KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/394
- Karar No
- 2025/344
- Karar tarihi
- 21 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 20/04/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 21/03/2025
Karar Metni
1.499 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin un ve yem imalatı yaptığını, müvekkili şirketi ile ... arasında 15/07/2015 düzenlenme ve 13/09/2015 faiz başlangıç tarihli fatura ticari ilişkiye istinaden düzenlendiğini, yine bu ticari ilişkiye istinaden cari hesap ekstresi mevcut olduğunu, davalı taraf borcunu ödemediği için davalı aleyhine Antalya 15 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, karşı tarafın yetkiye ve asıl alacağın tamamına, işlemiş faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, karşı tarafın itirazlarının yerinde olmadığını, yapılan alışverişin ticari bir iş olup her iki tarafında tacir olduğunu,
müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlüğünü yerine getirdiğini, davalının ise borcunu ödemediğini, takibe konu olmuş ve haksız itirazda bulunan borçlu tarafından ödenmemiş fatura olduğunu, 20.274,00.-TL için itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bucak Mahkemeleri olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, davacı şirket tarafından yapılan icra takibinde asıl alacağın tamamına, işlemiş faiz ve gerilerine itiraz ettiğini, davacı şirketin bu davaya dayanak oluşturduğu 15/07/215 düzenleme tarihli faturaya dayanan ilamsız takibine ilişkin ödeme emrinde iddia edilen asıl alacak miktarının 17.346,97.-TL olduğunu, oysa ki fatura bedelinin 17.533,60.-TL olduğunu, bu nedenle takibe konu fatura bedeli ile takibe konulan alacak miktarının birbiri ile örtüşmediğini,
ödemeleri şirket çalışanı olan ...a yaptığını, davacı şirket tarafından da tahsilat makbuzu verildiğini, davacı şirketin basiretli bir tacir olarak davranmadığını, kendi çalışanına ait denetim yükümlülüğüne ilişkin görevini yerine getirmemesi şeklindeki kusurunu davalıya izafe etmesi hakkaniyetle bağdaşmayacağını, icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz etmediğini, davacı şirkete mükerrer ödemede bulunmamak için icra takibine itiraz ettiğini, yetki itirazında bulunduğunu, davanın red edilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
% 20 den aşağı olmamak üzere davacı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacı ile davalı arasında satış sözleşmesinden kaynaklı akdi ilişkinin varlığı, sözleşmeye konu malların teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taraf sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödediğini beyan etmektedir. Bu durumda davalının takibe konu fatura ve cari hesap bakiyesini ödediğini ispat yükünü üzerine almaktadır.
Davacının usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarında dava ve takip konusu alacağın kayıtlı olduğu, karşılığında ödeme kaydının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın ise ödeme olgusunu dosyaya sunmuş olduğu tahsilat makbuzları ile dava dışı ...tarafından kredi kartıyla yapılan ödemelere dayandırmaktadır.
Tahsilat makbuzlarında imzası bulunan kişi davacı şirketin çalışanı olduğundan davalı tarafın tahsilat makbuzları ile bilirkişi raporunda belirlenen 13.242,50 TL alacak bedelini davacıya ödediği hususunu ispat ettiği, davalı tarafın bu miktar yönünden borçtan kurtulduğunun kabulü gerekmektedir.
Bakiye 7.030,00 TL bedel yönünden ise dava dışı ...tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin dava konusu alacağa ilişkin olduğuna ilişkin herhangi bir yazılı delil ve açıklama dosyaya ibraz edilemediğinden bu miktar yönünden itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da, davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takipteki faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap dökümleri ve faturalar ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının çelişkili olduğunu, 13.242,50 TL tutarında yapılan ödemenin ... tarafından yapılmasına rağmen, bu ödemeyi kabul edip yine aynı kişiye yapılan ödemeyi kabul etmemesinin çeliştiğini, tahsilat makbuzlarının borcun ödendiğine karine olmadığını, davalının borcu ödediğini kesin deliller ile ispatlaması gerektiğini, ödeme emrinin borçluya tebliği ile davalının temerrüte düştüğünü, kaldı ki faturanın tebliği ile 8 iş günü sonrasında da temerrüte düştüğünü beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu, ticari ilişkiden kaynaklı borcunu ödediğini, 31/12/2016 tarihli mutabakat yazısında belirtilen borç tutarının ödendiğini, borcu kalmadığını, davacının takipteki alacağını faturaya dayandırmasına rağmen, eldeki itirazın iptali davasını cari hesaba dayalı açtığını, bu hususun takip ile sıkı sıkıya bağlılık ilkesine aykırılık olduğunu, kabule göre de; müvekkilince ödenen bedelin takipteki tutardan düşülmesi gerekirken, mahkemenin takipteki faizi de hesaba katarak ödemeyi mahsup etmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, cari hesap ve faturaya dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalı taraf takibin faturaya dayalı başlatıldığını iddia etmişse de, icra takip talebinin incelenmesinde cari hesap ekstresine ve faturaya birlikte dayanıldığı görülmekle, davalının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında faturaya dayalı malların teslim edildiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilaf davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ...seri nolu 08/08/2015 tarihli 8.600,00 TL bedelli, ... seri nolu 02/08/2015 tarihli 10.000,00 TL bedelli, ... seri nolu 27/12/2016 tarihli 7.030,00 TL bedelli,... seri nolu 04/01/2017 tarihli 3.060.00 TL tutarlı, 14/12/2016 tarihli 3.100,00 ve 52,50 TL tutarlı makbuzlarda yer alan ödemelerin davacıya yapılan ödeme niteliğinde olup olmadığı, yine davacı tarafından davalıya gönderilen 26/01/2017 tarihli " 31 aralık 2016 tarihi itibari ile 3.059,01 TL borcunuz bulunmaktadır" yazısının mutabakat niteliğinde olup olmadığı hususlarıdır.
26/01/2017 tarihli " 31 aralık 2016 tarihi itibari ile 3.059,01 TL borcunuz bulunmaktadır" yazısının davalı tarafından cevap dilekçesinde sunulduğu, davacı tarafın ise HMK 208.
Maddesi uyarınca sahtecilik iddiasında bulunmadığı, davacının ve davalının ticari defterlerine göre 31.12.2016 tarihinden sonra davacının davalı tarafa yeni bir fatura tanzim etmediği, 3.059,01 TL tutarındaki davalı borcunun ise ... seri nolu 04/01/2017 tarihli 3.060.00 TL tutarlı makbuz ile davacıya banka kanalı ile ödendiğinin 29/09/2020 tarihli rapordan 14/02/2021 tarihli rapordan sabit olduğu görülmekle; davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Davanın reddinde ise sadece takibin haksız olması değil, aynı zamanda takibin de kötüniyetli başlatılması esastır. Davacının kötüniyetli takip başlattığı ispatlanamadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Davalının istinaf talebi yerinde görülmekle davanın reddine karar verildiğinden davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/394, K. 2025/344, 21 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama