, bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde; takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Açıklamalardan sonra mevcut dosya kapsamına göre, davacının dava konusu kaza nedeniyle altı gün hastanede yattığı, ameliyat olduğu ve tedavi sürecinin 9 aya kadar uzayabileceği bilgileri ışığında davacının yaralanmasının boyutu ile yaşadığı acı ve yukarıda yer verilen manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin diğer kriterler birlikte değerlendirildiğinde mahkemece hükmedilen manevi tazminatın bir miktar düşük olduğuna kanaat edilmiştir.
Ne var ki anılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1031, K. 2026/294, 13 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama