KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/291
- Karar No
- 2024/602
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16/09/2021
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
1.435 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı alacaklı olduğu iddiasında bulunan ,....davacı şirketin eski sigortalı çalışanı olduğunu, son aldığı maaşın asgari ücret olduğunu, davacı şirkette iki yıldan fazla bir süre çalıştığını, davalı ... davacı şirketten alacaklı olduğu iddiası ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takip işlemi başlattığını, davacıya ödeme emrinin tebliğ olduğunu, işbu icra takibinin 03/02/2020 tanzim 10/02/2020 vade tarihli 55.000,00 TL bedelli senede dayandığını, davacının işbu senetten ödeme emri tebliği ile haberdar olduğunu, söz konusu senedin keşidecisinin ,.... olduğunu,
... halihazırda davacı şirketin yetkilisi olmasa da şirket yetkilisi olduğu dönemde şahsı adına; davalı ,....lehine senet düzenlediğini, SGK kayıtları ile sabit olduğu üzere davalının davacıya ait iş yerinden ayrılma tarihinin 31/03/2020 olduğunu, ne tesadüftür ki yine senet üzerinde davacı adına tanzim etmiş gibi görünen ...davacı şirketten ayrılma tarihinin de 30/03/2020 olduğunu, davacı şirketin defter kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere;
davacının alacaklı görünen tarafa belirtilen miktarda bir borcu olmadığını, işbu senet üzerindeki imza üzerine çalışan tarafından senedin düzenlenme tarihinden sonra kaşe basılmak suretiyle davacının şeklen borçlu hale getirilmesinin amaçlandığını, davalının işi bırakma tarihinin 31/03/2020 iken senedin vade tarihinin 10/02/2020 olduğunu, başka bir ifadeyle şirketin henüz kendi bünyesinde çalışır iken çalışanına hangi konuda borçlanmış olabileceğinin açıklanamayacağını, davalının takibe konu ettiği alacağının kaynağını açıklaması gerektiğini,
...davacı şirkette 11/05/2017 tarihi ile 31/03/ 2020 tarihi arasında çalıştığını ve çalıştığı süre boyunca tüm alacaklarının vaktinde ve eksiksiz olarak kendisine ödendiğini, işçi işveren ilişkisi dışında da davacı şirket ile davalı arasında herhangi bir para ilişkisinin de söz konusu olmadığını, icra takibi ile her ne kadar sözde borç miktarı 55.000,00 TL olsa da;
davacı şirketin tüm taşınır, taşınmaz mallarına haciz konulduğunu ve bu durumun davacı şirketi iş hayatını devam ettiremeyeceği bir hale getirdiğini, söz konusu icrai işlem neticesince büyük zarara uğramış olduğunu, zararının devamlı olarak arttığını, oluşan zarar için davalı aleyhine her türlü başvuru hakları saklı kalmak kaydı ile; şimdilik zararın en azından artmasının önlenmesi amacıyla öncelikle teminatsız olarak, aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında icra veznesine yatan paranın alacaklıya verilmemesine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek,
davanın kabulü ile borçlu olmadıklarının tespitine, kanuna aykırı olarak başlatılmış olan Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacının iddialarını kabul etmediklerini, borçlu borcunun ödemekten kurtulmak için bu şekilde bir dava ikame ettiğini, iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacı taraf davasını ancak ve ancak yazılı delil ile ispat edebileceğini, gerek dava dilekçesinde ve gerekse mahkemeye sunulan delillerde davacının davasını ispat etmeye yönelik delil sunulmadığını, her ne kadar 25/02/2021 tarihli celsede dosyanın bilirkişiye tevdi kararı verilmiş ise de incelenecek olan defterler davacı borçlunun kendi defterleri olduğunu, davacı şirket kendisi tarafından tutulan defterlerini davalı aleyhine kullanamayacağını,
bu hususta gerekli itirazlarını yaptıklarını, davacı şirketin vermiş olduğu kıymetli evrakın defterlerinde kayıtlı olması yahut olmamasının davalı aleyhine bir delil teşkil etmeyeceğini, ticaret odasına yazılan yazı neticesinde gelecek cevapta, şirketi temsile yetkili kişilerin senedi tanzim ettiğinin ortaya çıkacağını, davalının alacağını imzası kabul edilmiş kıymetli evrak ile talep ettiğini, davacı borçlu ise bu belgeden dolayı borçlu olmadıklarını ancak kıymetli evrak niteliğindeki ve yazılı bir belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının açmış olduğu davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
davanın esastan reddi gerektiğini beyan ederek, davacının davasının reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...senedin karşılıksız olduğunu iddia eden davacının ispat külfeti altında olduğu kabul edilmiştir. Davacının defter incelemelerinde davalıya bu yönde borcu olduğuna dair kayıt bulunmaması ise emsal yargı kararları ışığında illetten mücerret kambiyo senetleri bakımından bu iddianın ispatı için yeterli görülmemiştir.
Davacı yanca sunulan başkaca delil olmadığı, tanık deliline dayanılmış ise de davalının bu delile açık muvafakati bulunmadığı, davacının yemin teklifinin ise davalı tarafından kabul edilerek yeminin eda edilmesi karşısında karşılıksız senet iddiası hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davalı ve alacaklı olduğu iddiasında bulunan ....müvekkili şirketin eski sigortalı çalışanı olduğunu, son aldığı maaşın asgari ücret olduğunu, müvekkili şirkette iki yıldan fazla bir süre çalıştığını, bu hususun dikkate alınması gerektiğini, takip konusu senedin keşidecisinin ... olduğunu, ....halihazırda müvekkili şirket yetkilisi olmasa da şirket yetkilisi olduğu dönemde şahsı adına;
davalı ... lehine senet düzenlediğini, şirketin henüz kendi bünyesinde çalışır iken çalışanına hangi konuda borçlanmış olabileceğinin açıklanamayacağını, senedin tanzim tarihi ve vade tarihi gözönünde bulundurulduğunda henüz iş akdi devam eden bir çalışanına çalışma süresi içerisinde bu kadar yüksek bir miktar ödeme senedi düzenlenmesinin izahtan vareste olduğunu, üzerinde durulması gereken bir hususun da şirketin eski müdürü ile birlikte hareket eden davalının henüz çalışma süresi içerisindeki bir vadeye senet tanzim edip, senet üzerine müvekkil şirketin kaşesinin basılması eylemi olduğunu,
işbu hususun aksi şirketin defter kayıtları ile sabit olup, alacaklı görünen davalı alacağını ispat ile sorumlu olduğunu, senet üzerindeki imza üzerine çalışan tarafından senedin düzenlenme tarihinden sonra kaşe basılmak suretiyle müvekkilinin şeklen borçlu hale getirilmesi amaçlandığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2006, s.322-323. YHGK, 2017/(19)11-931 E, 2020/700 K).
İstinaf incelemesine konu dosyada, imza inkarı olmayan kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığı iddia edildiğinden, ispat külfeti davacıdadır. Aksini iddia eden davacı taraf beyanları yerinde değildir. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır.
Dosyada alınan bilirkişi raporunda kambiyo senedinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı belirtilse de, Yargıtay 19. HD'nin ....E, ...K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; taraflar tacir dahi olsa kambiyo senetlerinin deftere kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır. Kambiyo senedinin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmaması, tek başına davacının iddiasının ispatına yeter değildir.
İlk derece mahkemesince davacıya, yemin delili kullandırılmış olup, davalı yemini eda etmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ve HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/291, K. 2024/602, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama