KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/204
- Karar No
- 2025/393
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 18/04/2024
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Gerekçe tarihi
- 08/07/2025
Karar Metni
1.356 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar ... ve ... arasında araç alım satımına dair ilişki bulunduğunu, davalıların müvekkilinde güven oluşturduklarını, bu kapsamda müvekkili tarafından davalı tarafa çeşitli ödemeler yapıldığını, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle davalıların müvekkiline borcunun bulunduğunu ancak davalıların müvekkilini dolandırdıklarını ve borçlarını ödemediklerini, müvekkilinin davalılardan dava dilekçesinde belirtilen miktar kadar alacaklı olduğunu,
müvekkilinin alacağını tahsil edebilmek için davalı borçlular hakkında Manavgat 1. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalı borçluların kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, davanın kabulü ile davalıların icra dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından dava dilekçesinde birçok ilişkiden bahsedildiğini, iddia olunan bu ilişkilerin ve olayların hiç birini kabul etmediklerini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli bir şekilde Manavgat 1. İcra Dairesi’nin ...
Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, iş bu takipte müvekkili ile hiç alakası olmayan bir ödeme dekontu sunularak müvekkilinin de dosyada borçlu olarak gösterildiğini, ancak böyle bir ticaret sebebiyle borç ilişkisi mevcut olmadığını, davacının tamamen hayal ürünü olan kurguladığı bir hikayeyi mahkemeye sunmak suretiyle müvekkili gibi birçok kişiyi mağdur ettiğini, zira bahsi edilen olayların bir çoğunun gerçekleşmediği gibi ispatının da elverişsiz olduğunu belirterek,
haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden (zamanaşımı, yetki ve husumet yönlerinden) mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “Mahkememizce ilgili vergi dairesi, ticaret odası ve esnaf ve sanatkarlar odasına yazılan yazı cevaplarından, davalıların şahsi olarak ticaret odasında ve esnaf ve sanatkarlar odasında kaydının bulunmadığı, yine davalıların vergi kaydının bulunmadığı, şirket ortağı olsalar bile davalıların tacir sayılmayacağı, yani davalıların tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde mahkememiz görevli değildir..” gerekçeleri ile “1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle, davanın HMK.'nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine,2- Görevli mahkemenin Manavgat 4. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu alacağın TTK kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde değerlendirilmediğini, gerçek kişi tacirler bakımından ticari iş karinesi kapsamında değerlendirilse bile taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığını, davalının ticari işletmesi, vergi kaydı ya da ticaret sicil müdürlüğü kaydı kapsamında tacir sıfatı bulunmadığını, davalıların yetki itirazının da çözüme kavuşturulması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık görevli mahkemenin belirlenmesine yöneliktir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Bir davanın ticarî dava sayılmasına bağlanan en önemli sonuç, o davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi ve buna bağlı olarak özel birtakım usul kurallarına tabi olmasıdır. Hangi iş ve uyuşmazlıkların ticarî dava sayıldığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) ve bazı özel kanunlarda sınırlı olarak belirtilmiştir.
Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticarî işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticarî İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.
Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez.
TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.
Üçüncü grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Açıklamalar doğrultusunda somut dosya ele alındığında, mahkemece her iki davalı için Van ve İstanbul illerindeki vergi dairesi, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarından davalıların vergi veya oda kaydının bulunup bulunmadığı, hangi tarihten itibaren kayıtlarının bulunduğu, vergilendirme usullerinin ne olduğu sorulmuş ve gelen yazı cevapları doğrultusunda iş bu inceleme konusu karar verilmiştir.
Ne var ki mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamıştır. Şöyle ki; ... Vergi Dairesi’nin 21/01/2024 tarihli cevabı ile davalı ...’in herhangi bir vergi mükellefiyet kaydına rastlanmadığı belirtildikten sonra ... Vergi Dairesi’nde müvekellefi ... Turz. Gıda Nak. Teks. San. Tic. Ltd. Şti.’de ortaklığının bulunduğunun tespit edildiği bildirilmesine rağmen mahkemece ... Vergi Dairesi’nden ve ... Sanayi ve Ticaret Odası ile Esnaf ve Sanatkar Odası’ndan davalı ... yönünden gerekli araştırmalar yapılmadan mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Öte yandan dava dilekçesindeki anlatımlardan davalı ...’in Antalya’nın Alanya ve Manavgat ilçelerinde de faaliyetlerinin olduğu anlaşılmakla yukarıda yer verildiği Antalya, Manavgat ve Alanya vergi dairesi, sanayi ve ticaret odası ile esnaf ve sanatkar odasından davalı ...'in tacir olup olmadığı yönünde gerekli araştırmaların yapılması gerekmektedir.
O halde, mahkemece yukarıda değinildiği gibi Antalya Sanayi ve Ticaret Odası ile Esnaf ve Sanatkar Odası, Alanya, Manavgat, Güngören vergi dairelerinden davalıların oda kaydının bulunup bulunmadığı kayıtlı bulunan iştigal konusu mesleğin 21 Mayıs 2016 tarih 29718 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup olmadığı, hangi usulde vergilendirmeye tabi olduğu, bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı yönünde gerekli araştırma yapılarak sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı bulunmuştur.
Öte yandan davacı vekili her ne kadar mahkemenin belirlediği Alanya Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yetkisini de istinaf konusu yapmış ise de, 6100 sayılı HMK.’nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-c maddesi ile öncelikle mahkemenin görevli olması gerektiği dava şartına yer verildiği, yetki hususunun mahkemenin görevinden sonra düzenlendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin yetkiye ilişkin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/204, K. 2025/393, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama