KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/723
- Karar No
- 2025/932
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 15/04/2022
- Davanın konusu
- İstirdat
- Yazım tarihi
- 22/09/2025
Karar Metni
1.789 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirket ...
Makinenin ulusal düzeyde kamu ve özel sektöre hizmet sunumu konusunda önder firmalardan biri olup ülke genelinde kendi sektöründe yüzlerce ihaleye katılıp uhdesinde kalan ihalelerin kapsam ve özelliğine göre ihaleyi yapan ilgili idarelere hizmet sunan kurumsal bazda bir tüzel kişi olduğunu, işlerini deneyimli personeli ile takip eden hiçbir surette ihale yasaklısı olmayan, cezai şartlara maruz kalmayan, kanun ve nizamlara uygun hareket etmesi ile sektörünün tercih edilen firmalardan biri olduğunu,
idarenin bir günlük zaman dilimine sığdırmaya çalıştığı sözleşme sürecinin arkasında yatan gerçeğin ise mevcut dava konusu sözleşmeye ilişkin ihalenin 8. Ay, 9. Ay, 10. Ayda yapılması gerekirken, huzurdaki davaya konu ihalenin hiçbir hukuki gerekçe ya da geçerli sebep olmaksızın çok ileri bir tarih olan 15/11/2015 tarihine bırakılmasından kaynaklı olduğunu, zira belirtilen aylarda yapılacak ihaleye ilişkin Kamu İhale Kanununda düzenlenen sürelere uygun hareket etmenin mümkün olacağının tartışmasız olduğunu,
idarenin ihaleye ilişkin sözleşmeyle sağladığı hizmetin geçmiş yıllarda farklı ihalelerde uygulanan aynı iş olduğu gibi daha sonraki ay ve yıllarda da uygulanacak bir hizmetin ifası olduğunu, idarenin konuya ilişkin olarak geçmiş dönemlerde tecbüresi olup, aynı konulara ilişkin bir çok ihale yaparak ilgili ihaleyi alan firmalarla aynı niteliklerde sözleşme imzaladığı bilinmekte olup bu hususların idarenin kayıtlarında da mevcut olduğunu,
idarenin yöneticileri tarafından bu hususların bilindiği için müvekkil şirkete ihale kesinleşmeden ve müvekkilce bu hususun bilinmesinin mümkün olmadığı halde idarece yasal presedürler ihlal edilerek müvekkiline ihale kesinleşti diyerek sözleşmeyi imzalatmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil yan kesinleşmeye ilişkin bilgi ve belge talep etse de idarenin teminatları nakde çevirme ve ihale yasaklısı ilan etme baskısı ile karşı karşıya kaldığını ve sözleşmenin aynı gün kendisine imzalatıldığını, idare ile ihale konusu işe ilişkin sözleşmenin 31/12/2015 tarihinde imzalanması üzerine,
müvekkili şirket 01/01/2016 tarihinde işe başladığını ve sözleşmeye istinaden yükümlülüğünü yerine getirmeye başladığını, davalı idare, işin başlamasından dolayı müvekkili şirketin hak ediş ödemelerini aylık olarak yapması gerekirken hiçbirini ilk üç ay boyunca yapmadığını, söz konusu ihaleye bir istekli tarafından itiraz edilmiş ve aynı istekli tarafından Kamu İhale Kurumuna 18/01/2016 tarihinde itirazen şikayet başvurusunda bulunulmasına rağmen 26/02/2016 tarihi itibari ile Kamu İhale Kurumu tarafından bir karar verilmediğini,
İdarenin ihale süreci devam ederken hiçbir suretle müvekkili bilgilendirmediğini yaşanan gelişmelere ilişkin bilgi belge tebliğ etmediğini hak edişleri yakında ödeyeceğiz şimdilik idarenin parası yok diye oyaladığını, bir kısım idari yetkililerden alınan şifahi bilgide ise bu yıl bütçesine İhale Konusu Meblağın konulmadığı unutulduğu duyumu alındığını, bütçeye konulmayan iş kalemlerine ilişkin idarenin ihaleye çıkamayacağı KİK gereği olduğunu, bu da idarenin ağır kusurlu olduğunun bir başka kanıtı olduğunu,
bu nedenlerle idarenin kusurundan kaynaklı olarak müvekkil hak edişlerinden kesilen 253.327,52 TL maddi kaybın ödeme tarihi olan 25/04/2016 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili,davaya görev, yetki, işbölümü, hak düşürücü süre itirazı ve davayı kabul anlamına gelememek üzere zamanaşımı defi ve her türlü usuli itirazlarını yenilediklerini, davanın yargı yolu nedeni ile reddi gerektiğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu dava idarenin işlem ve eylemlerinden kaynaklı tam yargı davası olarak idari yargıda açılması gerektiğini, davalının ...'nün 19.11.2015 tarih ...
İhale numarasıyla ihale ettiği '' Atıksu Yağmursuyu ve Arıtma Tesisi İşlerinde Personel Çalıştırılması'' hizmet alımı ihalesi işi davacı şirket uhdesinde kaldığını, söz konusu ihale ise 21/12/2015 tarihinde ihale yetkilisince onaylanması ile kesinleşmiş ve yine 21/12/2015 tarihinde ihalenin kesinleştiği ve davacı şirketin uhdesinde kalan ihale ile ilgili olarak on gün içerisinde sözleşme yapmak üzere idareye başvurması gerektiği hususu, idare tarafından bildirildiğini ve tebliğ edildiğini, davacı yükleniciye teknik şartname ve sözleşme hükümlerini zamanında yerine getirmemesi sonucu toplam 253.327,52 TL gecikme cezası zammı uygulandığını,
davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ve idareyi zan altında bırakan tüm iddiaların gerçek dışı olup bu iddiaları kabul etmediklerini, davacı tarafın aldığı ihale sonucu yine özgür iradesi ile imzaladığı ihale sözleşmesi ve teknik şartnamedeki ve hükümlüler gereğince yükümlülüklerini yerine getirmemiş ve bu sebeple de cezalı duruma düştüğünü, davacı tarafın ihalenin ne z aman yapılması gerektiği konusundaki yorumlarının abesle iştigal olduğunu, davacı- yüklenici şirket ihale kesinleşip, sözleşmeyi imzaladıktan sonra yükümlülüklerini yerine getirmemiş , ödemesi gereken damga vergisi ve karar pulunu ödemediğini,
teslim etmesi araçları teslim etmediğini, şirket ihale süreciyle ilgili olarak hiçbir sorunla karşılaşmadığı halde sırf kendi kusuru sonucu düştüğü cezalı durumdan kurtulabilmek için işbu davayı açtığını, davanın öncelikle yargı yolu ve diğer itirazlarının dikkate alınarak, usulden reddini, kanun ve usul hükümlerine aykırı olup , haksız mesnetsiz ve kötüniyetle açılan davanın esastan reddini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin karşı taraf davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Denizli ...nin açtığı 19.11.2015 tarih ...
İhale Kayıt Numaralı "Atıksu, Yağmursuyu ve Arıtma Tesisi işlerinde 155 adet personel çalıştırılması" işinin Açık İhale usulüyle ihalesinin yapıldığı, ihalenin davacı ... üzerinde kaldığı, İhale Komisyonu Kararı'nın 21.12.2015 tarihinde onaylandığı ve davacı firmaya ihalenin kesinleştiğine ilişkin kararın davalı idarenin 21.12.2015 tarihli yazısıyla EKAP üzerinden tebliğ edildiği, taraflar arasında 31.12.2015 tarihinde sözleşme imzalandığı, dava konusu ihalenin.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 41. maddesi gereği ihale yetkilisinin onayı ile 21.12.2015 tarihinde kesinleştiği, Kamu İhale Kurumu'na yapılan başvuruların ihalede sözleşme imzalanmasını veya ihaleye konu işlerin yürütülmesini engellemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2. maddesi gereği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin esaslı unsurlarını etkilemediği için davacı tarafın ileri sürdüğü şekilde sözleşmenin askıda olmadığı ve geçerli olduğu; davacı tarafın ileri sürdüğü davalı idarenin kendilerine 3 ay hakediş ödemesi yapmaması hususuyla ilgili olarak;
taraflar arasında imzalanan Sözleşme'nin 12. maddesi gereği davacının ayın bitiminde hakediş talep dilekçesini ilgili evrakları ile birlikte İdareye sunması gerektiği, dava dosyasında davacı tarafın davalı idareye vermiş olduğu böyle bir dilekçeye rastlanamadığı, bu bakımdan idareye bu konuyla ilgili bir kusur atfedilemeyeceği, yine davalı idarenin davacı taraftan yapmış olduğu kesintilerin taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi gereği sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan ve davalı idare ve davacı firma tarafından imzalanan Teknik Şartname'ye uygun olduğu,
bu hususlarda dosyada alınan tüm kök ve ek bilirkişi raporlarının aynı doğrultuda olup birbiri ile çelişmediği; davacı firmanın hakedişlerinden yapılan kesinti miktarları ile ilgili olarak ise son tarihli ... tarihl i bilirkişi heyeti raporunda hesaplanan miktarların bilirkişi heyetince gün hesabına dayalı hesaplamaların 1'er günlük farklar şeklinde yanlış hesaplanması neticesinde diğer bilirkişi raporları ve davalı idarece hesaplanan bedellerden farklı çıktığı; mahkememizce resen yapılan hesaba göre, araçların geç teslimi hakkındaki hesaplama yönüyle.
1 adet panelvan tipi aracın 01.01.2016 tarihinde teslim edilmesi gerektiği ancak 08.02.2016 tarihinde teslim edildiği, 01.01.2016 - 08.02.2016 tarihi arasında (Teslim günü hariç) 38 gün bulunduğu.
5 adet hizmet aracının ise 01.01.2016 tarihinde teslim edilmesi gerektiği ancak 31/03/2016 tarihinde teslim edildiği, 01.01.2016 - 31.03.2016 tarihi arasında (Teslim günü hariç) 91 gün bulunduğu; bu hesaba göre (91 gün x 5 adet hizmet aracı) + 38 gün = 493 gün x günlük 200,00 TL gecikme cezası = 98.600,00 TL olması gerektiği.
Büro cezası ile ilgili olarak; büronun sözleşme imzalanma tarihi olan 31/12/2015 tarihinden sonra 35 gün içinde (04/02/2016 tarihinde) tamamlanması gerektiği fakat 31/03/2016 tarihinde tamamlandığı, buna göre 04.02.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında (Teslim tarihi hariç) toplam 56 gün olup her bir gün için 200,00 TL gecikme cezası uygulandığında. 56 gün x 200,00TL = 11.200,00 TL olduğu.
İş elbisesi ve koruyucu donanımlarla ilgili olarak; davacı firmanın sözleşmenin imzalanma tarihi olan 31/12/2015 tarihinden itibaren 35 gün içinde (04/02/2016 tarihinde) idarenin belirlediği personel sayısına 2'şer adet kışlık elbiseyi teslim edeceği, teslimatın geciktiği gün başına her bir kalem elbise için 100,00 TL gecikme cezasının uygulanacağı, buna göre davacının kışlık elbiseleri 31/03/2016 tarihinde teslim ettiği, 04.02.2016 - 31.03.2016 tarihleri arasında (Teslim tarihi hariç) toplam 56 gün olup bir gün için 10 kalem elbise miktarına göre 1.000,00 TL gecikme cezası uygulandığında.
56 gün x 1.000,00TL = 56.000,00 TL olduğu; buna göre bilirkişi raporunda doğru tespit edilen personel maaşının geç ödenmesine dair gecikme cezası olan 64.015,92 TL de eklendiğinde tüm hesaplama kalemleri toplandığında idarece kesilen hakedişin 253.327,52 TL olup doğru hesaplandığı; bu durumda davalı idarece yapılan kesintilerin yukarıda anılan kanun hükümleri de dikkate alınarak usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle davacının ispatlanamayan davasının reddi" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde edimlerin infaz sırasında ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, idare tarafından hak ediş raporu düzenlenmeden alacak talep etmelerinin mümkün olmadığını, idarenin üç ay kesintisiz hizmet almasına rağmen hak ediş raporu düzenlenmeyip para cezası uygulamasının hukuka aykırı olduğunu, kamu ihale kanununun 41. maddesi uyarınca imzalanmaması gereken bir sözleşmenin imzalandığını, genel kanun özel kanunun değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken bu hususun uygulanmadığını, ihalenin onayının idari işlem, kesinleşmesinin ise yargısal süreç olduğunu,
sözleşmenin geçersiz askıda bir sözleşme olduğunu, askıda bir sözleşmeye dayanılarak ceza uygulanamayacağını, kararın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, istirdat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşmede hak edişlerin düzenlenmesi için idareye başvuru şartı bulunmasına,
davacının davalı idareye başvuru yaptığını ve idareyi temerrüde düşürdüğünü ispatlayamamasına, sözleşmenin imzalanma sürecinde iradenin sakatlandığının ispatlanamamasına, kamu ihale kurumuna yapılan başvuruların sözleşme kurmayı engellememesine veya sözleşmeyi askıda hale getirmemesine, davacının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğinin ve verilen cezaların miktar itibari ile de usul ve yasaya uygun olduğuna yönelik ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin dosya kapsamına ve mevzuata uygun olmasına, kararın usul ve esas yönünden de hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre;
davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/723, K. 2025/932, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama