KÜNYE
T.C. Antalya
- Mercii
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1747
- Karar No
- 2025/328
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/04/2023
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Karar yazım tarihi
- 25/04/2025
Karar Metni
1.758 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracı ile 25/05/2021 tarihinde Denizli İli Pamukkale İlçesi ...
Mahallesinde normal hızda, kendi şeridinde kurallara uygun bir şekilde seyir halinde iken maliki ... ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın müvekkilinin aracına arkadan çarptığını ve tam kusurlu olarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, olay sonrası taraflarca kaza tespit tutanağı tutulduğunu, karşı yan araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğunu beyan ve imza ettiğini, kaza neticesinde müvekkilinin aracının ana aksamlarının değiştiğini, ciddi anlamda kaporta işçiliği ve boya işçiliği yapıldığını, müvekkilinin aracında yaklaşık 8.000,00 TL maddi hasar meydana geldiğini,
karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine 29/09/2022 tarihinde değer kaybı talebi için başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı sigorta şirketince yasal süresi içerisinde herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bu nedenle meydana gelen kaza nedeniyle şimdilik araçta oluşan 50,00 TL değer kaybının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı sigorta şirketi vekili davaya cevap dilekçesinde özetle;belirsiz alacak davası açılmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından ... plakalı araç için değer kaybı ve hasar tazminatı başvurusuna ilişkin açılan hasar dosyası neticesinde yapılan değerlendirmede meydana gelen hasar için 05/07/2021 tarihinde 3.127,00 TL,623,04 TL,181,89 TL ve 5.198,51 TL hasar tazminatı ile 12/07/2022 tarihinde 323,91 TL ekspertiz ücreti, 29/11/2022 tarihinde 3.267,06 TL değer kaybı ödemesi ve 12/12/2022 tarihinde 269,87 TL ekspertiz ücreti ödemesi olmak üzere toplam 12.991,28 TL ödeme yapıldığını,
müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri dahilinde olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun yapılan ödeme ile sona erdiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; " Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözönüne alınarak başlangıçta gösterilen miktar baz alınarak istinaf dilekçesinin kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmemesi gerektiği yönündeki kararlar doğrultusunda istinaf kanun yolu açık bırakılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesinin 28.09.2017 tarih 2017/909 Esas 2017/1358 Karar sayılı ilamı bu yöndedir. ) gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda araçta kaza sebebiyle hasar olmasına rağmen değer kaybı oluşmayacağı iddia edildiğini, davalı sigorta şirketi dava tarihinden sonra müvekkiline değer kaybı ödemesi yaptığını, davalı sigorta şirketinin dahi kabulünde olan değer kaybı oluşacağı olgusunun bağımsız bilirkişinin aksi yöndeki kanaati mantığa aykırı olduğunu,
Bilirkişinin yerleşik yargıtay içtihatlarına ve son anayasa mahkemesi kararına aykırı bir şekilde hazırlanmış olan raporuna taraflarınca itiraz edilmiş olup yerel mahkemece itirazlarımız değerlendirilmeyerek bilirkişi raporu yeterli görülerek karar verdiğini, İtiraza uğramış olan bilirkişi raporunun hükme esas olarak alınamayacağı ve ek rapor veya yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiği yerleşik yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, bununla ilgii olarak, Hukuk Genel Kurulu ...
E. ... K. Yargıtay 22. H.D. ... E. ... sayılı kararlarına atıfta bulunarak, itiraza uğramış bilirkişi raporunun hükme esas olarak alınamayacağı izahtan vareste olduğunu Yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilin aracının daha önceden aynı bölgeden hasarlı olması sebebiyle dava konusu kaza sebebiyle değer kaybı oluşmayacağı iddia edildiğini, Bu iddia Anayasa Mahkemesinin ... E. ve ...
K. sayılı 29.12.2022 tarihli son ilamı ile birlikte 2918 sayılı kanun 90. maddesinde yer alan “…değer kaybı tazminatının… piyasa değerinin, kullanılmışlık düzeyinin, hasara uğrayan parçalarının ve hasar tutarının dikkate alınarak hesaplanması…” İfadesinin Anayasaya aykırılık teşkil etmesi sebebi ile iptaline karar verildiğini,güncel Anayasa Mahkemesi ilamı doğrultusunda tazminat hesabı, Sigorta Genel Şartlarındaki ‘değer kaybına’ ilişkin hesaplama yöntemleri ve formüllerine göre değil, Türk Borçlar Kanunu Haksız Fiillere ilişkin hesaplama yöntemi ile hesaplanması gerektiğini,
değer kaybı hesabına yönelik tek kriter kazaya karışan aracın kazadan önceki piyasa değeri ile kazadan sonraki piyasa değeri arasındaki fark olduğu izahtan vareste olduğunu, davanın reddi şeklinde hüküm kurulması da usule aykırı olduğunu, yukarıda da izah edildiği üzere davalı sigorta şirketi değer kaybı tazminatı oluştuğunu kabul ederek dava tarihinden sonra ödeme yapmış olup, bu husus mahkemeye bildirildiğini, bu durumda yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davalının dava tarihinden sonra yaptığı ödemenin dikkate alınması ve hmk 331 gereğince aleylerine hüküm kurulmaması gerektiğini,
ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının sigorta şirketinin zımmen kabulü ve itiraza uğrayan raporun hükme esas alınması sebebi ile kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise dava tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödeme dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararının ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Zarar yönünden hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz.
Ayrıca, kural olarak araçta meydana gelen "değer kaybı" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre, kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir.
Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları)
Yukarıda belirtilen fark kriterine göre; kaza tarihi olan 25.05.2021 tarihi itibari ile dava konusu aracın tamir edilmeden önceki ikinci el rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el rayiç değeri tespit edilerek ikisinin arasındaki farkın değer kaybı olarak hesaplanması gerekir.
Davacı vekili yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda araçta kaza sebebiyle hasar olmasına rağmen değer kaybı oluşmayacağının iddia edildiğini, oysa ki davalı sigorta şirketinin dava tarihinden sonra müvekkiline değer kaybı ödemesi yaptığını, davalı sigorta şirketinin dahi kabulünde olan değer kaybı oluşacağı olgusunun bağımsız bilirkişinin aksi yöndeki kanaati açıkça akla ve mantığa aykırı olduğunu beyan etmiştir.
Bilirkişinin dosyaya ibraz ettiği rapora göre; kaza sonucu meydana gelen hasar nedeniyle aracın arka tampon parçasının değişiminin yapıldığı, toplam 1 adet parçanın boyanması gerektiği, parça tutarı 6.480,44.-TL ve işçilik tutarı 2.650,00.-TL olmak üzere toplam hasar bedelinin 9.130,44.-TL+KDV olduğu tespit edildiğini, Sigorta Bilgi Merkezinden yapılan sorgulamada aracın geçmiş hasar kayıtları incelendiğini, kaza tarihi olan 25.05.2021 tarihinden önce aracın;
1-13.09.2017 tarihinde 7.388.-TL,
2-06.04.2018 tarihinde 1.042.-TL tutarlarında 2 adet hasar kaydı olduğunu,
-Aracın markası, modeli, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, km'si, yaşı, hasar miktarı ile hasar gördüğü kısımları, ayrıca değişen arka tampon parçasının 06/04/2018 tarihli kazasında da hasar gördüğü, aracın aynı bölgesinden hasar görmesi halinde daha önceden değişen onarılan ve boyanan parçasından dolayı araçta değer kaybı oluşmayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle 25.05.2021 tarihindeki kazasından önceki ikinci el piyasa satış değeri 150.000.-TL, aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri ise 150.000.-TL olarak değerlendirilerek,
araçta herhangi bir değer kaybı oluşmadığı neticesine varıldığı,-Aracın markası, modeli, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, km'si, yaşı, hasar miktarı ile hasar gördüğü kısımları, ayrıca değişen arka tampon parçasının 06/04/2018 tarihli kazasında da hasar gördüğü, aracın aynı bölgesinden hasar görmesi halinde daha önceden değişen onarılan ve boyanan parçasından dolayı araçta değer kaybı oluşmayacağı hususu da dikkate alınmak suretiyle;
- 25.05.2021 tarihindeki kazasından önceki ikinci el piyasa satış değeri 150.000.-TL, - aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri ise 150.000.-TL olarak değerlendirilerek, araçta herhangi bir değer kaybı oluşmadığı, -Dava dosyasında mevcut davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilmiş olan 29.11.2022 tarihli mahsup fişi incelendiğinde davacıya 3.627,06.-TL değer kaybı bedeli ödemesi yapıldığı görüldüğünü, rapor etmiştir.
Görüldüğü üzere, bilirkişinin gerekçelendirdiği raporunda son kaza tarihi olan 25.05.2021 tarihindeki kaza neticesinde aracın arka tampondan darbe aldığı, değişen arka tampon parçasının aracın 2. kazası olan 06/04/2018 tarihli kazasında da hasar gördüğü,
aracın aynı bölgesinden hasar görmesi halinde daha önceden değişen onarılan ve boyanan parçasından dolayı araçta değer kaybı oluşmayacağı, bu nedenle aracın aldığı darbenin sadece plastik tampon parçasına olup, bu parçanın daha önceki kazada da değiştiği, aracın aynı bölgesinden plastik arka tampondan tekrar hasar görmesi halinde daha önce zaten değişen onarılan ve boyanan parçasından dolayı araçta değer kaybı oluşmayacağı tabiidir.
Araçlardaki plastik tamponun darbe emici esnek malzemeden yapılması ve tamir maliyetini azaltması nedeniyle, kazalarda aracın aldığı darbeyi azaltma ve canlılara karşı esnek koruyucu özelliği bulunduğundan, tampondan alınan mini onarım darbelerin genelde ikinci el araç alımsatımlarında araç kazası olarak nitelendirilmediği ve değer azaltıcı kabul edilmediği bilinen bir durum olup, bilirkişi de zaten kaza nedeniyle aracın aldığı darbenin sadece plastik arka tampon parçasına olup, bu parçanın daha önceki kazada da değiştiğinden aracın aynı bölge olan plastik arka tampondan tekrar hasar görmesi halinde değer kaybı hesabının;
- 25.05.2021 tarihindeki kazasından önceki ikinci el piyasa satış değeri 150.000-TL,
- aracın 25.05.2021 tarihindeki kazadan sonra tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri ise 150.000-TL
olarak hesaplayıp, araçta değer kaybının 150.000TL - 150.000TL = (0)sıfır hesaplamış, bu nedenle kaza nedeniyle araçta herhangi bir değer kaybı oluşmadığı rapor edilmiştir.
Bilirkişinin ibraz ettiği rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli ve gerekçelidir, belgeye, araştırmaya ve hesaplamaya dayalıdır. Buna rağmen sigorta şirketi tarafından araçtaki plastik arka tampon parça değişimi nedeniyle davacıya 3.627,06.-TL değer kaybı bedeli ödemesinin yapılmış olması, bu dosyada da bilirkişiye sigortanın ödeme yaptığı gibi mutlaka bir değer kaybı bedeli tayin et demek olur ki, bu uygulamada araçlardaki değer kaybının gerçek zarar tutarı olduğu ve gerçek zarar hesabı yapılması gerektiği esasına aykırıdır. Tazminat miktarı hiçbir zaman meydana gelen gerçek zarar tutarını aşmamalıdır. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz.
Bu nedenle davacının aracında bakiye değer kaybı zararının bulunmaması, aracın 13/09/2017 tarihli ve 06/04/2018 tarihli iki adet hasar kaydının bulunması, dava konusu aracın son kazası neticesinde önceden tamir gören plastik arka tamponunun tekrar hasar gördüğünden davacının değer kaybı tazminat talebinin reddi gerektiğinden, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, usule ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle kanıtların toplanması ve değerlendirilmesinde bir usulsüzlük görülmemesine,
mahkemenin ilamda yazılı şekilde ortaya koyduğu takdirine, mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1747, K. 2025/328, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama