KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/631
- Karar No
- 2025/1093
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 13/06/2025
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazım tarihi
- 20/10/2025
Karar Metni
1.024 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davacı 04/07/2022 tarihinde kavun satışı yapmak üzere dava dışı üçüncü kişilerle anlaştığını, ve kavun nakliyesinin davalıya ait araç vasıtasıyla yapıldığını, kavunların bir kısmının satın alındığını kalan kısmının ise kendisine iade edilmesi gerekmesine rağmen davalının kavunları başka kişilere sattığını ve kendisine teslim etmediğini, bu hususun kantar fişinden ve hesaba yatırılan nakliye bedelinden ve ayrıca dinlenilecek tanıklardan ispat olunacağından belirterek kavun bedelinin tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, öncelikle görev itirazında bulunulduğu , davanın esasına yönelik olarak ise taraflar arasında nakliyeye ilişkin bir anlaşmanın olmadığını, kendisine kavunların teslim edildiğine dair her hangi bir delilin bulunmadığını, ücüncü kişi tarafından yatırılan nakliye bedelinin dava ile alakası olmadığını, kantar fişininde davayı ispatlayamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı tarafından davalıya karşı açılan alacak davasında arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olması sebebiyle 02/05/2025 tarihli tensip tutanağımızın 1 nolu ara kararı gereğince;
''davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini sunması için bir haftalık kesin süre'' verilmiş, tensip zaptı davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen yasal olarak verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış sureti sunulmamıştır.
Kaldı ki görevsiz mahkemede açılan dava dilekçesinde de arabuluculuğa başvurulduğundan bahsedilmediği ve yine arabuluculuk numarasının bildirilmediği, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın görevli olan mahkememizde yeni esas aldığı tarihten evvel arabulucuya başvurulduğuna ilişkin de tutanak sunulmadığı, sonuç itibariyle dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Bahsi geçen bu nedenlerle eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 3. ve 4. maddesi gereğince ticari davalardandır.
Davanın 21/07/2022 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, bu sebeple 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2 maddesi doğrultusunda davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin sürede mahkememize ibrazı için süre verildiği, davacı vekiline tebliğin 12/05/2025 tarihinde yapıldığı, verilen kesin süresi içerisinde arabuluculuk son tutanağını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmadığı, arabuluculuk numarasını da belirtmediği görülmüştür.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilecek olması, arabuluculuğun dava tarihinde yerine getirilmesi gereken bir dava şartı olması, sonradan tamamlanabilir ve giderilebilir şartlardan olmaması nedenleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/2 ve 115/2 maddesi gereği gereği arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında herhangi bir hukuki bir ilişki bulunmadığını, taşıma sözleşmesi kurulmadığını, davalı ile hukuki ilişkinin dava dışı 3.kişiler arasında kurulduğunu, ilk derece mahkemesince müvekkili ile davalı arasında bir taşıma sözleşmesi varmış gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, eldeki davada taleplerinin müvekkilinin davalının haksız fiili nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olduğunu, nitekim davalının Manavgat 4.Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, dolasıyla eldeki davanın ticari bir dava olmaması nedeniyle arabuluculuğa da tabi olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, davacının ıslah ve talep artırım dilekçesi göz önünde bulundurularak vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dairemizin 17/12/2024 tarihli önceki kararında da belirtildiği üzere taraflar arasında taşıma işinden kaynaklanan uyuşmazlık bulunduğu bu nedenle davanın ticari dava olduğu, dava tarihi itibariyle eldeki davanın arabuluculuk dava ön şartına tabi olması sebebiyle arabuluculuğa başvurulmamasından dolayı dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davacı tarafın 03/06/2024 tarihli dilekçe ve aynı tarihte yatırdığı tamamlama harcı ile talebini 29.135,50 TL olarak ıslah ettiği gözetilmeksizin bu miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın açıldığı tarihteki talep miktarı olan 500,00 TL üzerinden vekalet ücreti hükmedilmesi hatalı olmuş olup, davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2025/631, K. 2025/1093, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama