KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/22
- Karar No
- 2024/104
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 23/02/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 27/09/2024
Karar Metni
1.269 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili şirketten 07/11/2014 tarihinden itibaren iş sağlığı ve güvenliği hizmeti aldığını, halen de hizmet alımına devam ettiğini, davalı şirkete düzenli faturalar kesildiğini, davalı şirketin de bu faturaları kabul ettiğini fakat uzun bir süredir borcunu ödemediğini, Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalı tarafından borca itiraz edildiğini, borçlunun mal kaçırma ihtimalinin olduğunu, borçlunun borca yeter menkul ve gayrimenkul malvarlığının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati haciz konulmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasındaki 07/11/2014 uygulama tarihli sözleşmede, belirtildiği gibi kesin bir vade kararlaştırılmadığı gibi, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname de sunulmamıştır. Bu nedenle davacının işlemiş faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
İİK.'nun 67-(2) maddesi; "bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne, göre red veya hükmolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir" hükmünü içermektedir. YHGK.'nun 17.10.2012 tarih ve ... E, ...
K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır.” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir.
Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK.'nun 14.07.2010 gün ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı). Dava, faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ilişkin olup; alacağın davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir, yani likit alacak niteliğinde olduğu gözetilerek, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada bulunan 24/07/2014 revizyon tarihli, 07.11.2014 uygulama tarihli İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmet Alım Sözleşmesi 3.4 maddesinde "Mal ve hizmet bedelinin zamanında ödenmemesi halinde kendiliğinden temerrüt oluşur ve borç ödeninceye kadar aylık TC Merkez Bankasınca belirlenen avans faizi oranında vade farkı uygulanır." hükmü düzenlendiğini, bu sözleşmede davalı şirkete, müvekkili şirket tarafından verilen hizmet karşılığı her ay fatura düzenleneceği ve bu faturaların kesileceğini, faturaların zamanında ödenmediği takdirde,
fatura tarihinden itibaren temerrüdün oluşacağını ve temerrüt faizinin uygulanacağının taraflarca kabul edildiğini, müvekkili şirketin kestiği faturalarının alt kısımlarında ödenmesi gereken güncel borç miktarının her ay belirtildiğini, borçlu temerrüdünün oluşumu için ihtarı gerekli kılan TBK. m. 117 hükmü emredici nitelikte olduğunu, bu nedenle tarafların, baştan sözleşme kurulurken yahut vadeye bağlı borçlardan muacceliyet anından önce yapacakları münhasır bir sözleşme ile temerrüdün oluşumu için ihtar gerekliliğinin ortadan kaldırabileceklerini, tarafların hizmet ilişkisine başlarken,
verilen hizmet için her ay belirli miktarda fatura düzenleneceğini, fatura tutarının düzenlendiği tarihte ödenmediği takdirde karşı tarafın ayrıca bir ihtara gerek duymadan kendiğinden temerrüde düşeceğini ve temmerrüt faizi ödeyeceğini belirlendiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: ilk derece mahkemesince 03.11.2020 tarihli celse ... no.lu ara kararı ile davacı tarafa 6.674,15 TL işlemiş faiz yönünden eksik harcı ikmal etmesinin ihtar edildiğini, davacı tarafça da 10.11.2020 tarihinde 6.674,15 TL üzerinden 455,91 TL tamamlama harcı yatırdığını ek harç ikmaline ilişkin alındı belgesinin ilk derece mahkemesi dosyasında mevcut olduğunu, bu nedenle davanın 112.303,81 +6674,15 = 118.977,96 TL üzerinden ikame edildiğinin dikkate alınarak reddedilen 6674,15 TL yönünden lehlerine 4080,00TL vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ; her ne kadar davacı vekili istinaf dilekçesinde işlemiş faiz yönünden davalarının reddine karar verilmesine itiraz etmiş ise de; taraflar arasındaki 07/11/2014 tarihli sözleşmede kesin bir vade kararlaştırılmadığı gibi, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname de sunulmamıştır. Bu nedenle davacının işlemiş faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede ; ilk derece mahkemesince 03.11.2020 tarihli celse ... no.lu ara kararı ile davacı tarafa 6.674,15 TL işlemiş faiz yönünden eksik harcı ikmal etmesi ihtar edildiği, davacı tarafça da 10.11.2020 tarihinde 6.674,15 TL üzerinden 455,91 TL tamamlama harcı yatırıldığı bu nedenle davanın 112.303,81 +6674,15 = 118.977,96 TL üzerinden ikame edildiğinin dikkate alınarak reddedilen 6.674,15 TL yönünden davalı lehine 4080,00TL vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
....
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/22, K. 2024/104, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama