KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2744
- Karar No
- 2024/641
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 27/06/2024
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 31/12/2024
Karar Metni
1.153 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili, davalı tarafça müvekkilleri aleyhine 10/09/2023 tanzim tarihli, 30/09/2023 vade tarihli 300.000,00 TL, 10/09/2023 tanzim tarihli, 15/09/2023 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli iki adet senede dayalı olarak 617.106,16 TL takip çıkış miktarıyla Denizli İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözümü için arabuluculuğa başvurulduğunu fakat herhangi bir çözüme ulaşılamadığını, senet keşidecisi olarak her iki senet metninde yer alan müvekkili ...'un senet alacaklısı davalıyı tanımadığını, hamil davalı ile müvekkili arasında takibe konu senetlerin tanzimini gerektirir herhangi bir ilişkinin söz konusu olmadığını, malen kaydı içerir senetler çerçevesi içinde de müvekkiline teslim edilmiş herhangi bir mal bulunmadığını, müvekkilinin davalının ne iş yaptığını dahi bilmediğini,
her iki senet metninde yer alan imzaların müvekkili ...'a ait olmadığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususun ortaya çıkacağını, senet kefili(avalist) sıfatı ile her iki senette yer alan diğer davacı ...'un da davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, senetler incelendiğinde görüleceği üzere senet metninde düzenleme yeri bulunmadığını, bir takım adres bilgilerine yer verilmiş ise de söz konusu adreslerin kent, ilce vb. idari birim içermediğini, TTK'nın 776/1-f maddesi gereğince senette düzenleme yerinin bulunmasının zorunlu olduğunu, düzenleme yeri bulunmayan senedin kambiyo vasfında olmadığını,
söz konusu şekil eksikliğinin TTK'nın 702/2 maddesi çerçevesinde her zaman ileri sürülebilir nitelikte olduğunu, bu bakımdan müvekkili ... tarafından her iki senet için verilen avalin geçerli olmadığını, senetlerin müvekkili ...'un, davalı alacaklının babası ...'den almış olduğu 15.000,00 TL'yi ödeyememesi üzerine ve ödeyemediği bu bedel için önce ...'e ve devamında da davalı alacaklının hukuka aykırı talepleri, tehditleri nedeni ile borcunun %100 faiziyle 4.000.000.00 TL - 5.000.000.00 TL'yi bulacak şekilde anne ... ve baba ...'in de borçlu olarak gösterildiği senetlerden olduğunu,
davalının ve babasının elinde bu şekilde müvekkilinden alınmış bilindiği kadarıyla 15-16 adet senedin bulunduğunu, gerek takip konusu senetlerden gerekse söz konusu senetlere dayalı olarak gerçekleştirilen icra takibinden dolayı müvekkillerinin takip alacaklısına borcunun bulunmadığını beyan ederek, müvekkillerinin davalı tarafa icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, senetler incelendiğinde görüleceği üzere, adres kısmında adresin yazılı olduğunu, davacıların ikametgahlarının Denizli ilinde olduğu dikkate alındığında, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağını, bu nedenle davacı tarafça ileri sürülen söz konusu eksikliğin olmadığını, senetlerin kambiyo senedi olup, illetten mücerret olduğunu, davacı tarafça söz konusu senetlerin bedelsiz olduğunun yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, davacının soyut iddiasının yerinde olmadığını, senetlerin keşide tarihleri ve vade tarihleri dikkate alındığında, dava tarihine kadar uzunca zaman geçtiğini,
buna rağmen bu hususta davacıların yasal yollara başvurmamasının izahının bulunmadığını, davacı ...'un, müvekkiline gönderdiği ... mesaj kayıtlarına bakıldığında davacı ... ile müvekkili arasında pek çok mesajlaşma olduğunu, mesajlarda herhangi bir tehdit vs. gibi durumun söz konusu olmadığını, davaya konu senetlerden davacı ...'un haberdar olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Eldeki uyuşmazlıkta icra takibine konu senedin düzenleme yerinin olmadığı ve düzenleyen kısmında düzenleyenin adres bilgisinin bulunduğu ancak takibe dayanak yapılan senette tanzim edenin isminin yanında yer alan "... Mahallesi ... Sk. No:... " ibaresi idari birim olmadığından, anılan belgenin bono vasfını taşımadığı değerlendirilmiştir. Bu sebeple senet kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır.
Senedin adi senet hükmünde olduğu ve tarafların da Uyap üzerinden yapılan sorguda davalının ticari iletmesinin bulunmasına rağmen davacıların tacir olmadığı da gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin davaya bakmakta görevli olması hususunun dava şartı olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilerek,
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi delaletiyle, 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince de mahkemenin görevli olmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği" gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetlerde düzenleme yeri bulunmaması sebebiyle her iki senedin de kambiyo vasfına haiz olmadığı açık ise de söz konusu senetlerin kambiyo vasfına haiz olup olmadığını inceleme yetki ve görevinin asliye ticaret mahkemelerine ait olduğunu, dava konusu takibin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla gerçekleştirildiğini, dava konusu uyuşmazlığın TTK'nın 4/a maddesi uyarınca bu Kanun'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davası olması nedeniyle, TTK'nın 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görevi içinde olması gerektiğinin açık olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Takibe konu senedin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 776/1-f maddesi uyarınca; senette düzenlenme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanun'un 777/4. maddesinde ise; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu'nun 02/10/1996 gün ve ... sayılı kararında da benimsendiği üzere; tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir. Ayrıca, 14/12/1992 tarih ve ... E.-... K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurul kararında da açıklandığı üzere, kısaltılmış olarak yazılan tanzim yerinin kabul edilebilmesi için bunun belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gereklidir.
Davaya konu edilen bono incelendiğinde; düzenleme yerinin olmadığı, düzenleyenin isminin yanında "... Mahallesi ... Sk. No:..." açıklamasıyla adres bilgisinin bulunduğu, adres bilgisinde idari birim sayılabilecek kent, ilçe, bucak, köy gibi herhangi bir yer adının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile takibe ve davaya konu bononun, kambiyo senedi vasfında olmadığı senet metninden açıkça anlaşıldığından, senedin kambiyo vasfında bir senet olup olmadığı hususunda yapılacak bir yargılama da bulunmamaktadır. Bu nedenle davaya bakma görevi genel yetkili asliye hukuk mahkemesine ait olup, mahkemenin aynı yönde verdiği karar isabetlidir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/2744, K. 2024/641, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama