KÜNYE
T.C. Antalya
- Mercii
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1191
- Karar No
- 2025/475
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/12/2023
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 16/05/2025
Karar Metni
1.302 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu... plakalı araç ile 24.02.2020 tarihinde ... istikametinden .... yolunda seyir halindeyken...'un sürücüsü olduğu...nin maliki olduğu ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesi tutulan tutanaktan ve sonradan belirlenen kusur oranına göre müvekkilinin aracına çarpan araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza sonucu müvekkilinin aracının hasar gördüğünü, aracın tamiri yapılmış olsada müvekkilinin aracının onarıldıktan sonraki mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübedele değerinden az olacağının muhakkak olduğunu,
davacının aracına orjinal parçalar dışında (servisi olamayan yerde) parçalar takılarak ayrıca değer kaybına yol açıldığını, bu konuda da ayrıca eksper raporu alındığını, ayrıca müvekkilinin hasar gören aracının tamiri sırasında tamir süresince aracından mahrum kaldığını, müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın kazadan önce herhangi bir hasarının bulunmadığını, tramer kayıtlarından da sorgulanabileceğini, TBK'nın haksız fiil ile alakalı ve devam eden maddeleri gereğince araç sürücüsünün araç maliki ile maddi tazminat talebinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını,
dava konu taleple ilgili Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Esas...Karar sayılı davada görevsizlik kararı verildiğini, görevsizlik kararı ile dosyanın Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...
Esas...Karar sayılı davada arabuluculuk şartı eksikliği gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, işbu kararın kesinleştiğini, arabuluculuk şartını gerçekleştirmek için arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın tazminat açısından belirsiz alacak davası olarak yürütülerek trafik kazası sonucu araçta meydana gelen değer kaybı,
orijinal parça kullanılmamasından dolayı uğranılan zarar ile aracın kullanılmamasından doğan zarar nedeniyle tazminat taleplerinin davalılardan kaza tarihi olan 24.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın niteliği ve yargılama süresi dikkate alınarak davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, görev itirazlarının bulunduğunu, kazanın iş kazası olduğunu, davacının taleplerinin açık olmadığını, davacı tarafça hangi alacak kalemi için ne kadar talepte bulunulduğunun açık bir şekilde belirtilmediğini, davacının sevk ve idaresindeki aracın aniden kamyonun önüne çıkması ve kamyona çarpması ile kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının tam ve tek kusurlu olduğunu,
müvekkili şirketin işçisinin meydana gelen kazada hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, müvekkillerinin üzerlerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davanın ...ye,....'ye ve.....'ye ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "Davanın kısmen kabulü ile, 20.000,00 TL bakiye değer kaybı tazminatının kaza tarihi olan 24.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, orijinal parça kullanılmamasından kaynaklı kazanç kaybı ve araç mahrumiyet tazminatı taleplerine ilişkin fazlaya dair taleplerin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıya ait olduğunu, bilirkişi tarafından hatalı değerlendirme sonucu müvekkili şirkete ait aracı kullanan diğer müvekkili...'a kusur izafe edilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin araçtaki kör nokta aynalarını kontrol ettiğini ve bu şekilde aracı kullandığını davacıya ait araç 2011 model olup mevcut kilometresi de dikkate alındığında değer kaybı yönünden tespit edilen miktarın yüksek olduğunu, dava konusu aracın tramer sorgulamasına göre bu kaza dışında 3 adet kazaya karıştığının anlaşıldığını, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, Trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı kazanç kaybı ve ikame araç bedeli istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 30.11.2023 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
Davacı adına tescilli aracın trafik kaydına göre, binek türü bir araç olup tescil kayrında cinsinin otomobil (AF çok amaçlı) şeklinde yazdığı, davacı her ne kadar gerçek kişi tacir sıfatına sahip ise de; davacıya ait aracın tescil kaydında ticari araç olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı, ticari araçların yolcu ve yük taşımacılığı işleri için tercih edilen ve yüksek iç hacme sahip olan araçlar olduğu, hususi araçların ise kişisel kullanım özeliklerine göre ruhsat bilgilerinde belirtildiği AF çok amaçlı ibaresinin ticari araç olduğu anlamına gelmediği, binek türü arabalar için kullanım amacını ve özelliklerini tanımlayan bir kod olduğu anlaşılmaktadır.
Davalılar kazaya karışan aracın işleteni ile sürücüsüdür. Kaza tespit tutanağından anlaşıldığı üzere davacı ...'a ait hususi otomobil hasara uğramıştır. Davalılar arasında karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmamaktadır. Davacının talebi kendi adına tescilli özel otomobilinin kazadan dolayı değer kaybı ve ikame araç bedeline ilişkindir. Bu itibarla dava ticari dava niteliğinde olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanı içinde bulunmaktadır.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalıların istinaf isteminin kamu düzeni nedeniyle kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1-a-3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
....
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1191, K. 2025/475, 16 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama