KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/75
- Karar No
- 2024/88
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 29/06/2021
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Alım Satım
- Yazım tarihi
- 24/09/2024
Karar Metni
2.041 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalıların karı koca olduklarını, davalılardan ...'in eşi diğer davalı ... adına işlemler yaptığını, davalılardan ...'in Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...
D.İş sayılı dosyasında 20.000,00-TL üzerinden ihtiyati haciz aldığını, Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasında 2 adet bonoyu takibe koyduğunu, bonoların teminat senedi niteliğinde olduğunu, davalı tarafın senedin neden ellerinde olduğunu açıklayamadığını, davalının sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğinden sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu sözleşme nedeniyle verilmesi gereken çekleri ve nakit parayı vermediğini ileri sürerek, müvekkilinin davalılara Antalya 14. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalılar vekili, müvekkili .... davacı ile 2 adet daire almak için anlaştıklarını ve bu anlaşma karşılığında 168.000,00-TL para ödediğini, karşılığında ise ödediği iki adet daire tapusu alması gerekirken alamadığını, davalıların davacıya 57.000,00-TL nakit para ödediğini, karşılığında 10.10.2013 tanzim, 15.11.2013 vade tarihli ve 57.000,00-TL bedelli senedi aldıklarını, bunun dışında davacıya toplamda 7 adet müşteri çeki verdiklerini, bu çeklerin 111.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin toplamda davacıya 168.000,00-TL ödeme yaptığını, çeklerin bizzat davacı ...'a teslim edildiğini, davacıya 168.000,00-TL ödendiği halde tapuların alınamadığını,
bu nedenle 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra icra işlemleri başlatıldığını, POS cihazından çekilen meblağların davacının çalıştırdığı işçilerin yemek, gıda vs. ihtiyaçlarının karşılığı olduğunu belirterek, davanın reddini ve %20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda.
Davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve sebepsiz zenginleşme nedeni ile ödenen bedelin iadesine ilişkin alacak davası niteliğinde olduğunu, alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın kredi kartı ile davacı taraftan karşılıksız olarak 45.300,00 TL olarak para tahsil edildiğini, taraflar arasında adi yazılı sözleşme yapıldığını, sözleşmede 57.000,00 TL' lik çeklerin verildiğini ve bu çeklere karşılık müteahitin 57.000,00 TL' lik senet verdiğinin yazılı olduğu, bu çeklerden sadece 14.000,00 TL 'nin davacı tarafça tahsil edildiği,
sözleşmenin taşınmaz satışına ilişkin olduğu ve resmi şekle uyulmadan yapılan sözleşmelerin kesin hükümsüzlük yaptırımı ile karşılaşacağını, buna göre inceleme yapıldığında 57,000,00 TL' lik senedin bedelsiz kalıp kalmadığının incelenmesi gerektiğinin, bu senede karşılık verilen ....
Seri nolu 25/01/2014 tarihli 14.000,00 TL tutarındaki çekin ödendiğini, bu nedenle hükümsüz kalan sözleşme uyarınca verilen 57.000,00 TL' lik senetten ödenen 14.000,00 TL' lik çek bedeli mahsup edildiğinde 57.000,00 TL' lik senedin 43.000,00 TL' sinin karşılıksız kaldığı, yine 54.000,00 TL tutarındaki senedin de verilen çeklere karşılık alındığının yazılı olduğu, ancak çeklerde davacının adı ve cirosunun bulunmadığı, bu çeklerin davacının uhdesinde kaldığının sabit olmadığı,
dolasıyla davacının 54.000,00 TL teminat senedi yönünden de davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davalı alacaklının geçerli şekil şartına uyulmaksızın yapılan sözleşme uyarınca taraflar ancak verdiklerini geri isteyebilecekken davalı taraf davacıya verdiği 14.000,00TL' lik çek alacağı dışında teminat olarak aldığı senetlerin tamamını talep etmesi , ayrıca karşılığında senet aldığı çekleri Samsun'da başka bir evin yapımında kullanmasına rağmen bu çekler nedeni ile davacıdan alacaklı olduğu iddiası ile davacı hakkında başka bir takipte başlatması davalı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedilerek,
davacının ikinci talebi ise davacıya satışı vaad edilen araç ve fırın için pos cihazından kredi kartıyla yapılan ödemelerin, bu satışlar gerçekleşmediği iddiasıyla sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesi isteminden ibaret olup davacının pos cihazından davalıların birlikte işlettikleri iş yerinden çeşitli tarihlerde para çekildiği sabittir.
Uyuşmazlık bu paraların ne için alındığı hususuna ilişkin olup bu hususta davacı tarafça araç ve fırın satım vaadine ilişkin yazılı delil ibraz edilmemiştir.
Ancak davalı gerek cevap dilekçesinde gerekse isticvab beyanında bu paralardan bir kısmının nakit olarak davacıya verildiğini, davacının nakde sıkışık olması nedeniyle böyle bir yönteme başvurulduğu beyan edilmiş olmakla ispat külfetinin yer değiştirdiği, karinenin aksine davalının bu yöndeki beyanlarını ispatlaması gerektiği ancak davalının karttan çekilen paraların nakit olarak davacıya verildiğine ilişkin bir delil ibraz edemediği, bu kadar yüklü miktardaki ödemelerin zemin artı 3 kattan oluşan inşaatin çalışan işçilerinin yemek giderleri olamayacağının açık olduğu,
davacının daha yüksek bedel talep etmesine rağmen bilirkişi raporunda davacının banka kanalı ile yapılan ödemelerin 45.300,00-TL olduğunun tespit edildiği ve davacının bu rapora itiraz etmediği anlaşılmakla davalıların davacıdan pos cihazı ile 45.300,00-TL tahsil ettiklerinin sabit olmasına rağmen bu bedelin nakit olarak davacıya elden verildiği hususu ispat edilemediğinden sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tespit edilen bu miktarın davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kısmen kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı her ne kadar ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmişse de davalı taraf dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmıştır.
Davalı ...'nin pos cihazının kullanıldığı iş yerinin sahibi olması karşısında sebepsiz zenginleşme davası bakımından pasif husumetinin olduğu değerlendirilmiş bu nedenle bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir.Her ne kadar dava dilekçesinde delil olarak davalı vekili Av. ... ile ilgili çeşitli iddialarda bulunulmuş, CD ve dökümü ibraz edilmiş ise de vekilin davada taraf olmadığı ve davamızın konusu olmadığı, ceza yargılamasının konusu teşkil edebilecek nitelikte olabileceği anlaşılmakla bu delillere yer verilmemiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkilinin 2 adet dairenin müvekkile devredilmesi konusunda anlaştıklarını, bu amaçla 10/10/2013 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin 168.000,00 TL para ödediğini, 57.000,00 TL'sinin nakit para, toplam 111.000,00 TL'sinin ise müşteri çeki olarak davacıya verildiğini, tapu devrinin yapılmadığını, sözleşmede senetlere açık atıf bulunmadığını, senette de bu yönde bir kayıt bulunmadığını, dolasıyla mahkemenin senetlerin teminat senetleri olduğu kabulünün hatalı olduğunu,
davaya konu 3 adet çekin davacıya verildiğinin sözleşmede açık olarak belirtilmesine rağmen hüküm verilirken bu hususun gözetilmediğini, müvekkiline verilen bono bedellerinden bu çeklerden haksız yere düşüldüğünü, aynı zamanda 14.000,00TL bedelli davacı tarafından tahsil edilen çekin her iki bonoda da toplamdan düşüldüğünü, pos cihazından yapılan ödemlerde ise ispat yükünün davacıda olmasına rağmen mahkemenin hatalı yorumu ile ispat yükünün yer değiştirdiği kabulünün doğru olmadığının, ... yönünden menfi tespit davasında husumet ehliyeti bulunmamasına rağmen bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını,
icra tazminatına hükmedilmesinin yasal olmadığını, davacı hakkında davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle ödenen bedelin iadesine ilişkin alacak istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
Değişik İş sayılı dosyasında bulunan ve tarafların da kabulünde olan 10/10/2013 tarihli adi yazılı sözleşmenin incelenmesinde sözleşmede iki adet bağımsız bölümün satıcı ... tarafından ... 'e satılmasına ilişkin olduğu, sözleşme bedelinin 150.000,00 TL olduğu, tapunun tüm ödemeler bittikten sonra verileceğinin kararlaştırıldığı, yine satın alan tarafından davacıya 4 adet 57.000,00 TL tutarında( ..... tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, .... tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, .... tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, .... tarihli 15.000,00 TL tutarlı çek) çek verildiği,
buna karşılık davacıdan 57.000,00 TL'lik senet alındığının yazılı olduğu ve bu hususun taraflarca inkar edilmediği anlaşılmıştır.
Yine 54.000,00 TL tutarlı senet yönünden ise söz konusu senedin incelenmesinde senedin üzerinde 54.000,00 TL'lik çeklere karşılık ibarelerinin bulunması, davalının ise davacı tarafın toplam 111.000,00 TL tutarında çek verdiğini belirtmesi, bu çeklerden dördünün yukarıda da yazılan .... tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, ....tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, .... tarihli 14.000,00 TL tutarlı çek, .... tarihli 15.000,00 TL tutarlı çek olması, diğer üç çekin ise davalı tarafından 09/11/2020 havale tarihli dilekçesinde .... tarihli 14.000,00 TL bedelli, .... tarihli 20.000,00 TL bedelli , .... tarihli 20.000,00 TL bedelli çekler olması,
bu çeklerin incelenmesinde sadece .... tarihli 14.000,00 TL tutarındaki çekte davacının cirosunun bulunması, kaldı ki bu çekinde tahsil edildiğinin zaten davacının da kabulünde olması, diğer çekler yönünden ise çeklerin incelenmesinde, davacının imzasının, ünvanının bulunmaması karşısında ve senetlerin geçersiz sözleşmeye istinaden verilmiş olması karşısında mahkemenin menfi tespit davası yönünden vermiş olduğu kararın yerinde olduğu görülmüştür.
Davalı vekili her ne kadar çeklerin davacıya teslim edildiğini sözleşmede dahi yazılı olduğunu savunmuş ise de bu çeklerin davalı tarafından 3 tanesinin geri alındığı, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .,.. Esas sayılı dosyasının 15/03/2018 tarihli duruşma zabtında davalılar vekilinin vermiş oldukları savunmadan anlaşılmıştır.
Bu noktada artık söz konusu çeklerin keşideciye ibraz edilip, keşideci tarafından davacıya ödeme yapılıp, ardından bu çeklerin keşideci tarafından tekrar davalıya verildiğini ispat külfeti davalı üzerindedir. Sonuç olarak davalı taraf bu hususu ispatlayamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine davalı vekili menfi tespit davası yönünden müvekkili ... hakkında pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesi yönünde istinaf dilekçesi sunmuş ise de dava dilekçesinde açıkça ... pos cihazına ilişkin istirdat davası yönünden husumet yöneltildiğinin menfi tespit davası yönünden bu davalıya husumet yöneltilmediğinin açık olması karşısında davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.
Pos cihazından yapılan ödemelere ilişkin açılan davada; davacı ödemelerin araç ve fırın işletmesinin devri için yapıldığını iddia etmiş, davalı ise Unlu Mamullere ilişkin işletmesi bulunduğunu, 25.000,00 TL'sinin biriken yiyecek içecek borçlarına karşılık pos cihazından geçtiğini, kalan kısmını ise kart çekimi yapılarak parasını davacı tarafından nakit alındığını savunmuştur. Bu durumda 25.000,00 TL'lik kısım yönünden ispat yükünün davacıda olduğu, davacının ise 25.000,00 TL'lik pos cihazından çekim işleminde bu ödemenin hizmet karşılığı değil, işletme devri ve araç devri sözleşmesine istinaden yapıldığını kesin deliller ile ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Yine bilirkişi tarafından pos cihazından yapılan toplam 45.300,00 TL harcama tespit edildiği, davalının ise cevap dilekçesinde 25.000,00 TL'sinin yiyecek içecek karşılığı yapılan çekim olduğunu, kalan 20.300,00 TL'lik kısmın ise nakit para kaşılığı yapılan çekim olduğunu beyan etmesi noktasında yapılan incelemede; davalının bu savunması bağlantılı bileşik ikrar niteliğindedir. Bağlantılı bileşik ikrar ise bölünebilir niteliktedir. Bu durumda 20.300,00 TL tutarındaki pos cihazından çekim yapma işleminde ispat yükünün davalıda olduğu, davalının bu yöndeki iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda anlatılan gerekçe ile kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/75, K. 2024/88, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama