KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1057
- Karar No
- 2025/1293
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20/09/2022
- Davanın konusu
- Maaş Hesabına Konulan Blokenin Kaldırılması ve Kesintilerin İadesi İstemi
- Yazım tarihi
- 25/11/2025
Karar Metni
1.442 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... A.Ş. ... Şubesindeki hesabının maaş hesabı olduğunu, hesaba yatırılan maaşından öncelikle nafaka kesintisi yapıldığını, kalanın hesaba yatırıldığını, davalı bankanın maaş olarak hesaba yatırılan parayı, yasaya aykırı şekilde bloke ettiğini, hesaptan 51.680,00 TL kesinti yaptığını, bu nedenle maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasını ve kesintilerin iadesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile borçlu ...-Mimarlık...Tic. Ltd. Şti. Arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını ve iş bu sözleşmeler gereği krediler kullandırıldığını, bu kredilerin işletme tahsis birimli olduğunu, Bireysel Kredi Sözleşmesi olmadığını, borç nedeni ile davacıya 26/02/2020 tarihinde ihtar çekildiğini ve ihtara rağmen itirazda bulunmadığını, davacının işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğundan, ödenmemiş kredi borcunun ödenmesinden kefalet limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, ayrıca banka ile şirket arasında imzalanan kredi Genel Kredi Sözleşmesi olduğundan görevsizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı banka müşterisi olduğu, vadeli- vadesiz TL, USD mevduat hesaplarının bulunduğu, dava konusu olan USD hesaplarına dava dışı ... şirketi tarafından yatırılan meblağlara ücret açıklamasının yapıldığı ve bu hesabın gerçek kişi adına açılan vadesiz mevduat hesabı olduğu, davacıya ait bu hesapta ticari işlemlerin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan dava dışı ... şirketi ile imzalanan kredi sözleşmesinde davacının şirketi temsilen kefalet sözleşmelerinde asaleten ve kefaleten borcunun olduğu, sözleşme gereği bankanın davacının her türlü hak ve alacaklarında rehin hakkının bulunduğu ancak davacının maaşının kefil olunan borca mahsubuna izin verildiği hususunda tereddüte meydan vermeyecek açıklıkta yazılı rızasının mevcut olmadığı da sabittir.
Davacıya ait dava konusu olan hesaptan kat ihtarından sonraki tarihlerde kesinti işlemlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesi ile İİK' nın 83. maddesi uyarınca maaşının haczedilmesinin mümkün olmadığı, davacıya ait dava konusu hesabın ücret ödemesi açıklaması ile periyodik ödemeler yapıldığından maaş hesabı olarak kabulün gerektiği ve ayrıca hacizden önceki bir dönemde haczi caiz olmayan bir malın haczedilebileceği hakkında alacaklı ile yapılan anlaşma geçerli olmadığı gibi (Bu yönde bknz.
Yargıtay 11. HD 2015/2594 E.- 2015/8201 K., 2017/778 E.- 2018/5986 K., 2016/11901 E.- 2018/3729 K...). davacının maaşı üzerinde haciz bulunmasa da davalı bankanın maaş hesabı üzerinde bloke uygulamasının haciz sonuçlarını doğaracak nitelikte olup, genel kredi sözleşmesindeki önceye dayalı hükme dayalı olarak hesap kat ihtarından sonra davacının maaşına uygulanan blokenin haksız ve geçersiz olduğu, bloke uygulanan maaş miktarının davacıya iadesi gerektiği anlaşılmakla.." şeklindeki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Müvekkili banka ile borçlu ...-mimarlık ... Elektrik ...
Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığını ve iş bu sözleşmelere istinaden işletme tahsis birimli krediler kullandırıldığını, belirtilen kredi kullanımı nedeniyle ödenmesi gereken borç tutarının sözleşmeye aykırı olarak ödenmediğini, bunun üzerine Beyoğlu 48.Noterliği’nin 26/02/2020 Tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarı ve hesap ekstresi gönderildiğini, borçlu tarafından ihtarnameye itiraz edilmediğini, davacının ise iş bu kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğundan ödenmemiş kredi borcunun ödenmesinden kefalet limitleri dahilinde sorumlu olduğunu,
halen borcun devam ettiğini, davacının imzaladığı taahhütlerin olduğunu, kefalet Sözleşmesine göre de; bankanın rehin, hapis, takas, mahsup hakkının mevcut olduğunu, kararın hatalı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, ilk önce, Antalya 4. Tüketici Mahkemesinin ... Esas sayısında görülmüş, mahkemece ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle usulden red kararı verilmiş ve bu karar Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile yerinde bulunmuştur.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından, 2022/2 sayılı içtihatların birleştirilmesi talebi üzerine, İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunca yapılan görüşmeler neticesinde 21/03/2025 tarihli toplantıda alınan tüketici kredilerine yönelik karar ile, ''Tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle banka tarafından emekli maaşına doğrudan bloke konulabileceği'' belirtilmek suretiyle uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür. Tüketici kredileri için belirtilen bu hususun ticari krediler için evleviyetle uygulanması gerekir. Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleriyle açıklayıcı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar (2797 sayılı Yargıtay kanunu m. 45)
5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93, maddesinin birinci fıkrasında; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı,
yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
Kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/757 Esas, 2025/4274 Karar; 2025/675 Esas, 2025/4121 Karar; 2025/319 Esas, 2025/4044 Karar).
Davacının imzaladığı sözleşmede, davalının rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Davalının hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Anılan mevzuat ışığında, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1057, K. 2025/1293, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama