KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/193
- Karar No
- 2025/273
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 13/12/2024
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 13/03/2025
Karar Metni
2.241 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.
Davacı ile davalı arasında çamaşır temizlik işlerinin yapılmakta olduğunu, davalı şirketin çarşaf vb ürünlerinin temizliğinin davacı tarafında yapıldığını, temizliği yapılan ürünlerin davalı tarafa teslim edildiğini, teslim neticesinde davalı tarafa yapılan işlere istinaden fatura kesildiğini, ancak kesilen faturalara istinaden yapılacak ödemelerin yapılmadığım, bu nedenle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının herhangi bir ödemesi olmamasında rağmen haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini İddia ederek,
davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan borçlu aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Davalının yaz aylarında işlettiği otelinin mevcut olduğunu, işletmiş olduğu iş bu otelin çamaşırlarının temizliğinin dava konusu olduğunu, davalının işlettiği otelin çamaşırlarım yıllar önce davacı ... eşine yıkattığım, iş bu dilekçede ileri sürdükleri sorunların hemen hepsinin o günlerde yaşandığım bu sebeple de davacıya çamaşır yıkatılmasmdan vazgeçildiğim, davacı ... eşi ile şahsen tamşması sebebiyle davacı tarafın davalıya zaman zaman gerek telefonda görüştüğünü gerek otele gelerek ziyarette bulunduğunu,
davacı yanın eşinin çalışma teklifi üzerine davalının geçmiş yıllardaki sorunları çözdü iseniz çalışabiliriz yoksa çalışmayalım şekliyle uyarıda bulunmasına karşın kendilerinin artık sorunları giderdiğini, çamaşırların temiz düzgün ve zamanında yıkandığını beyan etmesi üzerine 2018 yaz sezonu çamaşır yıkamasının davacı yan ile gerçekleştirildiğini, 2018 yaz sezonunda yıkanan çamaşırların sürekli yırtık, lekeli, yıkamaya verilen çarşafların sayı olarak eksik gelmesi, bazen çok geç gelmesi,
zaman zaman davalının tekstillerinin başka otele gittiğinin dahi olduğunu, tüm bu hususların böyle olduğunun otel yetkilileri tarafından tutanak altına alındığım ve o dönem temizlik çalışanlarının tamamının bu duruma şahit olduğunu, tüm bu olumsuzlukların davacı yanın eşine sözlü olarak beyan edildiğini, bu hususların beyan edilmesi üzerine davacı taraf yetkililerinin bu yaşanan sıkıntılar karşısında fatura edilen bedelden indirim uygulayacaklarım beyan etmişselerde kötü niyetli olarak indirim uygulanmadığım, bu nedenle de yaşanan sorunların bedeli olan faturanın taraflarınca davacı yana kesildiğini,
kesilen bu bedelin uğradıkları zarar kadar olduğunu dava konusu bedelden mahsubu gerektiğini, çamaşır yıkamalarının otel için uygun rakamlı olabilmesinin şartının sezon başı çamaşır firmasıyla çalışmaya başlamak olduğunu, sezon ortası başka bir çamaşır firması ile anlaşmanın otel işletmesi için çamaşır yıkama birim maliyetlerini artıracağım, diğer yandan davacı tarafın yaşanan olumsuzlukları indirim olarak yansıtacağına binaen çalışılmaya devam edildiği ancak yaşanan sorunların her geçen ay bir önceki aya göre artması sebebiyle davacı yan ile 2018 yaz sezonu sonu itibariyle çalışılmaktan vazgeçildiğini, Savunarak,
davanın reddine, davacımn %20'den aşağı olmamak üzere tazminata, %10'dan aşağı olamamak üzere para cezasına, davalının avukatına avukatlık ücret tarifesi nedeniyle ödemek zorunda olduğu vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda tarafların icra takibine konu fatura yönünden 2018 yılına ait ticari belge ve dosyaları defterleri incelenmiş ve davalı tanığı ... ayıp ihbarı hususunda yeniden dinlenmiştir.
Ayrıntısı yukarıda açıklanan 21/06/2024 tarihli muhasebeci bilirkişi raporunda özetle tarafların icari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi davacının davalıdan 51.215,21TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibari ile davalının davacıya 33.216,38TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu davacı ile davalı yan kayıtlarının tetkiki neticesinde davacının düzenlediği tüm faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, ödemelerinde her iki taraf kayıtlarına göre aynı olduğu tek ihtilafın zayi bedeli olarak davalı tarafça kesilen 18.000,00TL tutarlı fatura olduğu,
davalı tarafça zayi olan ürünlere ait davacıya yazılı herhangi bir bildirim yapıldığına dair bir belge sunulmadığı ve davacı ticari defterlerinde bu zayi ürün bedeline ait faturanın kayıtlı olmadığı , davalının zayi
ürünlere ait alım faturalarına göre katlandığı , TTK’nın 23/1-c maddesine göre ayıp ihbarının satıcıya, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde; belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde yapılması gerekir.
Ayıp ihbarının yapılması belirli bir şekle tabi değil ise de ispatı her türlü delil ile yapılabileceği, dinlenen tanık ... beyanından da benzer mahiyette daha evvel dinlenen tanık ... beyanlarından aynı mahiyete olduğu, davalının davacıya yıkanan ürünlerdeki ayıpları -eksik olması ,yırtık olması, kirli ve pis kokması- söylediği, baştan bu yana davacı şirket yetkili ...'nın eşi ile iletişim kurulduğu,
iş sözleşmesinin kurulması ve ürün teslim alma aşamalarında da bu kişi ile muhatap oldukları, iş ilişkisinin bu şekilde yürüdüğü ve davacı şirket yetkilisinin eşi ile muhatap olunarak ilerleyen ilişki de ticari kayıtların da bu mihvalde usulüne uygun olarak tutulduğu ve oluşturulduğu, davalı yanın zayi ürün tutanağı ile sözlü olarak ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisinin eşine bildirim yapmasının işin niteliği gereği makul ve kabul edilebilir olduğu, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve ...
E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olduğu, zaten öteden beri sözleşmenin her aşamasında şirket yetkilisinin eşi ile muhatap olunduğu ve ticari ilişkinin bu şekilde ilerlediği,
davacı şirket yetkilisinin de bu ayıptan "haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbar ile haberdar edildiğinin" kabul edilmesi gerektiği , taraflar arasındaki işin/eserin özü zaten yıkanmak üzere verilen ürünün temizlenmesi olduğu , turizm sezonunda yoğun çalışan sürekli sirküle olup kirlenen ürünün yerine temizinin konulması gerektiği,
bu nedenle zayi edilen ürünlerin yerine yenilerinin satın alınarak ayıp nedeniyle iade faturalarının düzenlendiği ve mahsup edildiği ve ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisine de işin niteliği ve oluşu gereği usulüne uygun yapıldığı kanaati ile davalının çamaşırlarının yıkandığı fakat kötü yıkandığına ilişkin iddiasının bağlantılı bileşik ikrar mahiyetinde olduğu bu iddiasını tanık beyanlarıyla ispatladığı,
düzenlediği zarar faturasının da tutanaklarla örtüştüğü, ayıp ihbarınını da ticari ilişkinin oluşuna ve niteliğine göre usulüne uygun olarak yapıldığı kanaati ile bu sebeple kötü yıkama , eksik ürün teslimi nedeniyle ziya edilen ürün bedelin davacı alacağından mahsubu gerektiği, bu mahsuba bağlı olarak davanın bilirkişi hesaplaması ve davalı tarafından düzenlenen fatura bedeli mahsup edilerek kalan kısım için davalı itirazının iptaline,davanın 34.180,91 TL üzerinden kısmen kabulüne,
Antalya 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın bu tutar üzerinden iptaline ayrıca alacağın faturaya dayalı olmasına rağmen ayıp nedeniyle alacak miktarının mahsup yapılması ve ayıp nedeniyle zararın miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının inkar tazminatı ile davalının da kötüniyet tazminat taleplerinin reddine ve İİK'nın 67. Maddesine göre açılan bu davada para cezasına ilişkin bir hüküm olmadığından davalının bu yöne ilişkin talebinin reddine .." şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanığın bir çok şeyi bilmediğini söylediğini oysaki bilmesi gereken kişi olduğunu, davacının eşinin bundan yıllar önce vefat etmiş eski bir avukat olduğunu, yani tanık muhasebe müdürünün davacının eşine ayıp ihbarı yapabilmesi için ahirete kadar bir yolculuk yapmış olması gerektiğini, ayıp ihbarının kabul edilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, müvekkilinin açılan haksız (alacağından daha fazla icra takibi yapılması sebebiyle) icra takibi ve dava sebebiyle avukatına, avukatlık ücret tarifesi uyarınca ödemek zorunda olduğu vekalet ücretinin davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesi talepleri yerinde olmasına rağmen yerel mahkemece herhangi bir karar verilmediğini ayrıca % 10'dan aşağı olmamak üzere para cezasına hükmedilmesine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptaline ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır.
Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, "... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan "muteber olması için" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir.
Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır.
Hükme bu olanak da eklenmiştir." şeklinde açıklanmış ve böylece tacirler arasında ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır (HGK'nın 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar).
Bir başka deyişle, TTK m.18/3’deki tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır (Yargıtay 11. HD., 2020/4077 E, 2021/3351 K).
Dosyada, usule uygun böyle bir bildirimin yapıldığına dair ispata yarar bir delil sunulmamıştır. Tanık beyanı, somut olayda, ayıp ihbarının yapıldığını ispata yeter/elverişli değildir (Yargıtay 19. HD'nin 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327).
Mahkemece, "... davalı yanın zayi ürün tutanağı ile sözlü olarak ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisinin eşine bildirim yapmasının işin niteliği gereği makul ve kabul edilebilir olduğu..." ve "... turizm sezonunda yoğun çalışan sürekli sirküle olup kirlenen ürünün yerine temizinin konulması gerektiği, bu nedenle zayi edilen ürünlerin yerine yenilerinin satın alınarak ayıp nedeniyle iade faturalarının düzenlendiği ve mahsup edildiği ve ayıp ihbarının davacı şirket yetkilisine de işin niteliği ve oluşu gereği usulüne uygun yapıldığı.." şeklindeki gerekçeler ile ayıp ihbarının usulüne uygun yapıldığının kabulü dosya kapsamına uygun değildir.
İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu açıklamalar ışığında, davalının, usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının, bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur.
HMK m. 353/1,b-2 gereği; ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa bölge adliye mahkemesince davanın esasıyla ilgili olarak; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Bu yönlerle, yeniden hüküm kurulup, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, takip öncesi temerrüdün de oluşmadığının kabulü ile, davanın 51.215,21 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/193, K. 2025/273, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama