KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/44
- Karar No
- 2024/64
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 18/06/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 20/09/2024
Karar Metni
1.283 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin akaryakıt paket sigortasıı temin ettiği işyerinde hasar oluşmasına sebebiyet veren davalı şirketten fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.600,26 TL nin tanzimini ve hak sahibine ödeme tarihi olan 21.07.2017 tarihinden itibaren başlayarak tahsile kadar işleyecek T. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi ile birlikte tahsili için açılan Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalı şirketi yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, görev itirazında bulunduklarını görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmesini davanın husumet nedeniyle reddini, davayı kabul etmediklerini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu olayda herhangi bir kamera kaydı vs. olmaması sebebiyle davalı çalışanının yanlış akaryakıt deposuna akaryakıt boşaltımı yaptığı hususunun net olarak tespit edilmediği, Akaryakıt Boşaltma Talimatına göre tankerden akaryakıt boşaltma sorumluluğunun istasyon yetkililerine ait olduğu,
yine akaryakıt depolarına yanlış boşaltımın engellenmesi için de tank kapaklarının açılması sorumluluğunun da istasyon yetkililerin sorumluluğunda olduğunun mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu, sonuç olarak davacı tarafından akaryakıt deposuna davalı çalışanının yanlış akaryakıt boşalttığı durumunun ispat edilememesi sebebiyle ispatlanamayan davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin taşıyıcılığını yaptığı akaryakıtın, davalı şirket çalışan dava dışı ... tarafından yanlış akaryakıt tankına boşaltım yapması sebebiyle zarar verildiğini, dolum işleminin kendisi tarafından yapıldığını ve zarara kendisinin sebebiyet verdiğini ... ikrar ettiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini, Tehlikeli Maddelerin Karayoluyla Taşınması Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre boşaltma işleminin istasyon yetkililerince yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığını,
davalı şirketin sorumluluğu bulunduğunu, davalı şirketin dava dışı çalışanın açık ikrarı nazara alındığında zarara neden olan fiilin ... tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir tereddüt bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, halefiyete dayalı rücuen tazminatın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı sigorta şirketi tarafından, akaryakıt paket sigortası kapsamında sigortalanan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. Ne ait akaryakıt istasyonunda davalı şirket tarafından taşınan akaryakıtın yanlış akaryakıt tankına boşaltılmasında davalı tarafın kusurlu olup olmadığı meydana gelen zarardan davalı şirketin sorumlu tutulup tutulamayacağı ve varsa zarar miktarının ne kadar olduğu konularında olduğu anlaşılmıştır.
Davaya emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında. "Davacıya sigortalı işyerinin akaryakıt istasyonu sigorta poliçesi ile sigortalandığı,17/02/2011 tarihinde davalı şirket çalışanı tarafından, sigortalı akaryakıt istasyonuna getirilen yakıtın, akaryakıt tanklarına yanlış dolumu neticesinde zarar meydana geldiği; bu tür zararın sigortanın himaye kapsamına dahil edildiği,dosya kapsamından anlaşılmaktadır. ...
Davalı şirket çalışanının sigortalı işyerindeki tanklarda hangi tür yakıt olduğunu bilmesi mümkün olmadığı, akaryakıtın boşaltım işleminin hemen olabilecek bir iş olmadığı sigortalı ve çalışanının bunu kontrol etmesinin gerektiği gözetildiğinde, davalı tarafa kusur veren bilirkişi raporunun bu nedenle kabule şayan olamayacağı, davalının kusurlu görülemeyeceği anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir" denilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan her iki heyet raporunda da; akaryakıt boşaltma talimatında belirtildiği şekilde tankerden akaryakıt boşaltma sorumluluğu tamamen istasyon yetkililerine ait olduğu kesin olarak belirtilmesi sebebiyle sigortalı istasyon yetkililerin bu konuda hatalı davrandığı, tanker sürücüsü akaryakıt istasyonunu bilse dahi yer altı tanklarının yasal olarak kilitli olması gerektiğinden istasyon yetkilileri tarafından yönlendirme yapılacağından bu nedenle istasyon yetkililerinin yine hatalı davranmış olduğu, yanlış boşaltmaların önlenmesi açısından yasal olarak ayrı şekilde renklendirilmiş akaryakıt tankları kapaklarının açılması sorumluluğu istasyon yetkililerine ait olduğu hususları tespit edilmiş ve davacının sigortalısı tam kusurlu bulunmuştur.
Eldeki dosya yukarıda zikredilen emsal karar ve bilimsel yöntemler ile oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda değerlendirildiğinde; davalı şirket çalışanının sigortalı işyerindeki tanklarda hangi tür yakıt olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, akaryakıtın boşaltım işleminin hemen olabilecek bir iş olmadığı sigortalı ve çalışanının bunu kontrol etmesinin gerektiği gözetildiğinde davalının kusurlu görülemeyeceği anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve davacının buna ilişkin istinafının reddi gerekmiştir.
Davacı taraf her ne kadar davalının işçisi ... yanlış akaryakıt dolum işleminin kendisi tarafından yapıldığını ve zarara kendisinin sebebiyet verdiğini ikrar ettiğini öne sürmüş ise de söz konusu tutanak incelendiğinde bu tutanağın durum tespitine ilişkin olduğu herhangi bir ikrarı içermediği sabittir. Bu durum tespitinin esasa alınması halinde bile davalı tarafın işçisinin işyerinin çalışanları refakat etmeden tek başına boşaltım yapmasının istenilmesi başlı başına sigortalı işyerinin tam kusuruna sebebiyet veren bir husustur. Davacı taraf bu durumun aksini ispat eder şekilde kamera kaydı da sunamamıştır. Bu sebeple de davacı tarafın buna ilişen istinafının reddi gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince " davalı çalışanının yanlış akaryakıt deposuna akaryakıt boşaltımı yaptığı hususunun net olarak tespit edilmediği " şeklinde gerekçeye dayanılmış ise de dosya kapsamında yanlış akaryakıt deposuna akaryakıt boşaltımı yapıldığının sabit olması, sadece bu durumda hangi tarafın kusurlu olduğu konusunda ihtilaf bulunması karşısında ilk derece mahkemesinin bu hususa ilişkin gerekçesi isabetli değildir.
Bu sebeplerle, 6100 Sayılı HMK 'nın 353/1-b-2 maddesine göre; davanın esası ile ilgili olarak "yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzeltilerek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilir hükmü mevcuttur. İlk derece mahkemesince ulaştığı sonuç olan hüküm her ne kadar doğru olsa da gerekçesinin bir kısmı hatalıdır.
Bu nedenle, dairemizce yukarıda izah olunan gerekçe ve nedenlerle ve dairemiz kararında belirtilen gerekçelere dayanılarak ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi re'sen düzeltilerek yeniden esas hakkında 6100 Sayılı HMK 'nun 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince karar vermek gerekmiştir.
Sonuç olarak; İlk derece mahkemesi kararının kamu düzenine ilişkin gerekçenin düzeltilmesi amacıyla kaldırılması ve sadece gerekçenin değiştirilerek aynı hükmün verilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/44, K. 2024/64, 20 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama